Bursa
Parçalı Bulutlu
27.6°
Başka Gazete

Madımak Katliamı Bursa'da anıldı: "Sivas davası insanlık davasıdır"

2026.07.02 20:10 Son Güncellenme: 2026.07.02 20:36 - BURSA

2 Temmuz 1993'te Sivas'ta yaşanan Madımak Katliamı'nın 33. yıl dönümünde Bursa'da düzenlenen anma programında Fomara Meydanı'ndan Kent Meydanı'na yürüyüş gerçekleştirildi. Ortak basın açıklamasında, "Sivas davası bir insanlık davasıdır, insanlığa karşı işlenmiş suçlarda zaman aşımı olmaz" mesajı verildi.

Madımak Katliamı Bursa'da anıldı: "Sivas davası insanlık davasıdır"

Başka Gazete / Kardelen Cancı 

Madımak Katliamı'nın 33. yılı dolayısıyla Bursa'da düzenlenen anma programında yüzlerce kişi Fomara Meydanı'nda bir araya geldi. Siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri, meslek odaları ve yurttaşların katıldığı etkinlikte, sloganlar eşliğinde Kent Meydanı'na yüründü.

Kent Meydanı'nda gerçekleştirilen program, Madımak Katliamı'nda yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşunun ardından şiir okundu, deyişler seslendirildi.

Programda ortak basın açıklamasını Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bursa Şube Başkanı Kenan Çelik okudu. Çelik, 2 Temmuz 1993'te Madımak Oteli'nde yaşanan katliamın Türkiye tarihinin en karanlık sayfalarından biri olduğunu belirterek, aradan 33 yıl geçmesine rağmen acının ve adalet arayışının sürdüğünü söyledi.

Açıklamanın tamamı şu şekilde: 

"Sevgili canlar, yüreği Hak ve hakikatten yana atan dostlar;

2 Temmuz 1993, tarihimizin en ağır, en zifiri karanlığı ve bu ülkenin dinmeyen, iyileşmeyen büyük utancıdır. Sivas Madımak Oteli'ndeki ilkel, gerici, karanlık güçlerin ve onların eli kanlı tetikçilerinin harladığı o ateşle 33 canımızı, aydınımızı, fidanımızı sonsuzluğa uğurlayışımızın üzerinden tam 33 yıl geçti. 33 yıl önce bugün yakılan ve canlarımızı hayattan koparan o kor ateş, bugün hâlâ canlarımızın ailelerinin, yakınlarının, yoldaşlarının ve yüreği eşitlik ile özgürlük yolunda atan bütün direngen insanlarımızın içinde yanmaya, ciğerini dağlamaya devam ediyor. Bizlere yaşattıkları bu büyük acıyı sessiz sedasız unutturmaya, hafızalarımızdan silmeye çalıştılar; oysa hesaba katmadıkları, asla anlayamadıkları bir gerçek vardı; Hesabı sorulmayan acı unutulmaz. Unutulmamakla kalmaz, akıllarda her zaman ilk günkü tazeliğiyle dururken, katillere ve o katilleri besleyen sisteme karşı harlanan bir öfkenin, hesap sorma bilincinin her gün yeniden yeşerdiği bir dirence dönüşür.

Bugün burada, siz değerli basın emekçilerinin ve halkımızın huzurunda yeniden haykırıyoruz; Madımak 'ta işlenen insanlık suçuna verilen zaman aşımı kararını kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz! Madımağın eli kanlı katillerinin tek- tek, sudan bahanelerle sırtları sıvazlanarak, cumhurbaşkanının iki dudağı arasından çıkan "affettim" sözüyle serbest bırakılmasını, tahliye edilmesini asla kabul etmiyoruz. Bizler biliyoruz ki bu katliamlar sadece gelip geçici iktidarların değil, faşist sistemlerin bir sorunudur.

Kendinden görmediği inançlara, işçiye, köylüye, kadına, doğaya ve hayata dair hiçbir saygısı olmayan mevcut AKP-MHP faşist bloğu da bu uygulamaları en etkili silah olarak kullanmaktadır. Ses çıkaran herkesi abluka altına almaya çalışan, milyonların iradesini tek adam rejiminin anti demokratik müdahaleleri ile, "Mutlak Butlan" kararlarıyla, kayyum darbeleriyle hiçe sayan bu düzene karşı mücadele etmek,  bizler için artık bir tercih değil, tarihsel bir sorumluluktur.

Değerli basın emekçileri ve sevgili canlar!

Bizler Aleviler olarak, Yol 'un yolcudan öte olduğunu, bu yolun bedellerle bezeli bir Hak yolu olduğunu bilenleriz. Bu anma, 33'lerin, egemenlerden ve zalimlerden daha çok yaşayacaklarının mühürlü bir yeminidir. Ancak daha geçmişin yaralarını saramamışken, bizi inancımızdan koparmanın, asimile etmenin başka yollarına başvuruyorlar. Cem evlerimizi imar mevzuatında "kültürel tesis" olarak tanımlayarak ibadetimizi yok saymaya, cami, kilise, havra gibi diğer ibadethaneler ile eşit statüye getirmekten kaçarak anayasal haklarımızı ihlal etmeye devam ediyorlar. Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Cem evleri yönetmeliklerle geçiştirilemez, doğrudan Anayasa'da ibadethane olarak tanımlanmalıdır. Bizler asla hükümetlerin Alevi'si olmayacağız!

Değerli Canlar, mazlumun coğrafyası tektir. Bugün emperyalist saldırganlık dünyanın dört bir yanında halklara kan kustururken, İran'da, Lübnan'da, Filistin'de halk, Siyonist barbarlığın soykırımı altında bir ölüm kalım savaşı verirken, antiemperyalist bir tutum almak kaçınılmazdır. Tam da bu dönemde, emperyalizmin kanlı savaş örgütü NATO'nun zirvesinin Ankara'da yapılacak olması, coğrafyamızı yeni savaş senaryolarının merkezi haline getirme çabasıdır. Bizler, halkların boğazlanmasını hedefleyen bu savaş örgütünü ve zirvesini topraklarımızda istemiyoruz.

Unutmayalım ki Suriye'deki Alevi canlarımızın emperyalizmin maşası   barbarlar eliyle katledilmesi de bu emperyalist projelerin bir sonucudur. Geçtiğimiz aylarda HTŞ denilen eli kanlı selefi çetenin yönetimi ele geçirmesiyle başlayan barbarlık; başta Lazkiye, Tart us, Hama ve Humusta olmak üzere Alevilere yönelik katliamlarını sistematik bir soykırıma dönüştürdü. Bu barbarların liderleri ülkemizde kırmızı halılarla karşılanırken, meclis kürsülerinden "Şimdi mi Aleviler için ortalığı ayağa kaldırıyorsunuz" deme pervasızlığını gösterdiler. Bu sözler ve bu tavırlar, bizler için direnmekten, yan yana gelmekten ve örgütlenmekten başka bir seçenek olmadığının en açık kanıtıdır.

Bozuk düzende sağlam çark tutmaz. Biri yer biri bakarsa kıyamet ondan kopar. İsteğimiz ve dileğimiz şudur ki; Adalet, laiklik, bilimsel eğitim, demokrasi, hakça kazanım ve bölüşümdür. 
İşte bu yüzden sevgili canlar, omuzlarımızda tarihin bize yüklediği bu zorlu görevle hafızamızı diri tutmanın, sesimizi çoğaltmanın tam vaktidir. Alevi kurumlarımız, yöre derneklerimiz, Ozan dernekleri ve demokratik kitle örgütlerimizle birlikte ülkenin ve dünyanın dört bir yanında adalet ateşini yakıyoruz.

Bizler, Pir Sultan Abdal'ın torunları, Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin yolundan ayrılmayanlar, Kalender Çelebi'nin yoldaşları olarak, zulme sessiz kalmayacağız, karanlığa teslim olmayacağız, Pir Sultan'ca yol yürümekten asla vazgeçmeyeceğiz. Gelin canlar bir olalım, bu gerici, çağ dışı barikatları yıkalım, adaleti birlikte haykıralım.

2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı, İnsanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve insanlığa karşı işlenmiş suçların zaman aşımı olmaz. Sivas davası bir insanlık davasıdır. 
Unutmadık, Unutturmayacağız!"

Ortak basın açıklamasının ardından CHP'nin seçilmiş Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş da anma programında konuştu. Madımak Katliamı'nın üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen acının ilk günkü gibi taze olduğunu belirten Yeşiltaş, "2 Temmuz'u hiçbir zaman unutturmayacağız. Bu ülkenin demokratları, aydınları, sosyalistleri, devrimcileri ve sosyal demokratları var olduğu sürece Madımak unutulmayacak." dedi.

Yeşiltaş'ın açıklamaları ise şu şekilde: 

"Dayanışma ve mücadele duygularımla selamlıyorum.

Bugün Madımak'ın o yürekli, bu ülkenin geleceği, bu ülkenin aydınları, bu ülkenin semah dönen gençleri ve bu ülkenin yarınları o gün yandığından bugüne tam 33 yıl geçti. Hala sönmedi o ateş yüreklerimizde. Hala yüreklerimiz sızlıyor bizim. Ve biz 2 Temmuz'u hiçbir zaman unutturmayacağız bu topraklarda.

Bizler var olduğumuzda bu ülkenin demokratları, aydınları, sosyalistleri, devrimcileri, sosyal demokratları, biz var olduğumuz sürece bu topraklar bunu unutmayacak ve unutturmayacağız.

O gün dünya insanlık tarihinin bir utanç günü yaşandı. Ve onu zaman aşımına sokmak isteyenlere şunu söylüyoruz. İnsanlık suçunda zaman aşımı olmaz.

Şunu da bilsinler. Bu topraklarda bir gün mutlaka halkın iktidarı kurulacak. Ve o gün önce Madımak'ın utanç müzesi yapacağız.

Alevi canların ibadetlerini özgürce yapabileceği ve artık o siması yakanlardan hesap sorulacak gün o gün gelecek göreceksiniz. Hep birlikte bu topraklara özgürlüğü, demokrasiyi, adaleti, insanca yaşamı, onurlu bir yaşamı, kardeşçe yaşamayı, barış içinde yaşamayı bu topraklara getireceğiz. Ve sizlerle birlikte bu topraklarda hiç kimsenin ötekileştirilmediği kimliğinden inancından renginden, cinsiyetinden dolayı ötekileştirilmediği bir Türkiye'yi birlikte kuracağız.

Şairin dediği gibi:

Yok öyle bu kentte yoksulluklar, ölümler,

Bir tek başak tanesi bile yalnız kalmayacak,

Bir tek zeytin ağacı bile yalnız...

Hiç kimsenin yalnız kalmadığı, hiç kimsenin geride kalmadığı o günleri bu topraklara birlikte getireceğiz.

Yaşasın birlikteliğimiz, yaşasın örgütlü mücadelemiz. Hepinize saygıyla."