2026.08.09 15:37 Son Güncellenme: 2026.08.09 15:53 - GÜNDEM
YENİ Parti, Adalet Komisyonu'nda 17 saati aşan görüşmelerin ardından kabul edilen kanun teklifine ilişkin "ek görüş" hazırladı. Ek görüşte, "Süreci yalnızca terör örgütü ile güvenlik bürokrasisi arasındaki dar bir alana sıkıştıran, sürekli koşullara bağlayıp takvimini belirsizleştiren, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni pasif kılan ve yargı mekanizmasının önünde onarıcı kurallar çıkaran bir yaklaşım yerinde değildir. Böyle bir tutum, toplumsal barış ve çatışmasızlık ortamını kalıcı kılmak yerine; süreci 'acaba'lara, 'fakat'lara, 'belki'lere ve MGK kararlarının açıklanacağı tarihlere emanet etmek anlamına gelmektedir" ifadeleri yer aldı.
YENİ Parti Adalet Komisyonu üyeleri Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver, İstanbul Milletvekili Turan Taşkın Özer ve Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"ne ilişkin ek görüş yazdı. Toplumsal bütünleşmenin yalnızca 'terör örgütünün' silah bırakması üzerinden ele alınamayacağı vurgulanan ek görüşte; demokratikleşme, hukuk devleti, temel hak ve özgürlükler ile yargı bağımsızlığı alanlarında kapsamlı düzenlemeler yapılması istendi.
"Teklifin Genel Değerlendirmesi" başlıklı bölümünde, Kürt sorununun çözümünün toplumsal barışın, özgürlüklerin ve demokratikleşmenin güçlendirilmesiyle mümkün olabileceği belirtildi. Hukuk devleti ve temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasının demokratik toplum düzeninin ön koşulu olduğu ifade edilen ek görüşte, Türkiye'de son yıllarda yaşanan gelişmelerin demokratik hukuk devleti ilkelerinin zayıfladığı yönünde kaygılara yol açtığı vurgulandı.
Vatandaşların hukuki güvenlik içinde bulunması, temel hak ve özgürlüklerin korunması, ifade ve toplantı özgürlüğünün güvence altına alınması gerektiği ifade edilen ek görüşte, hukukun üstünlüğünün yalnızca yasaların varlığıyla değil, bu yasaların bağımsız ve tarafsız yargı tarafından uygulanmasıyla anlam kazanacağına işaret edildi. Demokratikleşmenin yalnızca belirli bir sorunun çözümüne indirgenemeyeceği, demokratik toplum düzeninin güçlendirilmesi için ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, siyasal katılım ve yargı bağımsızlığı gibi alanlarda düzenlemeler yapılması gerektiği vurgulandı.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun hazırladığı ortak raporda yer alan tespitlerin kanun teklifine yeterince yansıtılmadığın altı çizilen ek görüşte, teklifin, toplumsal bütünleşme ve demokratikleşme bakımından yeterli kapsamda olmadığı kaydedildi.
"TBMM SÜRECİN MERKEZİ OLMAKTAN ÇIKARILIYOR"
YENİ Parti'nin ek görüşünde, kanun teklifinin TBMM'yi çözümün ana muhatabı ve merkezi olmaktan çıkardığı, iktidarın siyasi etkisine açık bürokratik mekanizmaların ön plana çıkarıldığı, hukuk mantığı bakımından çelişkili bir yapıya sahip olduğu ileri sürüldü.
Ek görüşte, TBMM'nin süreçte aktif bir yönetici ve karar alıcı rol üstlenmek yerine, bünyesinde oluşturulacak "İzleme Komisyonu" üzerinden pasif bir izleyici konumuna getirildiği belirtildi. Yasama organının Kürt sorunu ve demokratikleşme bakımından üstlenmesi gereken tarihi sorumluluğun, iktidarın siyasi etkisine açık bürokratik karar alma mekanizmalarının gölgesinde bırakıldığı savunuldu.
Ek görüşte, "Kürt Sorununun çözümüne dair Milli Dayanışma, Kardeşlik Ve Demokrasi Komisyonu Raporu'nun 6. Bölümünde ortaya konulan maddelerin kapalı kapılar ardında hazırlanmış, eksik, hukuken sorunlu bir içerikle ve Meclis'e sunulmadan önce milletvekillerine izah edilmeden yasalaştırılmaya çalışılması, bu teklifin tartışmalı hale getirmiştir. Komisyon sürecinde ortaya koymuş olduğumuz 'Analar ağlamasın, sıvasız evlerin duvarında şehit feryadı yankılanmasın' yönündeki ısrarımızın takipçisiyiz. Ne var ki topluma verdiğimiz bu sözün kalıcı biçimde hayata geçmesinin yolu, sadece terör örgütünün silah bırakmasından, belli şartlarda ceza ertelemesinin başlatılmasından, savcıların önüne bir kurulun onayının çıkarılmasından, bu süreçte görev alacak kişilerin cezasızlık zırhına büründürülmesinden geçemez" değerlendirmesine yer verildi.
Komisyon raporunun 6'ncı bölümünde uzlaşıyla oluşturulan önerilerin yalnızca bir bölümünün kanun teklifine alınmasının, raporun diyalog zeminine, demokratik uzlaşıya ve Türkiye'nin demokratik hukuk devleti olma hedefine aykırı olduğu ifade edildi. Son bir yılda hukuki düzenleme gerektirmeden atılabilecek demokrasi adımlarının da atılmadığı, aksine demokrasinin ve hukuk devletinin daha da geriye gittiği savunuldu.