2026.01.13 09:14 Son Güncellenme: 2026.01.13 09:31
Türkiye'nin en büyük skandallarından birine imza atılan Bursa'da...
On binlerce kişiyi mağdur eden Atış Yapı krizi her geçen gün biraz daha derinleşirken hak sahibi yurttaşların yarın İstanbul'da Katılımevim'in önünde eylem yapacağını daha önce bu sütunlarda okumuştunuz.
Eylemin kamuoyuna duyurulmasının ardından konuştuğum bazı hak sahipleri geçen hafta Katılımevim'in Genel Müdürü Ahmet Özcan'ın mağdurların temsilcilerine ulaşarak görüşme için randevu talebinde bulunduğunu söyledi.
Mağdurlar bu talebi aralarında gerçekleştirdikleri istişarelerin ardından eylem hakları saklı kalmak kaydıyla kabul etti.
Ancak dün için planlanan görüşme toplantıya 48 saat kala görüşmeyi talep eden Katılımevim tarafından iptal edildi!
Açıkçası Katılımevim'in sürecin başından beri sergilediği tutumu düşününce bu duruma şaşırmadım!
Atış Yapı mağdurları konuyla ilgili sert bir açıklama yayınladı.
"Katılımevim çözüm değil, zaman kazanma peşindedir" başlığıyla yapılan duyuruda yer alan bazı ifadeler çarpıcıydı:
"Kendi davet ettiği mağdur temsilcilerini son anda kapıdan çeviren bu tutum; sadece bir randevu iptali değil, dürüstlük ve iyi niyet ilkelerinin ayaklar altına alınmasıdır. Yüzlerce ailenin geleceğiyle ilgili hayati bir konuda takınılan bu "sabotaj" tavrı, Katılımevim'in çözüm üretmek yerine mağdurları oyalama stratejisi güttüğünü tescillemiştir.
Katılımevim'in, "Atış Yapı ile ilişiğimizi kestik" demesine rağmen, projede hukuksuz satışların devam ettiğini "sonradan öğrendik" şeklindeki beyanı hem bir kurumsal itiraf niteliğindedir hem de tam bir skandaldır.
Borsa İstanbul'da işlem gören (KTLEV) ve denetime tabi bir finans kurumunun, iş ortağını denetlemekten aciz olduğunu iddia etmesi inandırıcı değildir. Kamuoyu sormaktadır: Bu bir ihmal midir, yoksa mağduriyetin büyümesine göz yummak mıdır?
Katılımevim'in son açıklamaları somut bir takvim, tapu garantisi veya geri ödeme planı içermeyen boş bir retorikten ibarettir. Şeffaflıktan uzak, hesap verebilirlik ilkesiyle bağdaşmayan hiçbir "halkla ilişkiler çalışması" tarafımızca samimi bulunmayacaktır."
Mağdurlar, şirketin tavrından ötürü yarın yapacakları protestonun kapsamını genişletme kararı aldıklarını da açıkladılar.
Unutulmasın, ne yapıldıysa herkesin gözü önünde yapıldı!

Nitekim bu şehrin göbeğinde bayraklar yine herkesin gözü önünde yan yana dalgalandı!
Sadece Carrefour projesi ardında 500'den fazla mağdur bıraktı.
Atış Yapı'yla Carrefour projesinde önce ortak olan daha sonra firmaya ödeme yaparak tapuyu tamamen üzerine aldığını duyuran Katılımevim'in hak sahiplerine karşı sergilediği tutum düşündürücü.
Tıpkı Katılımevim Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan'ın Ahmet Atış'a 23 milyon dolar borç verdiğini kamuoyuna açıklaması gibi...
Mağdurların iddiasına göre, Atış Yapı yoğun şekilde satış yaparken, Serdar Turhan'ın bundan haberinin olmadığını iddia etmesi hayatın olağan akışına aykırı ve ciddiyetten uzaktı; hak sahipleri, "Ahmet Atış'a 23 milyon dolar borcun ne karşılığı verildiği ve hangi şartlarla sağlandığı ivedilikle detaylandırılarak açıklanmalıdır" çağrısı da yapmıştı.
Haksızlar mıydı?
23 milyon dolar yani 1 milyar liraya yakın parayı 'borç' olarak verecek kadar ilişki geliştirdiğiniz bir kişinin ne yaptığından habersiz olacak rahatlığı Allah'ın herkese nasip etmediği kesin!
Ortada binlerce insanın hakkı, hukuku varken hiçbir şey olmamış gibi davranmak...
Üstüne yeni projemiz böyle olacak şeklinde açıklamalar yapmak diğer sorular şimdilik şöyle dursun vicdani olarak kabul edilebilir mi peki?
Bitirirken TMSF'nin de acilen somut olarak ne yapacağını açıklaması gerektiğini belirtmek isterim.
Kamunun hakkı korunarak mağduriyetlerin giderilebileceği nettir.
Hâlâ senet ödeyen, kirada oturan insanlar var.
Bilhassa Kayapa'daki Smart projelerinde...
Ekonomik durumu hayli kötü olan, ilk evinin sahibi olabilmek için bütün birikimini kaptıran, kredi borcuna batan yurttaşların durumu gerçekten de hiç iç açıcı değil.
Kaldı ki işin maddi yönünün yanı sıra bir psikolojik boyutu var ve insanlar bu yükü artık kaldıramayacak durumdalar.
2025'te Bursa kelimenin tam anlamıyla felaket durumdaydı.
Haftaya fikri takip ile başlayalım.Konuyu bu sütunlarda ilk olarak 2023'ü...
Bıkmadılar.Sürekli aynı senaryoyu dolaşıma sokuyorlar.
Bursa'nın Yenişehir ilçesinde....Kentin daha sonra asla geri geti...
Ne Bursa'nın hakkını senelerdir yiyenlere ne de siyaseti sadece şahsî