Bursa
Açık
13.3°
Başka Gazete

Oyuncu Hazar Ergüçlü'den Soma isyanı

2026.10.04 00:38 Son Güncellenme: 2026.10.04 00:42 - MAGAZİN

33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alan Hazar Ergüçlü, ödül konuşmasında Soma'da yaşamını yitiren 37 yaşındaki madenci Kerim Ören'in oğlu Yaşar'ı andı. Kendisinin de madenci bir aileden geldiğini söyleyen Ergüçlü, "Madenci çocuklarını ağlarken gördüğümde ben yaşamaktan, aldığım nefesten utanıyorum" dedi.

Oyuncu Hazar Ergüçlü'den Soma isyanı

Hazar Ergüçlü, 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali'nde aldığı En İyi Kadın Oyuncu ödülünün ardından yaptığı konuşmada madencileri ve Soma'da hayatını kaybeden Kerim Ören'in oğlu Yaşar'ı andı.

33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali kapsamında düzenlenen Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması'nda "Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri" filmindeki rolüyle En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nü alan Hazar Ergüçlü, ödül konuşmasında Soma'da hayatını kaybeden 37 yaşındaki madenci Kerim Ören'in oğlu Yaşar'ı andı. Ergüçlü, kendi ailesindeki madencilik geçmişinden söz ederek "Her madenci öldüğünde gözümün önüne kendi dedem, kendi ninem geliyor. Madenci çocuklarını ağlarken gördüğümde ben yaşamaktan, aldığım nefesten utanıyorum" dedi.

Ergüçlü'nün konuşmasından öne çıkanlar şunlar oldu:

"Bir şeylere sevinmek için çok uzun zamandır hepimiz... Bir şeylere sevinmek çok uzun zamandır hepimiz için çok zor. Her gün apayrı bir kâbusa uyanıyoruz.

Kendin olmanın böylesine tehlikeli olduğu, hatta yasaklanmaya çalışıldığı bir dönemde; herkesin tektipleştirilmeye çalışıldığı, aynı kalıba sokulmaya çalışıldığı bu yerde ve sektörümüzde emeğimin görülmesi beni çok onurlandırdı.

İçime baktım ve çok büyük bir boşlukla karşılaştım. Çok uzun zamandır o kadar çok acıya maruz kaldık ki, uyuştuk gibi hissediyorum.

Dün, 37 yaşında Soma'da hayatını kaybeden madenci Kerim Ören'in oğlu Yaşar'ı görünce bittim. Benim ninem, dedem kömür işçisiydi. Çocukluğum kömür kokularıyla geçti. Dedem bakır madenlerinde çalıştı. Her madenci öldüğünde gözümün önüne kendi dedem, kendi ninem geliyor. İnsanca yaşayabilmek için, çocuklarını okutabilmek için verdikleri emek geliyor. Madenci çocuklarını ağlarken gördüğümde ben yaşamaktan, aldığım nefesten utanıyorum.

Sadece bu adaletsizlikler bana fazla geliyor ve ne yaparsam yapayım bu üzüntüyü içimden atamıyorum.

Biz adaletsizlikle mi yaşayacağız? Biz böyle nasıl devam edeceğiz? Hep beraber, beraberce insanca yaşayamayacaksak nasıl bir toplum olacağız? Yaşar'ın çektiği acı biraz da bizim sorumluluğumuz değil mi?

O yüzden bunları söylerken Yaşar'dan özür diliyorum; sadece burada onu anmaktan başka bir şey yapamadığım için.

Yine de elimizde bir tek umudumuz kaldı. Onu da vermeyeceğiz."

Kaynak: Cumhuriyet