Bursa
Hafif Sağanak Yağışlı
13.1°
Başka Gazete

Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde 'ulusal film yarışması' heyecanı

2026.10.27 11:47 Son Güncellenme: 2026.10.27 11:49 - KÜLTÜR - SANAT

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin ulusal yarışmasında gösterilen "Tatlı Maya", göç ve hoşgörüsüzlük temasını işlerken "Taş ve Tüy", erkek şiddetinin mağdur ettiği bir kadının oğluna kavuşma mücadelesini konu aldı.

Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde 'ulusal film yarışması' heyecanı

Türkiye'nin en büyük film festivallerinden, Türk sinemasının en önemli duraklarından Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali sinemaseverlerle buluştu. 63'üncüsü yapılan festivalin "ulusal film yarışması" heyecanı ise dün gösterilen iki filmle başladı.

Festival kapsamında senaryosunu Nazlı Pınar Ünlü ve Nihan Belgin'in yazdığı, Biket İlhan'ın yönetmen koltuğunda oturduğu "Tatlı Maya" dünya ilk gösterimini, Ragıp Türk'ün senaryosunu yazıp yönettiği "Taş ve Tüy" ise Türkiye ilk gösterimini yaptı.

HOŞGÖRÜSÜZLÜK 

Oyuncu kadrosunda Ayça Bingöl, Cansu Tosun, Suna Yıldızoğlu, Emre Altuğ, Erdem Kaynarca, Gökberk Yıldırım, Erdem Ergüney ve Fatih Serdar Yılmaz'ın olduğu "Tatlı Maya"; küçük bir kasabada fırın işleten Nazan (Ayça Bingöl) savaştan kaçan ve eşi yaşamını yitiren Rana (Cansu Tosun), kasabanın Yunan kökenli terzisi Maria (Suna Yıldızoğlu), Nazan'a saplantılı bir şekilde bağlı olan eski eşi Sami (Erdem Ergüney), genç zabıta memuru Ali (Erdem Kaynarca) ve kasabanın "deli bilgesi" (Emre Altuğ) çevresinde ilerleyen, bir göç ve hoşgörüsüzlük hikâyesi.

"Tatlı Maya"

Filmin ana anlatısı, Suriye iç savaşıyla (2011) Türkiye'nin yakın geçmişindeki en önemli sorunlarından birisi olan "sığınmacı sorunu" bağlamında, önyargılarımızdan azade, farklılıklarımızla bir arada yaşayabilme özlemi. Ancak filmdeki zaman, mekân ve devamlılık sorunları, seyir zevkini oldukça düşüren unsurlar. Kadrajları, "kör göze parmak" diyalogları, müzik kullanımı; sinema filminden çok ana akım bir televizyon kanalının, "primetime" dizisinin bir bölümünü andırıyor.

Gösterimden sonra yapılan söyleşide, Suna Yıldızoğlu'nın filmdeki "kötülük" kavramına, sosyal medyanın kullanımı üzerinden kendi yaşamını örnekleyerek değinmesi ise dikkat çekiciydi. Yıldızoğlu şunları söyledi: "Ben 1974'te Türkiye'ye geldim ve bu sosyal medya çıkıncaya kadar ben sadece ve sadece sevgi gördüm. Şimdi İngiliz olarak konuşacağım, 52 sene sonra biraz zor oluyor ama; Türklerdeki misafirperverliği, insanı olduğu şekilde kabul etmeyi ben hiçbir yerde görmedim!

Çok farklı ülkelerde yaşadım; Avustralya'da, İngiltere'de, Fransa'da, İspanya'da. Bunu hiçbir yerde görmedim. Fakat son senelerde sosyal medyada görmeye başladım. Bu insanlar hakikaten kötüler, kötü ruhlu insanlar. Kendilerine bir alan bulmuşlar ve bu alan, bizi umutsuz yapıyor. Dün korteje çıktık ve ben eski, sevdiğim Türkiye'yi gördüm"

YOKSULLUK İÇİNDE... 

Günün ikinci ulusal film yarışması filmi "Taş ve Tüy", erkek şiddetinin mağdur bıraktığı ve bu nedenle yaralama suçundan bir süre cezaevinde tutuklu yaşayan, cezaevinden çıktıktan sonra yetiştirme yurdunda bulunan ve korucuyu ailenin gözetiminde olan oğlu Uğur'u (Ersen Karagöz) almak isteyen Nazire'nin (Melda Tuzluca) hikâyesi.

"Taş ve Tüy"

İlk filmi olmasına karşın, filmin ilk dakikalarından itibaren seyirciyi filmde tutmayı başarıyor Ragıp Türk. Tutarlı ve ne anlatmak istediği açık olan senaryosu, oyuncu yönetimi ve sinematografisiyle 63'üncü Altın Portakal'ın şimdilik parlayan yıldızlarından. "Taş ve Tüy"; Nazire, hurdacı Selami (Özgür Meriç) ve Mami'nin (Onur Gözeten), İstanbul'un arka ve unutulmuş mahallelerinde yoksulluk içindeki yaşamlarını onurlarıyla sürdürme çabasının hikâyesi.

Üst sınıfın alt sınıfla olan çatışmasını açık bir gerçekçilikle anlatıyor Ragıp Türk. Tam bu noktada Melda Tuzluca, Özgür Meriç ve Onur Gözeten'in oyunculuklarını kutlamak gerekiyor ancak bazı sahnelerde oyuncuların bazı sözcüklerinin anlaşılmadığını da söylemek gerekiyor.