Bursa
Parçalı Bulutlu
23.8°
Başka Gazete

YENİ Partili Emre'den 'fon vurgunu' tepkisi: 'Liste ellerinde'

2026.10.12 16:07 Son Güncellenme: 2026.10.12 16:10 - SİYASET

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, 90 milyar doları aştığını öne sürdüğü fon skandalına ilişkin iktidara sert eleştiriler yöneltti. Adalet Bakanı'nın 100 milyon liranın üzerinde haksız kazanç sağladığı belirtilen 214 kişiye ilişkin açıklamasını hatırlatan Emre, isimlerin kamuoyundan gizlenmesine tepki gösterdi. Emre, "Bu iktidar artık milletin değil, Fatma Betül Sayan Kayaların partisidir" dedi.

YENİ Partili Emre'den 'fon vurgunu' tepkisi: 'Liste ellerinde'

YENİ Parti Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında parti genel merkezinde toplandı.

Toplantının ardından açıklama yapan Parti Sözcüsü Zeynel Emre, fon soruşturması, belediyelere yönelik operasyonlar, yolsuzluk iddiaları, eğitimde yaşanan sorunlar ve dış politikadaki gelişmeleri değerlendirdi.

Emre, özellikle fon soruşturmasında adı geçen kişilerin kamuoyundan gizlendiğini savunarak iktidarın adli süreçlerde çifte standart uyguladığını ileri sürdü.

"100 MİLYONUN ÜZERİNDE KAZANÇ SAĞLAYAN 214 İSİM NEDEN GİZLENİYOR?"

Adalet Bakanı'nın 100 milyon liranın üzerinde haksız kazanç sağladığı belirtilen 214 kişiye ilişkin açıklamasını gündeme getiren Emre, AK Part Grup Başkanı Abdullah Güler'in isimlerin açıklanmamasını "lekelenmeme hakkı" ile gerekçelendirmesine tepki gösterdi.

Emre, şu ifadeleri kullandı:

"Listenin ellerinde olduğunu biliyoruz çünkü açıkladığımız isimleri inkar edemiyorlar. İsimleri neden açıklamıyorsunuz dediğimizde 'lekelenmeme hakkı' diyorlar. Ne zamandan beri masumiyet karinesini hatırlar oldunuz?

Sanatçılar, toplumun tanıdığı isimler uyuşturucu iddialarıyla gözaltına alınıp basına servis ediliyor; 20 kişi alınıp teste sokuluyor, 3'ü pozitif çıkıyor. O zaman nerede kalıyor masumiyet karinesi? Dilek İmamoğlu'nun ağabeyini uyuşturucu ve fuhuş iddialarıyla tüm manşetlere taşıdınız, yapılan testler negatif çıktı.

Sıra kendi soygunu yapan arkadaşlarınıza geldiğinde mi lekelenmeme hakkı aklınıza geliyor? Burada kendi hırsızını koruma iradesi ve açık bir ikiyüzlülük vardır. Bu iktidar artık milletin değil, Fatma Betül Sayan Kayaların partisidir."

"90 MİLYAR DOLARLIK FON KRİZİYLE KARŞI KARŞIYAYIZ"

Fon soruşturmasının organize bir dolandırıcılık ağına işaret ettiğini iddia eden Emre, iktidara yakın isimlerin süreçte yer aldığını öne sürdü.

"Son dönemde öyle bir kriz patlak verdi ki lağım patladı. Ülkemize dolaylı zararıyla birlikte 90 milyar doları aşkın bir fon kriziyle, örgütlü bir dolandırıcılık suçuyla karşı karşıyayız. İçinde iktidara mensup önemli isimlerin bulunduğu bu krizin yönetim merkezi Adalet ve Kalkınma Partisi'nin genel merkezidir.

İktidara ellerindeki listeleri açıklama çağrısı yaptık. Kendi çalışmalarımızla ulaştığımız isimlerden biri olarak Fatma Betül Sayan'ı açıkladık. 1 koyup 20 almak istemiş ve almış; olay ortaya çıkınca paranın iadesine dair konuşmalar yapıldı ve görevden affını istedi. Geçtiğimiz hafta ifadesine başvuruldu."

Emre, soruşturmada adı geçen kişilere yönelik işlemlerde farklı uygulamalar bulunduğunu da ileri sürerek, "Türkiye'de bugün 50 bin - 100 bin lira ile suçlananlar dahi polis eşliğinde başları bastırılarak basına teşhir edilirken, 2 milyarın üzerinde yolsuzluk iddiasında adı geçen bu şahsın ve eşinin adliyeye girişine dair tek bir kare fotoğraf dahi görülmedi. Çağlayan Adliyesi'nde kendilerine VIP muamele yapıldı; kapılardan kimseye gösterilmeden savcının odasına alınıp aynı şekilde çıkarıldılar" ifadelerini kullandı.

AK PARTİ'Lİ HAYATİ YAZICI'NIN OĞLUNA İLİŞKİN İDDİALAR

Soruşturma kapsamında Hayati Yazıcı'nın ailesine ilişkin iddiaları da gündeme getiren Emre, mal varlığına konulan tedbirin kısa süre içinde kaldırıldığını öne sürdü.

"Bir genel başkan yardımcısının oğlunun borsada çok yüksek miktarda işlem yaptığı, soruşturma kapsamında Sayın Hayati Yazıcı'nın oğlu ve ortağı olarak bilinen kişinin mal varlıklarına tedbir konulduğu ortaya çıktı. Ancak konulan o tedbir sadece bir saat içerisinde kaldırıldı. Dahası, geçtiğimiz hafta bu soruşturmada ismi geçen şahıs bir aracın içerisinde ölü bulundu. Bu şüpheli ölümün dikkatle üzerine gidilmelidir."

"MECLİS ARAŞTIRMAZ TAVRI TAKINILIYOR"

Fon soruşturmasının Meclis tarafından araştırılması için verilen önergenin Cumhur İttifakı milletvekillerinin oylarıyla reddedildiğini belirten Emre, soruşturmanın kapsamlı ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi.

"Cin şişeden çıktı; listeler önünüzde, bu soygunu kapatamazsınız dedik. Olayın aydınlatılması için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını istedik. Ancak Cumhur İttifakı'nı oluşturan AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla bu talep reddedildi.

Sağlıkta şiddet, kadına ve çocuğa yönelik saldırılar, balıkçılık sorunları, Yenidoğan Çetesi ve bebek ölümleri gündeme geldiğinde araştırma komisyonu kurulabiliyor. Ancak iş ucu iktidara uzanan yolsuzluklara geldiğinde 'Meclis araştırmaz' tavrı takınılıyor."

"SPK, BORSA VE BDDK GÖZ YUMMUŞTUR"

Fon krizinin denetleyici kurumların sorumluluğundan bağımsız değerlendirilemeyeceğini savunan Emre şu ifadeleri kullandı:

"Bu vurgun, Türkiye'nin yönetilemediğinin tescilli belgesidir. Bunu bireysel bir soygun olarak değerlendiremeyiz. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) göz yummuştur. Borsa İstanbul göz yummuştur. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) göz yummuştur. İktidar partisi ise bu sürecin doğrudan içinde yer almış, bu soygunun fiili ortağı olmuştur."

"MEDYA YAZAMIYOR, HABERLEŞTİRENLER TUTUKLANIYOR"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in açıklamalarını da eleştiren Emre, fon soruşturmasına ilişkin haber yapan gazetecilerin yargı kararlarıyla karşı karşıya kaldığını söyledi.

"Parti sözcüsünün yakın arkadaşının dahil olduğu ilişkiler ağını açıkladık; bunu reddedemediler, inkar edemediler. Bunun yerine 'Cumhurbaşkanımıza, bakanlarımıza, genel başkan yardımcılarımıza yönelik saldırılara karşı en yüksek mücadele moduna geçiyoruz' diyerek konuyu genişletip kusurlarını örtmeye çalıştılar.

Demokratik bir ülkede bu yolsuzlukları açıklamak muhalefete kalmaz; tarafsız yargı soruşturur, bağımsız basın ortaya çıkarır. Ancak bugün öyle bir noktadayız ki, bırakın araştırmacı gazeteciliği, doğruluğu kesinleşmiş vakaları haberleştiren medya mensupları dahi tutuklanma tehdidiyle karşı karşıya kalıyor."

Gazetecilere yönelik adli işlemlere değinen Emre, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Olay doğru mu? Doğru. İnkar eden var mı? Yok. Ne ile suçlanıyorlar? 'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak'. Gazeteciler Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı tutuklandı; Murat Ağırel ve İsmail Saymaz hakkında ise ev hapsi kararı verildi. Yıllardır trolleriyle kadın milletvekillerinin iffetine dil uzatanlar, Mersin soruşturmasında bir kadının gece kıyafetiyle evindeki görüntülerini ifşa edenler, siyasetçilerin özel ve ticari hayatına iftira atanlar bugün 'halkı yanıltıcı bilgi' kavramının arkasına sığınıyor."

"BİRDEN FAZLA BAKAN YARDIMCISI VE BÜROKRAT MASADA"

Fon soruşturmasına ilişkin yeni isimler üzerinde çalıştıklarını söyleyen Emre, ellerindeki bilgileri doğrulamadan açıklamayacaklarını belirtti.

"Soruşturma genişledikçe çok daha fazla isim göreceğiz. Tarafımıza birden fazla bakan yardımcısı, siyasetçi ve bürokrata ilişkin iddialar iletilmektedir; kimin hangi tarihte bu sisteme girdiği, kimin neyi olduğu anlatılmaktadır. Bizler emin olduğumuz anda bunları yeniden açıklayacağız.

Parti olarak haftalık rutin 'Fon Krizi' başlığı altındaki toplantılarımızı ve tespit çalışmalarımızı kesintisiz sürdürüyoruz."

Emre, soruşturma belgelerine erişimde güçlük yaşadıklarını da ifade etti:

"Soruşturmayı yürüten adli makamların veya iktidarın, Cumhurbaşkanı'nın masasında bulunan belgelere ve bilgilere ana muhalefet olarak aynı kolaylıkla ulaşmamız mümkün olmuyor. Yargı ve bürokrasi süreci sağlıklı işletmediği için bu verileri kendi imkanlarımızla teyit etmeye çalışıyoruz.

Zaman zaman isim benzerliği gibi durumlar söz konusu olabiliyor; daha önce bir isim benzerliği yaşandığında arkadaşlarımız gerekli değerlendirmeyi yapmıştı. YENİ Parti'den hiç kimse kasıtlı olarak bir başkasına iftira atmaz. Burada tek amaç, kamu yararı doğrultusunda karanlıkta kalan noktaları aydınlatmaktır."

ESENYURT'TAKİ KAYYIM YÖNETİMİNE İLİŞKİN İDDİALAR

Konuşmasında yerel yönetimlere yönelik operasyonları da değerlendiren Emre, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in tutuklanmasının ardından belediyeye kayyım atanmasını eleştirdi.

"Esenyurt Türkiye'nin en büyük ilçelerinden biri, İstanbul'un en büyük ilçesi. Orada seçilmiş belediye başkanı Ahmet Özer sudan sebeplerle, sudan gerekçelerle tutuklanıp cezaevine kondu. Sonra da bir garip gerekçelerle yine, hele hele içinde bulunduğumuz bugünkü Türkiye ortamında bir ceza verildi kendisine ve bu ceza temyizde bekliyor.

Yine hakkındaki yolsuzluk iddialarıyla ilgili o iddialar da çürüdü, onlardan da beraat etti. Ancak Esenyurt'u kim yönetiyor dediğinizde; Esenyurt'u atanmış vali yardımcısı ve kendisinin belirlediği ekipler yönetiyor. Biz o zaman bu operasyonlar olduğunda takip edenler hatırlar, dedik ki bunun temel nedeni buradaki ranta çökmektir. Çünkü Esenyurt büyük ticari işletmelerin ve fabrikaların bulunduğu, Türkiye ihracatında önemli pay sahibi olan bir bölge, sanayi bölgesi. Ve burayı yağmalamak amacıyla gelen bir anlayış olduğunu söyledik."

"KAYYUMUN YARDIMCISININ EVİNDEN SERVET ÇIKTI"

Esenyurt Belediyesi'nde kayyum yönetimi tarafından görevlendirilen Bünyamin Bulutaş'ın yolsuzluk soruşturması kapsamında gözaltına alındığını belirten Emre, evinde ele geçirildiğini öne sürdüğü para ve ziynet eşyalarını sıraladı.

Emre'nin aktardığına göre aramada 450 bin 854 dolar, 31 bin 815 Euro, 2 milyon 590 bin TL, 35 bilezik, 36 kolye, 42 küpe, 17 yüzük, 9 bileklik, 4 kol saati ve 2 Rolex marka saat bulundu.

Bulutaş'ın kız kardeşinin hesabına 212 milyon lira transfer ettiğini ileri süren Emre, belediye ihaleleri ve hakedişlerden yüzde 20 komisyon alındığı yönünde iddialar bulunduğunu söyledi.

Emre, "Hiçbiri önceki dönemde görev yapan isimler değil. 19 gözaltı var, 19'u da kayyum görevlendirmesiyle çalışan kimseler. Yargıyı, kendi çıkar gruplarını ve yandaşlarını zengin etmek için bir araç olarak kullanıyorlar" dedi.

ATAŞEHİR'DEKİ GELİŞMELERE TEPKİ

Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel'in tutuklanmasının ardından yaşanan gelişmeleri de değerlendiren Emre, belediye meclisindeki siyasi dengelerin değiştirilmeye çalışıldığını belirtti.

"Ataşehir, daha önce Kadıköy sınırları içerisindeydi. Rant açısından en büyük bölgeyi, AK Parti 2009 yerel seçiminde güçlü olduğu Ümraniye'nin bazı mahalleleriyle birleştirerek Kadıköy'den koparmayı planladı. Ancak millet iradesini bizden yana kullandı; 2009, 2014 ve 2019'da kazandık. 2024'te ise üç dönem milletvekilliği yapan arkadaşımız Onursal Adıgüzel yüzde 56 oy oranıyla seçildi.

Önce sudan gerekçelerle Onursal Adıgüzel tutuklanarak görevden uzaklaştırıldı. Ardından yerine gelen başkanvekili, kendi ilçesinden 6 meclis üyesinin transfer edilmesinin hemen sonrasında 'Ataşehir iradesine saygı duyuyorum' dediği için ertesi gün gözaltına alındı. Orada seçim değil, bir irade gaspı, tiyatro ve müsamere sahnelendi; koltuk iktidar tarafından işgal edildi."

YAHŞİHAN'DAKİ MAL VARLIĞI İDDİALARINI GÜNDEME GETİRDİ

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki yolsuzluk soruşturmasına da değinen Emre, belediyede görev yapan bazı kişilerin mal varlıklarına ilişkin iddiaları paylaştı.

Emre'nin aktardığı bilgilere göre, bir belediye başkan yardımcısının üzerine kayıtlı 1.630 tapu, iki encümen üyesinin toplam 54 tapusu bulunduğu ileri sürüldü. İmar müdürünün eşi adına 83, kayınvalidesi adına 122 tapu bulunduğu iddia edildi.

İmar müdürünün piyasa değeri 38 milyon lira olan Porsche ve 32 milyon lira değerinde Mercedes AMG marka araçlara sahip olduğunu öne süren Emre, Bodrum'da 300 milyon lirayı aşan değerde bir villasının ve marinada yatının bulunduğunu da savundu.

"Yolsuzluk diyorlar ya, işte size açık yolsuzluk" diyen Emre, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Bodrum'daki villasının 300 milyonu aşkın değerde olduğu söyleniyor, marinada yatı var. Adam devlet memuru, imar müdürü. Bu durum İstanbul değil, Mersin değil; 40 bin nüfuslu Yahşihan ilçesinde yaşanıyor. Burada bunu yapan başka yerde neler yapar? Belediyelere neden saldırıyorlar biliyor musunuz? İştahları buradan geliyor. Bu tablo, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin görevlendirdiği kadroların bir projeksiyonudur."

"SEÇİLMİŞLERİ UZAKLAŞTIRMAK SORUNLARI ÇÖZMÜYOR"

Belediyelere yönelik operasyonların seçmen iradesine müdahale anlamına geldiğini savunan Emre, Mersin'deki belediye başkanlarının tutuklanmasına da değindi.

"Siz halk seçtiği tutuklayıp görevden uzaklaştırdığınız zaman Mersinlinin sorunlarını çözmüş olmuyorsunuz. Orada narenciye işiyle ilgilenen vatandaşların sorunu çözülmüyor. Mersin'de esnafın işi çözülmüyor. Oradaki yoksulluk, işsizlik azalmıyor. Bu iktidar, dünyanın her yerindeki benzer otoriter iktidarlar gibi vatandaşın dertleriyle, sorunlarıyla, problemleriyle ilgilenmiyor, bunları önemsemiyor. Lale devri yaşayan kendi dar gruplarının çıkarları ve menfaatlerine göre, o azınlığın isteklerine göre rant alanları oluşturmaya çalışıyor. Ve bütün eline geçirdiği iktidar gücüyle de millet iradesine darbe yapıyor."

Yaşanan süreci geçmişteki darbe girişimleriyle karşılaştıran Emre, "Bu yaşadığımız süreç, geçmişte yaşadığımız darbe ve darbe girişimlerinden farklı değildir. Bugünkü Türkiye'de bu süreçler yargı eliyle yürütülmektedir. Bu, YENİ Parti'ye ait sadece bize ait bir problem olarak görülmemelidir. Bu ülkedeki sandıkla iktidarın değişme iradesine yönelik bir saldırı vardır" ifadelerini kullandı.

"KARADENİZ'DE 54 GEMİ SALDIRIYA UĞRADI"

Dış politikaya ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Emre, Karadeniz'de Türk bayraklı ve Türk işletmecilerle bağlantılı gemilere yönelik saldırılara dikkat çekti.

"Son aylarda Karadeniz'de 9'u Türk bayraklı, 45'i ise Türk işletmecilere ve personele ait olmak üzere toplam 54 bağlantılı gemi İHA'lar ve insansız deniz araçlarıyla saldırıya uğradı. Batan gemiler, hayatını kaybeden denizciler oldu. İktidardan tek bir açıklama dahi duyulmuyor. Rusya ve Ukrayna makamlarıyla doğrudan temas kurularak bu saldırıların hesabı sorulmalıdır. Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nden doğan haklarımız çerçevesinde ticari ve idari yaptırımlar gündeme alınmalı; Romanya, Bulgaristan ve NATO denetim sistemleri gemilerimizin güvenliği için devreye sokulmalıdır. Türkiye savaşa taraf olmamalıdır ancak kendi bayrağını ve denizcisini korumaktan da aciz kalamaz."

EĞİTİMDE ŞİDDET VE ÜCRETSİZ YEMEK TARTIŞMASI

Okullarda yaşanan şiddet olaylarını gündeme getiren Emre, çocukların güvenliği ve beslenmesi konusunda iktidarı eleştirdi.

Manisa, Osmaniye, Başakşehir, Van ve Esenyurt'ta yaşandığını belirttiği okul içi şiddet olaylarını sıralayan Emre, okullarda güvenliğin artırılması ve öğrencilere ücretsiz yemek verilmesi için sunulan önerilerin reddedildiğini söyledi.

"Ekonomik krizin aileler üzerindeki yıkıcı etkisi toplumsal patlamayı ve şiddet sarmalını derinleştiriyor. Bu tabloyu öngörerek okullarda güvenliğin sağlanması adına 65 bin uzman çavuşun görevlendirilmesini önerdik; 'para yok' dediler. Çocuklara okullarda bir öğün ücretsiz yemek verilmesi için kanun teklifi sunduk; AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Bundan sonra okullarda yaşanacak muhtemel şiddet vakalarının ve çocukların yaşadığı gelişim bozukluklarının birinci derece sorumlusu Cumhur İttifakı'dır. 'Para yok' dedikleri kaynakların katbekat fazlasını tek bir yolsuzluk vurgununda kaybettiler."

YENİ ANAYASA TARTIŞMALARINA YANIT

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın yeni anayasa sürecine ilişkin açıklamalarını değerlendiren Emre, mevcut iktidarla anayasa müzakerelerine katılmayacaklarını söyledi.

"Anayasa bir toplumsal sözleşmedir; bir arada yaşamanın kurallarını belirler. Ancak bu iktidarın yönettiği bir Türkiye'de böyle bir uzlaşma ikliminin yakalanabileceğine ihtimal dahi vermiyoruz. Halihazırdaki anayasayı tanımayan, AİHM kararlarını uygulamayan, yargı bağımsızlığını yok sayan, medyayı baskı altına alan, temel hak ve özgürlüklere saygı göstermeyen ve ülkeyi kutuplaştıran bir yapıyla anayasa masasına oturmamız veya bu sürece dahil olmamız söz konusu değildir. Kendi getirdikleri sistemi her anayasa değişikliğiyle daha da işlemez kılan bir anlayışla anayasa yapılamaz."

TBB SEÇİMLERİ VE İTTİFAK TARTIŞMALARI

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) başkan vekili seçimine ilişkin soruları da yanıtlayan Emre, henüz belirlenmiş bir adaylarının bulunmadığını açıkladı.

"Şu an itibarıyla belirlenmiş bir başkanvekili adayımız bulunmuyor. Süreci hatırlayın: TBB Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu'ydu; Cumhurbaşkanı adaylığını ilan ettikten sonra tutuklandı. Yerine Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar seçildi; 7-8 yıl önceki asılsız iddialarla o da tutuklandı. Ardından göreve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer getirildi; şimdi Vahap Seçer de tutuklandı. Biz aday gösteririz, seçilir veya seçilmez, üyeler takdir eder. Ancak Türkiye'nin asıl odaklanması gereken yer, bir yerel yönetim birliğinde dahi seçilmiş başkanların peş peşe tutuklanması garabetidir. Türkiye hızla bir akıl tutulmasına ve karanlığa doğru sürüklenmektedir."

Tarsus Belediye Başkanı'na yönelik ittifak iddialarına da yanıt veren Emre, şu ifadeleri kullandı:

"Biz 'butlan' ile muhatap olmayız. Sarayla iş birliği yaparak seçmen iradesini yok sayan, kurultay yapmadan meşruiyet dışı yollarla makamlara oturan bir anlayışla hiçbir iş birliğimiz olamaz. Otokrasilerde iktidarlar muhalefeti bölmek ve kontrollü bir muhalefet dizayn etmek ister. Ancak burada muhalefeti bölme planı tutmadı; halk bu kumpası gördü. Vatandaşın desteği bütünüyle bizimledir. Bu ilkelerimiz herhangi bir oylama ya da pazarlıkla değişmez."

KURULTAY TAKVİMİNİ AÇIKLADI

Partisinin kurultay hazırlıklarına ilişkin bilgi veren Emre, ilçe kongrelerinin tamamlandığını, il başkanlıkları için ön yoklama ve ön seçim sürecinin başlayacağını belirtti.

"İlçelerdeki süreç geçtiğimiz hafta tamamlandı. Bu hafta ise il başkanlıkları için parti içinde ön yoklama ve ön seçim gerçekleştireceğiz; illerde sandıklar kurulacak. İl süreçlerinin kesinleşmesinin ardından genel başkan seçimi için net tarihi belirleyeceğiz. Hedefimiz 14-15 Kasım tarihlerinde kurultayımızı gerçekleştirmek. Takvimde bir aksama bulunmuyor, önümüzdeki günlerde resmi kararı alıp gerekli bildirimleri yapacağız."

Kaynak: Cumhuriyet