2026.10.07 18:03 Son Güncellenme: 2026.10.07 18:04 - GÜNDEM
İzmir Tabip Odası ile İzmir Barosu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye katılmasına tepki gösterdi. Tabip Odası, Tugay'ın kararının "halkın iradesini hiçe saymak" olduğu belirtilirken; İzmir Barosu, "Elinde tuttuğu idari yetkinin meşruiyeti sona ermiştir" ifadelerini kullanarak Tugay'ı görevinden çekilmeye çağırdı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın CHP'den istifa ederek AK Parti'ye katılmasına kentteki meslek örgütlerinden tepkiler geldi.
İzmir Tabip Odası, yazılı açıklamasında Tugay'ı eleştirerek "İzmir'de halkın iradesini hiçe sayarak, kendisine teslim edilen göreve ihanet ederek iktidar partisine geçen Dr. Cemil Tugay'ı öfkeyle kınıyoruz. Mesleğimizin bir üyesi olması üzüntümüzü arttırıyor, çünkü hekimlikte etik ve güven çok önemli kavramlardır. Ülkemizin tarihine geçen şerefli hekimlerin yanında ne yazık ki bir kara leke olarak anılacaktır" denildi.

İZMİR BAROSU'NDAN GÖREVDEN ÇEKİLME ÇAĞRISI
İzmir Barosu'nda yapılan "Geldikleri gibi giderler" başlıklı açıklamada ise şu ifadelere yer verildi:
"31 Mart mahalli seçimlerinde İzmir halkının ortaya koyduğu irade, yalnızca tek bir figürün veya siyasi yapının göreve getirilmesinden ibaret değildi; aksine, güç birikimine, otoriterleşmeye ve toplumsal kaynakların dar bir kesime aktarılmasına karşı açık bir tutumun beyanıydı. Cemil Tugay'ın, kendisini göreve getiren seçmen kitlesinin ve temsil ettiğini iddia ettiği siyasal değerlerin tam aksine, merkezi iktidar yapısına dahil olma kararı; bireysel bir tercih olarak değerlendirilemez.
Siyasal iktidarın kurumsal baskı, ekonomik bağımlılık ve sistemik araçlarla yerel yönetimleri kendi etki alanına çekme stratejisi, halkın rızasını şekillendirme ve muhalefeti işlevsizleştirme mekanizmasının bir parçasıdır. Kişisel ve taktiksel gerekçelerle bu iktidar aygıtına eklemlenmek, sandığa yansıyan toplumsal iradeyi işlevsiz kılmak demektir. Seçmen, yetkiyi belirli ilkeler ve kamusal yarar ekseninde vermiştir; bu ilkelerin terk edilmesi, elde edilen yetkinin meşruiyet tabanını tamamen ortadan kaldırır.
Demokratik ilkelerin ve hukuk normlarının savunulması, kurumların içi boşaltılırken sessiz kalmamayı gerektirir. Eğer bir yönetici, kendisini seçen kitlenin açık iradesine ve temsil ettiği temel değerlere karşıt bir konuma yerleşiyorsa, elinde tuttuğu idari yetkinin meşruiyeti sona ermiştir. Bu noktada yapılması gereken, halkın iradesine saygının bir gereği olarak o görevden çekilmektir. İzmir Barosu olarak, toplumsal iradenin güç odakları lehine araçsallaştırılmasına karşı hukukun ve halkın karar alma hakkının yanında durmaya; kurumsallaşan antidemokratik pratiklere karşı kamusal yararı savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna duyururuz."

Kaynak: Cumhuriyet