2026.02.23 13:12 Son Güncellenme: 2026.02.23 14:13 - BURSA
Bursa'da doğa savunucuları, Milli Parklar Kanunu'nda yapılması planlanan değişikliklere karşı Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Yapılan açıklamada, milli parkların yapılaşma ve rant projelerine açılmasına tepki gösterildi. Doğa savunucuları, ayrıca yasa teklifinin TBMM Genel Kurulu gündeminden çekilmesini, koruma statülerinin güçlendirilmesini ve karar süreçlerinde bilim insanları ile sivil toplumun yer almasını talep etti.
Başka Gazete / Kardelen Cancı
Bursa Su Kolektifi öncülüğünde düzenlenen açıklamayı Cevriye Coşkun Kayış ve Caner Gök Bayrak okudu.

Grup adına yapılan açıklamada, milli parkların insan faaliyetlerinin sınırlandırıldığı ve kendi doğallığına bırakılması gereken alanlar olduğu vurgulandı.

Cevriye Coşkun Kayış ve Caner Gök Bayrak'ın okuduğu açıklama metninin tamamı şu şekilde:
"Milli Parklar, insan etkinliklerinin sınırlandırıldığı, kendi doğallığına bırakılan alanlardır. Bu nedenle dünya genelinde milli parklarda yalnızca milli park personeli için kulübeler ve yurt savunması için çok gerekli tesisler yapılabilir. Milli Parklar Kanunumuzun 14. maddesi bu nitelikleri yerine getirmektedir. Bunun da üstünde korumayla milli parklarda besi hayvanlarını otlatmayı ve avcılığı yasaklar.
Geçen hafta Meclis'te görüşülmeye başlanan Milli Parklar Kanun Değişikliği Teklifi'nde, milli parklarda koruma niteliğini derin ölçüde bozacak maddeler bulunmaktadır. Birçok ülkede bir dalı bile kırsanız cezalandırılırsınız. Bu teklif, dünyada gittikçe alt sıralara düşen Türkiye'nin en güçlü korunması gereken milli parklarını, tabiat parklarını vahşi kapitalizmin talanına açan açık beyanıdır.
Milli parklar, 24 yıllık AKP iktidarının maden, enerji ve inşaat temelli ekonomisine karşı hep ayak bağı olarak görüldü. Gelibolu ile Kapadokya Tarihi ve Kültürel Milli Parkları Alan Başkanlığı'na devredildi. Milli Parklar Kanunu'na aykırı yüzlerce proje bizzat Tarım ve Orman Bakanlığı'na yaptırılarak kendi varlığına ihanet eden Bakanlık durumuna düşürüldü. Uludağ Milli Parkı'nda turizm ve yapılaşma yönündeki projelere Bursa Barosu ve akademik odalarca açılan onlarca davada bu ihanet belgelenerek projelerin çoğu iptal edildi. Uludağ Milli Parkı'nın %16'sı olan 2100 hektarı, tüm karşı duruşa rağmen 2023'te kanunla Uludağ Alan Başkanlığı'nın rant projelerine terk edildi. Uludağ Talan Başkanlığı'na karşı Bursa Su Kolektifi olarak halktan 4 günde 3000'e yakın ıslak imza topladık. Bu kadar kısa sürede bu kadar çok imza toplanması görülmüş bir durum değildir. Dijital imzalarda bu sayı 40 bine ulaştı. Bu imzalar AKP'nin doğanın son kalelerine giriştiği yıkıma karşı halkın çok güçlü tepkisidir. Bu imzaları TBMM'ye teslim ettik. Komisyon öncesi muhalefet partilerine görüşlerimizi aktardık. FSM Bulvarı'nda gösteri yürüyüşü, yerel ve ulusal katılımla basın açıklamaları yaptık. Bunların hiçbiri gözü dönmüş sermayenin günümüzdeki işbirlikçisi AKP iktidarını durdurmadı. Uludağ Talan Başkanlığı yürürlüğe girdi.
Şimdi ise AKP, milli parklarda çok daha büyük bir kıyıma hazırlanıyor. Daha önce Orman Kanunu'na getirdiği maden, enerji, altyapı yatırım izinlerini şimdi Milli Parklar için de uygulamak istiyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Müdürlüğü av, maden, enerji, altyapı ve turizm bürosuna indirgiyor.
Görüşülen teklifle DKMP gelir artırıcı düzenlemeler yapılmakta, Orman Bakanlığı'ndan özerk ve özel bütçeli bir yapıya dönüştürülmektedir. Bu özerkliğin DKMP'yi daha bağımsız, daha korumacı yapıya çıkarması beklenirken, teklifle DKMP kendi varlığına ihanet eden duruma düşürülmek istenmektedir.
Teklifin 3. maddesinde Av ve Doğa Koruma Memurluğu tanımı getirilmektedir. Milli Parklar Kanun Değişikliği teklifinde 61 adet "av", 30 adet "avcılık" sözcüğü geçmektedir. Milli parklarda saha bekçileri sözleşmeli statüye düşürülerek niteliksiz kişilere devredilmek istenmektedir. Ocak ayında müdürlüklere gönderilen DKMP Yönetmeliği'nde de avcılık geniş yer tutmakta, milli parklar ve tabiat parkları adeta av sahalarına çevrilmektedir. Ne kadar manidar ki sözde doğayı koruyacak DKMP yeni yönetmeliğinde av ve avcılıkla uğraşacak 1 daire başkanlığı ve 3 şube müdürlüğü adı geçmektedir.
Teklifin 4. maddesinde, Milli Park'ta hiçbir zaman olmaması gereken imar planlarının yapılacağı hükmü getirilmektedir. Teklif, milli parklar içinde ilan edilen ya da edilecek turizm bölgelerini adeta Milli Parklar Kanunu hüküm ve korumasının dışına çıkarmaktadır. Oysa Uludağ Milli Parkı'nda 2. Bölge Turizm Bölgesi ilan edildiğinde buradaki projelere Bursa Barosu ve akademik odalarca açılan davalar, Milli Parklar Kanunu'na aykırı olduğu için iptaliyle sonuçlandı. Değişiklikle artık dava açılamaz duruma getirilmektedir.
Yeni yönetmelikte henüz kanun değiştirilmeden DKMP'nin milli parklar ve korunan alanlarda her türlü işlemi Doğa Turizm Dairesi Başkanlığı ile koordineli yürütme boyunduruğu altına alınmaktadır.
Teklifin 5. maddesi milli parkları tam bir talana açmaktadır. Ulaşım, elektrik, petrol ve doğalgaz hattı, trafo, haberleşme, su, termal su, atık su, altyapı, bunlarla ilgili yapı ve tesislerin milli parklarda uygulanır duruma getirilmektedir. Daha önce Orman Kanunu'nda yapılan değişiklikle verilen bu izinler şimdi milli parklara uygulanmak istenmektedir. Teklifte her şey insan gereksinimleri üzerine kurgulanmıştır. Kendi doğallığına bırakılması gereken milli parklarda bunların hiçbiri olmaması gerekir.
Milli parklarda hayvanlar özgürce dolaşabilmelidir. Ulaşım, petrol ve doğalgaz hatları doğal alanı böler, parçalar; hayvanların dolaşımını engeller, sınırları daraltarak kendi aralarında iç çatışmalara ve ölümlerine neden olur.
Ulaşım projeleri, yollarda karşıya geçmek isteyen çok sayıda hayvana araçların çarpmasıyla ölümlerine neden olur.
Gaz ve petrol sızıntıları zehirlenmelere, yangınlara neden olur.
Son yıllarda Türkiye'deki orman yangınlarının çoğu elektrik iletim hatları nedeniyle çıktığı halde bu madde ile elektrik hatları yapılmasına izin verilmek istenmektedir.Maddede içme suyu için de atıflar vardır. Su, milli parkın en temel varlığıdır. Milli parktan hiçbir şey dışarıya çıkarılamayacağı gibi, akan dereler dışında su da dışarı çıkarılmamalıdır. Günümüzde özellikle ambalajlı su şirketlerine milli parklar içinde kanuna aykırı tahsis edilen kaynak suları bulunmaktadır. Bu yasa dışılık teklifle yasallaştırılmak istenmektedir. Ayrıca su projeleri için "gelişme planı şartı aranmaz" denmektedir. Bu da milli parkları susuz bırakacak yağmanın boyutunu göstermektedir.
Teklifin 6. maddesinde milli parklarda yapılaşmanın önü açılmaktadır. "Hizmet ve faaliyetler ile koruma, yönetim, işletme, tanıtım, sportif, eğlenme ve dinlenme hizmetleri için gerekli her türlü altyapı, üstyapı ve diğer tesisler"in özel sektörce işletilmesi kanunlaştırılmaktadır. Ayrıca yapılaşma koşulları teklifte belirlenmeden yönetmeliğe bırakılarak hükümetin güdümüne sunulmaktadır.
Teklifin 7. maddesinde milli parklardaki kaçak işgallerin tapuya tecilini kanun yasaklamaktadır. Teklifte ise işgal edilen yerlerin DKMP tarafından değerlendirilmesi yetkisi verilerek bozulan doğal yapı yıkılarak tekrar doğal durumuna getirilmek yerine kullanımına ve işgalin kalıcılaşmasına zemin hazırlanmaktadır.
Acil Siyasal Çağrı
Yasa teklifi Genel Kurul gündeminden çekilmelidir.
Koruma statüleri güçlendirilmelidir.
Şeffaf, katılımcı ve bilimsel bir karar süreci işletilmelidir.
Bilim insanları, meslek odaları, ekoloji örgütleri ve yerel topluluklar karar mekanizmalarına dâhil edilmelidir.
Milli parklar, gelecek kuşakların yaşam güvencesini temsil eder.
Doğa, ortak yaşamın kurucu zemini olarak korunmalıdır."