2026.03.25 12:33 Son Güncellenme: 2026.03.25 12:41
Aslında hep vardı.
Bugünlerde iyice arttı.
Yereli baypas ediyor, 'Ankara' vasıtasıyla elde ediyorlar rantı.
Peki, bu senaryoda genelde hep çılgın yapılaşma planlarıyla karşılaşmamız nasıl okunmalı?
Bakın...
Türkiye'nin de taraf olduğu Ramsar Sözleşmesi kapsamında Uluslararası Sulak Alan statüsüne alınan ve Yönetim Planı da bulunan Uluabat Gölü Tampon Bölge Sınırı içinde yapılaşma için kollar sıvanmıştı.
Normalde çivi dahi çakmamak, koruma amacına aykırı davranmamak gerekirken uluslararası statüye sahip tampon bölge sınırının içinde, niteliği tarla olan yaklaşık 44 dönümlük arazide imalat ve depolama tesis alanı kurulması için plan hazırlanmıştı.
Bölgede yanıcı, patlayıcı, parlayıcı maddeler içermeyen ve tehlikeli atık-artık bırakmayan her türlü imalat ve malzeme işleme tesisleri, yedek parça vb. tesisler, her türlü malın depolanması ve saklanması için depo, ardiye, hangar, antrepo gibi tesisler soğuk hava depoları ile bu tesislere yönelik idari ve güvenlik binaları ve müştemilatlarının yer alması öngörülmüştü.
Planlama alanı koruma statüsünde olduğundan alanla ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü yetkiliydi.
Kamuoyu; Bursa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nde askıya çıkınca öğrendi plan değişikliğini.
Bu parselin özelliği neydi?

Yarın etrafındaki yüzlerce parsel de imalat ve depolama tesis alanı olmak isterse onlara da aynı 'hak' tanınacak mıydı?
Her geçen yıl biraz daha kirlenen göl böyle mi korunacaktı?
Yoksa Uluabat Gölü'nün çevresinin de İznik Gölü gibi Organize Sanayi Bölgesi'ne döndürülmesi mi arzulanmaktaydı?
Bu sorular yanıtsız bırakıldı.

Uluabat Gölü malum kısa süre önce taşmış ve çok sayıda kaçak yapı sular altında kalmıştı.
Planda yer alan DSİ'nin kurum görüşünde açıkça belirtildiği üzere bölgede kabul edilen taşkın kotu 9 metreydi!
Bu kot altında yapılaşmaya gidilmemesi gerektiği açıkça belirtilmişti.
Planlanan parselin en yüksek kotu 6,78 metre, en düşük kotu ise 4,81 metreydi!
Yani alanın tamamı taşkın kotunun altındaydı.
Taşkın ve drenaj durumlarından etkilenmemek için inşaat faaliyetlerinde 9.00 metre kotu baz alınarak su basman kotu uygulanması gerektiği belirtilmişti.
Bu kot farkını ortadan kaldıracak dolgu/drenaj müdahalesi göl ekosistemi için ekstra risk teşkil etmeyecek miydi?
Öte yandan planlanan alan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'ne göre en zayıf zemin sınıflarından ZE-ZF aralığında yer alıyordu.
Parsel bazlı plan değişiklikleri Bursa'ya haddinden fazla zarar vermemiş gibi hâlâ devam eden...
Hem de koruma statüsündeki alanlarda girişilen rant hamlelerine karşı kamuoyu mutlaka sesini yükseltmeli demiştim.
Şunları da eklemiştim:
Koruma statüsündeki alanlar yapılaşmaya açıldığı takdirde telafisi mümkün olmayan sonuçlarla karşılaşılacağı unutulmamalıdır.
Nitekim tampon bölgede 'istisna' diye açılacak her kapının, gölü çevreleyen zincirleme talepleri tetikleyeceği ortadadır.
Neyse ki bu şehrin vicdanı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği söz konusu plan değişikliğini mercek altına aldı.
Şehir Plancıları Odası Bursa Şubesi plan değişikliğine itiraz etti, Mimarlar Odası Bursa Şubesi de söz konusu plana karşı dava açtı.
Bir kez daha altını çizmeliyim:
Bu kentin bir kent suçunu daha kaldırma lüksü yok!
Yeni Çevre Düzeni Planı'yla ilgili çalışmalar devam ederken yerel iradenin baypas edildiği parsel bazlı plan değişiklikleri derhâl durdurulmalıdır!
Şehir hastaneleri bütçeyi rehin aldı!
Bursa'nın kalbi Nilüfer'deki FSM Hastane Alanı...
Yıldırım 152 Evler'deki Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin bulunduğu alan, Samanlı'da devlet hastanesi için planlanan alan, Ertuğrulgazi'de göğüs hastanesinin bulunduğu alan, Yenişehir'deki sağlık merkezinin bulunduğu alan Cumhurbaşkanı Kararı ile satışa çıkarılmıştı!
CHP Sağlık Politikaları Kurulu Başkanı olan Bursa'nın kamucu Milletvekili Kayıhan Pala'nın bu satış kararına tepkisi sertti.
FSM Hastane Alanı'nda düzenlenen basın açıklamasında şunları söylemişti:
"Bir ülkede herhangi bir hükümet kamuya ait sağlık alanlarını satar mı? Bundan daha kötü ne olabilir? Burayı alma heveslisi olanlara söylüyorum: Aklınızı başınıza alın! Burayı sattırmayız, eğer satılacak ve alacak olursanız çok değil birkaç sene sonra iktidarız bunların hepsini geri alacağız! Halkın malı satılamaz!"

"Şehir hastanelerinin rehin aldığı bütçenin geldiği son durum dehşet verici" diyen Pala konuyu meclis gündemine de taşıdı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e kapsamlı bir soru önergesi verdi.
Konu hayli önemli olduğu için aynen aktarmak istiyorum:
- Türkiye'nin 27 ilinde, pek çoğu "kupon arazi" olarak tanımlanan 55 değerli taşınmazın satılmasına neden karar verilmiştir?
- Taşınmazların imar planlarındaki durumu nedir?
- Taşınmazlardan kaç tanesi imar planlarında "Sağlık Alanı" olarak belirlenmiştir?
- Satılığa çıkarılan taşınmazların imar planlarında değişiklik yapılarak, örneğin "ticari alan" biçimine dönüştürülmesi söz konusu olacak mıdır?
- Taşınmazların büyük bir bölümü daha önce Sağlık Bakanlığı tarafından devlet hastanesi inşa edileceği açıklanan alanlardır (örneğin Bursa Yıldırım'daki alanda Yıldırım Devlet Hastanesi yapılacağı 2012 yılında ilan edilmiştir), hatta bazıları Sağlık Bakanlığı'nın yatırım programlarına da girmiştir. Hal böyleyken, söz konusu alanların satılmasına nasıl karar verilebilmiştir?
- Söz konusu taşınmazların bulunduğu 27 ilden bazıları sağlık gelişmişlik sıralamasında çok geridedir. Örneğin 81 il içerisinde Bursa 31. sırada, Kocaeli 41. sırada, Mersin 45. sırada, Kahramanmaraş 67. sırada, Adıyaman 75. sırada, Iğdır 76. sırada ve Ağrı 78. sıradadır. Sağlık gelişmişlik sıralamasında geride olan illerde sağlık alanlarına devlet hastanesi yapılması gerekirken, sağlık alanlarının satılmasına nasıl karar verilebilmiştir? Bu illerde yaşayan yurttaşların sağlık hakkı neden gözden çıkarılmıştır?
- Satılığa çıkarılan taşınmazların tümünün satılması halinde elde edilecek gelirin toplam tutarı, Bakanlığınız tarafından kaç TL olarak tahmin edilmiştir?
- Satılığa çıkarılan taşınmazlardan elde edilecek toplam gelirin, Sağlık Bakanlığı tarafından Kamu-Özel İş Birliği yöntemiyle inşa edilen ve işletilen 18 şehir hastanesine 2026 yılı için kullanım ve hizmet bedeli olarak bütçeye konulan 136,1 milyar TL'den daha düşük olacağı uzmanlar tarafından tahmin edilmektedir. Şehir hastanelerine bir yıl için ödenen kira ve hizmet bedelinden daha düşük bir bedel için Türkiye'nin 27 ilinde pek çoğu "kupon arazi" olarak tanımlanan 55 değerli taşınmazın satılmasına nasıl karar verilebilmiştir?
- Cumhurbaşkanlığı Hükümetinin bütçesi, sağlık yatırımları için kupon arazileri gözden çıkaracak kadar iflas etmiş durumda mıdır?
Mehmet Şimşek bu soruları yanıtlayabilecek mi, göreceğiz...
Ancak satış kararının devrim yapıldığı söylenen sağlık sisteminin iflasını tescilleyen bir başka unsur daha olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz!
Konu Büyükşehir meclisinde de tartışmalara sebebiyet vermişti.Bursa'nın K...
Bu soruya fotoğraflarını gösterebilirim yanıtını verebilirim."Gemlik ilçemizde yapılması planlanan pro...
Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nin Mart ayı ikinci oturumunda tansiyon had safhaya çıktı.
Kamuoyunda sıklıkla tartışılan fabrikalardan Bursa Çimento'nun Gemlik ve
Kentin anayasası hüviyetini taşıyacak 2050 vizyonlu 1/100.000'lik Çevre Düzeni Planı çalışmaların...