2026.04.02 09:31 Son Güncellenme: 2026.04.03 01:06 - GÜNDEM
İBB'ye yönelik, aralarında tutuklu İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 402 sanıklı davada ara karar çıktı. Karara göre 18 isim tahliye edildi.
Cumhuriyet'ten Engin Deniz İpek ve Batuhan Serim'in aktardığına göre, CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 107'si tutuklu 402 sanıklı İBB davasının duruşması dördüncü haftada devam ediyor. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Silivri Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki 1 No'lu salonda devam eden duruşmanın bugün 15'inci celsesi görülüyor.
İlk 4 haftada 14 duruşma günü geride kaldı. 9 Mart'ta duruşmaların görülmeye başladığı İBB davasında Mahkeme Heyeti, bugün ilk tahliye kararını verecek.
İşte duruşmada anbean yaşananlar:
00.38 | TAHLİYE KARARLARININ ARDINDAN...
Geçen hafta savunma yapan İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar, salondan çıkarken "Açılışlarımızı yapın, tüm raylı sistemleri açın" diye bağırdı.
CHP'li Aykut Erdoğdu ve İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün, yumruklarını havaya kaldırarak salondan ayrıldı.
Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, güler yüzle izleyicileri selamlayarak aşağı indi.
Bir tutuklu yakını da basın mensuplarına şu sözlere sitem etti:
"Cebeci Maden Sahası'nda işçiler, kantarcı, personel.. Herkes yargılanıyor. Fiş kesen adam burada, hala tutuklu ama şirketin sahibi firari. Hiçbiriniz araştırmadınız"
00.25 | 18 KİŞİYE TAHLİYE KARARI
Tahliye edilen isimler şu şekilde oldu:
SIRRI KÜÇÜK
FATİH YAĞCI
ALİ ÜNER
EVREN ŞİROĞLU
ALTAN ERTÜRK
EBUBEKİR AKIN
HÜSEYİN YURTTAŞ
KADİR ÖZTÜRK
MUSTAFA BOSTANCI
SABRİ CANER IRCA
BARAN GÖNÜL
MAHİR GÜL
KADRİYE KASAPOĞLU
DAVUT BİLDİK
ESAR HURİ BULDUK
ŞEHİDE ZEHRA KELEŞ YÜKSEL
BAŞAK TATLI
NAZAN BAŞELLİ
Tahliye edilen isimlere yurtdışına çıkma yasağı getirilirken, kararın oybirliğiyle verildiği bildirildi.
Savcının mütalaasında talep ettiği 7 ismin tamamı hakkında tahliye kararı verildi.
Mahkeme Başkanı, talebin dışında 11 isim hakkında daha tahliye kararı verdi. Toplam 18 isim tahliye edildi.
Ekrem İmamoğlu, Resul Emrah Şahan, Mehmet Murat Çalık dahil hiçbir CHP'li Belediye Başkanı hakkında tahliye kararı verilmedi.
89 isim tutuklu yargılanmaya devam edecek. Duruşma pazartesi günü saat 10.00 itibarıyla sanık savunmaları alınarak devam edecek.
Mehmet Murat Çalık'ın annesi kararın ardından gözyaşlarına boğuldu.
22.40 | İMAMOĞLU KÜRSÜDE
Ekrem İmamoğlu'nun avukatı, kendilerinin yerine İmamoğlu'nun konuşmasını talep etti. Mahkeme Başkanı talebe "sadece avukatlara söz vereceğiz" diyerek olumsuz yanıt verdi. İmamoğlu sanık kürsüsüne gelerek itirazda bulundu.
İtirazların ardından Ekrem İmamoğlu 15 dakika süre kısıtıyla kürsüye geldi. "Çok teşekkür ederim sayın başkan" diyerek sözlerine başladı. İmamoğlu, "Çok kötü bir sürecin yönetilmesini tekrar dinlemekten çok büyük bir üzüntü duydum" diyerek açıklamalarına devam etti.
İmamoğlu:
"Duruşma TRT'den canlı yayınlansaydı iddia makamı rezil rüsva olurdu. Canlı yayını istemeyen sayın Erdoğan'ın kulakları çınlasın, istediğini çok kez dile getiren sayın Bahçeli'nin de çınlasın. Sayın Erdoğan istemedi çünkü şeffaflığı bir kez daha istemedi, gizlilik ne yazık ki işlerine geliyor. Biz bu konuyu milletimize bıkmadan, usanmadan anlatmaya devam edeceğiz. Biraz vicdan, erdem, irfan varsa her iki siyasi parti lideri de buraya temsilci yollasın izletsin, dinletsin. Başımızın üstünde yerleri var.
"İnsanların canına, malına, iffetine, namusuna nasıl kast edilir... Bunlar insan evladı. Bunları yapan insan evladı değil mi? Annesi, babası, kardeşi, evladı yok mu?
Sana demiyorum iddia makamı, sizinle ilgili değil... Bu, millete nasıl reva görülür? Bu, 'kişi kendinden bilir işi' meselesidir. Sayın heyet, ben sizin önyargı taşıdığınıza inanmıyorum, birilerine bağımlı olduğunuza inanmıyorum, inanmak istemiyorum.
Yüce Türk milleti kadimdir, günü geldiğinde adil mahkemeler huzurunda mutlaka gereği yapılmıştır."
Tutuksuz yargılama çağrısı yapan İmamoğlu şöyle devam etti:
"Bu arkadaşlarım mı kaçacak, namusu için yaşamış bu insanlar mı kaçacak, milyonlarca insanın oyunu almış bu insanlar mı kaçacak? Devlet pusu kurar mı? Bize yakışır mı? Kaç bin yıllık devletiz biz... Ayıptır ya... Baba için evlat rehin alınır mı ya? Bu nerede görülmüş? Eş üzerinden biri tehdit edilir mi? Kadim devletimize yakışır mı? Nasıl olacak? Nasıl rahatlayacak bu millet?
"Baba için evlat alınır mı? Bunu kim görmüş? Devlet, kadın eş üzerinden birini tehdit eder mi? Baba tutuklu, oğul tutuklu, yeğen tutuklu, müvekkilini savundu diye avukat tutuklu. Bu bizim kadim devletimize yakışır mı? Nasıl olacak?
"Bu iddianame değil. 4 bin sayfalık iftiraname ya da terfiname. Buradaki genç, yaşlı insanlar.. Birçoğunu burada tanıdım. Bu davanın öncesinde dosyalara bakmadan kararlar verildi. İki tanesine katıldım. O kararlarda hakimlerin çevresinde 30 tane güvenlik görevlisi vardı. Siz bu şartlar altında karar verebilir miydiniz? Duruşma devam ederken kaçıp çıkan hakimler.. Ben bunları yaşadım."
"Herkese, özellikle kadınlara yapılan bu muameleyi kabul etmek mümkün değil. Engelli çocuğu olanlara bile engelliliği üzerinden tehditler yapıldı. Ben asla saygısızlık etmem, edeni de sevmem. Hep devletim için yaşadım, bunun için kahroluyorum ben. "Milyon dolar ver seni tahliye ettireyim diyen avukatlar var. (İddia makamına dönerek) Nerede bu savcılık? Nerede cesur iddia makamı? Utanmayacaklar mı bu insanları dinlemeyenler? Böyle bir yalan, iftira olur mu?
Bu sefillikler bizi yakıyor, yıkıyor. Size soruyorum; bu gidişatı bitirecek misiniz yoksa sürdürecek misiniz? Tarihin çok önemli bir konumundasınız.
Çalınan zamanın hesabını kim verebilir? Zulüm bir insana yapılacak en büyük işkencedir. Söyleyeceğim her şey sizin yargılama sürecinize katkı sağlayacak şeyler. Tarih bunu yazacak, buradan kimse kazançlı çıkmaz."
Ekrem İmamoğlu: "Tutuksuz yargılanmak haktır. Bütün tutuklu arkadaşları serbest bırakın, ben buradayım, teşekkür ederim" diyerek sözlerini tamamladı.
İmamoğlu'nun konuşmasının ardından salondan alkışlar yükseldi.
İmamoğlu mahkeme salonundan nezarete inerken salona şöyle seslendi:
"Bu siyasi bir davadır çökecek. Adalet bu ülkeyi kurtaracak"
Mahkeme Başkanı duruşmaya en az 1 saat ara verildiğini söyledi.
22.20 | "TUTUKLULUĞUN DEVAMI, ETKİN PİŞMANLIKTA BULUNAN KİŞİNİN CEZALANDIRILMASI ANLAMINA GELİYOR"
İBB Davası'nın etkin pişmanlıkçılarından, inşaat şirketi sahibi Adem Soytekin'in avukatı Simge Büyük de tahliye talebinde bulundu:
"Müvekkilin yaptığı tüm inşaatlar kamu yararına yapılan ve kullanılan yerlerdir. İddia makamı bu işlerdeki dekontları dosyaya sunmuş ama işleri dosyaya koymamış.
Etkin pişmanlık kapsamında verdiği belgelerin bile kendisinin aleyhinde kullanıldığını gördük.
Tutukluluğunun devamı, etkin pişmanlıkta bulunanın cezalandırılması anlamına geliyor.
Müvekkilim güvenlik nedeniyle duruşma salonunda diğer sanıklardan ayrıldı, jandarma korumasına alındı. Bu, sürecin ağırlığını daha da artırıyor."
21.30 | MURAT ONGUN, MEDYA AŞ'DEN TUTUKLU KADIN ÇALIŞANLAR TAHLİYE EDİLMEDEN TAHLİYE EDİLMEK İSTEMEDİ
İBB Davası'nda, tahliye taleplerinde sona yaklaşılırken, dosyanın dikkat çeken isimlerinden, İmamoğlu'nun danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un avukatı Rahşan Sertkaya Danış söz aldı. Savunmasında iddianamenin kapsamına ve müvekkiline yöneltilen suçlamalara değinen Daniş, "3 bin sayfalık metnin 2 bin 200 sayfasında müvekkilime suç isnat ediliyor" dedi.
Daniş, Ongun'un görev tanımına dikkat çekerek, iddia edilen hiyerarşik ilişkilerin gerçekçi olmadığını ifade etti:
"Murat Ongun İBB'nin her organında görev verilmiş biri değildi. Görevi İBB'nin ve İmamoğlu'nun faaliyetlerini 16 milyon İstanbulluya sağlıklı şekilde iletip tanıtmaktı. Aynı şekilde 2019'da başlayıp devam eden dezenformasyon faaliyetlerine karşı koymaktı. Bir genel sekreter, başkanın basın danışmanından (Ongun) neden talimat alsın? Hiyerarşide onun üstünde zaten. Anadolu Yakası Zabıta Müdürü Nazan Başelli, hangi gerekçeyle müvekkilimle ilişkilendirilebilir? Buna kargalar güler ama biz gülmedik."
İddianamenin hazırlanış biçimini de eleştiren Daniş, soruşturmanın kurgusal bir çerçeveye oturtulduğunu savundu:
"Savcılık makamı, müvekkilimi adeta pinyata yapmış, içinden şeker çıkacak diye sopayla acımasızca vurdular. Savcılık makamı neden böyle bir şehvetli anlatım gereği duymaktadır peki? Bu soruşturma anlatı odaklıdır. Bu tip soruşturmalarda savcılık makamı önce hakikate aykırı bir hikaye, daha sonra hedef alınacak kişileri ve sonra hikayeyi destekleyecek materyalleri toplar."
Savunmasının sonunda Daniş, müvekkilinin yalnızca kendi durumu üzerinden bir değerlendirme yapılmasını istemediğini belirterek şu ifadeyi aktardı:
"Müvekkilim, haksız yere çocuklarından ve ailesinden uzak bırakılmıştır ancak kendisi, Medya AŞ bünyesindeki tutuklu kadın çalışanlar tahliye edilmeden önce tahliye talebinde bulunmak istemediğini tarafıma açıkça ifade etmiştir. Müvekkilim Murat Ongun ve meslektaşımız Mehmet Pehlivan hakkında tahliye kararı verilmesini saygıyla talep ederim."
21.20 | "İDDİAYA GÖRE MÜVEKKİLİM TUTUKLAMAYA KONU İDDİALARI GÖZALTINDAYKEN İŞLEMİŞ"
İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün'ün eşi ve aynı zamanda avukatı Sinem Keleş Gürkan sözlerine, "Ben bugün burada karşınızda sadece bir müdafi olarak bulunmuyorum. Aynı zamanda bu dosyadaki hukuksuzluğu, ilk gözaltı işleminden itibaren deneyimleyen bir eş olarak, Gürkan Akgün'ün eşi olarak da karşınızdayım. Bu dosya sadece arkanızda dizdiğiniz klasörlerden, kağıt yığınlarından ibaret değil; karşıda izleyici sıralarında bekleyen eşler, anneler, babalar ve evlerde büyüyen çocuklar var" diyerek başladı.
Ceza hukukunun varsayımlarla değil, şahsi kusur ve somut delillerle yürüdüğünü vurgulayarak, "Müvekkilim Gürkan'ın tutukluluğa sevk yazısına bakmanızı rica ediyorum. 19 Mart 2025'te gözaltına alındı. 22 Mart akşamı adliyeye getirildi. 23 Mart gece saat 03.00'te savcılık ifadesi alındı. Ancak sevk yazısında suç tarihi 22 Mart 2025 olarak görünüyor. Yani iddiaya göre müvekkilim, tutuklamaya konu suçları gözaltındayken işlemiş. Sayın Heyet, müvekkilin gözaltındayken bu suçları işleyecek bir süper gücü yok. Tabii ki ironi yapıyorum; çünkü bu fahiş hata bile dosyanın özensizliğinin, 'Önce tutuklayalım, sonra gerekçe ve delil buluruz' mantığının en somut kanıtıdır" şeklinde konuştu.
Gürkan Akgün'ün gözaltına alındığı tarihlerde evlilik hazırlıkları yaptıklarını belirten Sinem Keleş Gürkan, Temmuz ayından bu yana evlilik fotoğraflarının kendilerine verilmediğini söyledi, "Biz anılarımız kaybolmasın diye, hafızamız silinmesin diye yapay zeka ile nikah fotoğraflarımızı yaptık, ürettik. Ancak gerçek anılarımız birilerinin korkusu yüzünden rehin tutuluyor" dedi.
21.00 | İLACI MAZGALDAN VERMİŞLER
İBB davasında, aralarında İmamoğlu'nun da olduğu son beş tutuklu sanığın avukatlarının da beyanlarını tamamlamasının ardından, mahkemenin tahliyelere ilişkin ara kararını açıklaması bekleniyor. İBB ile ticari danışman olarak çalışan tutuklu Güldem Şık'ın avukatı Alper Köleoğlu ise savunmasında müvekkilinin maruz kaldığını belirttiği koşulları anlattı:
"Müvekkilim Sakarya'ya sevk edilirken, Silivri'den çıkışı sırasında dosyasına 'intihar riski' notu düşüldü. Bu gerekçeyle günler boyunca ortak alanda, sürekli aydınlatma ve kamera gözetimi altında tutuldu. Hayatı boyunca antidepresan kullanmamış biri hakkında bu şekilde bir değerlendirme yapılarak tecrit benzeri bir uygulamaya maruz bırakıldı."
"Bu süreçte sağlık sorunları yaşadı ancak kendisine doğrudan ilaç verilmedi, 'ilacı mazgaldan vereceğiz' denilerek onur kırıcı bir uygulama dayatıldı. Sevk sürecinde de benzer muameleler sürdü. Duruşma günü sabah erken saatlerde kapalı bir araca bindirildi, ardından araç değiştirildi. Birden fazla kez araç değiştirilerek uzun ve yorucu bir şekilde buraya getirildi."
"Dosyada yer alan ifadeler incelendiğinde, nisan ayında bir kişinin verdiği beyan ile kısa süre sonra başka bir kişinin verdiği ifadenin neredeyse birebir aynı olduğu görülüyor. Yazım hatalarına kadar aynı olan bu metinler üzerinden suçlama yöneltiliyor. Ayrıca müvekkilimin mal varlığı incelendiğinde herhangi bir haksız kazanç unsuruna rastlanmamaktadır."
Murat Ongun, Tuncay Yılmaz, Adem Soytekin, Fatih Keleş ve Ekrem İmamoğlu'nun ardından mahkeme tahliye kararlarını açıklayacak.
20.00 | EKREM İMAMOĞLU'NUN 'GEÇMİŞ OLSUN' TELEFONU 'ÖRGÜT İDDİASI' OLARAK DOSYAYA EKLENMİŞ
İBB İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Ramazan Gülten'in avukatı Enes Ermaner, "Müvekkilim hakkında eylemlerin şüpheli listesi ve değerlendirme kısmı haricinde hiçbir yerde hiçbir somut isnat yok. Siz de iddianameyi önünüze açtığınızda hiçbir müşteki beyanında, hiçbir etkin pişmanlık beyanında isminin bulunmadığını göreceksiniz. Müvekkilimin ismi sadece iki tane gizli tanık ifadesinde geçiyor; bir tanesi Zeytin, bir tanesi Ladin. Burada müvekkilime atılı hiçbir somut isnat yokken, müvekkilim sadece ilgili dönemde İmar Müdürü olması nedeniyle bu soruşturmada, bu eylemde şüpheli olarak konulmuş. Şu iddianamenin içeriğinde müvekkilime ilişkin hiçbir somut isnat yok" dedi.
Gülten'in "örgüt lideri" olduğu iddia edilen Ekrem İmamoğlu ile sadece bir tane telefon görüşmesi olduğunu söyleyen Ermaner, "O da, müvekkilim yıkım kararı aldığı Üsküdar sahilindeki kaçak yapıları yıkmak üzere gittiği yerde darp edilmesi sonucu, Ekrem İmamoğlu tarafından aranıyor. O 'geçmiş olsun' telefonu dahi dosyaya örgüt iddiası olarak eklenmiş. Bunun kabul edilmesi mümkün değil" ifadelerini kullandı.
"MASAL KİTABI YAZAN SUÇ ÖRGÜTÜ ÜYESİ OLUR MU?"
Gülten'in cezaevinde tutuklu bulunduğu süreçte masal kitabı yazdığını açıklayan Ermaner, "Masal kitabı yazan suç örgütü üyesi olur mu Allah aşkına? Böyle bir durum olmaz. Dolayısıyla ben müvekkilimin o kitabına da yazdığı bir cümleyle bitirmek istiyorum savunmamı: 'Bir müjdeyi taşımak için büyük kanatlar değil, güçlü bir yürek gerekir.'" şeklinde konuştu.
16:40 | "BU DOSYADA RÜŞVET OLMADIĞI, AYNI SUÇ ÖRGÜTÜ ÜYESİ OLUNMADIĞI GİBİ ORTAYA ÇIKACAKTIR"
İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökce'nin avukatı Aynur Tuncel Yazgan, tahliye talebine ilişkin beyanında, soruşturma sürecinde sanıkların "insan değil eşya gibi" değerlendirildiğini öne sürdü. Yazgan, mahkemenin de sulh ceza hakimlikleri gibi bireysel değerlendirme yapmadığını savundu.
Rüşvet suçlamalarının somut temelden yoksun olduğunu belirten Yazgan, bu suçlamaların sanıklar üzerinde baskı kurmak ve etkin pişmanlığa yönlendirmek amacıyla kullanıldığını iddia etti. Dosyada ne rüşvet ne de örgüt üyeliği bulunduğunu savunan Yazgan, bunun yargılama sürecinde ortaya çıkacağını ifade etti.
Müvekkiline yöneltilen "ihaleye fesat karıştırma" suçlamasının ise yalnızca ihale sürecindeki rutin ve şekli işlemlere dayandığını belirten Yazgan, ortada hile ya da kamu zararı bulunmadığını vurguladı.
Yazgan, "Rüşvet iddiası insanları töhmet altında bırakmak için, etkin pişmanlıktan yararlandırmak için, morallerini bozmak için, ne olduklarını anlamasınlar, kendilerini savunmasınlar diye kullanılmış bir suç tipidir. Bu dosyada rüşvet olmadığı, aynı suç örgütü üyesi olunmadığı gibi ortaya çıkacaktır" dedi.
16:30 | İMAMOĞLU DURUŞMAYA DOSYAYLA GELDİ
Ekrem İmamoğlu, avukatların tahliye taleplerini dinlerken, yan yana oturduğu ve kendisiyle aynı dosyadan tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan ile sık sık diyalog halinde.
Aynı zamanda İmamoğlu bugün duruşmaya elinde bir dosyayla geldi ve ara ara notlar alıyor.
16:00 | İMAMOĞLU HAKİME SESLENDİ
Avukat Ruşen Gültekin, müvekkili Elif Güven'in, Silivri'den ambulansa bindirilip "hastaneye götürüyoruz" denilerek Çağlayan'a ifade alınmaya götürüldüğünü belirtti.
Gültekin, 30 yıllık savcı olduğunu belirterek, "Böyle iddianame olmaz" dedi.
Gültekin'in ifadesin ardından İmamoğlu, olduğu yerden hakime, "Bu kadınlara yapılan işkence, sadistlik. Bu başka türkü tanımlanamaz. Bu sadistlik iddia makamı diye tanımlanamaz! Sayın Başkan bu kadınlara yapılan işkenceyi dikkate alın lütfen" dedi.
"BU KADAR HATA BUNDAN MI KAYNAKLANDI?"
Medya AŞ Halkla İlişkiler Müdürü Elif Güven'in avukatı Mehmet Ruşen Gültekin, yargılamada savunma koşullarının kısıtlandığını belirterek müvekkiliyle duruşma sırasında iletişim kuramadıklarını söyledi.
Gültekin, Güven'i ayağa kaldırarak mahkeme heyetine "insani temas" çağrısı yaptı ve tutukluluğun vicdani değerlendirilmesini istedi.
Dosyadaki suçlamaların somut delillere dayanmadığını savunan Gültekin, iddianamenin büyük ölçüde "sözlerden" oluştuğunu ifade etti. "O şunu dedi, bu bunu dedi" şeklindeki anlatımların ceza yargılamasında hükme esas alınamayacağını vurgulayan Gültekin, rüşvet suçlamaları için para trafiği ya da haksız zenginleşme gibi maddi unsurların ortaya konulmadığını söyledi.
İddianamenin hazırlanışına da eleştiri yönelten Gültekin, dosyanın mahkeme tarafından iade edilmesi gerektiğini düşündüğünü dile getirerek, mevcut haliyle hataların yargılama sürecinde giderilemeyeceğini savundu. Yargılamanın geldiği noktada yalnızca mahkemenin vicdanına seslenebildiklerini belirten Gültekin, sürecin hem savunma hem de sanık yakınları açısından izahının güç olduğunu ifade etti.
Gültekin şöyle devam etti:
"Bu iddianameyi hazırlayan bir başsavcımız var. Başsavcılık bir 'kül'dür, bize böyle öğretildi. O başsavcı şu an Adalet Bakanımız ve Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanımızdır. Biz biliyoruz ki, geçmişte beraber de çalıştığımız üzere, başsavcımız meslek hayatı boyunca hiç iddianame hazırlamadı. Muhtemelen hazırladığı ilk iddianameyle karşı karşıyayız; acaba bu kadar hata bundan mı kaynaklandı diye düşünmüyor değilim. Bu aşamada sadece yargılama makamı olarak sizin vicdanınıza seslenebiliriz. Çünkü bu hataları buradaki hepimiz biliyoruz, herkes birbirinin gözüne bakıyor. Bazen bu durumu müvekkillerimize, müvekkil yakınlarına anlatmakta bile zorlanıyoruz."
15:30 | "ORTA ÇAĞ'DAKİ SÜRGÜNLER GİBİ..."
Eski Medya AŞ Genel Müdürü olan ve Silivri'den Afyonkarahisar'daki cezaevine sevk edilişi ve cezaevi koşulları uzun süre tartışma yaratan İpek Elif Atayman'ın avukatları da tahliye talebinde bulundu.
Avukat Mehmet Ümit Erdem, Atayman'ın görev süresi ve yetkilerini hatırlatarak, iddianamede çizilen "örgüt" şemasının gerçeği yansıtmadığını ifda etti. Erdem, şirket içi hiyerarşinin suç örgütü yapısı olarak yorumlanmasına tepki göstererek, bunun tüm kamu kurumlarını zan altında bırakabilecek tehlikeli bir yaklaşım olduğunu dile getirdi.
Erdem, şu ifadeleri kullandı:
"Müvekkilin kolluk ifadesi 6 suçtan alınmış, 2 suçtan tutuklanmış, 4 suçtan dava açılmış. İçinde olmadığı belirtilen suçlara dahil edilmiş. Çoğunda imza yetkisi bile yok. İmza yetkisi olmayan diğer yönetim kurulu üyelerine suç yöneltilmezken müvekkilime yöneltiliyor, daha da vahimi 2024'te görevinden ayrıldıktan sonraki dönemde yapılan bir eylemden de suç isnat edilmiş. İstanbul'dan Afyon'a götürüldükten sonra, 8 ay içinde, cinayet ve uyuşturucu gibi ağır suçlardan tutuklu insanlarla kaldığı koğuşun içinde en kıdemlisi haline gelmiş."
Atayman'ın söz alan diğer avukatı Faik Eren Kaptan da, tutukluluğun artık bir koruma tedbiri olmaktan çıktığını savundu. Kaptan, özellikle Atayman'ın cezaevi sürecine ilişkin dikkat çekici iddialarda bulunurken müvekkilinin Afyon'a sevk edildiğini ve bu süreçte ailesine ve avukatlarına haber verilmediğini belirtirken "Orta Çağ'daki sürgünler gibi, kapalı bir kafeste, elleri kelepçeli şekilde sevk edildi" ifadelerini kullandı.
Atayman'ın akademik kimliğine ve mesleki geçmişine de vurgu yapan Kaptan, müvekkilinin görev yaptığı dönemde şirketi zarardan çıkarıp kâra geçirdiğini belirtti. Bu durumun, iddia edilen suç örgütü ilişkisiyle çeliştiğini ifade etti.
15:00 | "'ASRIN YOLSUZLUĞU' DEĞİL, 'SİYASİ SORUŞTURMA'"
Tutuklu iş insanı ve mimar Kahraman Yeşilyurt'un avukatı Beril Akalın, dosyada yöneltilen "asrın yolsuzluğu"nitelendirmesine karşı çıkarak, yürütülen soruşturmanın "siyasi"olduğunu ileri sürdü.
Akalın, Türkiye'de benzer soruşturma ve tutuklama süreçlerinin bir "göz korkutma ve tasfiye aracı" haline geldiğini savunurken, Ekrem İmamoğlu'na yöneltilen suçlamaların gerçekçi olmadığını ifade etti.
Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre tutukluluğun azami süresinin 5 yıl olduğuna dikkat çeken Akalın, davanın uzun yıllara yayılmasının öngörüldüğünü belirterek, bu koşullarda tutukluluğun"ağır bir hak ihlaline" dönüştüğünü dile getirdi.
Yargılamanın adil ve toplumsal güven üretmesi için tahliye ile başlanması gerektiğini vurgulayan Akalın, mahkemeye "hukukun ışığıyla karanlığı dağıtma" çağrısında bulundu.
"KENDİSİ İFADE VERMEYE GİTTİ, 'KAÇTI' TUTANAĞI TUTULDU"
Kahraman Yeşilyurt'un avukatı Gizem Karaköçek, müvekkilinin soruşturmanın genişletildiğini yurtdışındayken öğrendiğini, buna rağmen tüm riskleri göze alarak Türkiye'ye döndüğünü söyledi.
Karaköçek, Yeşilyurt'un emniyet tarafından ifadeye çağrıldığını, hemen gelmek istemesine rağmen kendisine ertesi gün gelmesinin söylendiğini aktardı. Ancak ertesi sabah ifade vermek için Vatan Emniyet'e gittiği sırada, evine operasyon yapıldığını ve "evde bulunamadığına" dair tutanak tutulduğunu öğrendiğini belirtti.
Müvekkilinin hakkında yakalama kararı olduğunu bilerek emniyete girdiğini, kaçma ya da saklanma girişiminin olmadığını vurgulayan Karaköçek, buna rağmen tutuklandığını ifade etti.
İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği'nin tutuklama gerekçesinde yer alan "somut delil" ve "tanık beyanları"na da tepki gösteren Karaköçek, "Eğer bu gerekçeler matbu değilse durum vahim. Biz yaklaşık 8 aydır o somut delilleri arıyoruz" dedi.
14:40 | YENİDEN BAŞLADI
Saat 13:30 sularında verilen 1 saatlik aranın ardından duruşma yeniden başladı.
13:30 | DURUŞMAYA ARA VERİLDİ
Duruşmaya 1 saat ara verildi.
12:50 | "İFADEYE GÖRE TAHLİYE" İDDİASI
Tutuklu iş insanı Serkan Öztürk'ün avukatı İsmail Fidancı, yargılamada ceza usulü kurallarının ve yerleşik hukuk uygulamalarının dışına çıkıldığını belirterek sürecin "evrensel hukuk ve anayasal haklardan uzaklaştığını" söyledi.
Fidancı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmanın "kurgusal" olduğunu öne sürerek, sanıkların savcılık beklentileri doğrultusunda ifade vermeye zorlandığını, buna uygun beyanda bulunanların tahliye edildiğini, diğerlerinin ise tutuklu yargılanmaya devam ettiğini ifade etti.
Müvekkilinin dosyaya yalnızca 3K Limited Şirketi ile ilişkilendirilerek dahil edildiğini belirten Fidancı, Öztürk'ün bu şirkette ne ortak ne de yetkili olduğunu, yalnızca danışmanlık hizmeti verdiğini kaydetti. Aynı dosyada şirket sahibi Rauf Cem Isıranca'nın tahliye edildiğine dikkat çeken Fidancı, bu tablo karşısında Öztürk'ün tutukluluğunun sürdürülmesinin "hukuki dayanaktan yoksun" olduğunu vurguladı.
12:50 | BİR İBB BORSASI İDDİASI DAHA
Tutuklu OMR Organizasyon'un sahibi Ömür Yılmaz'ın avukatı, tahliye talebi için konuşurken "İBB'den ihale alma gafletine düşen müvekkilime de etkin pişmanlıkçı olması için avukatlar aracılığıyla çeşitli talepler getirildi" ifadelerini kullandı.
12:20 | "ÖRGÜT DİYORSUNUZ AMA BU İNSANLARI HEPİMİZ SEÇTİK"
İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemindeki özel kalemi de olan, İBB Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanı Yavuz Saltık'ın avukatı Hasan Şahin, eylem 94 ve 95'te suçlanan Saltık'ın eylemlere yönelik beyanlarını savunmada vereceğini belirtti.
"Müvekkilimin tek yaptığı kreşler açmak, duyurmayanı duyurmak ve halka iyilik yapmaktır" diyen Şahin, Saltık'ın örgüt üyesi olarak tutuklandığı hatırlatırken, "Burada bir örgüt mü yoksa örgüt adında beyhude bir çaba mı var onu irdelemek gerekiyor. Burada bu örgütü oluşturanlar seçmen halk mı? Apartman dedikodusu gibi içeriklerle örgüt suçlaması yapılıyor. Buradakiler seçilmiş kişiler, yetkiyi de hepimiz verdik. Özgür biriyle tutuklu bir kişinin verdiği ifadenin anlam ve niyeti aynı mı olur sizce? HTS kayıtları delildir diyen biri çıkarsa ben mesleği bırakırım. Yan delildir hatta o bile değildir" diye konuştu:
"Duruşmalar başladığından beri biz avukatlar, siz (mahkeme başkanı) dertleşiyoruz aslında. Ben sizin de notlar aldığınızı görüyor ve sizin de iddianameye karşı çok fazla sayıda eleştiriniz olduğunu düşünüyorum"
11:30 | "İDDİANAMEDE SUÇLAMALAR DEĞİŞTİ" İDDİASI
Tutuklu şirket muhasebecisi Sinan Sepetçi'nin avukatı İbrahim Burak, müvekkilinin 25 Mayıs 2025'te örgüt üyeliği, tefecilik, ihaleye fesat ve dolandırıcılık gibi suçlamalarla gözaltına alındığını ancak ifade tutanağında bu suçlara ilişkin tek bir soru yöneltilmediğini söyledi.
Burak, Sepetçi'nin savcılık tarafından "örgüte üye olmak", "rüşvet" ve "ihaleye fesat" suçlamalarıyla tutuklandığını, ancak 11 Kasım 2025 tarihli iddianamede suçlamaların "örgüte yardım" ve "suç gelirlerini aklama" olarak değiştiğini belirterek, önceki suçlamalar hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmediğini ifade etti.
Dört kez Anayasa Mahkemesi'ne başvurduklarını aktaran Burak, AYM kararlarının uygulanmasına dair tereddütleri olduğunu dile getirdi.
Müvekkilinin yaklaşık bir yıldır üç kişinin beyanıyla tutuklu olduğunu söyleyen Burak, itirafçı ifadelerinin öncelikle doğruluğunun incelenmesi gerektiğini vurguladı. Mahkemenin sanıklara yönelttiği "itirafçıyla husumetiniz var mı?" sorusunun hukuki dayanağı olmadığını belirten Burak, husumetin savcılık ile ifade veren kişiler arasında oluştuğunu savundu.
11:00 | "PARAYA PULA İHTİYAÇLARI YOK"
İBB davasında dün tahliye talebinde bulunamayan tutuklu eski Kültür A.Ş. Genel Müdürü Serdal Taşkın'ın avukatı Ali Rıza Dizdar, tahliye talebinde davanın hem usul hem de esas yönünden ciddi eksiklikler taşıdığını savundu. Dizdar, Cumhuriyet savcısının Ceza Muhakemesi Kanunu gereği yalnızca aleyhe değil, lehe delilleri de toplamakla yükümlü olduğunu hatırlatarak, mevcut dosyada bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini söyledi.
İddianamenin de yasal kriterleri karşılamadığını belirten Dizdar, özellikle "suç örgütü" suçlamasının somut unsurlara dayanmadığını dile getirdi. Örgüt suçunun varlığından söz edilebilmesi için süreklilik, hiyerarşi ve suçtan gelir elde etme gibi kriterlerin bulunması gerektiğini vurgulayan Dizdar, dosyada bu unsurların hiçbirinin ortaya konulamadığını söyledi. "Kara para aklama" suçlamasına da değinen Dizdar, bu suçun oluşabilmesi için gerekli olan öncül suçun dahi dosyada yer almadığını ifade etti.
İhale ve üretim süreçlerinin çok aşamalı denetimlerden geçtiğini vurgulayan avukat, keyfi ya da sistematik bir usulsüzlük iddiasının somut verilerle desteklenmediğini ifade etti. Bir mülkiye müfettişi raporuna da atıf yaparak gerekli araştırmalar yapılmadan dava açıldığını savunan Dizdar şu ifadeleri kullandı:
"Örgütün lideri olduğunu söylediğiniz kişi Trabzon'un en büyüklerinden birisi, oradan gelmiş. Şimdi mal varlığı belli. Ben kendisini tanımam, açık söyleyeyim. İstanbul'da seçim olduğu zaman bana "Bir Trabzonlu çıktı" dediklerinde -özür dileyerek söylüyorum, o zaman Ekrem Bey'i tanımıyordum- "Kazanır" dedim. "Niye?" dediler. "O Trabzonlu" dedim; onlar bu işi bilirler, belediyecilik işiyle uğraşırlar. Çünkü rahmetli Şefik Sahabe en yakın arkadaşımdı, Of Belediye Başkanıydı. İşleri güçleri böyle işler yapmak; onların paraya pula ihtiyacı yok."
İFADE VEREN KİŞİ BİLE TANIMIYOR
Sonrasında konuşan tutuklu iş insanı Mehmet Kaya'nın avukatı Muhammed Şahin ise tahliye talebinde, müvekkiline yöneltilen suçlamaların süreç içinde değiştiğini ve dosyada somut delil bulunmadığını savundu. Şahin, Kaya'nın başlangıçta "örgüt üyeliği" suçlamasıyla tutuklandığını, ancak iddianamede bu suçlamanın "örgüt üyesi olmamakla birlikte yardım" ve "kara para aklama" suçlarına dönüştüğünü belirterek, suç vasfındaki bu değişikliğin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
İddianameyi "torba iddianame" olarak nitelendiren Şahin, müvekkilinin dosyada yer alan diğer şüphelilerle hiçbir bağlantısının bulunmadığını ve 100'ü aşkın tutuklu arasında kimseyle irtibatının olmadığını söyledi.
Şahin, şu ifadeleri kullandı: "HTS kaydı yok, İBB çalışanıyla temas yok, İBB'den ihale almamış, şüpheli para trafiği yok, hesap hareketi yok, baz verisi yok, telefon görüşmesi yok, mesaj yok, mail yok. İBB'den ihale alan firmaya alt taşeron olarak hizmet vermiş. Tek ifade: birisi 'Talem Ajans şöyle yapmış' demiş, ticaret sicilden Mehmet Kaya çıkmış, 'çağırın gelsin' denmiş. İfade veren adam bile Mehmet Kaya'yı tanımıyor."
10:50 | BASIN KARTI UYGULAMASI SÜRÜYOR
Mahkeme salonuna girişlerde Turkuaz Basın Kartı uygulaması devam ediyor.
Basın kartı olmayan gazeteciler kurum kartını ibraz etse dahi salona alınmıyor, duruşmayı basın odasından takip etmek zorunda kalıyor.
10:30 | GAZETECİLER ESKİ YERLERİNE ALINDI
İBB davasının 15'inci oturumunda gazeteciler, yeniden avukatlar için ayrılan eski yerlerine alınıyor. Söz konusu bölümde prizle birlikte daha geniş masalar ve sanıklar, mahkeme heyeti ve avukatları daha yakından görme imkanı bulunuyor.
Davanın ilk haftasında gazetecilerin bu bölümden çıkmak istememesi üzerine dava ertelenmiş, hafta sonu arasından sonra gazeteciler salonun dibinde bulunan eski yerlerine alınmıştı.
10:00 | DURUŞMANIN BAŞLAMASI BEKLENİYOR
CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 402 sanıklı İBB davasının görülmesine Silivri'de devam edilecek.
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ilk duruşmanın 15'inci gününde tahliye taleplerini değerlendirmesi ve ara kararını açıklaması bekleniyor.
7 İSİM HAKKINDA TAHLİYE TALEP EDİLDİ
Bugüne kadar aralarında CHP'li Belediye Başkanları Resul Emrah Şahan ve Mehmet Murat Çalık'ın da bulunduğu 17 isim mahkemede savunma yaptı.
Duruşma Savcısı, Salı günü tahliyeye ilişkin mütalaasında 7 isim hakkında tahliye talebinde bulundu: CHP'li Özgür Karabat'ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç AŞ çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Evren Şirolu, Ekrem İmamoğlu'nun özel kalem müdürü Kadriye Kasapoğlu, iş insanı Ali Üner, İETT özel halk otobüsü işletmecisi Ebubekir Akın ve İSPER büro personeli Davut Bildik.
Salı gününden bu yana, savunması henüz alınmayan 90 tutuklu ismin avukatları tahliyeye yönelik beyanda bulunuyor. 34 tutuklu ismin avukatının da beyanda bulunmasından sonra Mahkeme Başkanı akşam saatlerinde kararını açıklayacak.
Önceki duruşmalarda; Ümit Polat "parayı görmedim ama duydum" dedi. Murat Or ise savcılık ifadesinde "maddi hata" olduğunu öne sürerek ifadelerinde değişikliğe gitti, "Para olduğu düşünülebilir demiştim, 'düşünüyorum' olarak yazılmış" dedi.
İFADELERİNİ GERİ ÇEKTİLER
Etkin pişmanlıkçı Murat Kapki'nin, duruşmadan bir hafta önce mahkemeye sunduğu dilekçede "baskı altınta ifade verdim, ifadelerimden vazgeçiyorum" ortaya çıktı.
Son olarak, bir diğer etkin pişmanlıkçı Vedat Şahin'in avukatı, daha önce toplam 4 kez ifade verdiklerini ancak "en samimisini" 22 Mayıs'ta verdiklerini söyleyerek, diğer ifadelerini geri çektiklerini açıkladı.
5 KİŞİ DE ETKİN PİŞMANLIK İFADESİNİ AYNI AVUKATLA VERMİŞ
Vedat Şahin'in avukatı Muhittin Arık, dünkü tahliye talebinde, soruşturma aşamasında müvekkilinin bazı avukatlar tarafından "iradesinin fesada uğratılarak" etkin pişmanlık ifadesi verdiğini ve bu ifadeleri geri çektiklerini açıklamıştı.
Vedat Şahin'in etkin pişmanlık sürecindeki avukatının İsmail Mirsad Albayrak olduğu ortaya çıktı.
Avukat Albayrak dosyada hali hazırda 5 kişinin avukatlığını yapmaya devam ederken bu kişilerin de tamamının soruşturma sürecinde etkin pişmanlık adı altında ifade verdiği öğrenildi.
Bazı avukatlar; sanıkları etkin pişmanlık ifadesi vermeleri için yönlendirdikleri, daha önce hazırlanmış ifadeleri imzalamalarını istedikleri iddialarıyla gündeme gelmişti.