2026.07.07 20:13 Son Güncellenme: 2026.07.07 20:16 - BURSA
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Bursa İl Örgütü, Şehreküstü Meydanı'nda düzenlediği basın açıklamasıyla Ankara'da gerçekleştirilen NATO Zirvesi'ni protesto etti. Basın açıklamasını TKP Bursa İl Başkanı Samet Topsever okudu.
Topsever, NATO'yu "emperyalist bir örgüt" olarak nitelendirerek Türkiye'nin NATO'dan çıkması ve ülkedeki yabancı askeri üslerin kapatılması gerektiğini savundu. Zirve öncesinde Ankara'da alınan güvenlik önlemlerini de eleştiren Topsever, "Bugün yasaklanan NATO karşıtı sözlerdir. Yasaklanan, halkın emperyalizme karşı sesini yükseltmesidir" dedi.

Açıklamanın tamamı şu şekilde:
"Bugün dünyanın en kanlı emperyalist organizasyonu NATO, onu oluşturan işgalci güçlerle birlikte, 100 yıl önce emperyalizmi söküp attığımız başkent ilan ettiğimiz Ankara'da.
Bu kanlı çete için Ankara'yı açık hava hapishanesine çevirip sıkıyönetim ilan ettiler. Girdiği tüm coğrafyalarda iş birlikçileri eliyle her yanı kana bulayan bu örgüt için memleketin komünistlerine, yurtseverlerine, devrimcilerine saldırıp hayatlarına kast ettiler.
Bugün yasaklanan NATO karşıtı sözlerdir. Yasaklanan, halkın emperyalizme karşı sesini yükseltmesidir. Yasaklanan, ülkemizin geleceği üzerine söz söyleme hakkıdır.
BİZ NATO'YA karşıyız.
Türkiye'nin NATO'dan çıkmasını, ülkemizde bu örgütle bağlantılı olan olmayan tüm yabancı askeri üslerin kapatılmasını istiyoruz. Çünkü NATO, kuruluşundan bu yana dünyanın birçok bölgesinde savaşların, askeri müdahalelerin ve uluslararası gerilimlerin başlıca aktörlerinden biri olmuştur. Milyonlarca insanın yaşamını etkileyen çatışmalarda, kentlerin yıkımında ve ülkelerin istikrarsızlaştırılmasında NATO'nun rolü açıktır.
NATO halkımız için zararlıdır.
Yalnızca askeri ve bürokratik bir yapı olmanın ötesinde toplumları sömürü koşullarına uygun bir yere getirmek için ülkemizin içinde de örgütlenen bu evrensel çete; Kurulduğu 1949 yılından beri sirayet ettiği ülkelerde ve 1952 yılından beri de ülkemizdeki yetiştirmeleri sayesinde devletin sinir uçlarına yerleşip ülkemizin bürokrasisinde, askeri karar mekanizmalarında, fonladığı kuruluşlarla toplumsal hayat içinde , kültür ve sanat alanında yer etmiş kendi uşaklarını yaratmıştır.
Gün gelmiş tedrisatından geçirdiği aktörlerin arkasına yalanlarla ikna edilip dizilen insanları kullanıp memleketinilerici güçlerinin üzerine ölüm kusturmuş, aydınının bilim insanının katledilmesine, otellere doldurup yakılarak toplumsal hayatın kuraklaştırılmasına ön ayak olmuş, gün gelmiş; ülkenin bir emekçi cumhuriyetine dönüşmesi için mücadele eden işçinin, köylünün, öğretmenin, devrimcinin üzerine yerli iş birlikçileri eliyle ölüm kusturmuş, faşist generalleri iktidara taşımıştır. Bugün de üslerinde barındırdığı silahlarla ülkemizi açık bir hedef haline getirmektedir.
Zirve öncesi görülmemiş güvenlik önlemleri aldınız. Başkentte adeta sıkıyönetim ilan ettiniz. Öğrencileri yurtlarından çıkardınız. Yoksulluğun yıprattığı binaları apar topar boyadınız. Sokakları, parkları, meydanları adeta Ankara halkına kapattınız. Trump ve arkadaşlarını protesto edilmesini önlemek için onlarca kişiyi gözaltına aldınız, tutukladınız. Şimdi yasakları başka illere yayıyorsunuz. NATO'nun yeni uğursuz planlarına karşı çıkılmasın istiyorsunuz.
Kurtuluş Savaşı'yla emperyalizme karşı nasıl mücadele edileceğini tüm dünyaya göstermiş bir halkın çocuklarıyız. NATO'nun yeni savaş planlarında Türkiye'ye biçilen rolleri reddediyoruz. Bu planların halkımıza daha fazla yoksulluk ve ölüm getireceğini biliyoruz.
Türkiye yıllardır bu askeri ittifakın ihtiyaçları doğrultusunda ekonomik, siyasal ve askeri yükler üstlenmektedir. Emekçilerin vergileri ; uluslararası tekellerin çıkarları için gündeme gelecek savaşlara bütçe olurken eğitim, sağlık, barınma ve sosyal haklar geri plana itilmektedir. Halkın alın teri savaş politikalarının finansmanına dönüştürülmektedir.
Bizler NATO'nun ülkemize güvenlik değil bağımlılık getirdiğini düşünüyoruz.
Çünkü NATO'nun varlığı;
Daha fazla silahlanma,
Daha fazla askeri harcama,
Daha fazla dış politika bağımlılığı,
Daha fazla emperyalist müdahale anlamına gelmektedir.Buna karşılık emekçiler için;
Daha düşük ücretler,
Daha yüksek vergiler,
Daha pahalı yaşam,
Daha güvencesiz bir gelecek ortaya çıkmaktadır.
BugünYasaklanan; gençlerin geleceği üzerine konuşmasıdır.
Yasaklanan; işçilerin savaş yerine insanca yaşam talep etmesidir.
Yasaklanan; halkın kendi ülkesinin nasıl yönetileceğine dair söz söyleme hakkıdır.
Hiçbir valilik kararı NATO'nun tarihini değiştiremez.
Hiçbir yasak savaşların acısını unutturamaz.
Hiçbir idari işlem halkın gerçekleri öğrenmesini engelleyemez.
Türkiye Komünist Partisi olarak bizler savaşın değil barışın, sömürünün değil emeğin, emperyalist ittifakların değil halkların kardeşliğinin tarafındayız.
Ülkemizin hiçbir emperyalist askeri bloğun parçası olmaması gerektiğini savunuyoruz. Türkiye'nin geleceğinin savaş politikalarında değil; üretimde, bilimde, laiklikte, kamuculukta ve halk egemenliğinde olduğuna inanıyoruz.
Bugün getirilen yasakların kamuoyunun vicdanında karşılığı yoktur.
Düşünceler yasaklanarak yok edilemez.
Bildiri toplatılarak gerçekler değiştirilemez.
Afişler sökülerek halkın hafızası silinemez.
Bizler anayasal haklarımızı, ifade özgürlüğünü ve halkın doğru bilgiye ulaşma hakkını savunmaya devam edeceğiz.
Türkiye Komünist Partisi, NATO'nun emperyalist karakterini ve ülkemize yönelik tehditlerini anlatmaya devem edecektir. Partimiz NATO karşıtı çalışmalarını Türkiye'nin dört bir yanında kararlılıkla sürdürmektedir. Hiçbir yasak, halkı emperyalizme karşı mücadeleden ve gerçekleri dile getirmekten alıkoyamayacaktır.
Bursa halkını savaş politikalarına, emperyalist müdahalelere ve demokratik hakları sınırlandıran uygulamalara karşı duyarlı olmaya çağırıyoruz.Çünkü biliyoruz ki;
Yasaklar geçicidir.
Halkın örgütlü mücadelesi kalıcıdır.
Türkiye'nin geleceği emperyalist askeri ittifaklarda değil, kendi halkının iradesindedir.
NATO onursuzluk ve ölüm demektir.
Yaşasın yaşam, bağımsızlık ve sosyalizm."