Bursa
Hafif Sağanak Yağışlı
16.2°
Başka Gazete

SGK'de rüşvet davası: Tutukluluk hallerine devam kararı

2026.04.07 20:22 Son Güncellenme: 2026.04.07 20:23 - GÜNDEM

Eski Sosyal Güvenlik Kurumu Antalya İl Müdürü S.E ile iki adet kurum müfettişi rüşvet aldıkları iddiasıyla yargılandıkları davanın duruşması görüldü. Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi.

SGK'de rüşvet davası: Tutukluluk hallerine devam kararı

Antalya'da özel hastanelerin denetimleri sırasında tespit edilen eksikliklerin görmezden gelinmesi karşılığında rüşvet aldıkları iddiasıyla tutuklu bulunan 2 müfettiş ile eski Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Antalya İl Müdürü S.E'nin yargılanmasına başlandı.

Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya tutuklu sanıklar S.E, E.Ö. ve M.A.B. ile müştekiler, taraf avukatları ve yakınları katıldı.

Duruşmada savunma yapan eski SGK Antalya İl Müdürü S.E, 1995 yılında SGK'da çalışmaya başladığını, 2008 yılına kadar ise başmüfettiş olarak görev yaptığını söyledi.

Daha sonra 2016 yılına kadar Antalya SGK il müdürlüğü görevine getirildiğini belirten S.E, "Kendi isteğimle istifa ettim ve SGK ile ilgili danışmanlık hizmeti veren bir şirket kurdum. Rüşvet aldığım iddiasını kabul etmiyorum, iddianamede bahsi geçen 90 bin avro benim bu hastanelere vermiş olduğum danışmanlık ücreti karşılığı aldığım paradır" ifadesini kullandı.

Müşteki Veli Doğrul'un hastanenin denetimden geçeceğini, kendilerine bu konuda danışmalık yapmalarını talep ettiğini kaydeden S.E, dosyaya giren görüntü kayıtlarında ve tapelerdeki paranın bunun karşılığındaki para olduğunu savundu.

Veli Doğrul ve Hidayet Uçar ile ofislerine giderek görüştüğünü ifade eden S.E, buradaki görüşmesinde Hidayet Uçar'ın "tansiyonum çıktı" diyerek kendisinin baskı altında tutulduğunu iddia etti.

Bunun üzerine mahkeme başkanı, "Yıllardır il müdürlüğü ve başmüfettişlik yapmış insansın, nasıl baskı altında kalıyorsun?" sorusuna S.E, müşteki Uçar'ın rahatsız olduğu ve tansiyonun çıktığı ifadeleriyle kendini baskı altında hissettiğini tekrarladı.

Suçlamaları kabul etmediğini vurgulayan S.E, "Telefon kayıtlarında geçen domates, biber ifadeleri ise Erdoğan Ö, benden fide istemişti, rüşvetle ilgili bir konuşma değil. Rakı diye söylediğim şey ise Murat bey benden istediği bir şeydi. Kimseden rüşvet almadım, 90 bin avro danışmanlık hizmeti karşılığında aldım" savunmasını yaptı.

Sanık başmüfettiş M.A.B. ise bir yere denetime gittiklerinde öncelikle sorumlu kişileri iç mevzuat, sektör çalışmaları ve denetimler konusunda bilgilendirdiklerini, daha sonra denetim gerçekleştirdiklerini anlattı.

Hastane denetiminde raporu hazırlamadan gözaltına alındıklarını ifade eden M.A.B, "Ben görevimi yaparken suç işlemedim, menfaat temin etmedim, menfaat temin karşılığı kimseyle anlaşma yapmadım ve aracı kılmadım. Kesinlikle rüşvet almadım ve almaya da teşebbüs etmedim. Suçlamaları reddediyorum, 9 aydır tutukluyum, tahliyemi talep ederim" dedi.

"EMANET KELİMESİNİ DUYMADIM"

Mahkeme başkanının, sanık M.A.B'nin S.E. ile yaptığı telefon görüşmesindeki "emanet" kelimesinden kastının ne olduğunu sorması üzerine sanık, "Emanet ifadesiyle para imasında bulunmadım, yakalanan 90 bin avro ile ilgim yok" karşılığını verdi.

Sanık başmüfettiş E.Ö. ise 40 yıllık görev süresi boyunca her zaman mevzuata uygun çalıştığını, hem sicil hem de adli sicilinde bir şikayet dahi olmadığını belirtti.

Görev için Ankara'dan Antalya'ya geldiklerini ve hastane denetimini yaparken gözaltına alındıklarını kaydeden Erdoğan Ö, rüşvet alındığı iddialarını kabul etmediklerini, suçlamaları reddettiğini ifade etti.

Sanıklardan S.E. ile yaptığı telefon görüşmesinde evinin bahçesine ekmek için fide istediğini belirten E.Ö, "S.E'nin yönlendirdiği yerden domates, biber fidesi aldım ama böğürtlen fidesi bulamadım, bununla ilgili bir telefon görüşmesi yaptım. S.E'nin aldığı 90 bin avrodan haberim yoktur, benim bu paradan hiçbir haberim yoktur. S.E. bizim adımızı kullanarak para talep etti mi bilmiyorum. 40 milyon ceza yersiniz diye kimseyi tehdit etmedim, öyle bir imada bulunmadım" şeklinde konuştu.

Mahkeme başkanının, "Temmuz ayında fide ekmek için mevsim olarak geç değil mi? sorusuna sanık, Ankara'da havanın geç ısındığı, o tarihlerde fidelerin ekildiğini ileri sürdü.

Müşteki Veli Doğrul ise hastane sorumlusu olduğunu ve hastanenin denetlenmesi için iki müfettişin görevlendirildiğini kaydetti.

Denetleme sürecinde eksikliklerle ilgili müfettişler tarafından 40-50 milyon lira ceza alabileceklerini söylendiğini öne süren Doğrul, "S.E, bu cezayı yememek için 120 bin avronun müfettişlere verileceğini söyledi, 90 bin avroya anlaştık. Biz de rüşvet vermeyi kabul etmedik ve konuyla ilgili emniyete şikayette bulunduk. Emniyettin isteğiyle ofisimize ses ve görüntülü kamera kuruldu ve anlaştığımız 90 bin avroyu 30'ar şekilde 3'e ayırıp S.E'ye verdik" dedi.

Müştekiler, sanıklardan şikayetçi olduklarını ifade etti.