Bursa
Az Bulutlu
29.3°
Başka Gazete

CHP'den Kemal Kılıçdaroğlu'nun iddiasına yanıt... Kurultay çağrısı yapıldı: Grup toplantısına yanıt verildi

2026.06.03 17:48 Son Güncellenme: 2026.06.03 17:48 - GÜNDEM

Seçilmiş CHP yönetiminin Parti Sözcüsü Zeynel Emre, mutlak butlan kararı sonrası olağanüstü kurultay için yürütülen imza kampanyasında 850'nin üzerinde imzaya ulaşıldığını belirtti. Emre, kurultayın yapılmaması halinde partinin ciddi hukuki risklerle karşı karşıya kalacağını ifade ederek, "CHP'nin 2026 Temmuz ayının 25'ine kadar kurultay yapması varlık ve yokluk meselesidir" dedi.

CHP'den Kemal Kılıçdaroğlu'nun iddiasına yanıt... Kurultay çağrısı yapıldı: Grup toplantısına yanıt verildi

Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün TBMM'de "MYK" toplantısına başkanlık etti. Saat 11.15 itibarıyla başlayan toplantı yaklaşık üç saat sürdü. Toplantının ardından Parti Sözcüsü Zeynel Emre, TBMM'de açıklama yaptı.

Emre, şunları söyledi:

"Bu hafta sonu mahkeme kararıyla belde statüsüne kavuşan altı noktada seçim var. Buralarda genel başkanımız, cuma ve cumartesi günleri olmak üzere seçim çalışmasında bulunacak, birtakım ziyaretlerde bulunacak. Öncelikle Trabzon'a inecek. Trabzon'dan Gümüşhane Tekke beldesi için bir çalışma yapılacak. Ondan sonra Tokat, sonra Amasya ve en sonunda ertesi gün Nevşehir'in Ürgüp ilçesinde bir çalışma yapılacak

CHP son seçimlerin birinci partisi olarak ve aralıksız o seçimden bugüne kadar bundan kararı verilinceye kadar bu ülkenin birinci partisi hüviyetini koruyan ve iktidara yürüyen bir partiyken AK Parti, eline geçirdiği yargı kollarıyla yargıyı kullanarak partimize karşı büyük bir kumpasa girişti.

Bu kumpas karşısında gerek yurttaşlarımızın tepkisi gerek partimizin bir bütün olarak meşru yönetimin yanında olduğunu açıklaması karşısında iktidar tarafının uzunca bir sessizliğe büründüğünü, en sonunda Sayın Erdoğan'ın 'Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz' açıklaması aslında tam merkezinde olduğu bir işi inkar etmek durumunda kaldığını ifade edelim.

OLĞANÜSTÜ KURULTAY İÇİN GÜNCEL İMZA SAYISI

Biz bu durum karşısında partimizi hemen kurultaya götürmek için kurultay delegelerimizden ki bunlar içerisinde mahkemece butlan kararı verilerek İstanbul il örgütü görevden uzaklaştırılmıştı, bu nedenle İstanbul'u düşerek bin 134 kurultay delegesi var. Biz ilk gün 600'ün üzerinde bir kurultay delegesine ulaşmıştık. İkinci günün sonunda bu 850'nin üzerine çıktı. Hedefimiz bin sayısını aşan bir rakamda olağanüstü kurultay için imzaları toplamak.

Tabii nasıl bir organizasyon olduğunu, nasıl bir birliktelik olduğunu aslında görmek isteyen gözler görüyor. Biz imza toplamaya başladığımız, daha ilk sekiz saat içinde, 600'ü geçtiğimiz bir şeyde hemen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı açıklama yapıyor. Niye gözlerini korkutmak. Parti demokratik süreci işlemesin.

"HİÇBİR MAHKEME KARARI DELEGE İRADESİNİ ORTADAN KALDIRMAZ"

Tedbir varmış da olağanüstü kurultay yapılamazmış. Dikkat ederseniz biz seçilmişler olarak, seçilmişlerin sözcüsü olarak burada sizlere hitap ettiğimizde hep kanundan, Anayasa'dan, AİHM kararlarından, Siyasi Partiler Kanunu'nun ilgili maddelerinden örnekler ve pratik YSK uygulamalarından bahsediyoruz. Bunun tersini savunanlar ise size bir kaynak gösteremiyorlar.

İstanbul'da tedbir kararı varken, bir geçici kurul varken YSK izin vermiştir, seçimler yapılmıştır. Seçim hukukunun tarihine baktığımız zaman çok kere örnekleri vardır. Hiçbir zaman, hiçbir mahkeme kararı, delege iradesini ortadan kaldırmaz, tüzüğü ortadan kaldırmaz, tüzük açıktır.

"YENİ MYK HUKUKSUZDUR"

Artık her alanda hukuksuzlukları görmeye başladık. Verilen mahkeme kararı, görevde bulunan genel başkan, MYK, PM ve YDK'yı uzaklaştırmış; başka bir kurulu yani 2023 4-5 Temmuz dönemindeki kurulları göreve getirmiştir geçici olarak. 'Tedbiren' demiştir. Her nasılsa mahkeme iade yazarken genel başkan yazmış, PM yazmış. YDK yazmış ama MYK yazamış. Çünkü o MYK, çoğunlukla butlan işinin karşısında diye.

Buradan da bir siyasi mühendislik olduğunu görebiliriz. Yeni bir MYK görevlendirilmesi tüzüğümüzün açık hükmüne göre ancak PM'nin onayıyla olur. Bizim halihazırdaki PM'mizi, PM'de alınan kararları, kurultayda alınan kararları ve tüzüğün devamı konusunda mahkemece verilmiş bir karar yoktur. CHP, en son yürürlükte olan tüzüğünü uygulamak durumundadır. Bu yönüyle baktığımızda şu anki MYK'nın görev yapması kanunsuzdur.

PARTİ KAPATMA TEHDİDİ

AK Parti yargısı, baba ocağımızı kapatma planı yapmaktadır. Siyasi partiler; Anayasa, Siyasi Partiler Kanunu ve o kanuna uygun şekilde hazırlanan tüzüklerine göre yönetilirler. Anayasa'nın 68 ve 13'üncü maddeleri ve siyasi partilerin 21'nci maddesi. Eğer hakim bir iptal kararı verirse -kanunda çok açık yazar- bir ve iki aylık bağlayıcı süreler vermiştir. Bir aydan az, iki aydan fazla olmamak üzere seçimlerin yenileneceği tarihi belirler.

Yani hiçbir şekilde, hiçbir kanun, hiçbir mahkemeye bir siyasi partinin süreden bağımsız, yıllar boyu olabilecek şekilde kurultay yapmadan mahkemece atanmış kişiler tarafından yönetilmesine müsaade etmez. Bu yönüyle bu mahkeme kararının hukuksuzluğu çok açıktır. Siyasi Partiler Kanunu'nun 14'üncü ve 36'ncı maddelerini birlikte incelediğiniz zaman siyasi partiler iki yılda bir kongrelerini yapmak zorundadır. Bir yıl uzatma hakkı vardır. Bir süre daha uzadığı zaman ihtarla karşılaşabilir. Hele hele iki kez üst üste bu dönem kaçırmış ve altı yıllık kesin bir süreyle bu süre geçmiş ise o siyasi partinin girmesi engellenir. Malları hazineye irat kaydedilir.

AYM'nin bu konuda geçmişte vermiş olduğu kararlar vardır. Mahkemece verilen iptal kararı sonrasında 4-5 Kasım 2023 tarihine dönüldüğü için bizim en son geçerli kurultayımız Temmuz 2020 gösterildiği için CHP'nin 2026 Temmuz ayının 25'ine kadar kurultay yapması varlık ve yokluk meselesidir. Bu konu bu kadar açıktır. Partimizin tamamen mahvına sebebiyet olacak bir işten herkes kaçınmalıdır. Burada tüm yetkililere tarihi bir sorumluluk düşmektedir. Bu risk alınabilecek bir risk değildir.

Kanunun hiçbir tarafında bağlayıcı altı yıllık bu süreyi, şu ya da bu şekilde şu süreler keser diye bir ibare yoktur. Ülkemizdeki çok saygın seçim hukukundan anlayan, kamu hukuku alanında çalışan profesörlerimiz, uzmanlarımız da bizimle benzer değerlendirmede bulunmaktadır. Dolayısıyla buradan bir kez daha bu işin ciddiyetinin altını çizelim.

DİĞER SİYASİ PARTİLERE ÇAĞRI

Birtakım dedikodularla bazı soruşturmalar açtılar. Açılan davalar ve soruşturmaların hiçbirinde kesin hüküm yoktur. Ceza yargılaması tarafından bir kesin hüküm olmadan bir hukuk mahkemesi hüküm kuramaz. Ceza yargısı, hukuk mahkemesini beklemek durumunda değildir. Ancak hukuk mahkemesi teknik olarak ceza yargısının sonucunu ve kesinleşmesini beklemek durumundadır.

Buradan Türkiye'deki tüm siyasi partilere, tüm genel başkanlara, seçime giren herkese sesleniyorum: Bu Türkiye'deki anayasal düzeni, seçim sistemini allak bullak eden ve çok büyük zararlar veren bir uygulamadır. Bundan bir an evvel dönülmesi için herkesin ses yükseltmesi gerekmektedir. Böyle bir ortamda ne toplumsal huzur olur ne barış olur ne kardeşlik olur ne demokrasi olur. Bu her şeyin başıdır. Bugün bize, yarın diğer siyasi partilere.

PARTİDEKİ İŞTEN ÇIKARMALARA TEPKİ

Kaldı ki CHP'nin ne seçimlerde ne kurultaylarında ne kongrelerinde ispatlanmış, kimseye menfaat verdiğine ilişkin bir görüntü yoktur. Halbuki her seçim dönemi, iktidar partisinin dağıttıkları herkesin gözü önündedir. Kurultayında dağıttıkları vardır. Kapı kapı gezer, kahve verirler, makarna dağıtırlar, otobüsten çay atarlar. Zamandan bağımsız herhangi bir mahkeme, seçimleri iptal edebilir mi? Partimizde bir gün emek sarf etmemiş, partimiz yetkilisi olmayan bir TGRT çalışanı gelmiştir ve bizim 40'a yakın parti emekçimizi işinden çıkartmıştır ve çok ağır gerekçelerle. Bu vicdanlara sığmayacak davranışlardır.

MUTLAK BUTLANIN MALİYETİ

Bizim milyarlarca dolarımız sırf iktidar, iktidarda kalsın diye yakılmaktadır. Mesela bize kurulan butlan kumpasında harcanan parayla bu ülkedeki çiftçilerin borçları silinebilirdi. 14 milyar. Mesela bu ülkedeki en düşük emekli maaşı 20 bin liradır. Bunların maaşı 20 bin liradan 30 bin 700 liraya çıkartılabilirdi. Asgari ücretlinin maaşı, 32 bin 700 liraya çıkartılabilirdi.

Bu iktidar ve yandaşları, halkı daha da sömürmek, emeklimizi, işçimizi ve çiftçimizi daha da yoksullaştırmak için bu parayı CHP iktidarını, iktidar yürüyüşünü durdurmak amacıyla harcadı. Emekliye para yok, çiftçiye para yok, asgari ücretliye para yok ama CHP'ye yönelik mutlak butlan kmupası için 14 milyarlık para var. Aslında bu tablo, çeyrek asırdır AK Parti iktidarının nasıl halka düşmanlık ettiğinin en net göstergesidir.

"YOLUMUZ ATATÜRK'ÜN YOLUDUR, DÖNMEYECEĞİZ"

Biz umutsuzluğa kapılmıyoruz. Çünkü bizim umut dolu bir kurucu genel başkanımız var. Onun adı Mustafa Kemal Atatürk. Mustafa Kemal Atatürk bu millet için, bu vatan için yola çıktığında sadece ve sadece millete güvendi. Atatürk boynuna geçirilen idam fermanına rağmen millet yolundan, vatan yolundan dönmedi. Milli iradenin egemenliğine, kurulmasına, bu Meclis'in açılmasına ön ayak oldu, bunu gerçekleştirdi.

Bizim yolumuz Mustafa Kemal Atatürk'ün yoludur. Biz asla yolumuzdan dönmeyeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir zümrenin, bir ailenin, bir kesimin ülkesi ve tamamen onların sahip olduğu, halkın egemenliğinin olmadığı bir ülke hiçbir zaman olmayacaktır. Biz bu nedenle yürüyüşümüze devam ediyoruz. Bu yoldan dönmeyeceğiz. Milletimizle birlikte çeyrek asırlık bu köhnemiş iktidar son bu kadar mücadelemizi sürdüreceğiz."

"MECLİS BAŞKANLIĞI YETKİLİ GRUBA İŞARET ETTİ"

Emre, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Emre, CHP Genel Merkezi'nde yapılan açıklamada Kemal Kılıçdaroğlu'nun salı günü grup toplantısında konuşacağı ifadelerinin sorulması üzerine şunları söyledi:

"Meclis Başkanlığı'na bir yazı yazıldı, salı günkü grup toplantısının yapılmaması için. Meclis Başkanlığı da mevzuata uygun bir şekilde cevap verdi. Dedi ki 'Siyasi partilerin kendi gruplarını nasıl düzenleyecekleri, kendi iç yönetmeliklerinde vardır. Buna göre CHP kendi iç yönetmeliğine uygun bir seçim yapmıştır. Grup Başkanı bellidir. Grup Başkanvekilleri bellidir.

Dolayısıyla bu konuda müdahalemiz söz konusu olamaz.' Yetkili ve seçilmiş grubun neresi olduğunu işaret etti. Dolayısıyla grubun kararı doğrultusunda bunlar gerçekleştirilebilir. Meclis Başkanı'nın daha birkaç gün önce verdiği karardan döneceğini düşünmek istemeyiz."

ÇAĞRI HEYETİ SORUSU

Emre, kurultay toplanması için çağrı heyeti atanacağı iddialarının sorulması üzerine ise şöyle konuştu:

"Partimizin kurultaya gitmesi için üç tane yol var. Bir genel başkan kararı, iki PM kararı, üçüncüsü de seçilmiş kurultay delegelerinin kararı. PM içinde aynı şekilde basit çoğunlukla bu karar alınabiliyor. Bu iki noktada karar alınır ve uygulanmak istenmezse teknik olarak sulh hukuk mahkemesine başvuru gerekir.Denir ki 'Burada imzalar açık, kararlar açık, daha önceki Türkiye'de verilen uygulamalar açık. Kurultay kararı alınıp kurultaya götürülmek üzere bir çağrı heyeti atanması lazım.' Partiyi yönetmek üzere değil, kurultay sürecine götürmek üzere. Mevzuat böyle çünkü."

"HANGİ KARARLARI DAYANAK ALIYORLAR"

Emre, YSK'nın gerekçeli kararını ise şöyle değerlendirdi:

"YSK kendi işleyişindeki, kendi gündemiyle ilgili, geçmişte söylediği içtihatlarla aslında benzer bir şey söylüyor. Buradaki önemli nokta şudur. Bizim yeterli imzamız bulunduktan sonra gerek mahkemeler gerek YSK bugüne kadarki geçmiş uygulamaların dışına çıkacak mı, çıkmayacak mı? 'Tedbir kararı verildi ve kurultay yapılamaz.' Nerede yazıyor bu? Böyle bir şey yazmıyor hiçbir yerde.

O zaman Türkiye'de siyasi partilerin organlarına niye ihtiyaç var. Mahkemeler, kimin genel başkan olacağını süreden bağımsız belirlesin. Halk iradesi olmadan, örgüt iradesi olmadan, parti desteği olmadan 'biz buraya nasıl sahip oluruz'u gerekçelendirmeye çalışan, hukuken temeli olmayan... Bunun tersini söyleyen ve savunanlar hangi kararları dayanak alıyorlar?"

ÖZTUNÇ, EROL, ALTAY ZİYARETİ

Emre, Kılıçdaroğlu'na yakınlığıyla bilenen ama geçtiğimiz gün 111 milletvekilinin kurultay için verdiği imzalarda isimleri yer alan Ali Öztunç, Gürsel Erol ve Engin Altay'ın bugün Genel Merkez ve Meclis ziyaretlerine ilişkin şunları söyledi:

"Genel Başkanımız milletvekilleriyle parça parça görüşmeler yapıyor. Genel Başkanımızın görüşme daveti üzerine geldiler üç isim de. Her ne kadar çeşitli konularda yönetime muhalif de olsalar kurultayın acil olduğunu, kurultay yapmadan partinin ilerleyemeyeceği noktasında bizlerle hemfikirler. Bunu da bütün herkese, taraflara ifade ettiklerini söylüyorlar zaten aleni. Tabii bu doğru bir yaklaşım.

Yani herkesin burada ortaklaşması lazım. Biz CHP olarak kendi içimizde kongrelerde yarışırız, yenen olur, yenilen olur ama o kongrenin ertesi gün o iş biter. Bizim parti kültürümüz böyledir, geçmişimiz böyledir, bizim diğer siyasi partilerden ayıran temel özellik böyledir. Dolayısıyla yani söz konusu partinin varlık-yokluk meselesi olduğunda herkes kenetlenir, kenetlenmesi gerekir. Herkes bu tehlikeyi işaret ediyor. Bunun önemini, altını çiziyor."

Emre, "Taraflar arasında bir diyalog zemini kurulabilir mi" sorusuna ise şu yanıtı verdi:

"Süreci zamana yaymaya yönelik girişimlerin bir anlamı yok. Bu işin başka türlü meşruluğu sağlanmaz. Deniyor ki 'İstanbul Kongre Delegeleri olmayacak. Bazı delegeler olmayacak vs. Böyle seçim yaparsak meşrudur tartışılır mı?' Hiç seçim yapılmadan meşru oluyor ama mevcut kurultay delegeleriyle seçim yaptığınızda meşruiyeti tartışmalı oluyor. Bir akıl yürütmesi yaptığınız zaman, bir süzgeçten geçirdiğiniz zaman, mantıklı baktığınız zaman bunun başka hiçbir yolu yok."

"CHP TÜZÜĞÜ GEÇERLİ"

Emre, Müslim Sarı'nın "2018 parti tüzüğüyle hareket edeceğiz" ifadelerinin sorulması üzerine ise şöyle konuştu:

"Ben bir defa seçilmemiş kimseyi görevli gibi görüp polemiklere girmem. Burada seçilen irade bizleriz. Delegeyle seçildik. Partinin doğrultusunda çeşitli görevlendirmeler yapıldı. Benim söylediğim her şey dikkat ederseniz mahkeme kararı, kanun, Anayasa, Siyasi Partiler Kanunu, ülkemizdeki içtihatlara dayanıyor. Bu türden değerlendirmeler olursa belki cevap verebiliriz.

Bu doğrultuda kesinlikle butlan kararı veren bölge adliye mahkemesi, CHP tüzüğünü tedbiren ortadan kaldırmış değil, tüzüğü geçerli. Buna yönelik bir karar vermemiş. Yani burada anlamayacak bir şey yok bence."

NE OLMUŞTU?

'Mutlak butlan' kararı sonrası CHP Genel Başkanlığı'na atanan Kemal Kılıçdaroğlu, tedbir kararının kalkmasının ardından partiyi kurultaya götüreceğini söylemişti.

Kılıçdaroğlu, "Kurultay yapacağız, kurultaysız bir parti olur mu? Bunun için yasal zeminde yapılması lazım. Tedbir kararı kalktıktan sonra kurultay yapılır. Kuşkusuz bu hukukçuların alanında. Hukukçu arkadaşlarla bir araya geleceğiz, en kısa sürede kurultayı nasıl yaparız diye konuşacağız" ifadelerini kullanmıştı.

Öte yandan Kılıçdaroğlu ekibinin de tedbir kararı varken kurultay yapılamayacağına yönelik görüşleri kulislere yansımıştı.

Kaynak: ANKA