Bursa
Çok Bulutlu
13.9°
Başka Gazete
Yaman Kaya
Yaman Kaya
[email protected]

Bursa'yı sarsan skandalda tutukluluğa devam kararı!

2026.03.27 11:41 Son Güncellenme: 2026.03.27 11:49

Bursa tarihinin en büyük nitelikli dolandırıcılık iddiasının soruşturulduğu Atış Yapı skandalında Cumhuriyet Savcısı Emre Duman imzalı, yoğun ve titiz bir çalışmanın ardından hazırlanan 457 sayfalık iddianamenin kabul edilmesiyle kovuşturma aşamasına geçildi.

Dün dosya kapsamında tutuklu bulunan Ahmet Atış, babası Hüsamettin Atış ve eniştesi Ercan Tepegöz'ün tutukluluk incelemesi yapıldı.

Savcılık mütalaasında 3 ismin de tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini istedi.

Bursa 50. Asliye Ceza Mahkemesi, sanıklar yönünden kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin mevcut olması, sanıkların tutuklu kaldığı süre ve cezasının üst sınırına göre sanıkların kaçma şüphesinin mevcudiyeti gerekçeleriyle Ahmet Atış, Hüsamettin Atış ve Ercan Tepegöz'ün tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.

İddianamede tutuklu bulunan 3 ismin yanı sıra adli kontrolle serbest bırakılan Metin Atış'ın da üzerlerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçlamasından 534'er kez cezalandırılması istenmişti.

Şüpheliler hakkında 534'er kez sevk yapılması nedeniyle salt kanuni üst sınır üzerinden bakıldığında teorik kanuni hapis cezası üst sınırının 5 bin yıl seviyesini aştığı iddia edilmişti.

Önümüzdeki ay Atış Yapı mağdurları için hareketli geçecek.

Zira ilk duruşmanın tarihi 16 Nisan olarak belirlendi.

İddianamede Atış Yapı'dan şikâyetçi olan tam 542 kişi müşteki vardı.

Çok sayıda müşteki olduğu için ifadeler ayrı ayrı gruplar hâlinde farklı günlerde alınacak, 16 Nisan'da başlayacak müşteki ifadeleri 24 Nisan'daki celsede sona erecek.

Ahmet Atış, Hüsamettin Atış ve Ercan Tepegöz duruşmalara bulundukları ceza infaz kurumundaki SEGBİS salonunda katılacak.

Metin Atış'ın ise mahkeme salonunda savunmasının alınması için zorla getirme emri düzenlenmişti.

İddianamede Metin Atış'ın "Babylon projesi ile başlayan ve Carrefour projesi ile başlayan süreçte benim kendi adıma bir dolandırıcılık kastımız yoktur. Bu süreçte mevcut projelerle alakalı ben tanıdıklarımı satış için satış temsilcilerine yönlendirdim. Kayapa Smart 4-5 projesinin mülkiyeti belediyeye aittir. Biz burayı ihaleyle aldık daha sonra buranın ihalesini belediye feshetti. Fesihten sonraki satışlarla ilgili benim bilgim yoktur ancak daha sonra abim ile konuştuğumda biz belediyedeki o şeyi çözeceğiz bir sorun yok dedi" şeklindeki ifadelerine de yer verildi.

Kamuoyunda çokça tartışılan Carrefour projesine ilişkin ise iddianamede Metin Atış'ın, "Katılımevim yetkilileri ile abim Ahmet Atış'ın arası çok iyiydi. Ben Katılımevim ya da Bainbridge Gayrimenkul ile bizim firmalarımız arasında bir kat karşılığı sözleşme imzalandığını biliyorum. Fakat bu sözleşme noter masrafı nedeniyle noterde imzalanmadı. Sözleşmenin maddelerine hakim değilim.

Carrefour satışındaki miktarlar Atış'ın hesabına gelmiştir. Bunu Katılımevim yetkilileri bilmektedir. Bunun sebebi de bizim sıkışık olmamız sebebiyledir. Bizim gizlediğimiz herhangi bir şey yoktur fakat yaşanılan ekonomik sıkıntılar ve konut satışlarının yavaşlaması piyasanın kötü hali nedeniyle biz bu sürece geldik.

Ayrıca bununla birlikte Katılımevim ile aramızda sözlü olarak projenin bizim tarafımızdan yapılması ve hasılattan yüzde 10'un Atış Yapı'ya verilmesi hususunu biliyorum ancak bununla ilgili bir anlaşma yoktur bunu abimden öğrendim. Benim ilgili projelere müşteri yönlendirdiğim doğrudur ancak ekonomik sıkıntılar sebebiyle süreç buraya gelmiştir.

Dolandırıcılık kastımız yoktur. İşler genelde abim ve babam Hüsamettin Atış kontrolünde devam ederdi" şeklindeki iddialarına da yer verildi.

Katılımevim'in daha önce yaptığı açıklamalarda hakkındaki tüm iddiaları reddettiğini bir kez daha hatırlatmak isterim.

Atış'ın beyanlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığına, suçtan kurtulmaya yönelik olup olmadığına dosyadaki delillerle birlikte yargılama sürecinde karar verecek merci kuşkusuz mahkemedir.

Atış Yapı'nın hazırladığı konkordato ön projesinde konkordato kapsamındaki toplam borç yaklaşık 15 milyar 56 milyon lira olarak tespit edilmişti.

En büyük alacaklı mağdur edilen yurttaşlardı.

Nitekim toplam konkordato borcunun %54'ü teslim edilmemiş konutlara yatırılmış peşin paradan oluşmaktaydı.

Yatırılan bu peşin para 8 milyar 178 milyon liraydı!

Bu milyarlar nereye gitti?

Mağduriyette payı olan tüm siyasi sorumlular da hesap verecek mi?

Başköşede ağırlayanlara, kurdelenin ucunu tutanlara ne olacak peki?

Takip etmeye devam edeceğiz süreci...