Bursa
Parçalı Bulutlu
23.3°
Başka Gazete

Bursa'da NATO Zirvesi'ne tepki: "Savaşa değil emekçiye bütçe"

2026.06.01 20:07 Son Güncellenme: 2026.06.01 20:11 - BURSA

Bursa Emek ve Demokrasi Güçleri, Şehreküstü Meydanı'nda düzenlediği basın açıklamasıyla temmuz ayında Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi'ne tepki gösterdi.

Bursa'da NATO Zirvesi'ne tepki: "Savaşa değil emekçiye bütçe"

Başka Gazete / Kardelen Cancı 

Basın açıklamasını Bursa Eğitim Sen Şube Başkanı Derviş Erdem okudu. Bursa Emek ve Demokrasi Güçleri (BEDG) adına yapılan açıklamada, NATO'nun "emperyalist savaş politikalarının bir aracı" olduğu savunularak, Türkiye'nin NATO zirvesine ev sahipliği yapmasına tepki gösterildi.

Açıklamanın tamamı şu şekilde: 

"Bizler emek ve meslek örgütleri, odalar, siyasi partiler, gençlik örgütleri ve dernekler olarak her zaman olduğu gibi bugün de emperyalist yayılmacılığa, savaş politikalarına ve halkları yoksulluğa sürükleyen adaletsiz küresel düzene karşı; barışı, demokrasiyi, halkların kardeşliğini ve insanca yaşam hakkımızı savunmaya devam edeceğimizi bir kez daha ifade etmek için buradayız.

Emperyalizmin başlıca savaş örgütlerinden NATO'nun 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştireceği zirveye karşı hep birlikte sesimizi yükseltiyoruz. Türkiye'nin emperyalist savaş stratejilerinin karargâhı haline getirilmesini kabul etmiyoruz.

Emperyalist savaşlar kapitalist sistemin krizlerini aşma araçlarından biri haline gelmiştir. Günümüzde de kapitalizmin krizi derinleşirken, savaşların şiddetlendiği, otoriter rejimlerin güçlendiği ve işçiler, emekçiler, emekliler, kadınlar, çocuklar ve işsizler için ekonomik yıkımın olağanüstü arttığı bir dönemde; emperyalist güçler kendi çıkarları uğruna halkları karşı karşıya getirmektedir. İşçilerin ve emekçilerin geleceği savaş bütçelerine kurban edilmektedir. Daha da önemlisi ABD, İsrail ve işbirlikçileri; enerji yolları, ticaret hatları ve jeopolitik çıkarları uğruna bölge halklarının yaşamını hiçe sayan haksız, hukuksuz, barbarca saldırılarını sürdürmektedir.

ABD emperyalizmi bugün Trump yönetimiyle birlikte dünya halklarına daha açık biçimde tehditler savurmakta; otoriter rejimleri destekleyen, savaşları körükleyen, soykırıma ortak olan ve uluslararası hukuku hiçe sayan saldırgan politikalarını derinleştirmektedir. Trump iktidarı dünya genelinde otoriter, baskıcı ve antidemokratik rejimlere verdiği desteği artırmakta, halk iradesini, insan haklarını ve demokratik değerleri hiçe sayan yönetimlerle kurulan ilişkileri güçlendirmektedir. Başta bölgemiz olmak üzere dünyanın dört bir yanında halkların demokratik talepleri bastırılırken; emperyalist güçler kendi çıkarlarına hizmet eden rejimleri desteklemeyi sürdürmektedir.

ABD öncülüğündeki NATO ise; emperyalist müdahalelerin, darbelerin, işgallerin ve halk düşmanı savaş politikalarının küresel aygıtıdır. NATO, kuruluşundan bu yana halkların iradesine, bağımsızlık mücadelelerine ve demokratik dönüşümlere karşı müdahalelerin odağında yer almıştır. Bölgemizde ve dünyada NATO'nun bıraktığı miras; milyonların ölümü, ülkelerin yıkımı, büyük göç dalgaları ve kalıcı istikrarsızlık olmuştur.

NATO'nun sicili aynı zamanda darbelerle, kontrgerilla faaliyetleriyle, halk muhalefetini bastırmaya yönelik operasyonlarla ve demokrasiye yönelik müdahalelerle örülüdür. Darbelerden büyük acılar yaşamış olan ülkemiz de bu müdahalelerden bağımsız değildir. Emek mücadelesinin yükseldiği, halkın demokrasi taleplerinin güçlendiği dönemlerde NATO desteğiyle gerçekleştirilen antidemokratik müdahalelerin ve kontrgerilla operasyonlarının yarattığı ağır sonuçlar hâlâ toplumsal hafızamızdadır. Grevleri yasaklayarak, sendikacıları idamla yargılayarak işe başlayan 12 Eylül 1980 askeri darbesi tipik bir NATO operasyonu olarak işçilere, emekçilere ve halkımıza ağır bedeller ödetmiştir.

Savaş politikaları en büyük bedeli emekçilere ödetmektedir. Silahlanmaya ve savaş teknolojisine ayrılan devasa bütçeler; işçilerin ücretlerinden, halkın eğitim ve sağlık hakkından, sosyal güvenlikten ve tüm kamusal hizmetlerden çalınmaktadır. Emperyalist-kapitalist sistemin yarattığı ekonomik krizler, hayat pahalılığı, işsizlik ve güvencesizlik milyonlarca emekçinin yaşamını daha da zorlaştırmaktadır. Emperyalist savaşların yarattığı büyük göç dalgaları devasa bir güvencesiz işçi havuzu yaratmakta; ücretleri aşağıya doğru baskılamakta ve küresel tekellerin serveti bu sömürü düzeni üzerinde büyümektedir.

Biz biliyoruz ki;

NATO bir savaş örgütüdür. Ve savaş yoksulluktur. Savaş sömürüdür.

Savaş baskıdır. Savaş iş cinayetleri, güvencesizlik ve açlıktır.

İşçilerin, emekçilerin, gençlerin ve halkların gerçek çıkarı savaşta değil barıştadır; sömürüde değil eşitliktedir; baskıda değil demokrasidedir. Halkların birbirine düşman edilmesine değil kardeşliğe, daha fazla silaha değil toplumsal refaha ihtiyaç vardır.

NATO'ya değil barışa güç verelim!

Emperyalizme, sömürüye ve savaşa karşı mücadele insanlığın ortak geleceğini savunmaktır.

Bu nedenle Bursa Emek ve Demokrasi Güçleri olarak; tüm emek, demokrasi, barış ve yaşam savunucularını, dünyanın dört bir yanındaki sendikaları ve dost örgütlerimizi NATO zirvesine, savaş politikalarına ve emperyalist saldırganlığa karşı ortak mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.

Ülkemizdeki NATO üsleri kapatılmalı, bir savaş örgütü olan NATO'dan derhal çıkılmalıdır.

Ülkemizde, bölgemizde ve tüm dünyada barış için, demokrasi için, emek için, halkların kardeşliği için mücadeleyi yükselteceğiz."

Basın açıklaması, "Savaşa değil emekçiye bütçe", "Kahrolsun emperyalizm" ve "Yaşasın halkların kardeşliği" sloganlarıyla sona erdi.