2026.06.30 12:49 Son Güncellenme: 2026.06.30 12:55 - SİYASET
CHP'nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 59'u tutuklu, 414 sanıklı İBB davasında 16. hafta Silivri'de devam ediyor. 59. duruşma gününde Murat Ongun savunma yapıyor. İşte duruşmada anbean yaşananlar...
Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı ve seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 59'u tutuklu 414 sanıklı İBB davasının 59. duruşma günü başladı.
Cumhuriyet'in hazırladığı habere göre, tutuklu ve tutuksuz sanıklar; 16. haftada İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin 1 No'lu Duruşma Salonu'nda hakim karşısına çıkıyor.
ADLİ TATİL ÖNCESİ ARA KARAR BEKLENİYOR
9 Mart'ta başlayan davada tutuklu savunmalarının alındığı ilk duruşmanın, 20 Temmuz'daki adli tatil öncesi ara karara bağlanması bekleniyor.
MURAT ONGUN SAVUNMA YAPIYOR
İBB davasında bugün Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun savunma yapıyor.
Davada geriye Tuncay Yılmaz, Fatih Keleş, İnan Güney ve Ekrem İmamoğlu'nun savunması kaldı.
İşte duruşmada anbean yaşananlar...
12.00 | "DİPLOMA NEDEN İPTAL EDİLDİ? OPERASYONLAR İÇİN NEDEN DİPLOMA İPTALİ BEKLENDİ?"
İddianameye yönelik eleştirilerinin ardından savunmasının ikinci bölümünde, İmamoğlu'nun diplomasının iptal edilmesi ve saatler sonra başlayan İBB operasyonları arasındaki bağlantıya yönelik konuşan Ongun, şu ifadeleri kullandı:
"Operasyon öncesinde Başsavcılık, 2 ayrı tehditvari yazıyla üniversiteden ısrarla diploma iptalini istedi. Yakın tarihte bir cumhurbaşkanlığı seçimi yoktu. Diploma neden bu kadar önemliydi, neden ısrarla iptali beklendi? Ekrem Başkan tutuklanacaksa diploma içerideyken de iptal edilebilirdi. Ama iptal beklendi ve kararın sabahı operasyon yapıldı. Bu iptal, sanıldığı gibi yalnızca cumhurbaşkanı adaylığını engellemek için yapılmadı. Diploma varken İmamoğlu tutuklansaydı, CHP'nin resmi cumhurbaşkanı adayı tutuklanmış olacaktı. Bu da demokratik sisteme müdahale olarak değerlendirilecekti. Böylece ileride 'Biz seçimlere müdahale etmedik, diploması iptal edilmiş bir kişiye yönelik belediye başkanı operasyonu yaptık' denilecekti. Kurgulanan savunma buydu.
Zavallı rektör, düştüğü tuzağın farkında değil. Bu plan boşa çıktı. 23 Mart'ta biz 500 bin CHP üyesini sandığa getirmeyi hedeflerken, 15,5 milyon insan İmamoğlu'nu seçti bile. Size anlattığım gerçek bize tek bir şeyi gösteriyor: Korkuyu. Diploma, işte bu korku ve endişeyle iptal edildi. Haksız olan korkar. O mutlak butlan kararı, o gözükaralık bile buradan kaynaklı."
"BURADAKİ HERKES ŞOFÖR BEYANIYLA TUTUKLU"
"Kusura bakmayın ama hakimler yetkilerini savcılara devrediyor" diyen Ongun, yalan olduğunu emniyetteki sorgusunda kanıtladığını belirttiği bir husus üzerine tutuklandığını belirterek "Örgüt saçmalığının bu davada kullanılmasının amacı netti. Ellerinde tek bir delil dahi yoktu. Beyan da yoktu. Böyle dev bir işe, delilsiz kalkıştıklarını bildikleri için çok tedirgindiler ve yol haritalarına itirafçı yaratabilmek için örgüt isnadını eklediler. Ne de olsa insan baskıyla, zorlamayla, tehditle çözülürdü" ifadelerini kullandı.
Kendilerini tutuklatan tek delilinin, Kültür A.Ş. eski genel müdürü Serdal Taşkın'ın şoförü Orhan Cevahiroğlu'nun ifadesi olduğunu belirten Ongun, "Yalnızca iftiracı Orhan Cevahiroğlu'nun beyanıyla Türkiye'nin cumhurbaşkanı adayı, Türkiye ve Avrupa'nın en büyük kentinin belediye başkanı tutuklandı. Fatih Keleş, ben, Necati Özkan, Hüseyin Köksal ve Serdal Taşkın da öyle Aslında burada bulunan bu kadar insan, yalnızca onun beyanıyla tutuklandı" dedi.
11.15 | ONGUN'UN 'ŞÜPHE SAVUNMASI' BAŞLADI
Savunmasının adının "şüphe savunması" olduğunu belirten Ongun'un ilk sözleri, şöyle oldu:
"Arkamda Avrupa'nın en büyük kentinin belediye başkanı, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı, Türkiye'nin 1. partisinin cumhurbaşkanı adayı oturuyor. O da birine itiraz etmiş. Sonuç; malum. Bu coğrafyada itiraz popüler değildir. Pek tasvip edilmez. Onun yerine itaat tercih edilir. Sözü bile var: ''itaat et, rahat et.'' Konforlu bir alan yani. Rahat ettiriyor. Bizim gibi umutsuz rahatsızlara ise ne gam! Devamlı itiraz ediyoruz. Neye? Haksızlığa. Neye? Adaletsizliğe. Neye? Adam kayırmaya, ikili hukuka, partizanlığa, gerçek yolsuzluğa. İtirazın sonu, huzurunuzdayız Sayın Başkan."
"İddianameyi yazanlar bizim mesleği bilmiyor" diyen Ongun, sözlerini şöyle sürdürdü: "Belli ki havuz medyasındaki balıkları gazeteci sanıyorlar. Bilseler; benim meslek büyüğüm olan Soner Yalçın'a, Ruşen Çakır'a, Şaban Sevinç'e Yavuz Oğhan'a talimat veremeyeceğimi öğrenirlerdi. Ancak, onların benim kulağımı çekme bana fırça atma hatta bana talimat verme hakları olduğunu da bilirlerdi. Hele ki onlara para karşılığı haber yaptırmayı teklif etsem önce sinkaflı bir küfrederler, ardından beni def ederler, hırsları geçmez inadına İmamoğlu aleyhine konuşurlar. Haklı da olurlar."
"İDDİANAME BAĞIRA BAĞIRA 'SİYASET YAPIYORUM' DİYOR"
"İddianame tepeden tırnağa sakat" diyen Ongun, "Rahatsız edici olan ise şu ki iddianame Türkiye'de ikili hukuk olduğunu ispat ediyor. İddianame ülkemizde seçkin ve özel insanların, biz fanilerle kanun önünde eşit olmadığını kanıtlıyor. İddianame bağıra bağıra ''siyaset yapıyorum'' diyor" ifadelerini kullandı.
ONGUN'DAN AKIN GÜRLEK'E: 'ASIL CANAVAR KİM?'
Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkında konuşan Ongun, iddianameye yönelik eleştirilerine devam ederek şunları kaydetti:
"Sayın Gürlek, bakanlık performansında ne içten bir Ak partili olduğunu ortaya serdi. Şimdi ne düşünmeliyim? Sayın Bakan Şubat ayına kadar bağımsız, siyasete mesafeli, önyargısız bir hukukçuydu savına inanmalı mıyım? Bir günde Ak Parti'yi bu kadar içselleştirdi diye mi düşüneceğim? Hayatın olağan akışına pek uymuyor."
"Bu iddianame Dr. Frankenstein'ın, eseri gibidir. Onun gibi saldırgan ve acımasızdır. Üstelik onu ortaya çıkaran kişi de eserinden tiksindiği için olsa gerek, onu terk etmiştir. Ankara'ya gitmiştir. Ankara'ya giderken de bu yaratığı sizin kollarınıza terk etmiştir. Sizden beklenen, adını iddianame diye okuduğumuz bu şeyi üzerimize salmanız ve bize zarar vermesini sağlamanızdır.
Sizde şimdi kollarınıza atılan bu canavarla ne yapacağınıza karar vereceksiniz. Ya üstümüze salacak, ya da etiğin, ahlakın ama daha yücesi hakkaniyetin gereğini yapıp bu ucubeyi yok edeceksiniz. Bizim için, tüm bu zaman zarfı ise şunu sorarak geçti: ''Asıl canavar kim?''"
"EKREM BAŞKAN KADAR OLMASA DA..."
Savunmasının giriş kısmında, mahkeme heyetine yönelik övgülerde de bulunan Ongun, şöyle devam etti:
"Siyasal iktidar, kendi beka meselesi gördüğü bu önemli davayı sıradan yargıçlara emanet edecek değildi kuşkusuz. Heyetinizin kıdem bakımından bu dava için uygun olmadığı söylendi, burada. Bir hakimin tecrübesi, hayatın olağan akışına uygunluğuna karar vermede önemlidir, dendi. Genç yargıçlara atıfla. Belki de bu bilinçli bir tercihti. Aşikar ki üyeleriniz de gayet parlak insanlar. Biz de fena değiliz efendim.
3 aydır sizler bize, biz sizlere bakıyoruz. İster istemez intibalar oluşuyor. Sosyal zekanız da hayli yüksek. Hatta, Ekrem Başkan kadar olmasa da iyi bir hazır cevap üstadısınız. Bunu da ince ve zeki esprilerle sunuyorsunuz. Böylece zirve yapan tansiyon, bir cümlenizle sönümleniyor. Ya da tam tersi oluyor. Siyasetçiler için hazırcevaplık, büyük bir artıdır. Birkaç basamak yükseltir insanı, siyasette. Yargıda da işe yarıyormuş, yaşayarak öğrendik."
11.10 | MURAT ONGUN KÜRSÜYE GELDİ
Duruşma takvimine yönelik konuşmaların ardından Murat Ongun, savunması için kürsüye geldi.
11.05 | İMAMOĞLU SÖZ ALDI, DAVA TAKVİMİ NETLEŞTİ
Ekrem İmamoğlu, duruşma başlamadan söz aldı.
İmamoğlu, mahkeme başkanına seslenerek şu ifadeleri kullandı:
"İlk duruşmanın daha erken bitirilmesi bekleniyordu ancak maalesef olmadı. Ağustos ayı başında da duruşmaya devam etmek istediğinizi arkadaşlarım bana aktardı. Benim burada görülen 4 davam daha var. Bu konuda sağlayabileceğiniz kolaylıkları sağlamanızı rica ediyorum."
İmamoğlu, normal koşullarda cuma günleri davanın devam etmediğini hatırlatarak davanın cuma günlerini kullanıp kullanmayacaklarını sordu.
Heyet başkanı ise cuma günleri duruşmanın olmayacağını açıklarken duruşmayı iki hafta içerisinde, 9 Temmuz Perşembe günü bitirmeyi planladıklarını söyledi. Mahkeme başkanı ayrıca, tutuksuz isimlerin savunmalarının başlayacağı ikinci duruşma için ise 10 Ağustos tarihini düşündüklerini aktardı.
Mahkeme başkanı son olarak, 6 Temmuz Pazartesi günü Silivri'de İBB Davası'nın yanında hem diploma hem de casusluk davaları görülecek olan İmamoğlu'nun dava takvimi de göze alındığında savunmasını gelecek hafta perşembe ve cuma günleri almayı düşündüklerini belirtti.
11.00 | CUMHURİYET YAZARI BARIŞ PEHLİVAN BASIN ALANINDAN ÇIKARILDI
Basının ilgisinin bir hayli yoğun olduğu duruşmada, Murat Ongun'a destek için pek çok İBB çalışanı ve akademisyen de salonda bulunuyor.
Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Barış Pehlivan, turkuvaz kartı olmadığı için jandarma tarafından duruşma salonundaki basın tribününden çıkarıldı.
Jandarma Pehlivan'ı izleyici kısmına yönlendirirken diğer gazetecilerin itirazlarına karşın Pehlivan, salondan kendi iradesiyle ayrıldı.
İBB DAVASI
Seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na yönelik yürütülen 'Yolsuzluk' soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı.
İddianamede 'örgüt lideri' olarak suçlanan Ekrem İmamoğlu'nun; 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 'rüşvet', 'suç gelirlerinin aklanması', 'kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık', 'kişisel verilerin kaydedilmesi', 'kişisel verileri ele geçirme ve yayma', 'suç delillerini gizleme', 'haberleşmenin engellenmesi', 'kamu malına zarar verme', 'rüşvet alma', 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma', 'irtikap', 'suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama', 'ihaleye fesat karıştırma', 'çevrenin kasten kirletilmesi', 'vergi usul kanununa muhalefet', 'orman kanununa muhalefet' ve 'maden kanununa muhalefet' suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu'nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
İLK DURUŞMADAN BU YANA 51 KİŞİ TAHLİYE OLDU
Mahkeme heyeti geçtiğimiz celselerde, İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat'ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun'un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu'nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli, İBB'de veri uzmanı İsmet Korkmaz, İBB'de yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, İBB'de bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz , reklamcı Yusuf Utku Şahin, İmamoğlu'nun koruması Çağlar Türkmen, iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, reklamcı Esma Bayrak, Fatih Keleş'in yeğeni Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Müdürü Fatih Özçelik, Beyoğlu dosyasından tutuklu İnan Güney'in eniştesi İsmail Akkaya, İş İnsanı Harun Cengiz Beğenmez ve İş insanı Mehmet Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Engin Ulusoy, Mustafa Keleş, Gökhan Köseoğlu, Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Hakan Aplak, Medya A.Ş eski Genel Müdürü Elif İpek Atayman, reklamcı Hasan Yalaz, Kültür A.Ş Genel Müdür yardımcısı Erdinç Çolak, reklamcı Alper Aydın, reklamcı Yunus Göçer, iş insanı Ahmet Güllü, İBB Muhtarlıklar Daire Başkan Yavuz Saltık, İBB Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı Mustafa Karaoğlu, İBB Kültür A.Ş. Eski İhale ve Satın Alma Müdürü Halit Burak Atalan'ın tahliyelerine karar verdi.
Kaynak: Cumhuriyet