2026.03.04 13:03 Son Güncellenme: 2026.03.04 13:25
Atış Yapı iddianamesinden söz edeceğim bugün de.
'Nitelikli Dolandırıcılık ve Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama' suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında Atış Yapı'ya düzenlenen operasyondan sonra Ahmet Atış, babası Hüsamettin Atış, eniştesi Ercan Tepegöz tutuklanırken Metin Atış adli kontrol kararıyla serbest bırakılmıştı.
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu 4 şüpheli hakkında iddianame hazırlamıştı.
Cumhuriyet Savcısı Emre Duman imzalı, yoğun bir çalışmanın ardından hazırlanan 457 sayfalık iddianamenin kabul edilmesinden sonra Bursa 50. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından düzenlenen tensip zaptı ile ilk duruşmanın tarihi 16 Nisan olarak belirlendi.
16 Nisan'da üzerlerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçlamasından 534'er kez cezalandırılması istenen Ahmet Atış, Hüsamettin Atış, Metin Atış ve Ercan Tepegöz'ün savunmaları alınacak.
Ahmet Atış, Hüsamettin Atış ve Ercan Tepegöz duruşma günleri bulundukları ceza infaz kurumundaki SEGBİS salonunda hazır bulunacak.
Metin Atış'ın ise mahkeme salonunda savunmasının alınması için zorla getirme emri düzenlendi.
İddianamede Atış Yapı'dan şikâyetçi olan tam 542 kişi müşteki vardı.
Çok sayıda müşteki olduğu için ifadeler ayrı ayrı gruplar hâlinde farklı günlerde alınacak, 16 Nisan'da başlayacak müşteki ifadeleri 24 Nisan'daki celsede bitecek.
Tensip zaptında "Nitelikli Dolandırıcılık suçuna ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir somut delillerin bulunması, iddia edilen suçun alt ve üst sınırı dikkate alındığında sanıkların kaçma şüphesinin bulunması, tarafların henüz yakınma ve savunmaları alınmamış olup delillerin tamamının henüz toplanmadığı, bu nedenle sanıkların delil karartma ihtimalinin bulunması ve tutukluluk tedbirinin ölçülü olduğu anlaşılmakla" gerekçeleriyle Ahmet Atış, Hüsamettin Atış ve Ercan Tepegöz'ün tutukluluk hallerinin ayrı ayrı devamına karar verildi.
Metin Atış'ın ise adli kontrol kararının devam etmesi kararlaştırıldı.
Şimdi Atış Yapı'nın konkordato davasına bir dönelim.
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı'na sunulan 'Geçici Mühlet Konkordato Dönemi Komiser Raporu'nda yer aldığı öne sürülen çarpıcı bazı tespitleri hatırlatmak istiyorum:
Atış Yapı'nın muhasebe kayıtları incelendiğinde grup şirketlerinden ve şirket ortağı olan Hüsamettin Atış'tan yaklaşık 6 milyar lira alacağı bulunduğunun tespit edildiği iddia edilmişti.
Söz konusu 6 milyar lira civarındaki alacağın yaklaşık 3 milyar 900 milyon lirasını, tutuklu bulunan Hüsamettin Atış'a verilen avans hesap borcunun oluşturduğu öne sürülmüştü.
Şirketin kasasındaki kaynakların grup içi aktarım yoluyla 'borç' adı altında dışarı çıkarılması iddiası önemliydi şüphesiz ki.
Raporda milyonlarca lira tutarındaki 589 adet senedin akıbetinin belirsiz olduğu da öne sürülmüştü.
İddiaya göre komiserlerin rayiç bilançoya ilişkin değerlendirmelerinde, şirketin kasa hesabında gözüken yaklaşık 3,7 milyon liralık tutarın fiilen bulunmadığı, 400 milyon lirayı aşan tutarda verilen çekin mali tablolara yansıtılmadığı, 1 milyar lirayı aşan tutarda 'altın' kaydı ile yine 1,2 milyar lirayı aşan tutarda GYF fonu kaydının bulunmasına rağmen bu tutarların Atış Yapı açısından fiilen mevcut olmadığı, rayiç bilançoda dikkate alınmadığına yönelik tespitler de yer almıştı.
Atış Yapı'nın hazırladığı konkordato ön projesinde ise konkordato kapsamındaki toplam borç yaklaşık 15 milyar 56 milyon lira olarak tespit edilmişti.
En büyük alacaklı mağdur yurttaşlardı.
Nitekim toplam konkordato borcunun %54'ü teslim edilmemiş konutlara yatırılmış peşin paradan oluşuyordu.
Yatırılan bu peşin para 8 milyar 178 milyon liraya tekabül ediyordu!
İddianameye dönersek...
Ahmet Atış'ın ifadelerine de iddianamede yer verildi.
Aylık gelirinin 50 bin lira olduğunu söyleyen Ahmet Atış'ın iddianamede, "Genel olarak Atış Yapı firması projeden satışlarda müşterilerle satış sözleşmesi değil ön satış rezervasyon sözleşmesi yapmaktadır.
Benim burada dolandırıcılık kastım yoktur. Konkordato sürecinden sonra biz hak sahiplerine eğer haklarını teslim edemezsek vicdanen çok rahatsız olacağım.
Yurt dışına götürdüğüm herhangi bir para ve herhangi bir değerli eşya yoktur. Biz bütün süreci konkordato komiserlerine teslim ettik" ifadeleri yer aldı.
İddianamede Ahmet Atış'ın ifadesindeki "Carrefour Projesi ile alakalı söz konusu arazi Bainbridge Gayrimenkul şirketine aittir. Bu gayrimenkul şirketini biz yüzde yüz Atış Yapı olarak devir aldıktan sonra Katılımevim ile aramızda olan anlaşmada Katılımevim yüzde 70'ini alarak hissedar oldu. Burada Bainbridge ile bizim aramızda kat karşılığı bir sözleşme vardır" iddialarına da yer verildi.
Atış, iddianamede yer alan ifadesinde Katılımevim yetkililerinin sorumluluktan kaçtığını öne sürdü.
İddianamede Atış'ın "Her ne kadar ilgili sözleşmede söz konusu satış bedellerinin hasılat hesabına geleceği belirtilmiş ise de Katılımevim ile yaptığımız görüşmede ilk etapta satış paralarının Atış Yapı'ya gelmesinde anlaştık... Bizim ön satış rezervasyon şeklinde yaptığımız satışlar usulsüz değildir. Dolandırıcılık kastı yoktur. Üzerime atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu kabul etmiyorum" şeklindeki iddialarına da yer verildi.
Katılımevim ise daha önce yaptığı açıklamalarda hakkındaki tüm iddiaları reddetmişti.
Son sözü kuşkusuz mahkeme söyleyecektir.
Atış'ın söz konusu beyanlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, dosyadaki delillerle birlikte yargılama sürecinde mahkemece değerlendirilecektir.
Bitirirken eklemek isterim:
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu mecliste geçen hafta yaptığı konuşmada Atış Yapı skandalını da gündeme taşımıştı.

Türkoğlu, skandalın Carrefour projesi boyutuna da değinmiş, Katılımevim ve Atış Yapı bayraklarının yan yana dalgalandığı fotoğrafı meclis kürsüsünde göstermişti.
Selçuk Türkoğlu, konuşmasında "Bursa'da Atış Yapı skandalı diye devasa bir inşaat yolsuzluğu yaşandı. Binlerce insan mağdur oldu. Bakın bayrakları astılar. Katılımevim üzerine düşeni yapmalıdır" ifadelerine de yer vermişti.
Ben de şu soruları yine dile getirmek isterim:
Atış Yapı'nın sahipleri ne yaptılarsa herkesin gözü önünde yapmadılar mı?
Bursa'nın göbeğinde devasa kent suçları işlerken, siyasetteki rant ittifakından da onay almadılar mı?
Her yere sponsor oldular, başköşede ağırlanmadılar mı?
Yukarıdaki soruların yanıtı belli.
Firma kent suçu niteliğindeki fahiş emsalli projelerle kamunun hakkına girerek sadece şehrin dokusunu mahvetmedi; yarıda bıraktığı inşaatlar, arazisiz maket üzerinden yapılan hayali satışlarla büyük bir sosyolojik tahribata da sebebiyet verdi.
Devasa bir sosyal, kamusal ve siyasal krize yol açan herkes işlediği suçun, ihmalin bedelini muhakkak ödemelidir.
Bilhassa tüm siyasi sorumlular da mutlaka hesap vermelidir!
İmar özelinde kurulan kirli rant ittifakından nemalananlar gün gibi açıkken sistematik suç ortaklığının faturası sadece mağdur olanlara yüklenmemelidir.
Kayıp milyarların izi sürülerek yurttaşların mağduriyeti giderilmelidir.
Türkiye'nin en büyük skandallarından birine imza atılan Bursa'd...
Tüm restorasyon, bakım, işletme giderleri belediye tarafından...
Türkiye'nin de taraf olduğu Ramsar Sözleşmesi kapsamında Uluslararası Sulak Alan
Çevre ve şehircilik özelinde senelerdir felaketi yaşayan
Eski Belediye Başkanı Turgay Erdem döneminde ayyuka çıkan rant iddialarıyla günd...