Bursa
Açık
10.7°
Başka Gazete

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Erken ya da ara seçim yok

2026.04.06 18:41 Son Güncellenme: 2026.04.06 19:10 - GÜNDEM

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ne hükümetimizin ne de milletimizin yakın vadedeki gündeminde erken ya da ara seçim yer almamaktadır. Tek gündemimiz ülkemizi bölgedeki ateşten uzak tutmaktır. Biz havanda su dövme değil, iş yapma, hizmet üretme, milletimize hizmet etme peşindeyiz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Erken ya da ara seçim yok

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan satır başları:

Hükümetimiz gündemine hakimdir, bize kimse gündem dayatamaz. Ne hükümetimizin ne de milletimizin yakın vadedeki gündeminde erken ya da ara seçim yer almamaktadır. Tek gündemimiz ülkemizi bölgedeki ateşten uzak tutmaktır. Biz havanda su dövme değil, iş yapma, hizmet üretme, milletimize hizmet etme peşindeyiz. Biz yatırıma, üretime, hizmete, kalkınmaya gitmesi gereken kaynakları hortumlayanlarla hukuk dairesi içinde mücadele etmenin çabasındayız. Biz ülkemizin itibarını hem ulusal ölçekte hem de uluslararası ölçekte daha da artırmanın mücadelesini veriyoruz. Başkaları ne yaparsa yapsın. Biz işimize bakıyoruz, önümüze bakıyoruz. Türkiye'yi güçlü ekonomisiyle, büyük ekonomisiyle küresel oyuncu haline getirmeye bakıyoruz. Nitekim son toplantımızdan bu yana teknolojiden ulaştırmaya, iletişimden tarıma geniş bir yelpazede eser ve hizmet maratonumuzu sürdürdük. 27 Mart Cuma günü İstanbul'da önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptık. Dünya Ekonomik Forumu Ülke Stratejisi toplantısı vesilesiyle küresel iş dünyasının üst düzey yöneticilerini Türkiye'de ağırladık. Toplantıya 16 ülkeden imalat, teknoloji, enerji, finans, varlık yönetimi gibi farklı sektörlerden toplam değeri 1,2 trilyon doları bulan yatırımcılar iştirak etti. İlgili bakanlarımız toplantıda iş dünyası temsilcilerine Türkiye'nin yatırım yüklemi, küresel değer zincirlerindeki konumu, sunduğu yatırım fırsatları ve ekonomik görünümü hakkında bilgi verdi.

"TÜRKİYE BİR İSTİKRAR ADASI"

Muhalefetin "israf" diyerek, "ne gerek var" diyerek kötülediği yatırımlarımızın bugün görüyoruz ki, Türkiye'yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor. Türkiye'nin uluslararası yatırımcıların gelecek planlamalarında bir istikrar adası, bir güvenli liman olarak öne çıktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Tabii burada bir hususun özellikle vurgulanması gerektiğine inanıyorum. Değerli arkadaşlar, İran'a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonomi yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleşiyor. Hürmüz Boğazı fiilen kapandı. Hürmüz sıradan bir geçiş olmanın ötesinde. Dünyadaki petrolün %20'sinin ve doğalgazın çok önemli bir kısmının taşındığı kritik bir hattır. Mesele sadece enerji de değildir. Petrokimya ürünleri, gübreler, ilaç ham maddeleri ve yarı iletken üretiminde kullanılan helyum gibi birçok kritik mamul de bu boğazdan geçiyor. Yani Hürmüz'ün kapanması yalnızca bir sektörü değil, enerjiden tarıma, sanayiden teknolojiye her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor. Mesela Avrupa'nın son 30 günde fosil yakıt faturası 17 milyar dolar kabardı. Doğalgaz fiyatı yüzde 100, petrol ise yüzde 60 oranında artış kaydetti. Dünyaya şöyle bir göz attığımızda, tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır. Enerji arz güvenliği, tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok. Türkiye'nin Basra'dan veya Hürmüz geçişli herhangi bir LNG tedariki bulunmuyor. Yaklaşık yüzde onluk petrol ve petrol ürünü ithalatımız buradan gelmesine karşın bunlar bizim kolayca yönetebileceğimiz oranlardır. Muhalefetin yıllardır bizi eleştirdiği enerjide kaynak ülke çeşitlendirme politikamızın değeri işte bugünlerde anlaşılmaktadır.

"ALDIĞIMIZ TEDBİRLER SAYESİNDE GIDA ARZ GÜVENLİĞİNDE SORUN YAŞAMAYACAĞIZ"

Gübre ve ham madde tedarik yerimizi de zaten çok önceden yapmıştık. Savaştan bu yana alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temini için gümrük vergisini sıfıra indirdik. Keza bazı gübre cinslerinde de gümrük vergisini sıfırladık. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin ihracatını da durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesinin önünü açtık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transferini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız.

"BÖLGEMİZDEKİ SAVAŞIN KÜRESEL TİCARETE YANSIMALARINDAN KUŞKUSUZ BİZ DE ETKİLENİYORUZ"

Fahiş fiyat artışlarıyla milletin ekmeğine kan doğrayan savaş fırsatçılarına yönelik denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor. Yine sivil havacılık, denizcilik ve kara yolu tarafında da önlemlerimizi aldık. Kullanmak amacıyla biriktirdiğimiz rezervlerimiz aynı şekilde yeterli ve güçlüdür. Dış borcumuzun ve toplam dış finansman ihtiyacımızın millî gelire oranı tarihsel ortalamaların altındadır. Dış dengeden bütçe disiplinine, Merkez Bankası rezervlerinden bankacılık sektörümüze kadar temel göstergelerde geçmişte karşılaşılan dış şoklara kıyasla çok daha sağlam bir noktadayız. Bunlara ilaveten krizin ekonomiye ve piyasaya menfi etkilerini proaktif bir yaklaşımla sınırlı tutmaya gayret ediyoruz. Savaşın başlamasından sadece 5 gün sonra eşel mobil sistemini devreye aldık. Küresel petrol fiyatlarındaki sert artış karşısında vatandaşımıza bir koruma kalkanı oluşturduk. Motorinde litre başına 17 TL, benzinde ise 12 liraya yakın artış pompaya yansıtılmadı. Şimdiye kadar toplam 50 milyar lirayı bulan ek maliyet eşel mobil sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu. Tüm bunları söylerken elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Bölgemizdeki savaşın küresel ticarete yansımalarından, özellikle ihracat boyutunda kuşkusuz biz de etkileniyoruz. Biz üretimi, ihracatı ve turizmi ayakta tutan işletmelerimizi güçlü desteklerle koruyor, bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı oluyoruz. Hafta sonu yeni bir paketi daha kamuoyumuzla paylaştık. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın kefalet desteğiyle turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik yeni bir kredi imkânını devreye aldık. Bu kredi 120 milyar liradır. Turizm işletmeleri için 60 milyar lira, ihracatçılar için 42 milyar lira ve katılım finans alanında 18 milyar lira ek limit tanımladık. Böylece finansmana erişimde yaşanabilecek daralmaların önüne geçmeyi ve reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. Turizm sektörümüze ve ihracatçılarımıza hayırlı olsun diyorum.

"BU KÜRESEL KRİZİN ÜLKEMİZİN ÖNÜNDE YENİ KAPILAR AÇACAĞINA YÜREKTEN İNANIYORUZ"

Dezenflasyon programımızda da herhangi bir taviz söz konusu değildir. Her zaman söylediğimiz gibi, istihdamın, üretimin ve ihracatın korunması bu süreçte de önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın. İş dünyamız müsterih olsun. Türkiye stratejik coğrafyasıyla, güçlü ve modern altyapısıyla, genç ve nitelikli iş gücüyle, İstanbul Finans Merkezi'yle ve daha birçok avantajıyla yeni dönemin doğal cazibe merkezlerinden biri olmaya namzettir. Dünyanın önde gelen şirketleriyle gerçekleştirdiğimiz toplantımızda bunun emarelerini bizzat gördük. Yurt dışında da bunun sinyallerini şimdiden almaya başladık. Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye'nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazılıyor. Enerji nakil hatlarında daha güvenli alternatifler konuşulmaya başlandı. Talimatlarınız doğrultusunda ekonomi kurmay ekibimiz şu an Türkiye'yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak güçlü bir şekilde konumlandırmak, transit ticarette küresel cazibe merkezine dönüştürmek, İstanbul Finans Merkezi'ni dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri hâline getirmek için yoğun çaba sarf ediyor. Tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bu küresel krizin de ülkemizin önünde yeni kapılar açacağına biz yürekten inanıyoruz.

"TÜRKİYE'NİN DÖRT BİR YANINI 5G ALTYAPISIYLA DONATTIK"

Türkiye Nisan ayına 5G teknolojisiyle buluşmanın gururuyla girdi. Hatırlarsınız, 5G'nin hazırlıklarını bundan 10 yıl önce 2016'da başlatmış, 2018'de ilk testlerimizi yapmıştık. 2019'dan sonra Gazi Meclisimizde, stadyumlarımızda ve geniş katılımlı organizasyonlarda pilot uygulama olarak kullanıma açmıştık. 10 yıllık dönemde yaygın kapsama hedefiyle kırsal bölgelerden şehir merkezlerine kadar Türkiye'nin dört bir yanını 5G altyapısıyla donattık. 1 Nisan itibarıyla 81 il merkezimizde hizmete aldığımız 5G'yi inşallah iki sene içinde ülkemizin her karışında hizmete sunacağız. Ülkemizin önünde iletişimin yanı sıra ulaştırmadan sağlığa, tarımdan üretime, ekonomiden eğitime birçok alanda yeni fırsat pencereleri açacak 5G teknolojisinin tekrar hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum. Geçen hafta açma kıvancını yaşadığımız bir diğer alan sulama yatırımlarıydı. 54'ü baraj ve gölet, 109'u sulama tesisi, 18'i içme suyu tesisi olmak üzere toplam 563 yeni tesisimizi ekonomimize kazandırdık. Güncel yatırım bedeli 137 milyar lira olan bu eserlerle 896.000.000 metreküp su depolama kapasitesi geliştirmiş, 1.190.000 dekar araziyi sulamaya açmış olduk. Senelik 212.000.000 metreküp içme suyu sağlamanın yanı sıra içme suyu arıtma kapasitemizi günlük 301.000 metreküp daha artırdık. Tamamladığımız tesisler güncel rakamlarla ekonomimize yıllık 22 milyar lira katkı yapacaktır. Hizmete sunduğumuz 563 eserin bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum.