2026.07.01 21:30 Son Güncellenme: 2026.07.01 23:56 - BURSA
CHP Bursa İl Başkanlığı'nda butlancılara karşı 17 Haziran'dan beri devam eden demokrasi nöbeti bugün yapılan basın açıklamasıyla sona erdi. CHP'nin seçilmiş İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, il binasının önünde yaptığı açıklamada "Anahtar sizde kalabilir ama irade bizdedir" dedi. Açıklamanın ardından Bursa örgütü Fomara'daki Berk 2 Plaza'da bulunan yeni il binasına yürüdü.
Kardelen Cancı / Başka Gazete
CHP Bursa İl Başkanlığı binası önünde, 17 Haziran'dan bu yana "demokrasi nöbeti" tutan partililer, bugün nöbeti sonlandırdı. Programın açılış konuşmasını CHP Yıldırım İlçe Başkanı Ahmet Keskin yaptı.

Keskin'nin açıklamaları şu şekilde:
Bizim savunduğumuz alana hak düşmanları giremez. Bizim olduğumuz yere, bizim olduğumuz alana emperyalistlerin işbirlikçileri giremez, giremediler, giremeyecekler. Faşizme karşı omuz omuza.
Faşizme karşı omuz omuza. Faşizme karşı omuz omuza. İki senedir durmadan saldırıyorlar.
TGRT'yle AKİT'le işbirliği yapıyorlar. Akın Gürlek'le Tayyip Erdoğan'la iş birliği yapıyorlar. Trump'ıyla, şeriatçısıyla, emperyalistliğiyle, faşistliğiyle birlikte saldırıyorlar.
Bir adım bile geri attıramıyorlar, attıramayacaklar. Bunun için bu saldırıları devam ediyor. Önce genel başkanımıza, arkasından Bursa'yı örgütümüze yargı sopasıyla saldırmaya kalktılar.
Başaramayacaklarını biliyorlar. Bölmeye, eritmeye çalışıyorlar. Bunu da başaramıyorlar.
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin içerisinde bir ikilik yoktur. Bir ayrılık yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi'nin yanında demokratlar, halkın yanında olanlar var.
Karşısındaysa emperyalistlerin işbirlikçileri ülkeyi çetelere, beşli çetelere, yandaş sermayeye beş kez çekenler var. Mücadele ettik, mücadele ediyoruz, mücadele etmeye devam edeceğiz. Yaşasın örgütlü mücadelemiz.
Örgütlü mücadelemiz. Yaşasın örgütlü mücadelemiz. Bu bina Cumhuriyet Halk Partili'nin öz kaynaklarıyla alındı.
Bu bina Cumhuriyet Halk Partili'nin alın terini, emeğini temsil eder. Dün suyumuzu, ormanlarımızı gasp edenler, emeğimizi gasp edenler, çocuklarımızın geleceğini gasp edenler bugün halkın olan şu halkın malı olan Cumhuriyet Halk Partisi il binasını gasp etmek için ellerini ovuştura ovuştura salyalarını akıta akıta bekliyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi'nin yeri halkın yanı.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin yeri emeği için mücadele eden işçinin yanı. Cumhuriyet Halk Partisi'nin yeri laiklik için halkçılık için, devrimcilik için, cumhuriyetçilik için direnen Cumhuriyet Halk Partili'nin yanı. Dolayısıyla biz bu binayı istesek bir senede savunuruz, on senede savunuruz, adımınızı atamazsınız, yarına yaklaşamazsınız.
Bizim yerimiz bizim yerimiz bu nedenle bugün demokrasi yürüyüşümüzü bitiriyor. İktidar yürüyüşümüze başlıyoruz. Demokrasi nöbetimizi bitiriyor.
İktidar yürüyüşümüze başlıyoruz. Ve hep birlikte haykırıyoruz arkadaşlar.
Ya hiçbirimiz. İşte binlerce Cumhuriyet Halk Partili burada. İşte mahalle temsilcilerimiz burada dövizleriyle.
İşte belediye meclis üyelerimiz burada. İşte il yöneticilerimiz 17 ilçe başkanımız burada. Örgüt biziz.
Biz neredeysek Cumhuriyet Halk Partisi orasıdır. Demokrasi nöbetinin sonu aslında iktidar yürüyüşünün başlangıcı.
Bu daha başlangıç mücadeleye devam. Önce Ekrem Başkan'ın diplomasını iptal ettirmeye kalktılar. Olmadı.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin oyunu düşüremediler. Sonra Recep Tayyip Erdoğan'ın karşısına boylu boyunca dikilen Ekrem İmamoğlu'nu düzmece iddialarla tutuklamaya kalktılar. Olmadı Cumhuriyet Halk Partisi'nin oyunu düşüremediler.
Devam ettiler. Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne birçok büyükşehir belediyemize operasyonlar düzenlediler, iftiralar attılar, olmadı Cumhuriyet Halk Partisi'nin oyunu düşüremediler. Devam ettiler. Doğrudan partimize saldırdılar. Kemal Kılıçdaroğlu onlarınla iş birliği yaptı. Onlarla iş birliği yaptı.
Kopardıkları hiçbir zaman içimizden değildi. Arkadaşlar Cumhuriyet Halk Partisi'ni böyle tutuklamalarla, baskılarla, yargı oyunlarıyla, butlan oyunlarıyla durdurabileceklerini zannettiler.
Her saldırdıklarında biraz daha büyüdük. Her saldırdıklarında Anka kuşu gibi küllerimizden yeniden doğduk. Ve alanlarda 19 Mart'tan beri haykırıyoruz.
Gençlerle, üniversitelerle, liselerle hep birlikte haykırıyoruz. Bu yürüyüş iktidar yürüyüşü, bu yürüyüş devrim yürüyüşü, isyan, devrim, özgürlük.
Şimdi karşımıza çıkmışlar ne diyorlar? Birlik içinde kalmalıyız.
Bütünlük içinde kalmalıyız. Kemal Kılıçdaroğlu da bizim genel başkanımız. Bizim genel başkanımız olacaksa Tayyip Erdoğan'dan aldığı görevi kabul etmeyecek.
Ne diyorlar? Turgut Özkan da bizim arkadaşımız. Yarın yüz yüze bakacaksınız.
Hayır. Biz onların yüzüne bakmayacağız. Recep Tayyip Erdoğan'dan, emperyalistler bizim arkadaşımız, yoldaşımız değil, biz hiç kimseye de yüz yüze bakmak zorunda değiliz.
Dolayısıyla sevgili arkadaşlar, Cumhuriyet Halk Partililer, Cumhuriyet Halk Partisi amacında hedefinde bu halkın kendini yönettiği temsilcilerini seçebildiği bir sistemi savunmaya devam ediyoruz. Cumhurbaşkanlığı sisteminden bu yana yüzde elli garabetinden bu yana Türkiye'de günden güne seçme seçilme hakkımız elimizden alınırken Cumhuriyet Halk Partisi mahalledeki temsilcisini bile üyesine seçtiriyor. İlçe Başkanı'nı, il başkanını, genel başkanını üyesine seçtiriyor.
Türkiye'de hangi partide bu demokrasi varmış da bizim kurultayımız şahibeli olacakmış. Hadi oradan. Siz Devlet Bahçeli'nin Recep Tayyip Erdoğan'ın işaret etmediği, emir vermediği bir kişiyi ne il başkanı yapabilirsiniz, ne ilçe başkanı yapabilirsiniz.
Şahibi varsa, şahibi buradadır. Cumhuriyet Halk Partisi de demokrasinin kalesidir, kalesi olmaya da devam edecektir.
CHP Bursa İl Başkanlığı önünde düzenlenen eylemde, CHP Yıldırım İlçe Başkanı Ahmet Keskin'in ardından CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özür Şahin de partililere seslendi.

Özgür Şahin'in açıklamaları şu şekilde:
Bir genel başkan vardı. Hani hep beraber kaybedilen 13 seçimde çalıştığımız genel başkan vardı. Her kaybettiğimiz seçimde ne yaptı? Biz oyunumuzu arttırdık, başarılıyız dedi, kalmaya çalıştı. Biz de dedik Demokrat dedemiz dedik, vardır bir bildiği dedik, arkasında durduk.
Sonra adımız Ekmelettin İhsanoğlu dedin. Dedik ki dedemiz demokrattır, vardır bir bildiği dedik, yine arkasında durduk. Tıpış tıpış gideceksiniz dedi. Yine gittik.
2023 seçimlerinde kayyumlar gidecek, biz kalacağız. Kayyumlar gidecek, biz kalacağız. Iki bin yirmi üç seçimlerinde tek kaybedeceğimiz aday odur, dedi ki benim adaylığımı ben bile engelleyemem dedi.
Ve o akşam gençlere umudunu kaybettirdi. Gelecekte olan kaygılarımızı arttırdı ve bu tek adam rejimini birleştirdi, güçlendirdi. Biz hep şunu dedik.
Demokrat dedemiz bir şey biliyordur dedi. O artık bizim demokrat dedemiz değil. O artık bay Kemal.
Özgür Şahin'in konuşmasının ardından Nihat Yeşiltaş açıklamalarda bulundu.
Yeşiltaş, konuşmasına günlerdir il binasında nöbet tutan ilçe başkanlarına, gençlere, kadınlara, belediye başkanlarına, partililere, sivil toplum kuruluşlarına ve basın mensuplarına teşekkür ederek başladı. "Bugün buraya sadece tarihe şahitlik etmeye değil, tarih yazmaya geldiniz" diyen Yeşiltaş, yaşanan sürecin yalnızca parti içi bir mesele olmadığını belirtti.

Yeşiltaş'ın açıklaması şu şekilde:
Değerli ilçe başkanlarımız, il ve ilçe yöneticilerimiz günlerdir gözüne uyku girmeden dinlenen sevgili gençlerimiz, evinde pişirdiği yemeği il binamıza getirip dinlenenlerle paylaşan yürekli kadınlarımız, halkımızın iradesiyle seçilmiş belediye başkanlarımız, belediye meclis üyelerimiz, bir il binasından ziyade ülkesini savunurcasına dayanışmayı büyüten değerli mahalle temsilcilerimiz ve tabii ki yürekli üyelerimiz demokrasiye sahip çıkan butlanı tanımayan siyasi partilerimiz sendikalarımız, emek örgütlerimiz, akademik odalarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, halkların yanında haksızın karşısında din götüren kıymetli Bursalılar haber alma özgürlüğümüzü sağlamak adına gece gündüz yanımızda olan değerli basın emekçileri, bugün buraya sadece tarihe şahit etmek için değil tarihi yazmak için geldik. Tarihi yazmaya geldik. Hoş geldiniz sevgili dostlar.
Kardeşlerim kendi çıkarı için kendinden çok daha fazla büyük ve aylaklı ülkesine hedef alan meşru olmayan ve kural tanımayan bir grubun oluşturduğu yapıya çete denir. Bugün partimiz kendi geleceği için halkın geleceğini hiçe sayanların bir araya gelerek oluşturduğu mutlak çetesi partimize ve geleceğimize saldırı üstündedir, saldırı halindedir.
Bu yapıyı sadece TGRT ve yandaş kalanlar meşru göstermeye çalışıyor. Oysa ki bu yapı halkın gözünde meşru değildir. Örgütünün vicdanında meşru değildir.
Çünkü bu yapı hukuku içe saymıştır. Vakti tüzüğünü yok saymıştır. Seçilmiş iradeyi yok saymıştır.
Sırtını siyasallaşmış yargıya dayanmıştır. Bu yapı Cumhuriyet Halk Partisi'nin yönetim kademelerine çökmüştür. Ama asla başaramayacaklar.
Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi yandaş ekranların değil, halkın partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi saray hesaplarının değil, örgüt iradesinin partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi emperyalist paşaların değil, Atatürk'ün partisidir.
Şu açıktır ki bugün yaşadığımız süreç önümüzdeki seçimleri kaybedeceğini gören iktidarın uygulamaya koyduğunu bir siyasi mühendislik operasyonudur. Butlancılar ve saray el ele vererek partinin iktidar yürüyüşünü engellemek, halkın umudu olan Cumhuriyet Halk Partisi'ni memleketin derdiyle değil kendi derdiyle ilgileniyor olarak göstermek ve böylece partimizi halkın gözünde küçük düşürmektir. İşte bizler bu siyasi operasyona karşı 17 Haziran'da gelen görevden alma yazısını yırtıp atarak çünkü hiçbir ferman bizi yolumuzdan gönderemez.
Pir Sultan Abdal'ın dediği gibi kadılar müftüler fetva yazarsa işte kement işte boynu basarsa işte hançer işte kellem keserse dönen dönsün ben dönmezem yolumdan ben dönmezem yolumdan. İşte bu yüzden günlerdir yolumuzdan dönmeden burada koruduğumuz bir koltuk veya bir bina değil. Bursa Belediyenin iradesini koruduk.
Bursa Örgütü'nün onuru da bizim koruduğumuz. Bizler günlerdir ülkenin değil kendi koltuğunun derdine düşenlere ve Butlan çetesinin yerlerdeki uzantılarına karşı onurlu ve haklı bir buluş ortaya koyuyoruz. Çünkü Butlan çetesi için bir dönem daha vekillik yapmak yirmi sekiz bin lira maaşla çocuğunu okutmaya çalışan garibanın derdinden daha önemliydi.
Bunlar siyasi gelecekleri için hissettikleri kaygıyı bu ülkenin gençlerinin geleceği için hissetmeyenler, kişisel ihbarları için halkın geleceğini yapmakta sorun görmeyenlerdir. Ve bunlar partiye hiçbir zaman ideolojik bağı olmayanlar, kendi meslek örgütünde cumhuriyetçi adaylara karşı şeriatı savunan AKP'de adayın listesine girecek kadar zayıf karakterde olanlardır.
Bunlar biz 31 Mart'ta Bursa'yı kazanma hayalini kurarken bunlar 1 Nisan sabahı il başkanlığı için imza toplamalarını hayalini kuranlardır. Parti yerel seçimleri kaybetsin diye dua edenlerdir bunlar. Bunlar hiçbir zaman seçilerek il başkanı olmayanlar.
Bunlar kongrede yediği farktan utanmayıp delegenin vermediğini il başkanlığına, binbir oyunla çökmek isteyenlerdir. Bunlar mutlan çetesinin siyasi ahlak anlayışının somutlaşmış halidir. Bizler yoldaşlarımla birlikte günlerdir Mustafa Kemal Atatürk'ün partisini, halkın partisini, Cumhuriyet Halk Partisi'ni işte bunlara karşı korumaya çalışıyorduk.
Ancak şu açıktır ki içinde bulunduğumuz sorun bir parti sorunu değildir. Bugün Türkiye'deki sorun rejim sorunudur. Bu rejim sahada yaşayanların iki göz odada yaşayanları yolsuzlukla suçladığı bir rejimdir.
Bu rejim kendisine rakip olana 25 asır ceza isteyenlerin rejimidir. Bu rejim halkın yüzde altmışının açlık sınırının altında yaşatan yirmi bin lira verdiği emekliye ise çok yaşıyorsun diyen rejimdir. Bu rejim emekliye zam için kaynak yok derken NATO için halkın milyarlarca lirasını harcayan rejimdir.
Halkımız işte bu rejimin ürettiği adaletsizlik ve yoksulluk altında inim inim inlemekte ve bir çıkış yolu aramaktadır. Şu unutulmamalıdır ki sosyal demokratik partiler halkla birlikte ve halk için siyaset yaparlar. Bizler bugüne kadar halk ne dediyse onu yaptık.
Bundan sonra da halkımız ne diyorsa onu yapacağız. Bugün geldiğimiz noktada halk il binamıza verdiğimiz sorunlu mücadeleyi yüksek ve güçlü bir destek veriyor. Çünkü bu bina bizim alın terimizin, emeğimizin, gecemizin, gündüzümüzün ve mücadelemizin şahididir.
Çünkü bu bina gençlerimizin umuduna, kadınlarımızın cesaretine, emekçilerimizin mücadelesine, Bursa'nın halkçı iradesine el sahipliği yapmıştır.
Bir karar arifesindeyiz. Günlerdir binamızda bizi yalnız bırakmayan halkımızın artık biz yanına gidiyoruz. Gün olduğu gibi bugün de mücadele bizi direnişimizi halkımıza yan yana ve omuz omuza yapacağız.
Biz bugün bu binadan çıkıyoruz. Ama Cumhuriyet Halk Partisi'nden çıkmıyoruz. Biz bugün bu kapıdan ayrılıyoruz.
Ama mücadeleden ayrılmıyoruz. Biz bugün anahtarı bırakıyoruz. Ama Bursa'nın iradesini kimseye bırakmıyoruz.
Çünkü kazanacağız. Kazanacağız. kazanacağız.
Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi bir bina değildir. Cumhuriyet Halk Partisi bir kamera değildir. Cumhuriyet Halk Partisi bir konukluk, bir mühür, bir oda, bir makam değildir.
Cumhuriyet Halk Partisi Kuvâ-yi Milliye'nin adıdır. Cumhuriyet Halk Partisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün partisidir.
Cumhuriyet Halk Partisi haksızlığa boyun eğmeyenlerin, diş sökmeyenlerin benim iki büyük eserim var, diğerlerin iradesidir.
Bugün bu binaya girenler sadece bir binaya girebilirler. Ama Bursa Örgütü'nün yüreğine giremezler. Partilimizin vicdanına giremezler.
Halkımızın gönlüne giremezler. Buradan tüm butlancılara sesleniyorum. Biz bu akşam buradan başımız dik ayrılıyoruz.
Artık bu şehirdeki her sokak bizim il binamızdır. Her mahalle bizim il örgütümüzdür. Her meydan bizim kürsümüzdür.
Biz bu binaya halkın iradesiyle girdik. Bu binadan da halkın iradesini yanımıza alarak çıkıyoruz.
Bugün burada bir kez daha ilan ediyorum. Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçilmiş iradesine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Biz genel başkanımız Sayın Özgür Özel'in ve seçilmiş kurumlarının yanında dimdik durmaya devam edeceğiz.
Bugün bu kapıdan çıkarken herkes şunu bilsin. Biz buradan eksilerek değil, çoğalarak çıkıyoruz. Biz buradan kırılarak değil, bilenerek çıkıyoruz.
Biz buradan susarak değil, daha gür konuşmak için çıkıyoruz. Ve son sözüm şudur. Anahtar sizde kalabilir ama irade bizdedir.
Tabela da kalabilir ama cumhuriyetin ruhu bizdedir. Halkımız iktidarı planı değil, altı halk ruhunun getireceğini ve bize başka bir mücadele yolunun mümkün olduğunu söylüyor. Kardeşlerim işte bizler bugün bu sese kulak verip yeni bir yürüyüşe çıkıyoruz.
Biliyoruz ki hedefe ulaşmak için bazı şeylerden vazgeçmek gerekir. Biz binalardan vazgeçip yüreğimi işlenmiş altı okun ruhuyla siyaseti halkın bağrında ölmeye gidiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi Kursal Örgütü Genel Başkan Yardımcısıyla Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyeleriyle gölge makamları üç onurlu milletvekili on yedi ilçe başkanı tüm belediye başkanları, kadın kolları, gençlik kolları, belediye meclis üyeleri, mağara sorunları ve üyelerimizle bugün bir arada omuz omuza yürüyoruz öngörü.
CHP Bursa'nın seçilmiş İl Başkanı Nihat Yeşiltaş'ın il başkanlığı binası önündeki konuşmasını tamamlamasının ardından partililer, sloganlar eşliğinde yeni il binasına yürüdü.

CHP Bursa'nın seçilmiş İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, yeni il binası önünde açıklamalarda bulundu.

Nihat'ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:
15 gündür il binamızdaki direnişimizde gece gündüz yanımızda olan basın emekçilerimize yürekten teşekkür ediyorum. Ve direnişimize omuz veren, güç veren, örgütümün yürekli neferleri, kadınları, gençleri, ilçe başkanları, hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Bursa siyasi tarihinde bir tarih yazdınız.
Bugün bu dönem yaşanan belki de Türkiye demokrasisinde yaşanmamış bu olaylar karşısında yürekli, onurlu bir duruşu gösteren tüm örgütümüzle birlikte bugün o binadan ayrılarak yeni binamıza geldik. Ama burada şu bilinsin ki bizim için binaların önemi yok. Bizim için halk neredeyse bizim için bina oradadır.
Örgüt neredeyse bizim için bina oradadır. Örgütümüzle birlikte, halkımızla birlikte iktidarın 24 yıldır bu ülkeyi yaşattığı açlığa ve sefalete karşı yarın sabahtan itibaren sokak sokak, kapı kapı, köy köy gezeceğiz. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in Türkiye'nin dört bir yanında umudu nasıl büyüttüyse bizler de ilçe başkanlarımızla birlikte ilçelerimizde umudu örgütlemeye, umudu yeniden yeşertmeye devam edeceğiz.
Bizim binaya ihtiyacımız yok. Bizim arabalara ihtiyacımız yok. Bizim şatafatlı odalara ihtiyacımız yok.
Bizim tek ihtiyacımız var. Örgütlü mücadelemiz. Örgütlü mücadele de buradadır, alandadır, meydandadır. Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın.
Türkiye'de bir şeyler oluyor, bir şeyler. Artık millet uyanıyor, halk uyanıyor.Halkımız, milletimiz Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in arkasında yürüyor. Artık Türkiye yeni umutlara kapı açıyor. Artık çocukların hayali gerçekleşiyor. Gençlerin umutları gerçekleşiyor. Kadınların umutları, hayalleri gerçekleşiyor.
İşçilerin, emekçilerin, çiftçilerin, ezilenlerin artık yeni bir güne yeni bir umutta uyanacağını ve biz hep birlikte bu umudu daha da büyüteceğimize olan inancımızla, kararlılığımızla iktidara yürüyoruz. İktidara yürüyoruz. İktidara yürüyoruz.
Konuşmasının ardından makam odasına geçen Yeşiltaş, ilk olarak CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in fotoğrafını duvara astı.












