Bursa
Açık
18.6°
Başka Gazete
Yaman Kaya
Yaman Kaya
[email protected]

Bursa'da yıllardır süren ihanet!

2026.03.10 11:20 Son Güncellenme: 2026.03.10 11:41

1/100.000 ölçekli Bursa 2020 Yılı Çevre Düzeni Planı'na ilk darbeyi onlar indirmişti.

Yaklaşık beş sene önce gündeme taşıdığım, Şehir Plancısı Füsun Uyanık'ın şu sözleri ibretlikti:

"19 Ocak 1998'de onaylanan planı Haziran 1998'de Cargill deldi. İlk planın delinmesi öyle başladı. O dönem iktidardaki Mesut Yılmaz Cargill'in yapılmasını istedi. O delmeyle birlikte yüzlerce plan değişikliği gerçekleştirildi. Bu gerçekten çok acı bir şey. Yüzlerce kez stratejik olarak Bursa etkilendi."

Çevreyi katledişlerine bir kez daha değinmiştim bu sütunlarda geçen sene.

Şunun altını bir kez daha çizeyim öncelikle:

ABD merkezli çok uluslu şirket Cargill, Orhangazi ilçesinde birinci sınıf tarım arazisine hukuksuz yollarla kurulmuştu, yaklaşık 30 yıllık dava sürecinde mahkeme Cargill tesisinin ruhsatına dayanak oluşturan imar planlarını iptal etmişti!

Normal bir ülkede olsaydık bu tesis şu anda faaliyet gösteremezdi.

Fabrikanın çoktan yıkılması gerekirdi!

Bursa Barosu Başkanı Metin Öztosun'un sözlerini hatırlayalım şimdi:

"Su kaynaklarımızı çok uluslu bir şirkete tabiri caizse peşkeş çekiyoruz. Bunda sorumluluğu olan kamu makamları vatana ihanet içindeler. 27 yıldır bu ihanet devam ediyor. Her türlü hukuksuzluğu tescillememize rağmen ne yazık ki devam ediyorlar."

Sadece su kaynaklarını değil havayı da mahvettikleri geçen yılın sonunda kamuoyuna yansıyan fotoğraflarla bir kez daha gözler önüne serilmişti.

İşte o Cargill'in Türkiye operasyonunun başındaki isimlerden birinin yaptığı açıklamalara Bursa'da senelerdir çevrenin korunması için büyük mücadele gösteren DOĞADER'den sert tepki geldi.

"1998'den bu yana Bursa İdare Mahkemeleri, Danıştay 6. ve 10. Daireleri ile AİHM tarafından verilen toplam 11 iptal kararı bulunan Cargill yalan söylüyor!" diyen DOĞADER'den yapılan açıklamada "İznik Gölü'ndeki çekilme üzerine konuşan Cargill Gıda Türkiye CEO'su, göldeki küçülmenin nedenini çiftçilerin sulamasına bağlayarak bir kez daha gerçeği ters yüz etmeye çalışıyor.

Bir gece içinde, ABD Başkanı'nın talebiyle Türkiye'de hukuk sistemi altüst edilerek birinci sınıf tarım arazileri, sanayi alanına çevrildi. O günden bu yana gölü besleyen su kaynakları sanayi kullanımına açıldı.

Cargill 1. sınıf mutlak tarım arazisi sınırları içerisinde yer alıyor; İznik Gölü'ne yalnızca birkaç kilometre mesafede bulunuyor. Mısır nişastası üretiminden kaynaklanan atıkların yer altı sularına karıştığını, toprağın organik yapısının bozulduğunu, gölde de alg artışı riskini büyüttüğünü biliyoruz.

Cargill'in ilk ÇED başvurusunda yıllık 1,5 milyon metreküp su kullanacağı belirtiliyordu.

Bugün ise gerçekte ne kadar su çekildiği, gölden ve yeraltı kaynaklarından ne kadar su kullanıldığı kamuoyuna açık ve şeffaf biçimde açıklanmıyor.

Bölgede yalnızca Cargill değil, çevresindeki sanayi kuruluşları da yüz binlerce metreküp suyu denetimsiz ve kontrolsüz şekilde kullanıyor" ifadelerine de yer verildi.

Şöyle devam edildi:

"Hem gölü besleyen suyu çekip kullanacaksınız, hem sanayi faaliyetleriyle kirlilik yaratacaksınız, sonra da dönüp "gölü çiftçiler kuruttu" diyeceksiniz.

İznik Gölü'nden ve yeraltı sularından gerçekte ne kadar su çekiliyor?

Bu kullanım kim tarafından, nasıl denetleniyor?

Sanayi tesislerinin su tüketimi neden kamuoyuna şeffaf şekilde açıklanmıyor?

İznik Gölü bir şirketin değil, Bursa'nın ve bu ülkenin ortak yaşam kaynağıdır."

Nişasta Bazlı Şeker (NBŞ) üretimi yapılan fabrika sadece tarıma ve sulak alanlara zarar vermiyor.

NBŞ'nin toplum sağlığına yönelik olumsuz etkilerini kuşkusuz ayrıca ele almak gerekiyor.

Cargill'in çevreye, üretime, çiftçiye ne yaptığı...

PR çalışmalarıyla neyi amaçladığı belli...

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yetkililerinin DOĞADER'in sorularına bir yanıtı var mı peki?

Cargill'in hukuksuz tüm işlemleri mahkeme kararıyla iptal edilmesine...

Hatta meselenin AİHM'e taşınması ve Türkiye'nin mahkûm edilmesine karşın bu şirket faaliyetlerine nasıl devam edebiliyor?

Cargill'i bugüne kadar kaç kez denetlediniz, örneğin kamuoyuna yansıyan son fotoğraflardan sonra herhangi bir işlem gerçekleştirdiniz mi?

CEO'nun açıklamalarına gelirsek...

Burası Türkiye...

Murathan Mungan'ın müthiş bir tespitle özetlediği bu ülkede her şey olabilirsiniz, rezil olamazsınız sadece!

Taşkın alanında rant planı: Yeraltı su seviyesi yüzeye yakın

Ankara merkezli, parsel bazlı plan değişikliğiyle Bursa'nın en değerli lokasyonlarından biri olan Nilüfer Özlüce'deki 'kupon' parsellerin satışa hazır hâle getirildiğinden söz etmiştim.

Etrafı tarlalarla dolu...

148.291,28 metrekarelik alanın yaklaşık 65 bin metrekaresine 1 emsal ile 5 kat yapılaşma koşullu gelişme konut alanı fonksiyonu verilmişti.

Plan değişikliğinde 150,00 metrekare ortalama büyüklükle 433 adet konutun, 1.256 kişilik nüfus hesabıyla bölgede yer alabileceği belirtilmişti.

Betona gömülmek istenen alan, Nilüfer'in çadır kent alanı olarak belirlenen yerdi!

Yazının ardından Jeofizik Mühendisi Güngör Armutlu elektronik postayla bir bilgi notu gönderdi.

Aynen aktarmak istiyorum:

"1- Parsellerin yer aldığı bölgede kil, silt, kum ve çakıl birimlerinden oluşan gevşek (QAL) Alüvyon zemin koşulları söz konusudur.

2- Bölgede yeraltı suyu seviyeleri yüzeye yakın sığ derinliklerdedir.

3- Parsellerin kuzeyinden Ayvalıdere geçmektedir. Parsel bölgesi "Ayvalıdere'nin Taşkın Etki Alanı"nda kalmaktadır.

4- Bölgede Ayvalıdere taşkın kontrolüne yönelik DSİ görüşleri alınarak ıslah çalışmaları yapılmadan yapılaşmaya gidilmesi riskli görülmektedir."

Eğitim kampüsü kurulması amacıyla tarım dışı kullanıma açılan, bugün itibarıyla konut fonksiyonuyla satılması için plan değişikliği hazırlanan rant hamlesini akademik odalar yargıya taşıma kararı almıştı.

Süreci takip edeceğiz.

Yeşiltaş: İmamoğlu çok güçlü bir irade ortaya koydu

Yaklaşık 1 yıldır Silivri'de tutsak olan...

CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 402 sanıklı İBB davasının ilk duruşmasını takip edenler arasında CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş da vardı.

Yeşiltaş'la dün konuştuk.

"Tutuklu olan arkadaşlarımızın aileleriyle aynı yerdeydik. Çok duygusal anlar yaşadık" dedi.

Şöyle devam etti:

"Adil bir yargılama yok. Avukatlar hangi sırada savunma yapacaklarını mahkeme heyetinden değil yandaş medyadan öğrendiler. Tamamen hukuk dışı bir süreç yaşanıyor. Böyle bir yargılama yöntemi olamaz."

Yeşiltaş, İmamoğlu'nun duruşmada çok güçlü bir irade ortaya koyduğunun altını çizdi ve ekledi:

"Ekrem Başkan duruşmanın başında savunma kürsüsüne giderek söz istedi. Çok ısrar etti ancak hakim söz vermedi. Uygulanan koşullu tavra karşı sergilediği irade çok kıymetliydi. Hakim salonu boşaltmak istedi ancak hiçbirimiz ayrılmadık. İmamoğlu'nun sergilediği irade bir denge unsuru oluşturdu. "Söz de isterim, konuşurum da" demesi, "Bu insanları bırakın, derdiniz benimle, mertçe tek başıma benimle mücadele edin, sizi dört kere yendim yedi kere de yenerim" çıkışı onu asla yıldıramayacaklarının bir göstergesiydi."

İmamoğlu sahiden de bambaşka bir irade sergiliyor.

Davanın çok uzun süreceği ortada.

CHP örgütleri süreç boyunca Silivri'de nöbette olacak.

En büyük yargılamayı ise şüphesiz bu toplumun vicdanı yapacak!