Bursa
Hafif Sağanak Yağışlı
15.2°
Başka Gazete

Ekrem İmamoğlu: Fon vurgununun içinde bir çeteleşme var

2026.11.04 10:59 Son Güncellenme: 2026.11.04 11:12 - SİYASET

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, fon skandalına ilişkin, "Türkiye'nin yaşadığı en ağır soygun ve iktisadi kriz olan fon vurgunu tek başına bir mesele değildir. Bu vurgunun içinde bir çeteleşme var" dedi. İmamoğlu, "Bu soygunun siyasi ve yargı ayağı açığa çıkmadıkça gerçek failler hesap vermiş olmayacaktır" ifadelerini kullandı.

Ekrem İmamoğlu: Fon vurgununun içinde bir çeteleşme var

Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, fon skandalına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Karar gazetesi yazarı İbrahim Kahveci'ye gönderdiği mektubunda İmamoğlu, "Türkiye'nin yaşadığı en ağır soygun ve iktisadi kriz olan fon vurgunu tek başına bir mesele değildir. Bu vurgunun içinde bir çeteleşme var. Erdoğan'ın kurduğu tek adam düzeni kurumları yozlaştırdı. Yargı da bu düzene ortak oldu" dedi.

"Fon vurgunu, İBB operasyonlarıyla eşgüdümlü ve somut bir ilişki içindedir" diyen İmamoğlu, "Bir tarafta İBB, diğer tarafta borsa vardı. İki süreç aynı tarihlerde başladı. Borsaya ve SPK'ya hiçbir müdahale yapılmadı. Aynı dönemde bana ve İBB'ye ise nefes aldırılmadı; belgesiz, delilsiz ve ispatsız operasyonlarla tutuklamalar art arda geldi" ifadelerini kullandı.

Ekrem İmamoğlu, "Bu soygunun siyasi ve yargı ayağı açığa çıkmadıkça gerçek failler hesap vermiş olmayacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

Ekrem İmamoğlu'nun açıklamaları şöyle:

"Son iki yıl, tarihimizin en ağır yargı saldırılarının, hukuksuz operasyonların ve tutukluluk süreçlerinin yaşandığı bir dönem oldu. Ülkemiz son dönemde birçok açıdan sarsıldı. Bana göre Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin devletin bütün kurumlarını getirdiği noktanın turnusol kâğıdı "Asrın Soygunu: Fon Vurgunu" sürecidir.

Fon vurgunu ile İBB operasyonları arasındaki eşzamanlılık: Savunmamda ayrıntılı bir analizle ortaya koyduğum iddiamı size bir kez daha hatırlatmak isterim. Türkiye'nin yaşadığı en ağır soygun ve iktisadi kriz olan fon vurgunu tek başına bir mesele değildir. Bu vurgunun içinde bir çeteleşme var. Erdoğan'ın kurduğu tek adam düzeni kurumları yozlaştırdı. Yargı da bu düzene ortak oldu.

Fon vurgunu, İBB operasyonlarıyla eşgüdümlü ve somut bir ilişki içindedir. Bir tarafta İBB, diğer tarafta borsa vardı. İki süreç aynı tarihlerde başladı. Borsaya ve SPK'ya hiçbir müdahale yapılmadı.

Aynı dönemde bana ve İBB'ye ise nefes aldırılmadı; belgesiz, delilsiz ve ispatsız operasyonlarla tutuklamalar art arda geldi.

Bugünkü Adalet Bakanı o tarihte İstanbul Cumhuriyet Başsavcısıydı. 24 Şubat 2025'te İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü'ne yazı yazarak diplomamın derhal iptal edilmesini istedi. Yalnızca iki gün sonra, 26 Şubat 2025'te, fon vurgununun ilk günlerinde, borsa soruşturması kapsamında SPK'ya müzekkere gönderdi. Sonrasını ise herkes gördü. Diplomam için tehdit yazıları yazıldı ve anamın ak sütü gibi helal diplomam iptal edildi. Ardından 19 Mart operasyonu geldi. Yüzlerce kişi gözaltına alındı ve tutuklandı. Yalnızca İstanbul'da İBB'ye dokuz dalga operasyon yapıldı. İşkenceler, tehditler ve iftiracı yaratan uygulamalar herkesin gözü önünde yaşandı.

Aynı dönemde borsada neler olduğuna bakın.

19 Mart operasyonunun ardından borsa iki günde yüzde 16,3 değer kaybetti. Piyasa çökerken TERA'nın ağırlık verdiği hisse sepeti zirve yaptı. Butlan kararı açıklandığında borsa yine çöktü. TERA ise o sırada 1 milyar 870 milyon dolarlık alım yapıyordu.

İlginçtir ki borsayı ve SPK'yı uyaran eski MASAK Başkan Yardımcısı ile bazı uzmanlar "Sen nasıl uyarırsın?" denilerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gözaltına alındı. Kasım 2025'te Hazine ve Maliye Bakanı adeta ihbarda bulunurcasına manipülasyon uyarıları yaptı. Başsavcılık buna rağmen hiçbir adım atmadı.

Bugünkü Adalet Bakanı SPK'ya müzekkere yazdıktan sonra bir yıl daha İstanbul Başsavcısı olarak, altı ay da bakan olarak görev yaptı. Ancak bu dönemde bütün uyarılara rağmen hiçbir adli işlem yapılmaması dikkat çekicidir.

Fon vurgunu ancak Eylül 2026'da ortaya çıkabildi. Bu soygunun siyasi ve yargı ayağı açığa çıkmadıkça gerçek failler hesap vermiş olmayacaktır."