2026.11.04 19:26 Son Güncellenme: 2026.11.04 19:26 - GÜNDEM
Şile Belediyesi davasının 7. gününde savunma yapan şehir plancısı Evren Buçan, görev yaptığı sürede kimseden maddi talepte bulunmadığını belirterek, "Yıllardır süregelen kanunsuzluğa, iş bilmezliğe, eş-dost ve akraba kayırmacılığına son verdik; kurdukları rant düzenine çomak soktuk... " ifadelerini kullandı.
Tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı'nın da arasında bulunduğu 11'i tutuklu 53 sanığın yargılandığı davanın görülmesine, 7. gününde İstanbul Anadolu 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi.
Saat 10.15 sıralarında başlayan duruşmada ilk olarak savunmasını yapan tutuklu sanık Ali Şafak, Ali Bayram Üst, Recep Üst ve Mehmet Selçuk Aran gibi isimler aracılığla kendilerine kumpas kurulduğunu ileri sürdü ve "Bir ajan provokatör faaliyetidir almış başını gidiyor. Beklentileri bizi bir şekilde bir yere düşürmek ve bizi buraya atmak. Attırdılar da helal olsun" dedi.
Şafak, Ali Bayram Üst'ün kendisini görüşmeye çağırdığını, kendisinin de görüşme talebinin Recep Üst'e verdiği hukuki danışmanlık kapsamında olduğu düşüncesiyle görüşmeye gittiğini anlattı. Kendisine kumpas kurulduğunu da savunan ve buluşmaya ilişkin, "Şimdi ben hani kendimce danışmanlık verdim ya, Ali Bayram beni arıyor, bazı konuları konuşacağız İstanbul imar mevzuatı üzerine, onun bazı projeleri var ona başlayacağız. Abi diyor, çocukla ilgili sorun var diyor, ben diyor Şile'ye gelemem. Dışarıda buluşsak olur mu? Dedim ne zaman buluşacağız? Ben Avrupa Yakası'nda oturuyorum Anadolu Yakası'nı bilmiyorum. Dedi ki Çekmeköy Ümraniye. Dedi ki bir AVM var; orada buluşacağız." şeklinde konuşan Şafak, AVM'de bir kafede buluştuklarını ve Üst'ün burada kendisine 5 bin euroluk danışmanlık ücretini teslim ettiğini anlattı. Şafak, Üst'ün burada kendisine içinde para bulunan pembe bir bavul teslim ettiği iddiasını ise reddetti.
"ELİMDE ÇANTAYLA NİYE ÇEKMEDİN BENİ? YOK. ORTADA ÇANTA YOK ZATEN"
Şafak bavul iddiasına ilişkin, "Madem sen kocaman bir bavul yapmışsın içine para doldurmuşsun, pembiş pembiş. Beni niye o bavulla fotoğraflamadın, ben o kafeden çıkarken niye fotoğrafımı çekmedin ya. Madem bana bu pembe çantayı verdi, pembe çanta elimdeyken niye beni çekmedi? Yok öyle bir şey. Bu kadar ses kaydına, efora gerek kalmazdı. Gizli ses kaydı almak aklına geldi, paranın fotoğrafını çekmek aklına geldi, çantayı çekmek aklına geldi, elimde çantayla niye çekmedin beni? Yok. Ortada çanta yok zaten." şeklinde konuştu.
"RANT DÜZENİNE ÇOBAK SOKTUK"
Şile Belediyesi'nde şehir plancısı olarak çalışırken operasyon sonucu tutuklanan ve 16 aydır tutuklu bulunan Evren Buçan da Şile'de kurulan rant düzenine çomak soktuklarını belirterek şunları söyledi:
"Ben Şile Belediyesi'nde 12.03.2025 tarihinden gözaltına alındığım güne kadar yaklaşık 4 ay görev yaptım. Şile'ye bir ekiple ya da bir örgüt ilişkisiyle değil, başkan yardımcımızın deneyimli teknik personel ihtiyacı üzerine geldim. Görev yaptığım süre boyunca hiçbir kimseden ne kendim ne de bir başkası veya kurum için maddi bir talepte bulunmadım; hiçbir kimseden para almadım ve bu yönde kimseden talimat almadım. Benim tek amacım kanun ve yönetmeliklere uygun bir şekilde davranmaktı. Hakkımdaki suçlamalar, mevzuatauygun olmayan taleplerini reddettiğim kişilerin birbirini tekrar eden beyanlarından ibarettir.
Yıllardır süregelen kanunsuzluğa, iş bilmezliğe, eş-dost ve akraba kayırmacılığına son verdik; kurdukları rant düzenine çomak soktuk. Aslında kurumların işleyişi tabii ki kanun, genelge ve yönetmeliklerle belirlenir, fakat uygulayan nihayetinde insandır. Kurumsal yapı oluşmamışsa orada düzen yoktur. Doğru aşındırılırsa yanlış artık sıradanlaşır, nihayetinde toplumda kabul görür.
"MAKAMIMDA SALDIRIYA UĞRADIM AMA BİLDİĞİM DOĞRULARDAN ASLA VAZGEÇMEDİM"
Görev yaptığım süreçte kamu zararına sebebiyet verecek her teklifi reddettim. Mevzuata uygun olmayan her talebe direndim. Makamımda saldırıya uğradım, fakat bildiğim doğrulardan asla vazgeçmedim. Gerçeklerin er ya da geç ortaya döküleceği bugünü 16 ay boyunca 60 kişilik koğuşta, her türlü suçtan tutuklu insanlarla kader birliği yaparak sabırla bekledim. Ailemin, başta eşim ve kızlarımın aylar boyunca verdiği mücadeleyi mi, yaşadığım haksızlıkları mı, haftada 10 dakikayı mı, 45 dakikalık kapalı, ayda bir açık görüşü mü, her görüş sonrası duygularımı mı, hangi birini anlatayım? Eşimin hayat sigortasını bozarak avukat tutmayı mı, aracımı satıp maaş kesintisini telafi etmeyi mi, emekli anne ve babama 46 yaşımda yük olmayı mı, KOAH hastası babamı 16 aydır görememeyi mi? Neden adil yargılanma hakkımı elimden alarak bana bunları yaşattılar.
Gizlilik dediler, gizli tanık dediler, itirafçı dediler, yolsuzluk dediler; önüme konulan '-mış, -miş, -muş'. Kimseye iftira atmayacağım, fakat yaptıkları tüm usulsüzlükleri belgeleriyle ifşa edeceğim. Kurmuş oldukları kuralsızlık düzenini somut belgelerle ortaya çıkaracağım; iftiralarına ve kumpaslarına somut belgelerle cevap vereceğim."
Buçan savunmasını, gözyaşları içinde "Yüce Türk adaletinden bir isteğim var, kızlarıma bir mektup yazdım, o mektup kızlarıma ulaşmadan beni kızlarıma gönderin" ifadeleriyle tahliyesini talep ederek tamamladı.
Kaynak: ANKA