2026.10.07 14:33 Son Güncellenme: 2026.10.07 15:27 - GÜNDEM
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Meclis Genel Kurulu'nda fon soruşturmasına ilişkin bilgilendirme yaptı. Buna göre, olağanüstü tasfiyenin temelini 1 milyon liraya kadar anapara ödemesi oluşturacak. Ara ödeme, Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından hesaplanacak net yatırım tutarı esas alınarak yapılacak. Ödemelerde Hazine kaynağı kullanılmayacak.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda fon vurgunu skandalına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Yılmaz, tasfiye kapsamındaki 131 fonda bulunan yatırımcılara yönelik ödeme planını açıklarken, olağanüstü tasfiye kapsamında 1 milyon liraya kadar anapara ödemesi yapılmasının planlandığını söyledi.
Yılmaz, "Teknik hazırlıklar yapılmıştır. Kanun yürürlüğe girer girmez en kısa sürede gereği yapılacaktır" dedi.
İLK ÖDEMELER EKİM AYINDA
Olağan tasfiye sürecine girecek A1 Capital, Bulls ve Pardüs'e ait 17 fonda bulunan yatırımcılara yönelik ödemelerin yapılması planlanıyor.
Yılmaz, söz konusu 17 fonda bulunan 43 bin 643 yatırımcıya perşembe günü ödeme yapılacağını açıkladı.
"HAZİNE KAYNAĞI KULLANILMAYACAK"
Cevdet Yılmaz, tasfiye sürecinde oluşan özel zararların karşılanması için Hazine kaynağının kullanılmayacağını vurguladı.
Yılmaz, özellikle serbest fonlarda bankacılık sistemindeki devlet garantisinin bulunmadığını belirterek, tasfiye sürecinde öncelikle fonların kendi kaynaklarının kullanılacağını söyledi.
Yılmaz'ın açıklamalarının tamamı şöyle:
"Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 59'uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, fon piyasasında son dönemde yaşanan gelişmelere ilişkin Yüce Meclisimizi ve aziz milletimizi bilgilendirmek üzere söz almış bulunuyorum.
Sorunlu fonlara yönelik alınan idari ve adli tedbirlere ve bu fonların tasfiye süreçlerine ilişkin yapılan çalışmalara girmeden önce, önemli bulduğum birkaç hususun altını çizmek isterim.
Öncelikle ekonomimizin temellerinin sağlam olduğunu, makro ekonomik görünümümüze ilişkin bir sorunun olmadığını ifade etmek isterim.
Deprem harcamalarına rağmen bütçe açığımızın milli gelire oranı yüzde 3 civarında, bölgemizde yaşanan savaş ve bunun petrol fiyatları başta olmak üzere olumsuz etkilerine rağmen cari açığımızın milli gelire oranı yüzde 2,6 seviyesinde, merkez bankamızın rezervleri dış şoklara karşı emniyet sağlarken, bankacılık sistemimiz yüksek sermaye yeterlilik oranları ile son derece güvenli bir yapıda.
"SİSTEMİK BİR RİSK SÖZ KONUSU DEĞİL"
Birazdan detaylarına gireceğim sorunlu fonların, sermaye piyasamızın genel resmini temsil etmediğini de önemle vurgulamak isterim.
Çok net bir şekilde ifade etmek isterim ki finans piyasalarımızda sistemik bir risk söz konusu değildir.
Sermaye piyasalarımızın yapısı sağlamdır. Sorunlu fonların tasfiyesi sermaye piyasalarımızı zayıflatmayacak, bilakis potansiyel risklerden kurtulan sermaye piyasalarımız yoluna daha güçlü bir şekilde devam edecektir.
Yanlışların üzerine kararlılıkla giderken, çok yönlü tedbirlerle sermaye piyasalarımızı desteklemeye devam edeceğiz.
Sermaye piyasalarımızın geneline ve yaşanan sorunlarla ilgili hiçbir sorumluluğu olmayan finansal kurumlar ve araçlarla ilgili olarak, iktidarı ve muhalefeti ile tüm kesimlerin hassasiyet taşıdığına inanıyorum.
Sizler aracılığıyla medya ve sosyal medyada soruna yaklaşım biçimi konusunda da kısa bir değerlendirme yapmak isterim. Lütfen bu soruna olduğundan büyük veya olduğundan küçük bir anlam atfetmeyelim.
Gerçekçi olalım ve sağlıklı bilgilere dayalı yorumlar yapalım. Aksi takdirde, yaşanan sorunlarla hiçbir bağı olmayan, işini düzgün yapan fonlara ve yarımcılara zarar veririz.
"DÜZENLEMELERİ GECİKMEKSİZİN HAYATA GEÇİRECEĞİZ"
Vücuda girmiş hastalıklı unsurları tasfiye ederken, vücudun kendisine zarar vermeyelim. Dolaylı olarak bu gelişmelerden etkilenen şirketlere ve milyonlarca yatırımcıya karşı bunun ortak sorumluluğumuz olduğuna inanıyorum.
Bilinmesini isterim ki Türkiye, kalkınma sürecimizin asli bir unsuru olan sermaye piyasalarını büyütme ve derinleştirme hedefinden asla geri adım atmayacaktır.
Tasarrufların üretime ve yatırıma yönelmesini sağlayan, yatırımcısına güven veren ve finansman imkânlarını çeşitlendiren daha güçlü bir sermaye piyasası yapısı için çalışmalarımızı güçlü bir şeklide sürdüreceğiz.
Bu süreçte vatandaşlarımızın haklarını koruyacak, piyasanın güven içinde işlemesini sağlayacak ve gerekli düzenlemeleri gecikmeksizin hayata geçireceğiz.
Yaşanan sorunları giderirken, sermaye piyasalarımızın daha sağlıklı ve güçlü bir yapıda yoluna devam etmesini temin edeceğiz
"HUKUK DIŞI EYLEMLERDE BULUNAN SONUÇLARINA KATLANACAK"
Sorunlu fonlarla ilgili olarak kamunun ve yatırımcıların haklarının korunması, sorumluluğu bulunanların tespit edilmesi ve piyasanın sağlıklı işleyişinin sürdürülmesi amacıyla gerekli çalışmaları ilk günden başlattık.
Sayın Cumhurbaşkanımızın açık ve net belirttiği üzere yaşanan bu süreçte sorumluluğu olan, spekülasyon ve manipülasyon yoluyla haksız kazanç sağlayan her kim olursa olsun, hukuk kuralları çerçevesinde bunun hesabını verecektir. Hukuk dışı eylemlerde bulunan kim olursa olsun bunun sonuçlarına katlanacaktır.
Sermaye piyasamızda yaşanan sorunun her bir detayı, ilk andan itibaren yetkili adli ve idari kurumlarımız tarafından titizlikle takip edilmekte, somut tedbirler alınmakta ve gerekli adımlar atılmaktadır.
Temel yaklaşımımız Sayın Cumhurbaşkanımızın, 'sorumluluğu olan kim varsa hesap sorulacaktır' ifadesidir. Bu çerçevede, her türlü yanlış, hukuka aykırı işlem, istismar ve usulsüzlükle mücadele verilmektedir ve verilmeye devam edilecektir.
Bizler hak yiyenleri savunma yoluna asla gitmeyeceğiz. Etkin bir idari ve adli süreç içinde gereğini yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz.
Aceleci ve yeterli bilgiye dayanmayan bir yaklaşımla da hiç kimseyi haksız yere töhmet altında tutmayacağız. Yatırımcılarımızın, sermaye piyasalarımızın ve milletimizin hakkını korurken, manipülatörlere ve spekülatörlere karşı en etkili yöntemlerle hareket edeceğiz.
"TÜRKİYE'NİN FİNANSAL SİSTEMİ GÜÇLÜDÜR"
Az önce vurguladığım üzere yaşanan sorun, sermaye piyasalarımızın geneline yayılmış yapısal bir nitelik taşımamaktadır.
5 Ekim 2026 itibarıyla, tasfiyedeki fonların toplam portföy değeri, hane halkının finansal varlıklarının yüzde 2,4'üne karşılık gelmektedir.
Tasfiye halindeki 131 fon, toplam fon sayısının %4,6'sını, toplam portföy değerinin ise %7,7'sini oluşturmaktadır. Diğer bir ifadeyle sorun fon piyasasının sınırlı bir alanında yaşanmıştır.
Türkiye'nin finansal sistemi güçlüdür, sermaye piyasalarımız gelişimini sürdürmektedir ve bu alandaki temel politikamızda herhangi bir değişiklik söz konusu değildir.
Bununla beraber, sorunun sınırlı bir alanda ortaya çıkmış olması meselenin önemini azaltmamaktadır.
Vatandaşlarımızın tasarruflarını etkileyen, piyasa güvenini zedeleyen veya haksız kazanca yol açan işlemlerin üzerine hukuk devleti ilkeleri içinde kararlılıkla gidilmektedir.
Bir taraftan yaşanan sorundan olumsuz etkilenenlerin haklarına yönelik adımları atarken, diğer taraftan benzer sorunların tekrar yaşanmaması için gerekli idari ve hukuki tedbirleri hayata geçiriyoruz.
Altını çizmek istediğim diğer bir temel husus; bu süreçte oluşan özel zararlar için Hazine kaynağının kullanılmayacağıdır.
"DEVLET GARANTİSİ SÖZ KONUSU DEĞİL"
Risk düzeyi yüksek serbest fonlar başta olmak üzere, fon piyasalarında bankacılık sistemindeki devlet garantisi söz konusu değildir.
Serbest fonlara giren herkes Profesyonel Müşteri ve Nitelikli Yatırımcı Talep Formu sözleşmesini imzalar. En az 10 milyon lira finansal varlık ile sisteme girebilir. Yüksek kazanç beklentisi ile orantılı yüksek kayıp riskini de göze alır.
Tasfiye sürecinde her bir fon bazında yatırımcıların haklarını ilgili fonun kaynakları ile karşılamak esastır.
Tasfiye sürecinde öncelikli olarak fonların halihazırda kendi uhdelerinde bulunan kaynakları kullanılacaktır. Ayrıca, fahiş veya haksız gelir elde edenlerden geri alınacak kaynaklar ile sistem dışına çıkarılan malların satışından elde edilecek kaynaklar kullanılacaktır.
Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından oluşturulan ve başkanlığını yaptığım Fon Koordinasyon Kurulu yoğun bir mesai harcamaktadır. Yol haritamız ve temel ilkelerimiz belirlenmiş, eşgüdüm içinde ilgili her bir kurumumuz kendi yetki alanında somut adımlar atmaya başlamıştır.
Şu hususun da altını özenle çizmek isterim. Bahse konu kurumların büyük bir kısmı bağımsız düzenleyici ve denetleyici otoritelerdir. Kanunlar çerçevesinde kendilerine verilmiş yetkileri kullanmaktadırlar ve kendi kararlarını almaktadırlar. Her biri aldığı kararı usülünce kamuoyu ile paylaşmaktadır.
Fon Koordinasyon Kurulu genel eşgüdümü sağlamakta, kurumlar arası ortak çalışmaları hızlandırmakta ve ilkesel yaklaşımları ortak akılla tespit etmektedir. Ayrıca Kurulumuz Kununi düzenleme gerektiren hususlarda, kurumların teknik desteğini sağlayarak, Meclis grubumuz ile ortak çalışmalar yapmaktadır.
4 MADDELİK ÇERÇEVE
Özetle yürütmekte olduğumuz tasfiye sürecinde Fon Koordinasyon Kurul'u olarak ana çerçevemiz şudur;
- Süreç şeffaf, adil, etkin ve olabilecek en hızlı şekilde yönetilecektir,
- Hazine'den kaynak kullanılmadan, her bir fonun kendi kaynakları ve açılmış hesaplara yatırılan kaynaklar değerlendirilerek hareket edilecektir
- Yatırımcılara payları oranında dağıtım yapılması genel ilkedir, olağanüstü tasfiye şartlarına tabi olacak fonlarda ise ara ödeme ile 1 milyona kadar ana para ödemesi planlanmaktadır.
- Öncelik küçük yatırımcılara ve para piyasası fonlarına verilerek ödemeler gerçekleştirilecektir.
"PİYASA BOZUCU YAPILAR TASFİYE EDİLECEK"
2008'de ABD'de yaşanan Madoff Şirketi Krizi, 2018 yılında Endonezya'da yaşanan Jiwasraya Krizi ve 2019 yılında Güney Kore'de yaşanan Lime Krizi denetim ve gözetim mekanizmaları güçlü, gelişmiş ekonomilerde de çeşitli piyasa oyuncularının piyasa bozucu faaliyetlerde bulunabildiğini göstermektedir.
Önemli olan bu piyasa bozucu yapıları en kısa sürede tespit ve tasfiye etmektir.
Ülkemizde yaşanan süreçte ilgili kurumlarımızın ve ilgili bağımsız düzenleyici ve denetleyici otoritelerin sorumlulukları Devlet Denetleme Kurulu tarafından başlatılmış olan kapsamlı incelemeler sonucunda netleşecektir.
Güçlü bir ekiple şu anda sahada olan DDK tarafından yapılacak inceleme ve soruşturmaların, benzer sorunlarla bir daha karşılaşılmaması adına alınması gereken ilave tedbirlere de ışık tutması hedeflenmektedir.
Bununla birlikte, sürecin öncesinde de çeşitli adımlar atıldığını vurgulamak isterim. Bunlardan bazılarını ifade etmek gerekirse;
21 Kasım 2024'te Finansal İstikrar Komitesinde alınan karar sonrası para piyasası fonlarının portföyünün en az yüzde 10'unu Hazine tahvil ve bonosunda tutmasını zorunlu hâle getirildi. Bu sayede bugün nakde kolay çevrilecek asgari bir kaynak bulunabilmektedir.
2 Aralık 2025'te Finansal İstikrar Komitesi, hisse senetlerinde manipülasyona ve serbest fonlardaki risklere karşı tedbir alınması hususunda harekete geçti.
18 Aralık 2025'te Finansal İstikrar Komitesi'nde alınan karar gereği serbest fonlara giriş eşiği 1 milyon TL'den 10 milyon TL'ye yükseltildi.
17 Haziran 2026'da SPK, serbest fonlara uygulanacak yeni düzenlemeler için TEFAS uygulama esaslarını onayladı.
20 Temmuz 2026'da TEFAS'ın fon alım satım altyapısı yenilendi.
30 Temmuz 2026'da BDDK, 1 Ekim'den itibaren uygulanmak üzere, tasarruf finansman şirketlerine, topladıkları kaynakların hangi enstrümanlara yatırılabileceği konusunda düzenleme yaptı.
31 Temmuz 2026'da fonların portföylerindeki borsada işlem gören gayrimenkul ve girişim sermayesi yatırım fonlarının borsa fiyatı yerine, en son açıklanan birim net aktif değer ile değerlenmesine karar verildi.
28 Ağustos 2026'da SPK Yatırım Fonlarına İlişkin Rehberini yayımladı. Rehber 1 Eylül 2026'da yürürlüğe girdi. Rehber ile ilgili fonların işlemleri ile ilgili önemli kurallar getirildi.
Rehberin yürürlüğe girmesi ile sisteme giren sıcak paraya bel bağlayan çeşitli fonlardaki sorunlar görünür hale geldi.
Bu adımlar atılmamış olsa, sorunlu fonların büyümeye devam ederek, gelecekte çok daha büyük ölçekli bir etki oluşturabileceği söylenebilir.
Tüm bunlarla birlikte, kurumsal ve kişisel sorumluluklar DDK süreci sonucunda netleşecek ve gereği yapılacaktır.
7 ŞİRKETE AİT 131 FON TASFİYE EDİLDİ
Eylül ayı ortasında sermaye piyasalarında ortaya çıkan sorunların çözümü için Hazine ve Maliye Bakanlığımız, Adalet Bakanlığımız, Sermaye Piyasası Kurulumuz ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumumuz başta olmak üzere ilgili tüm kurumlarımız hızlı şekilde aksiyon almışlardır.
16 Eylül 2026'da belirli kişiler ve portföy yönetim şirketlerine iki yıl borsada işlem yasağı getirilmiş, bazılarının ise tüm lisansları iptal edilmiştir.
17 Eylül 2026'da Finansal İstikrar Komitesi toplanmıştır. Sorunun diğer fonlara ve finansal sisteme yayılmasını önlemek için önemli kararlar alınmıştır.
Bu süreçte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından Piyasaya ilave likidite sağlanmıştır.
SPK tarafından sistemik riski azaltmak için 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verilmiştir. Ayrıca bu şirketlere ait diğer fonlar da TEFAS'ta işleme kapatılmıştır. Bir anlamda sorunlu ve sorun oluşturabilecek fonlar karantinaya alınarak sistemin etkilenmemesi için gereği yapılmıştır.
BDDK tarafından sorunlu gruplara ait 3 bankanın (Tera Yatırım, Destek Yatırım ve Hedef Yatırım) ve 2 faktoring şirketinin (Destek Finans Faktoring ve Tera Finans Faktoring) TMSF'ye devri kararlaştırılmıştır.
Emlak Katılım Bankası tarafından Katılımevim, Birevim ve İktisat Katılım Bankası'nın devir alınma süreci başlatılmıştır.
Bağımsız idari otoriteler bu adımları atarken adli süreçler de hızlı ve etkin bir şekilde devreye girmiştir.
Halihazırda adli süreçlerin de devam ettiğini göz önüne alarak, Anayasa ve İçtüzükteki yargı mercilerinde görülmekte olan davalara ilişkin sınırlar çerçevesinde, Adalet Bakanlığımızın ve yargının süreç içindeki çalışmaları hakkında bilgi vermek istiyorum.
Söz konusu sorunlu fon şirketlerinin yönetim kurulu üyelerinin de aralarında bulunduğu 220 kişi hakkında işlem yapılmıştır. Bunlardan 85'i tutuklu iken 23 şüpheli hakkında yakalama kararı bulunmaktadır. 81 kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulanmıştır.
15 Eylül'den 2 Ekim tarihine kadar geçen sürede yatırımcı mağduriyetlerinin giderilmesi ve suç gelirlerinin kaçırılmasının engellenmesi amacıyla 63 gerçek kişi ile 12 tüzel kişiye ait taşınır ve taşınmazları üzerinde 21 el koyma kararı verilmiştir.
67 kişi ve şirketin banka, kripto ve kiralık kasa varlıklarına, 27 kişi ve şirketin ortaklık paylarına el konulmuştur. Fon çıkış tarihleri ve işlem oranları esas alınarak yatırımcı listesindeki 42 gerçek kişinin malvarlığı ayrıca dondurulmuştur.
Diğer yandan, tasfiyesine karar verilen fonlarla ilgili olarak; hak sahipliğine ilişkin talep edilen tüm veriler Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından; Adalet Bakanlığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, SPK, BDDK, MASAK, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve ilgili kuruluşlarla paylaşılmaktadır. Yoğun olarak anlık ve günlük çeşitli rapor talepleri ivedilikle karşılanmaktadır.
Ayrıca, SPK'nın almış olduğu karar uyarınca, tasfiyesine karar verilen fonlarla ilgili 6 aracı kurumun ve 7 portföy yönetim şirketinin hesaplarından kıymet ve nakit çıkış işlemleri, SPK gözetiminde Merkezi Kayıt Kuruluşu, Borsa İstanbul ve Takasbank'ın ortak kararıyla kontrollü olarak yürütülmektedir.
FON KOORDİNASYON KURULU ÇALIŞMALARI
Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda, sürecin gereği olarak, bütün kurumlarımız arasında eş güdüm içinde ve süratle yürütülmesini sağlayacak koordinasyon mekanizmasını vakit kaybetmeden oluşturduk.
29 Eylül 2026 tarihinde ilgili fon yatırımcılarının meşru hakları ve kamu yararı gözetilerek, tasfiye sürecinin hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesi için gerekli genel koordinasyonu sağlamak üzere, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından başkanlığını yaptığım "Fon Koordinasyon Kurulu" oluşturulmuştur.
İlk toplantıda Sermaye Piyasası Kurulumuz, tasfiye kapsamındaki fonların, mal varlığı ve likidite durumuna göre, yatırımcılara ödemelerin gerçekleştirilmesine yönelik yol haritasını sunmuştur.
Mevcut sorunun çözümünün yanı sıra, benzer durumların tekrar yaşanmaması için sermaye piyasalarının işleyişini ve denetim mekanizmalarını güçlendirecek ilave idari ve hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesi yönündeki kararlılık ortaya konulmuştur.
2 Ekim 2026 tarihinde yaptığımız İkinci Fon Kurulu Toplantısında ise Sermaye Piyasası Kurulumuzun 30 Eylül tarihli kararları çerçevesinde, net yatırım tutarı hesap yöntemine ilişkin çalışmalar, ikincil düzenlemeler ve ödeme takvimi değerlendirilmiştir.
Ayrıca çalışmaları bir süredir devam eden Kanun Teklifi taslağına nihai halinin verilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlara gerekli talimatlar iletilmiştir.
Geçtiğimiz Pazartesi günü ilgili tüm kurumların katkısı ile hazırlıkları yapılan Kanun Teklifi taslağı, Fon Koordinasyon Kurulu 3. Toplatısında kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Hazırlanan taslağa teknik düzeyde son hali verilerek Grubumuz aracılığı ile Meclisimizin takdirine sunulacaktır.
Ele alınan tüm teklif ve düzenlemelerde, vatandaşlarımıza, milletimize herhangi bir ek yük getirilmemesine yönelik anlayış net bir şekilde vurgulanmıştır.
1 MİLYON LİRAYA KADAR ANA PARA ÖDEMESİ
Yatırımcıların en önemli beklentisi olan tasfiye sürecindeki Yol haritamızı kısaca özetleyecek olursam;
- SPK tarafından tasfiye sürecine alınan 7 şirket ve 131 fonla ilgili olarak tasfiye süreçlerinin yönetimi için Ziraat ve İş Bankası belirlenmiştir. Bugüne kadar İş Bankası ile çalışan TERA kapsamında 6 fonun tasfiyesinin yönetimi İş Bankası tarafından, geriye kalan 125 fonun tasfiyesinin yönetimi Ziraat Bankasınca yürütülecektir.
- Fonlara ilişkin; yatırımcıların ellerindeki pay senetlerinin kontrolü, hazır değer/nakit tespiti, borç ve alacakların tespiti, fon mal varlığının gerçek durumumun tespiti yapılmıştır
- İlgili bankaların saklama faaliyetlerini resmi olarak devralması sağlanmıştır
- 7 şirketten A1 Capital, Bulls ve Pardüs olağan tasfiye süreci 5 Ekim itibarıyla başlayacaktır. Bu kapsamda bulunan 17 fonun Perşembe günü ödemeleri yapılacaktır.
- MKK verilerinin tamamlanmasından sonra, geriye kalan dört şirket ve altlarındaki fonlarla ilgili olağanüstü tasfiye süreci başlayacaktır. Atlas şirketinin olağan yöntemle tasfiyesi üzerinde de çalışılmaktadır.
- Olağanüstü tasfiyenin özünü 1 milyon liraya kadar ana paranın ödenmesi oluşturmaktadır. Fon alacaklarının tahsili ve borçların ödenmesi kapsamında çalışmalar sürdürülecek, nihai tasfiye bakiyesi oluşturulacaktır (5-6 ay hedeflenmektedir)
Meclisimizin takdirine sunulacak olağanüstü tasfiye kurallarını içeren taslak Kanun Teklifi'nin yasalaşması halinde, Ekim ayı içinde 1 milyon liraya kadar anapara ödemelerinin yapılacağını öngörüyoruz.
Bu konuda SPK tarafından gerekli detay kararlar alınacaktır. Teknik hazırlıklar yapılmıştır.
Sayısal bazı verileri de sizlerle paylaşmak isterim. Tasfiyesi öngörülen 131 fonda 455.758 tekil kişi bulunmaktadır. Ziraat Bankasının tasfiyesinden sorumlu olduğu 125 fonda 151.247 tekil yatırımcı kişi, İş Bankasının tasfiyesinden sorumlu olduğu 6 fonda 388.718 tekil yatırımcı bulunmaktadır.
Olağan tasfiyesi yapılacak üç şirket (A1 Capital, Bulls ve Pardüs)'ün 17 fonunda 43.643 yatırımcısına Perşembe günü ödeme yapılacaktır. Bu şirketler kapsamında kalan 49 özel fonda ise 2.098 kişi bulunmakta olup kendi kapsamlarında sorunların çözüleceği planlanmaktadır.
Gerekli teminatların alınması halinde, Atlas şirketinde bulunan 56.614 kişiyi kapsayan 16 fonda da olağan tasfiye kuralları ile ödemeler ivedilikle yapılacaktır.
"HAK SAHİPLİĞİ FON VE HESAP BAZINDA BELİRLENECEK"
Olağanüstü tasfiye kapsamında ise hak kazanılacak ödemeye mahsuben ara ödeme yapılacaktır. Ara ödemede MKK tarafından hesaplanacak net yatırım tutarı esas alınacaktır. Ara ödeme en fazla 1 milyon lira olacaktır. MKK kapsamında net yatırım tutarı algoritması yazıldı. Takasbank'tan fiyat bilgisi alındıktan sonra tutarlar hesaplanacaktır.
Tüm bu işlemlerin yürütülmesinde SPK kararı ile TMSF bünyesinde 131 isteğe bağlı iade hesabı ve 1 adet genel hisse iade hesabı açılmıştır. Her bir fonda oluşan kaynak ilgili fonun alacaklıları için kullanılacaktır. Genel hesaba gelen kaynak ise SPK tarafından çeşitli kriterler ile belirlenecek bir hesaplama yöntemi ile fonlara dağıtılacaktır. El konulan veya müsadere edilen varlıkların satışından elde edilen gelirler de geri kazanım hesabına aktarılarak, ödemelerde kullanılacaktır.
Hak sahipliği fon ve hesap bazında belirlenecektir.
Olağan ve olağanüstü tasfiyelerin ekim ayı içinde yapılması ile birlikte, 455.758 kişinin çok büyük bir bölümü ödemelerini tamamen almış olacaklardır.
İnanıyorum ki yatırımcıların beklentilerini dikkate alacak olan Meclisimiz bu Kanunu ivedilikle ele alacaktır.
Benim sizlere olağanüstü tasfiye konusunda arz ettiğim hususlar, Kanun metni nihai halini yüce Meclisimizde aldıktan sonra kesinleşmiş olacaktır.
Teknik olarak tüm hazırlıklar yapılmıştır. Kanun yürürlüğe girer girmez en kısa sürede gereği yapılacaktır.
SPK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK MESAJI
Sözlerimi tamamlarken bir kez daha vurgulamak isterim ki, devletimiz bu süreci vatandaşlarımızın haklarını esas alan, piyasa güvenini gözeten ve hukukun gereklerini eksiksiz yerine getiren bir anlayışla yürütmektedir.
Tasfiye kapsamındaki fonlarda hak sahibi olan yatırımcılarımızın haklarının korunması için gereken adımları atarken, haksız kazanç sağlayanların ve piyasa düzenini bozanların da hukuk önünde hesap vermesini sağlayacağız.
Aynı zamanda yaşanan tecrübeyi, sermaye piyasalarımızın işleyişini daha da güçlendirecek bir imkâna dönüştürmekte kararlıyız. Bu çerçevede, DDK raporu sonrası SPK Kanununda yapılabilecek daha uzun vadeli değişiklikler de gündeme gelebilecektir.
Düzenleme, gözetim ve denetim mekanizmalarımızı ihtiyaç duyulan alanlarda güçlendirecek; yatırımcının hakkını daha güçlü şekilde koruyan, güvenilir ve etkin bir piyasa yapısını geliştirmeye devam edeceğiz.
Dünyadaki ve bölgemizdeki bir çok olumsuz gelişmeye rağmen ekonomimiz sağlıklı bir şekilde yoluna devam etmektedir. Türkiye'nin finansal sistemi güçlüdür; sermaye piyasalarımızın geleceğine ilişkin irademiz de nettir.
Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, vatandaşlarımızın tasarruflarını güven içinde değerlendirebildiği, üretimi ve yatırımı destekleyen daha derin ve güçlü sermaye piyasaları için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.
Bu süreçte hukuku ve milletimizin son derece haklı hassasiyetlerini esas alacak, hiçbir suiistimali karşılıksız bırakmayacak ve milletimizin ve yatırımcılarımızın haklarını sonuna kadar koruma gayreti içinde olacağız.
Yüce Meclisimizi ve ekranları başında bizleri takip eden aziz vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum."