2026.10.27 11:56 Son Güncellenme: 2026.10.27 11:57 - GÜNDEM
Kahramanmaraş'ta 9 öğrenci ve bir öğretmenin hayatını kaybettiği okul saldırısına ilişkin müdür, müdür yardımcısı ve iki öğretmen hakkında soruşturma izni verildi. Kaymakamlık kararında, okul müdürü ve yardımcısının saldırıyı gördükten sonra öğrencilerin güvenliğini sağlamaya yönelik adımları atmadan binayı terk ettiği belirtildi. Saldırıdan yaklaşık iki ay önce öğrencilerin rehber öğretmeni uyardığı da ortaya çıktı.
Kahramanmaraş'taki Ayser Çalık Ortaokulu'nda 15 Nisan'da düzenlenen, 9 öğrenci ile öğretmen Ayla Kara'nın yaşamını yitirdiği silahlı saldırıya ilişkin yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı.
Onikişubat Kaymakamlığı, okul müdürü C.K., müdür yardımcısı F.B., öğretmen A.T. ve rehber öğretmen E.İ. hakkında "terk", "suçu bildirmeme" ve "görevi kötüye kullanma" suçları kapsamında soruşturma izni verdi.
Kararda, okul yöneticilerinin saldırı sırasında öğrencilerin güvenliğini sağlamaya yönelik yükümlülüklerini yerine getirmedikleri, rehber öğretmenin ise saldırı öncesinde kendisine iletilen uyarılara rağmen gerekli girişimlerde bulunmadığı yönünde tespitlere yer verildi.
9 ÖĞRENCİ VE BİR ÖĞRETMEN YAŞAMINI YİTİRMİŞTİ
Ayser Çalık Ortaokulu'nda 15 Nisan'da sekizinci sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli tarafından düzenlenen silahlı saldırıda öğretmen Ayla Kara ve 9 öğrenci hayatını kaybetmiş, 15 öğrenci yaralanmıştı.
Saldırının ardından Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, okul müdürü, müdür yardımcısı ve iki öğretmen hakkında resen soruşturma başlatmıştı.
Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerinin hazırladığı raporlar, Başsavcılığın yazıları ve Kahramanmaraş Valiliği tarafından yürütülen ön inceleme sonucunda hazırlanan belgeler, Onikişubat Kaymakamlığı tarafından değerlendirildi.
Kaymakamlık, dört eğitim personeli hakkında soruşturma izni verilmesini kararlaştırdı.
MÜDÜR VE YARDIMCISININ SALDIRIYI GÖRDÜKTEN SONRA OKULDAN ÇIKTIĞI TESPİT EDİLDİ
Kaymakamlık kararında, okul müdürü C.K. ile müdür yardımcısı F.B.'nin silah seslerini duyduktan sonra zemin kattan saldırının düzenlendiği birinci kata çıktıkları belirtildi.
İki yöneticinin, koridor girişinde silahlı saldırıyı gördükten sonra hızla okul binasının dışına çıktıklarının güvenlik kamerası kayıtlarıyla tespit edildiği aktarıldı.
Müdür ve müdür yardımcısının ifadelerinde de binadan ayrıldıklarını doğruladıkları kaydedildi.
Kararda, 7528 sayılı Öğretmenlik Meslek Kanunu'nun eğitim ortamlarının güvenliğine ilişkin hükümlerine işaret edilerek okul yöneticilerinin öğrencilerin güvenliğini sağlamaktan birinci derecede sorumlu oldukları vurgulandı.
"ÖĞRENCİLERİ GÜVENLİ BÖLGEYE ALMAK YERİNE KURUMU TERK ETTİLER"
Kaymakamlık kararında, müdür ve müdür yardımcısının öğrencilerin yaşamını ve beden bütünlüğünü koruma bakımından hukuki yükümlülük taşıdıkları ifade edildi.
Kararda, yöneticilerden silahlı saldırganın üzerine gitmelerinin beklenmediği, ancak mevcut koşullarda öğrencileri korumaya yönelik önlemler almaları gerektiği belirtildi.
Şu değerlendirmeye yer verildi:
"Garantörlük yükümlülüğü çerçevesinde C.K. ve F.B.'den hukuken beklenilen, elbette silahlı bir saldırının üzerine gitmesi değil, mevcut koşul ve imkanlar çerçevesinde saldırıya müdahale etmek olduğudur."
Kararda, yöneticilerin öğrencileri güvenli bölgelere alma, tahliye etme veya tahliyeyi organize etme yönünde adım atmadıkları belirtilerek şöyle denildi:
"C.K. ve F.B'nin tüm bunlar yerine, okul binası dışına yönelerek kurumu terk ettiği anlaşılmıştır."
Müdür ve müdür yardımcısının okuldan çıktıktan sonra 112 Acil Çağrı Merkezi'ni aradıkları, ancak kararda öğrencileri korumaya yönelik yükümlülüklerini yerine getirmedikleri değerlendirmesinin yapıldığı aktarıldı.
ÖĞRETMENİN ÖĞRENCİLERİ UYARMADAN ALT KATA KOŞTUĞU BELİRTİLDİ
Soruşturma izni verilen Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni A.T.'nin de saldırı sırasında görevli olduğu 5/G sınıfının kapısını aralayarak silah seslerinin geldiği yöne baktığı belirtildi.
Kararda, öğretmenin silahlı saldırı olduğunu anladıktan sonra öğrencileri uyarmadan veya koruyucu bir girişimde bulunmadan zemin kata doğru koştuğu kaydedildi.
A.T.'nin ifadesinde bu durumu doğruladığı aktarıldı.
Kaymakamlık, öğretmenin davranışlarının Türk Ceza Kanunu'nun 97. maddesinde düzenlenen "terk" suçunu oluşturup oluşturmadığının adli makamlarca değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti.
SALDIRIDAN İKİ AY ÖNCE REHBER ÖĞRETMENE UYARI YAPILMIŞ
Kararın dikkat çeken bölümlerinden biri de rehber öğretmen E.İ. hakkındaki tespitler oldu.
Kaymakamlık kararına göre, saldırıdan yaklaşık iki ay önce aynı sınıfta öğrenim gören bazı öğrenciler, İsa Aras Mersinli'nin şiddet eğilimi gösterdiğine ilişkin endişelerini rehber öğretmene iletti.
Öğrencilerin emniyette birbirleriyle görüşme imkanı bulunmadan aynı yönde ifade verdikleri belirtilerek söz konusu uyarıların rehber öğretmene yapıldığı değerlendirmesine yer verildi.
Kararda, rehber öğretmenin Mersinli'nin kendisine zarar veren davranışlarından da haberdar olduğu, buna rağmen gerekli girişimlerde bulunmadığı belirtildi.
REHBER ÖĞRETMEN HAKKINDA "OLURSA OLSUN" KASTI DEĞERLENDİRMESİ
Kaymakamlık kararında, saldırıyı düzenleyen öğrenciye daha önce 29 kez rehberlik hizmeti verildiği bilgisi de yer aldı.
Rehber öğretmenin, öğrencinin durumuna ilişkin bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği değerlendirilirken, Çocuk Koruma Kanunu'nun ilgili hükümlerine dikkat çekildi.
Kararda, E.İ.'nin saldırıyı düzenleyen öğrencinin anne ve babasının kamu görevlisi olmasından hareketle daha bilinçli olduklarını varsaydığı ifade edildi.
Rehber öğretmenin ihmali davranışını "olursa olsun" kastıyla gerçekleştirdiği yönünde değerlendirme yapıldı.
Bu davranışlarla saldırı sonucunda ortaya çıkan ölüm ve yaralanmalar arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığının adli makamlar tarafından araştırılması gerektiği vurgulandı.
AVUKAT CİNKARA: "SÜREÇ DÖRT PERSONELLE SINIRLI KALMAMALI"
Saldırıda yaşamını yitiren ve yaralanan öğrencilerin avukatı Furkan Mehmet Cinkara, yaptığı açıklamada soruşturma izni kararını "adaletin tecellisi yolunda atılmış önemli bir adım" olarak değerlendirdi.
Cinkara, sorumlulukların yalnızca dört eğitim personeliyle sınırlı tutulmaması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
"Başta yangın merdiveni ve kaçış yolları olmak üzere okuldaki fiziki güvenlik eksiklikleri, bu eksikliklerin neden zamanında tespit edilip giderilmediği ve okulun bağlı olduğu kurumsal silsile içindeki denetim ve yönetim sorumlulukları da tüm yönleriyle aydınlatılmalıdır."
Şanlıurfa'da yaşanan benzer saldırının ardından bölgedeki okullarda hangi önlemlerin alındığının da araştırılması gerektiğini ifade eden Cinkara, risk değerlendirmesi yapılıp yapılmadığının ortaya çıkarılmasını istedi.
"EN UFAK İHMALİN BİLE TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ"
Cinkara, eğitim kurumlarında güvenliğin sağlanmasının devletin temel sorumlulukları arasında bulunduğunu vurguladı.
"Devletimizin en temel görevlerinden biri, eğitim kurumlarında güvenliği eksiksiz biçimde sağlamaktır. Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin okul çatısı altında güvende olması Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır" diyen Cinkara, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Olayda en ufak bir ihmali, kusuru veya sorumluluğu bulunan herkesin yargı önünde hesap vermesinin ve benzer acıların bir daha yaşanmaması için gerekli tüm idari ve hukuki adımların atılmasının sonuna kadar takipçisi olacağız."
REHBER ÖĞRETMENİN TANIK OLARAK DİNLENMESİNE İTİRAZ EDİLMİŞTİ
Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 4 Eylül'de görülen ilk duruşmada, hakkında soruşturma izni verilen rehber öğretmen E.İ. tanık sıfatıyla dinlenmişti.
Aile avukatlarından Furkan Mehmet Cinkara, E.İ.'nin olayda sorumluluğu bulunabileceği şüphesi nedeniyle tanık olarak dinlenmesine itiraz etmiş ve hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasını istemişti.
Öte yandan, soruşturma izni kararına karşı hakkında ön inceleme yapılan dört kişinin Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi'ne itiraz etme hakkı bulunuyor.
Kaynak:ANKA