Bursa
Hafif Sağanak Yağışlı
16.9°
Başka Gazete
Yaman Kaya
Yaman Kaya
[email protected]

Bursa'nın kritik planı Büyükşehir'e sevk edildi!

2026.04.07 11:55 Son Güncellenme: 2026.04.07 12:16

Hâlâ süresi dolmuş 1/100.000 Ölçekli 2020 Yılı Çevre Düzeni Planı'yla yönetilmeye çalışılan Bursa'nın geçen dönemde plansızlığa mahkûm edilmesi şehrin kentsel dönüşüm, ova işgali, su krizi, hava kirliliği, trafik gibi sorunlarını kronikleştirmişti.

Bursa'yı her anlamda mahveden, her an patlamaya hazır bir bomba gibi şehrin içinde bekleyen kaçak sanayi tesislerinin sayısı 2022'de BEBKA tarafından 8 bin olarak tespit edilmişti.

Buna rağmen söz konusu tesislerin bilim insanlarının rehberliğinde, ortak akılla şekillenecek planlı alanlara taşınmasına yönelik bir irade sergilenmemişti.

Bu iradesizlik kaçak sanayi tesislerine binlercesini daha ekledi.

Daha kolay ve kârlı olan mevcuda teslimiyetten vazgeçilmemişti.

Hâliyle kentin kronik problemleri daha da kökleşmişti.

Bu tablonun farkında olan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey seçimden önce de seçimden sonra da hep plan demişti.

Kentin anayasası hüviyetini taşıyacak 2050 vizyonlu 1/100.000'lik Çevre Düzeni Planı'nın hazırlanması için Büyükşehir Belediyesi bünyesinde 'ortak akıl' bağlamında hayli doğru bir adım atılarak Bursa Planlama Ajansı faaliyete geçirilmişti.

Ajans bünyesinde bir Danışma Kurulu da faaliyet gösteriyordu.

Bu kurulda şehrin vicdanı akademik odalar, üniversiteler, kent konseyinden temsilciler yer alıyordu.

Danışma Kurulu'nun başkanlığını Bursa'nın kamucu Milletvekili Kayıhan Pala üstlenmişti.

Yeni Çevre Düzeni Planı alanında uzman çok sayıda bilim insanı tarafından, katılımcı bir anlayışla hazırlanırken Başkan Bozbey'in gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından Pala, danışma kurulu başkanlığından ayrıldığını bir mesajla kurul üyelerine bildirdi.

Pala, aynı zamanda planın meclise sevk edildiğini de söyledi:

"Mustafa Bozbey'in büyük önem verdiği, çok sayıda akademisyenin, Belediye çalışanının ve bu kurulun üyelerinin katkıda bulunduğu, 17 ilçede toplumun karar süreçlerine katılımının sağlandığı Bursa Çevre Düzeni Planı, Bursa Büyükşehir Belediye Meclisine sevk edilmiş durumdadır. Umarım meclisten onay alır ve uygulanır."

Yeni planda kritik bazı kararların şekillenmeye başlandığına daha önce değinmiştim.

Büyük ovada kesin bir koruma yaklaşımı benimsenmişti.

Son yıllarda ağır tahribata uğrayan Büyük Ova Koruma Alanı'nda tarımsal üretimi destekleyici zorunlu altyapı tesisleri dışında hiçbir yapılaşmaya izin verilmeyecekti.

Kentsel gelişme aksının verimli tarım arazilerinin olduğu Batı/Ova aksından zemini sağlam Doğu, Batı, Kuzey ve Güney'e kaydırılması...

Fay hatları üzerinde çokça yapılaşmaya rastlanan Bursa'da sıvılaşma riski yüksek zeminlerde ve fay hatları tampon bölgelerinde yeni yoğunluk artışlarının yasaklanması...

Kent nüfusunun sıvılaşma riski olan ovadan ve fay hatlarından uzaklaştırılması...

Nüfusu sağlam zeminlere yönlendiren yerleşim stratejisi önerilmesi kent adına oldukça değerliydi.

Yine can çekişen Nilüfer Çayı havzasında su kirliliğini artıran sektörlere (tekstil boyahane, deri vb.) yeni yer seçiminin yasaklandığını da ifade etmiştim.

Hazır Nilüfer Çayı demişken Deri OSB ile ilgili iddialara Bursa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nden hâlâ bir yanıt gelmediğini belirtmek isterim.

Bakın, Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği'nin (BUSİAD) geçen sene kamuoyuyla paylaştığı "Herkesin Bildiği Sır-Nilüfer Çayı" başlıklı raporu da çarpıcıydı.

Nilüfer Çayı'nın doğduğu kaynakta 1. sınıf su kalitesindeyken denize ulaştığı noktada 4. sınıf su kalitesine, yani "su olarak bile tanımlanamayacak" bir hâle dönüşmesiyle ilgili nedenler Hidrojeolojik Yapının Değişmesi, Yerleşim Alanlarından Kaynaklanan Kirlilik, Tarımsal Kirlilik, Endüstriyel Kirlilik, Arıtma Tesislerinin Yetersizliği başlıklarında özetlenmişti.

Nilüfer Çayı alt havzasında bulunan tekstil, deri ve metal gibi sanayi tesislerinin atık sularını arıtmadan deşarj etmeleri...

Arıtılarak verilen atık suların da alıcı ortam limitlerinde arıtılmadan deşarj edilmesi...

Sanayi tesislerinin katı atıklarını Nilüfer Çayı kenarına veya doğrudan çaya bırakması Nilüfer Çayı'nda canlı yaşamını sona erdiren başat endüstriyel faktörlerdi...

Kirletici sektörlerin arıtma tesislerinin çalıştırılmaması meselesi sahiden de önemliydi.

Daha önce Deri OSB'yle ilgili aynen şunları kaydetmiştim:

"1 milyon 770 bin metrekare alan üzerinde kurulu, 148 sanayi parselinin yer aldığı Deri OSB'de bazı fabrikaların zaman zaman arıtmayı baypas ederek atık sularını bölgede yer alan göle saldığı iddia edilmişti.

Göl üzerindeki tabakayı da arıtılmadan göle salınan atıkların oluşturduğu öne sürülmüştü.

Bu atıklar sadece göle mi salınıyordu peki?

Bursa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yetkililerine şu soruları yöneltmiştik:

Su kirliliğinin derecesinin belirlenmesinde en önemli parametre olan Kimyasal Oksijen İhtiyacı (KOİ) Değeri, Bursa İl Çevre Kurulu tarafından Nilüfer Çayı Su Kalitesi Eylem Planı kapsamında 90 olarak belirlenmişti değil mi?

Peki, mesela Deri OSB'de arıtma tesisi standartları kaç KOİ olarak belirlendi?

Deri OSB arıtma tesisinden çıkan suyun KOİ değeri en son kaç olarak ölçüldü?

Bu OSB'deki jelatin fabrikasında en son ne zaman ölçüm yapıldı?

KOİ değeri hangi seviyede çıktı?"

OSB'de bulunan bazı fabrikaların üzerlerindeki kapkara görüntüler sadece su değil hava kirliliğiyle ilgili de ciddi endişe yaratmıyor mu?

Bu iddiaların üzerinde ne zaman durulacak?

Bir çevre değil sanayici örgütü olan BUSİAD'ın savunmaya kaçmadan, Nilüfer Çayı'nın bu hâle gelmesinde tüm kesimlerin payı olduğunu söylemesi, çözüm için ortak sorumluluk çağrısı yapması ayrıca not edilmesi gereken önemli bir öz eleştiriydi.

Ancak raporun hazırlandığı dönem BUSİAD'ın Başkanı olan Buğra Küçükkayalar'la konuşmuş, Deri OSB'yi sormuştum.

Ağır kimyasalların kullanıldığı bir sanayi bölgesi olan bu bölgede az önce de söz ettiğim üzere bir jelatin fabrikası da faaliyet gösteriyor.

Çevreye zararı normal bir OSB'den çok daha fazla olan bu bölgenin Nilüfer Çayı başta olmak üzere Bursa'nın doğal kaynaklarına nasıl zarar verdiğiyle ilgili sorduğum soruya Küçükkayalar net bir cevap vermeyerek, "Her OSB'nin resmî arıtmalarının arkasında kontrol üniteleri var, sorun varsa denetlemede problem vardır" demişti.

Küçükkayalar Deri OSB'deki sıkıntılı iddiaları bilmiyor mu?

Nilüfer Çayı'yla ilgili yaptığı açıklamalar, tespitleri yerindeydi ancak dert şehirse vicdanı rahatlatmanın ötesine geçilmelidir.

Bu kentin geleceği için dertlendiğini iddia edenler kaçak dövüşmeye devam ederse herkesin bildiği sırların sonu gelmeyecektir.