2026.07.04 14:54 Son Güncellenme: 2026.07.04 14:55 - GÜNDEM
Komedyen Deniz Göktaş'ın babası Kemal Göktaş'ın 1980 yılındaki Çorum Katliamı sırasında çıkan olaylarda polis memuru Muzaffer Yeşilyurt'un hayatını kaybetmesiyle ilişkili bir THKO üyesi olduğu iddia edildi. Davanın avukatlarından Sadık Eral ise, "Olayın sadece iki sanığı var. Halkın Kurtuluşu'ndan Ali Rıza Özdemir ve Günay Kılıç" diyerek yandaş medya tarafından dolaşıma sokulan iddiaları yalanladı.
"Dini değerleri aşağılama" ve "cumhurbaşkanına hakaret" iddialarıyla tutuklanan komedyen Deniz Göktaş'ın babası Kemal Göktaş ile ilgili skandal iddialar dolaşıma sokuldu.
Yapılan haberlerde; Kemal Göktaş'ın THKO (Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu)üyesi olduğu, Çorum Katliamı sırasında, polis memuru Muzaffer Yeşilyurt'un hayatını kaybettiği ve polis memuru Mehmet Bektaş'ın yaralandığı olaylara karıştığı iddia edildi.

1980 yılının Mayıs ile Temmuz ayları arasında ve Çorum'da, Alevilere yönelik gerçekleştirilen saldırılar ve çıkan olaylar sırasında polis memuru Muzaffer Yeşilyurt hayatını kaybetmişti.
"KEMAL GÖKTAŞ DAVADA SANIK DEĞİLDİ"
Dava sürecinin avukatlarından Sadık Eral, Odatv'den Orçun Ak'a yaptığı açıklamada, şunları söyledi:
"Polis memurlarının yaşamını yitirmesiyle ilgili davada sanık olarak yargılananlar arasında Kemal Göktaş yer almıyor. Sanıklar arasında sadece Halkın Kurtuluşu Örgütü'nden Ali Rıza Özdemir ve Günay Kılıç var. Bu karar Yargıtay 4. Dairesi'nin 187'ye 12, 187'ye 49 karar sayılı dosyasında açık bir şekilde görülüyor."
3.Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığı'nın 1983/203 esas sayılı dava dosyasına ilişkin 22 Ağustos 1983 tarihli iddianamede ya da Askeri Yargıtay 4. Dairesi'nin 1987/12 esas, 1987/49 karar sayılı ve 3.2.1987 tarihli bozma ilamında da, Kemal Göktaş'ın isminin yer almadığı kaydedildi.
Olaydan sağ kurtulan polis memuru Mehmet Bektaş ise, olayı şöyle anlatıyordu:
"Trafikteki servisler kaldırılmış olduğu için, sabahları işe değişik vasıtalarla gidiyorduk. O sabah Muzaffer ile Milönü'nden geçerken boş bir arsadan üzerimize dört el ateş edildi. 'Durun, teslim olun, silahlarınız atın!' diye bağırdılar. Muzaffer silahını çekip ateş etmeye başladı. Benim Kırıkkale tutukluk yapmıştı. Onlar ateş etmeye devam ediyorlardı. O sırada Muzaffer vuruldu ve düştü. Düşünce ateş edenler uzaklaştılar. Muzaffer 'Hemşerim beni kurtar!' dedi. Eğilip baktığımda ölmüştü. Onun tabancasını aldım ve kaçanların arkasından iki el ateş ettim. Bu sefer 100-150 kişi olarak bana doğru geliyorlardı. Yapacak bir şey yoktu, kaçarak bir apartmana girdim. Bu arada attıkları bir tuğla alıma gelmişti. Ev sahibi 'girecek benim evimi mi buldun, defol!' dedi. Beni kovalayanları da içeri aldı. Üzerime atladılar ve beni sürükleyerek sokağa çıkarttılar. O sırada kendimi kaybetmişim. Eşim Günay beni oradan alarak, hastaneye götürmüş."

Kaynak: Cumhuriyet