2026.04.19 17:18 Son Güncellenme: 2026.04.19 17:23 - GÜNDEM
Dışişleri Bakanı Fidan, "Çok ciddi çatışmalar var. Biz, İsrail gibi değiliz. İsrail, Güney Kıbrıs Rum yönetimi ile bir araya gelip bölgedeki Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular. Biz, onların yaptığını yapmıyoruz. Biz, 'bölgemizdeki çatışmaları nasıl söndürürüz' bunların arayışı içerisindeyiz" açıklaması yaptı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Beşinci Antalya Diplomasi Forumu'nun kapanışında basın toplantısı gerçekleştirdi.
Fidan, kapanış konuşmasında, "Beşincisini düzenlediğimiz Antalya Diplomasi Forumu'nu yoğun, nitelikli ve verimli bir mesainin ardından bugün tamamlamaktayız. 3 gün boyunca Antalya bir kez daha küresel diplomasinin nabzının attığı bir merkez oldu" ifadelerini kullandı.
Forumdaki 52 oturumda mevcut krizlerin muhasebesinin yapıldığını belirten Fidan, "Asya Pasifik'ten Latin Amerika'ya, Avrupa'dan Orta Asya'ya, dünyanın dört bir yanından gelen liderleri, karar alıcıları ve uzmanları aynı çatı altında dinleme ve tartışma imkanımız oldu. Bu yıl, 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan 6 bin 400 katılımcı formumuza katıldılar.
Bu, aslında emsalleriyle kıyaslandığı zaman gerçekten çok büyük bir rakam, hem kapsadığı coğrafya itibariyle hem de katılımcıların sayısı itibariyle. 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı, meclis başkanları, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcisi forumumuza iştirak ettiler" bilgisini verdi.
Forum kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın üst düzey temaslarda bulunduklarını söyleyen Fidan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve diğer bakanların da foruma katılan muhataplarıyla verimli görüşmeler yaptıklarını anlattı.
"BİZ İSRAİL GİBİ DEĞİLİZ"
Bakan Fidan, konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan arasında üçüncüsü yapılan toplantının "savunma paktına yönelik bir ilerleme amacının" olup olmadığına ilişkin soruya Fidan, şu yanıtı verdi:
"Burada ilk baştan itibaren bizim hedefimiz, bu dört ülkenin bölgesel sahiplenmeyi gerektiren bütün konuları ele alarak sahici, gerçekçi uygulanabilir bir gündemle yoluna devam etmesidir. Liderlerimizin, bu konuda bir iradesi var. Bizler de dışişleri bakanları olarak, bu iradeyi gerçek hayatta uygulanabilir; ekonomi, teknoloji, sağlık, savunma gibi birçok alanda nasıl uygulayabiliriz, bunları hayata geçiriyoruz.
Bizim inancımız şu; bu dört ülke, aslında bir temsiliyeti ortaya koyuyor. Bu dört ülkenin etrafında bütün bir bölge var. Biz, bölgenin olması gereken iş birliği imkanlarını kullanmadığı için bölgenin kendi potansiyelini hayata geçiremediğine dair kuvvetli bir inancımız, rasyonel bir tespitimiz var. Bu tespitten hareketle somut konuları hayata geçirmek için hep beraber bir araya geliyoruz. Çok ciddi siyasi krizler var, çatışmalar var.
Biz, İsrail gibi değiliz. İsrail, Güney Kıbrıs Rum yönetimi ile bir araya gelip bölgedeki Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular. Biz, onların yaptığını yapmıyoruz. Biz, 'bölgemizdeki çatışmaları nasıl söndürürüz, ekonomik ilerlemeyi nasıl sağlarız, istikrarı nasıl hayata geçiririz' bunların arayışı içerisindeyiz. Eğer bölgemiz, dışarıdan kurtarıcı beklemeye devam ederse bölge bu sorunlarla karşı karşıya kalmaya devam edecek. Onun için akıllı aktörler hikmetle geçmişten ders çıkartarak geleceklerine yön verirler."
"BÖLGESEL SORUNLARA KARŞI YENİ BİR GÜVENLİK MİMARİSİNE İHTİYAÇ VAR"
Fidan, Erdoğan ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani arasında yapılan görüşmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, bölgesel sorunlara karşı "yeni bir güvenlik ve iş birliği mimarisine" ihtiyaç olduğunu söyledi.
Fidan, bölge ülkelerinin kendi sorunlarına sahip çıkması gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Bu bizim için yaşamsal bir gereklilik. Bunun için yeterli olgunluğun, kapasitenin ve vizyonun olduğuna Türkiye olarak yürekten inanıyoruz. Cumhurbaşkanımızın bu konuda ortaya koyduğu çok güçlü bir irade var. Yıllar içerisinde bölge liderleriyle de bu vizyon üzerinde yaptıkları bir anlayış birliği var. Şimdi bunun hayata geçmesi gerekiyor.
Birçok sıkıntı var bölgemizde. Gazze'deki soykırım, arkasından İran, bütün bunların ortaya çıkarttığı bölge ülkelerinin birbirleri arasındaki güveni zedeleyen, çatışmaları arttıran, yoksulluğu, geri kalmışlığı getiren bütün denklemleri ortadan kaldırmak için hep beraber bir araya geliyoruz, arayış içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımız, Sayın Şahbaz Şerif ve Sayın Şeyh Temim'le de bir araya geldiği zaman tabii ki bölge konularını konuştular, yine bu vizyonla konuşuldu. Bu vizyon, herkesin sahip çıktığı bir vizyon. Bu vizyon etrafında gündemimizi ilerletmeye devam edeceğiz."
"Hürmüz Boğazı ile ilgili şu anda zihinlerde karışık bir durum var" diyen Fidan, "Zaman zaman tarafların açıldığı, zaman zaman kısmi bloke etmelerin olduğu yönünde beyanlar var. Uygulamayı da yakından takip ediyoruz. Deniz Kuvvetlerimizle birlikte bu konuda gelişmeler oldukça biz de kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğiz" dedi.
"İRAN VE ABD TARAFLARI GÖRÜŞMELERE DEVAM EDİYORLAR"
Fidan, İran ile ABD arasında Pakistan'ın arabuluculuğunda yürütülen müzakerelere ilişkin şunları söyledi:
"İran'la ABD arasında Pakistan'ın arabuluculuğunda süren müzakereleri biliyorsunuz sadece yakından takip etmekle kalmıyor, elimizden gelen bütün desteği vermeye çalışıyoruz. Hem Amerikalı hem İranlı taraflarla görüşerek Pakistanlı kardeşlerimizin mevcut çabasına ne türden katkılar yapabiliriz, onun arayışı içerisindeyiz. Görüşmelerde kritik bir aşamaya gelindi.
Güzel olan şu, her iki taraf da çok ciddi bir niyetle, samimiyetle, esas itibariyle görüşmelere devam ediyorlar, devam etme iradeleri var. Mevcut şu andaki ateşkesten sadece taraflar değil; bütün dünya, bir rahatlama içerisinde. Tabii ki bunun devam etmesi herkes için önemli ve ben savaşan taraflarının da bunun bilincinde olduğunu görüyorum.
Forumda da buluştuğumuz bütün aktörler; doğudan, batıdan, kuzeyden, güneyden hepsi savaşın tekrar başlamaması için endişelerini sürekli bize iletiyorlar. Biz de bu konuda elimizden gelen bütün çabayı göstereceğimizi söylüyoruz. Şimdi geldiğimiz noktada, tarafların belli konularda hala tartışma içerisinde olduklarını biliyoruz. Bunların detayına girmek istemiyorum. Daha gelmeden önce önemli bir görüşme yaptım, Pakistan tarafıyla. 'Nerede duruyoruz? Atmamız gereken bir sonraki adımlar ne?' kapsamında bir görüşme yaptım.
Önümüzdeki hafta ateşkesin sona ermesi ile beraber tekrar yeni bir savaşın başlamasını hiç kimse istemiyor. Umudumuz, tarafları yine dünya kamuoyunun yaptığı baskı neticesinde ateşkes süresini uzatmaları ve uzatılmış bu süre içerisinde bugüne kadar çözemedikleri ama çözme iradesi arayışında oldukları başlıkları çözmeleri.
2 haftalık bir süre ateşkes için iyi ama önlerindeki dosya o kadar kapsamlı ki 2 haftada bütün bu konuların hepsini çözmek mümkün olmayacak. Dolayısıyla yeni bir uzatmaya ihtiyaç olacak. Bu uzatma da inşallah gelir. Ben o konuda iyimserim ama bazı konuların netleştirilmesi lazım. Büyük ölçüde müzakerelerin tamamlandığını görüyoruz. Ama çok kritik bir iki başlıkta hala görüş farklılıkları devam ediyor."
"EN ÖNEMLİ GEREKÇESİ MÜZAKERE SÜRECİNE İMKAN TANIMAK"
Fidan, "İran ve ABD arasındaki ateşkesin ilan edilmesinin en önemli gerekçesinin müzakere sürecine imkan tanımak olduğunu" belirtti.
Mevcut ateşkes döneminde taraflar arasındaki perspektif farklılıklarının bazı bölgesel gerilimleri de etkilediğini ifade eden Fidan, "Lübnan'daki 10 günlük ateşkesin de bu genel diplomatik sürecin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bunun müzakerelerin devam etmesi için bir fırsat penceresi oluşturduğunu" vurguladı.
Uluslararası kamuoyunun çatışmaların yeniden başlamasını istemediğini dile getiren Fidan, "enerji güvenliği, ekonomik istikrar ve bütçeler üzerindeki baskının küresel ölçekte hissedildiğini" belirtti. Bu nedenle Fidan, ateşkesin uzatılmasının geniş bir uluslararası destek gördüğünü ifade etti.
Fidan, tarafların yeni bir çatışma başlatacak adımlardan kaçınması halinde ateşkesin uzatılabileceğini ve bunun müzakerelere süre kazandıracağını söyleyerek, "Eğer zorlayıcı bir gelişme olmazsa, ateşkesin uzatılarak müzakerelerin devam etmesi mümkün görünüyor" dedi. Sürecin kalıcı bir barışa evrilmesinin en güçlü senaryo olduğunu belirten Fidan, "diplomatik çabaların bu yönde yoğunlaştığını ve müzakerelerin ana çerçevesinin tamamlanmasının hedeflendiğini" ifade etti.
YUNANİSTAN, GÜNEY KIBRIS VE İSRAİL ARASINDAKİ İŞ BİRLİĞİ
Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail arasında Doğu Akdeniz'de gelişen iş birliği tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fidan, Türkiye'nin bu gelişmeleri yakından takip ettiğini ve bölgesel güvenlik açısından "endişe verici bir tablo" gördüğünü söyledi.
Fidan, Türkiye'nin bölgede çok sayıda ülkeyle iş birliği içinde olduğunu ancak aynı zamanda NATO üyesi olduğunu hatırlattı. Buna rağmen, Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında gelişen askeri nitelikli iş birliklerinin bölgede farklı algılar oluşturduğunu ifade etti.
Fidan, söz konusu üçlü yapının askeri iş birliği ve ortak tatbikatlar üzerinden şekillenmesinin, bölgedeki bazı ülkelerde güvenlik kaygılarını artırdığını belirterek, "Bu durumun başka türlü bir izlenim doğurmamasını kimse bekleyemez" dedi. Türkiye'ye yönelik herhangi bir doğrudan güvence verilmediğini ifade eden Fidan, bu tür yapılanmaların gerek oluşum sürecinde gerekse siyasi beyanlarla birlikte değerlendirildiğinde, endişeleri artırdığını söyledi.
Fidan ayrıca, Avrupa'da Yunanistan dışında benzer nitelikte askeri birlikteliklerin yaygın olmadığını belirterek, bunun sadece Türkiye için değil, bölgede birçok ülke için soru işaretleri oluşturduğunu dile getirdi.
Türkiye'nin kendisini koruma kapasitesine sahip olduğunu ifade eden Fidan, buna karşın daha kırılgan ülkelerin bu tür askeri yakınlaşmaları endişeyle izlediğini söyledi. Bölgedeki gerilimlerin diplomasi yoluyla yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Fidan, mevcut müzakere sürecinin korunmasının önemine dikkati çekti.