2026.04.25 23:15 Son Güncellenme: 2026.04.25 23:16 - GÜNDEM
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in yargıda yapay zekâ kullanımı projelerine karşı Türkiye genelindeki 78 baro ortak bir bildiri yayımladı. Savunma hakkının algoritmik sınırlara indirgenemeyeceğini belirten barolar, adaletin mekanik bir veri işleme değil, vicdanî bir muhakeme ürünü olduğunun altını çizdi.
78 baro, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in yargıda yapay zeka kullanımına yönelik sözlerine ilişkin ortak açıklama yaptı. Yapay zeka destekli hukukî süreçlerin savunma hakkını zayıflatmaması gerektiği vurgulanan açıklamada, "Savunma makamının teknolojik araçlar gerekçe gösterilerek zayıflatılmasına karşı mücadelemizi sürdüreceğiz" denildi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in bir söyleşide dile getirdiği "yargıda yapay zeka kullanımı" ve vatandaşların hukuki süreçlere erişiminde yapay zeka desteği projeleri, baroların tepkisine neden oldu. Aralarında Ankara, İstanbul, İzmir, Diyarbakır, Antalya, Bursa, Adana ve Konya barolarının da bulunduğu 78 baro, "Savunma hakkı yapay zekaya devredilemez" başlıklı ortak açıklama yayımladı.
Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından bir söyleşide dile getirilen 'yargıda yapay zeka kullanımı' ve 'vatandaşların hukukî süreçlere erişiminde yapay zeka desteği' başlıklı projeler, barolar tarafından dikkatle izlenmektedir. Bu yaklaşımın, yargı sisteminin temel güvenceleri üzerindeki etkilerinin dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir. Adil yargılanma hakkı; bağımsız ve tarafsız yargı önünde, savunma hakkının etkin kullanımı ve hakkaniyete uygun yargılama güvenceleriyle birlikte korunması gereken temel bir ilkedir. Bu güvencelerin zayıflaması, hukuk güvenliğini ve yargıya duyulan güveni doğrudan sarsar. Avukatlık Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca avukatlık; kamu hizmeti niteliğinde olup yargının kurucu unsurlarından bağımsız savunmayı temsil eder. Aynı Kanun'un 35. maddesi ile hukukî mütalaa verme, yargı mercileri nezdinde hakları dava ve savunma ile adlî işlemleri takip etme yetkisi münhasıran avukatlara aittir. Kanun'un 2. maddesinde belirtilen amaç; hukuki ilişkilerin düzenlenmesi, uyuşmazlıkların adalet ve hakkaniyetle çözülmesi ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasının sağlanmasıdır. Bu amaç, ancak etik ilkeler, meslekî sorumluluk ve vicdanî muhakeme ile hayata geçirilebilir.
Vatandaşların avukat yardımı olmaksızın yapay zekâ üzerinden hukukî destek almasına imkân tanıyan uygulamalar, savunma hakkının özüne doğrudan müdahale niteliğindedir. Hukukî süreçler; salt teknik veri işleme faaliyetinin ötesinde, somut olaya göre şekillenen vicdanî değerlendirme ve hak koruma faaliyetidir. Hak arama hürriyeti ve savunma dokunulmazlığı, algoritmik sınırlara indirgenemeyecek nitelikte temel ve dokunulmaz anayasal güvencelerdir. Teknolojik dönüşüm vurgusu, avukatlık mesleğinin kısıtlayan veya ikame eden bir noktaya evrilemez. Avukatların 'yapay zeka hakim' talebi ne kadar hukuk mantığına aykırı ise, idarenin "yapay zekâ avukat " yaklaşımı da eşit ölçüde sakıncalıdır. Adalet, yalnızca veri işlemesiyle elde edilen matematiksel bir sonuç değil, vicdanî bir süzgeçten geçen insanî muhakemenin ürünüdür. Yargıda kalite, bağımsız mahkemeler önünde nitelikli savunma ile hakka en kısa sürede ve en adil şekilde ulaşılmasıyla ölçülür. Bu çerçevede dijitalleşme, amaç değil; yargısal süreçleri destekleyen bir araç olarak konumlandırılmalıdır.
Adalet Bakanlığı'nın önceliği; savunma makamının yetki alanlarını tartışmaya açmak yerine, bağımsız savunmayı güçlendirmek, hakim ve savcı niteliğini güçlendiren liyakat esaslı reformları hayata geçirmek, yargılamayı hızlandıracak teknik altyapıyı geliştirmek ve yargının tüm unsurları bakımından fizikî ve hukukî imkanları iyileştirmek olmalıdır. Barolar olarak; yargının kurucu unsuru olan savunma makamının teknolojik araçlar gerekçe gösterilerek zayıflatılmasına, meslekî yetkilerin daraltılmasına ve 'yapay zeka' adı altında hukuk hizmetlerinin mekanik bir yapıya indirgenmesine yönelik her türlü girişime karşı hukukî ve kurumsal mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz."