Bursa
Çok Bulutlu
10°
Başka Gazete

Özdağ: Türk milleti sizin Öcalan'la yaptığınız pazarlıklara 'evet' diyecek mi demeyecek mi, sizi sandıkta oylasın

2025.11.30 20:46 Son Güncellenme: 2025.11.30 21:07 - GÜNDEM

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, "Türkiye'de 16 milyon emekli, dul ve yetimden oluşan bir kitle var. Çok büyük bir kitle bu. Bu 16 milyon emekli, dul ve yetim kitlesine 2 kişiyi daha emekli olarak eklemeliyiz ki Türk ekonomisi işçisiyle, köylüsüyle yola doğru devam edebilsin. Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli'yi emekliye sevk ettiğimiz gün diğer sorunların da çözümüne başlamak için için ilk adımı atmış oluruz... Türk milleti pazarda torbasını doldurmak için; ki dolduramıyor; mücadele verirken başka milletlerde olmayan yüksek devlet şuuruyla karnı aç bile olsa devletine sahip çıkmayı ve savunmayı bilen bir millettir. Gelin erken genel seçim yapalım. Türk milleti sizin Öcalan'la yaptığınız pazarlıklara evet diyecek mi demeyecek mi genciyle, çalışanıyla, emeklisiyle; sizi sandıkta oylasın" ifadelerini kullandı.

Özdağ: Türk milleti sizin Öcalan'la yaptığınız pazarlıklara 'evet' diyecek mi demeyecek mi, sizi sandıkta oylasın

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, partisinin düzenlediği Emekliye Adalet, Dul ve Yetim Ailelerine Ekonomik Güvence Çalıştayı'na katıldı. Ümit Özdağ, çalıştayda yaptığı konuşmada şunları söyledi:

"Türkiye'de 16 milyon emekli, dul ve yetimden oluşan bir kitle var. Çok büyük bir kitle bu. Bu 16 milyon emekli, dul ve yetim kitlesine 2 kişiyi daha emekli olarak eklemeliyiz ki Türk ekonomisi işçisiyle, köylüsüyle yola doğru devam edebilsin.

Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli'yi emekliye sevk ettiğimiz gün diğer sorunların da çözümüne başlamak için için ilk adımı atmış oluruz çünkü AK Parti iktidarının uyguladığı yanlış politikalar, Türk ekonomisini ağır bir buhrana sürüklemiş durumda. Ekonomik buhran artık kriz değil. Kriz üç ay olur, altı ay olur, bir sene olur, 1,5 sene olur. Ama 8 seneden bu yana eğer Türk milletinin yüzde 80'inden fazlasının milli gelirden almış olduğu pay azalıyor ise yani sokak lisanıyla, siyasetin gerçek lisanıyla, yüzde 80'den fazlası fakirleşiyor ise bu bir ekonomik kriz değil, bu büyük bir ekonomik buhrandır. Ve bu buhran insanlarımızı fakirleştirirken; sadece sabit gelirlileri, sadece dar gelirlileri değil, Türk sanayicisini de bir yıkıma, çöküşe sürüklemekte, Türk çiftçisini de borçlu ve üretimden kopma noktasına doğru götürmekte ve toplumun bütün kesimlerinde küçük, yandaş bir azınlık, bir rantiye dışında adeta tüketmektedir.

"Küçük bir grup hariç para kazanan yok"

Kur korumalı mevduattan istifade edecek kadar paranız varsa, paranıza vergisiz yeni servetler ekleyebilirsiniz. Ama asgari ücretli bir çalışan iseniz, bebeğinize mama alırken, KDV'yi ve ÖTV'yi vermek zorundasınız. Bu adaletsizliktir. Bu sürdürülebilir ve katlanabilir bir durum değildir. Bütün sektörlerimiz, ekonominin bütün sektörlerinin bir felaketi yaşıyor. Tarım sektörü, girdi maliyetleri, tamamen ithal neredeyse; katlanılabilir, taşınabilir değil. Bakın, gübreyi, ilacı, tohumu, her şeyi ithal ediyor. Samanı ithal ediyor samanı. Ve şimdi bir süreden beri çobanları ithal ediyor. Bir laf var, 'Afgan'ın elinin değmediği et yok Türkiye'de.'

Ne zamandan beri? 2015'ten başlayarak. Peki ne oldu Türk çobanlara? 'Büyükşehir Yasası' denilen bir 'Çöküş Yasası' aslında ve yanlış tarım politikaları, Tarım Bakanlığındaki bir grup tüccarı zenginleştiren, ithalat lobilerini zenginleştiren programlar ve sonuçta her şeyi karnını doyurabilmek için ithal etmek zorunda kalan bir Türkiye. Bu arada yurt dışında çiftlik kurup kendi ürettiği hayvanı yurt dışından Türkiye'ye ithal eden ve utanmadan ortalıkta dolaşan sözde bürokratlar. Bir Türk bürokratı böyle olamaz. Kabul edilemez, savunulamaz.

O adamın arkasında nasıl bir bakan, 'Bu benim bürokratım' diye durur hayret ediyorum. Çiftçinin ürününe değeri olan parayı vermektense yurt dışından ithal eden; Çin'den ceviz getiren, buğdayı Rusya'dan, Ukrayna'dan almayı tercih eden, et için Brezilya'ya, Macaristan'a, Paraguay'a başvuran ve ABD ziyareti öncesinde ABD çiftçilerine büyük bir iyilik yaparak gümrükleri kaldırıp Amerika'ya giden Recep Tayyip Erdoğan... Çiftçi borç batağı içerisinde, pazarcı da borç batağı içerisinde, halci de borç batağı içerisinde. Küçük bir grup hariç para kazanan yok.

"Sığınmacı meselesini gündeme getirirken aslında ekonomi konuşuyorduk"

Hiçbir hükümet yoksul aile sayısıyla övünemez. En başarılı hükümet, ülkede yardım edecek yoksul aile bulamayan hükümettir. Biz Zafer Partisi olarak siyasette görevimizin kaynakları Türk milleti lehine yeniden dağıtmak olduğunu düşünüyoruz. Temel görevimiz bu. Biz, 2021'de kurulduğumuz günden itibaren çok yoğun bir şekilde Türkiye'ye yönelik sığınmacı meselesini gündeme getirirken aslında ekonomi konuşuyorduk.

Bir ülkede fazladan 13 milyon insan yaşarsa, bunun ekonomi üzerinde olumsuz etkileri olmaması kaçınılmazdır. Ve kiralar neden yükseldi? Çünkü fazladan 13 milyon insan geldi. Ev fiyatları neden arttı? Evet, maliyetler de arttı ama siz vatandaşlığı daire karşılığı satarsanız gayrimenkul fiyatlarını da yükseltirsiniz ve öyle yükseldi.

Gıda fiyatları enflasyonunda Türkiye'nin en önde gelen ülkeler arasında olması tesadüf mü arkadaşlar? Bu 13 milyon insan vatanlarına döndüğü takdirde Türkiye'de gıda fiyatlarında, kiralarda otomatik olarak bir düşüş olmaz mı?

Evet, olur. Siz hastaneye gittiğiniz zaman ilacın parasını, tedavinin parasını öderken; milyonlarca insan bedava ilaç alıp tedavi olurken, bunların parası, bu ödemelerin parasının yurt dışından mı geldiğini zannediyorsunuz? Yok, siz ödediniz. Sonra şu soruyu soramazsınız, 'Benim emekli maaşım neden az'. Sizin emekli maaşınız az çünkü size verilmesi gereken kaynaklar başkalarına kullanıyor. Buna itiraz edin dedik. Biz, kaynakları Türk milleti için harcamaya hazırlanan ve bunun projelendirilmesini yapan bir partiyiz.

"Emeklilerin yaşamlarını kısaltmak için mi çabalayacaksınız"

'Efendim, benim emekliler çok uzun yaşıyorlar.' Ne düşünüyorsunuz, ne yapmayı düşünüyorsunuz? Kısaltmak için mi çabalayacaksınız? Şimdi bunu söyleyen bürokrat hala görevde. İnanılır gibi değil. Yurt dışından et ithal eden bürokrat da hala görevde, bu da inanılır gibi değil. Biz Zafer Partisi olarak; konuştuk ve konuşmaya da devam edeceğiz. Daha önce Zafer Partisi'nin kurulduğu günlerde, yapmış olduğumuz ilk çalıştayda vermiş olduğumuz sözü tekrarlıyoruz. Emekli, bütün hayatı boyunca bu devlete ve bu millete karşı dürüst bir şekilde çalışarak, vergilerini vererek, ortaya koyduğu çalışma performansıyla toplumun sağlıklı bir şekilde işlemesine katkıda bulunarak, topluma ve devlete karşı görevini yerine getirdikten dolayı, hayatının çalışma hayatı dışındaki bölümünü sağlıklı yaşamayı hak etmiş insandır.

"Zenginlikleri Türk milletinin lehine paylaştıracağız"

Antalya'da şimdiye kadar hiç Türk turist grubu yaşlı, emekli görmedik. Çünkü emekliler köşedeki kahveye gidip günde üç çay içmeye zorlanıyorlar. Anadolu'da bir kahvede bir çay 10 lira, üç çay ise 30 lira. 30 ile çarpın 900 lira. Maaşını 16 ile 17'de birini nasıl versin, mümkün mü? Bunun için yola çıkarken vereceğimiz söz size, bütün emeklilere; zenginlikleri Türk milletinin lehine paylaştıracağız. Türk çalışanının, Türk işçisinin, Türk emekçisinin, Türk sanayicisinin, Türk esnafının lehine paylaştıracağız. Emeklilerin özlük haklarını iyileştireceğiz.

2008 değişikliğine kadar aylık bağlama oranı yüzde 70'ti, 2008'de bu yüzde 30'a indirildi. Derhal yüzde 70'e çıkartacağız. İlk yapılacak iş bu. Yine refah katkı payı kaldırıldı. Eskisi gibi yüzde 100 olarak vereceğiz. Ve emeklilerin temel yaşamsal ihtiyaçlarını güvence altına alacak düzenlemeler gerçekleştireceğiz. Burada verilen örneklerden bir tanesi. Çok olumlu bir örnektir OYAK örneği. OYAK sadece bir gelir oluşturma değil aynı zamanda bir kaynak oluşturma sistemi. OYAK'ın oluşturduğu kaynakla Türkiye'de birçok sanayi hamlesi yapıldı. Fabrikalar inşa edildi. Ve ortaya istihdam alanları çıktı. Büyük bir politikti şimdi o da Ak Parti'nin yanlış politikalarının kurbanı oldu. Ama ilki olarak doğrudur. Bu modelden Türkiye'nin öğreneceği ve geliştirerek daha mükemmelleştireceği, kesinlikle bazı temel veriler olduğunu düşünüyoruz.

"Türk milleti sizin Öcalan'la yaptığınız pazarlılıklara evet diyecek mi, sizi sandıkta oynasın"

Bütün bunları yapabilmek için de önce yapmamız gereken şey Türkiye'nin erken genel seçime gitmesini sağlayacak bir siyasi atmosferi oluşturmaktır. Biz Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir narkoterör örgütünün lideriyle devletin ve cumhuriyetin yasalarının ve karakterinin konuşulduğu bir ortamda, ekonomik buhranda yaşam savaşı veren kitlelerin dikkatinden bazı şeylerin kaçırılmaya çalışıldığının da farkındayız. Ama Türk milleti pazarda torbasını doldurmak için ki dolduramıyor, mücadele verirken başka milletlerde olmayan yüksek devlet şuuruyla karnı aç bile olsa devletine sahip çıkmayı ve savunmayı bilen bir millettir. Gelin erken genel seçim yapalım. Türk milleti sizin Öcalan'la yaptığınız pazarlılıklara evet diyecek mi demeyecek mi; genciyle, çalışanıyla, emeklisiyle sizi sandıkta oylasın."

Kaynak: ANKA