Bursa
Çok Bulutlu
14.5°
Başka Gazete

LeMan Dergisi saldırısında tutuklanan Barış akademisyeni Aslı Aydemir hâkim karşısına çıktı

2026.02.12 16:24 Son Güncellenme: 2026.02.12 16:27 - GÜNDEM

LeMan dergisine yayınlanan bir karikatür nedeniyle saldıran kişilere tepki gösterdiği için 6 ayı aşkın süre cezaevinde kalan akademisyen Aslı Aydemir, hakkında "görevi yaptırmamak için direnme" suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşmasında hâkim karşısına çıktı. Dava 23 Haziran'a ertelendi.

LeMan Dergisi saldırısında tutuklanan Barış akademisyeni Aslı Aydemir hâkim karşısına çıktı

LeMan Dergisi'nin Beyoğlu'ndaki ofisine yönelik 30 Haziran 2025 akşamı düzenlenen saldırıya tepki gösterdiği için tutuklanan akademisyen Aslı Aydemir hakkında "görevi yaptırmamak için direnme" suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü.

LeMan saldırganlarına tepki gösterdikten sonra 4 Temmuz'da tutuklanan Aydemir, Silivri Cezaevi'nde geçirdiği 190 günün ardından 14 Ocak'ta tahliye edilmişti. Duruşmaya Aydemir ve avukatlarının yanı sıra, yaralandığı iddia edilen polis memuru ile avukatı katıldı.

Evrensel'den Eylem Nazlıer'in haberine göre, savunmasında emniyette verdiği ifadenin eksik kayda geçirildiğini dile getiren Aydemir, kasten yaraladığı iddia edilen polis memurunu ilk kez duruşma salonunda gördüğünü söyledi.

Olay günü eşiyle Taksim'de yemek için buluştuklarını belirten Aydemir, Mis Sokak'ta LeMan Dergisi'nde yayımlanan bir karikatür nedeniyle dergi binasına yönelik saldırıdan haberdar olduklarını ifade etti. Saldırgan grubun kendilerini "Müslümanlar" diye tanımlayarak slogan attığını söyleyen Aydemir, buna karşılık olarak "Filistin'e gidin, yanlış yerdesiniz" dediğini, amacının İsrail'in Filistin'e yönelik saldırılarına verilen tepkilerdeki çelişkiye dikkat çekmek olduğunu belirtti.

Sözlerinin ardından hakarete uğradığını ve grubun üzerine yürüdüğünü iddia eden Aydemir, "Onlar sokağın sakinleri olan bize söz söyleyebildiklerine göre ben de söyleyebilirim diye düşündüm. Sözümü bitirir bitirmez 'sen de kerhaneye git' dedi aralarından biri ve üzerime yürüdüler. Linç ve saldırı girişiminde bulundular" dedi.

"Bira bardağını değil, içindeki birayı savurdum"

Kendini ve eşini korumak amacıyla elindeki birayı gruba doğru savurduğunu söyleyen Aydemir, "Özellikle vurguluyorum; bardağı atmadım, içindeki içeceği savurdum. Kimseyi hedef almadım, kimseyi yaralamaya niyet etmedim" ifadelerini kullandı.

Olay sırasında bir kadın polis memurunun kendisini kalabalıktan uzaklaştırdığını ve herhangi bir direnç göstermediğini belirten Aydemir, eşinin darp edildiğini ve üzerlerine şişeler atıldığını söyledi. Aydemir, Eşinin başında şişlik ve ellerinde cam kesikleri olduğunu kaydetti.

Sosyal medyada paylaşılan bazı videolarla hedef gösterildiğini anlatan Aydemir, 30 Haziran'dan gözaltına alındığı 4 Temmuz sabahına kadar can güvenliği endişesi yaşadığını ifade etti.

"Beni suçlamak kolay ve bedelsiz"

4 Temmuz sabahı evine gelen polislerden, bir memurun yaralandığını ve kendisinden şikayetçi olduğunu öğrendiğini aktaran Aydemir, başlangıçta kolundan ağır şekilde yaralandığının söylendiğini, ancak daha sonra parmaklarından yaralandığını öğrendiğini belirtti.

Tutuklandıktan sonra polis memurunun şikayet dilekçesini okuduğunu söyleyen Aydemir, dilekçedeki bazı ifadelerin gerçeğe aykırı olduğunu anlattı. Aydemir, "Tutuklandıktan birkaç zaman sonra polisin şikâyetini hayretler içinde okudum. O gece bana yapılan hakaret ve saldırıdan, linç girişiminden hiç bahsetmediği gibi gerçeğe aykırı pek çok ifadeyle birlikte polis olduğunu bilerek kasten koluna vurarak onu yaraladığımı söylüyordu. İçerideyken bir dönem bana saldıranlardan biri bu polis miydi acaba diye bile düşündüm; çünkü benim yaptığım hiçbir şey polise karşı değildi, polislerin gözleri önündeydi. Saldırganlara karşı kendimi korumak dışında hiçbir şey yapmamıştım ve ben bir tek saldırganların yüzlerini biliyordum, karşımda olanlar da onlardı. Oradaki üniformalı ve sivil polislerin görevi beni korumaktı, ki öyle de yapmışlardı ve ben darp edilmemiştim. Şikâyetçi polis memurunun can acısıyla, beni suçlamak daha kolay ve bedelsiz olduğu için beni suçladığını düşünüyorum" dedi.

Aydemir, şikâyetçi polis memurunun yaralanmasını "talihsiz bir iş kazası" olarak değerlendirdiğini belirterek, "Saldırıya uğrayan ve kendini korumak zorunda kalan biri olarak böyle bir riski öngöremezdim" dedi. Suçlamaları kabul etmediğini ifade eden Aydemir, beraatini talep etti.

Şikayetçi polis: Alkollü olduğu için hatırlamıyor

Polis memuru Mustafa Ö, ise şunları dedi:

"Olay tarihinde Güvenlik Şube Müdürüydüm. Biz sokağa girdiğimizde zaten bir eylem vardı. İslamcı grupla müzakere ederek dışarı aldım. Sonra sayıları arttı. Biz sivil çalışırız. Diğerleri polis yeleğiyle çalışır. Benim polis olduğumun anlaşılması gerekir. Öfkeli grubu dışarı aldık. Daha sonra hanımefendiyle beraberinde gördüğüm altı yedi kişiyi göz hapsine aldım. Sanık, bira bardağını Müslüman gruba kadeh kaldırır gibi kaldırınca olay çıkacağını anladım. 'Ben yöneleyim, onu oradan alalım' dedim. Çünkü onu linç ederlerdi. Sanık, 'Filistin'e gidin' dedi. Biri de 'Kerhaneye gidin' dedi. Araya girdim. Saniyelik olaylardı bunlar. Bardak kolumda patladı. Kendimi geri çektim, telsizim yere düştü. Diğer çevik kuvvet ekipleri geldi."

Mustafa Ö, "Alkollü olduğu için hatırlamıyor. Benim için alkollü olmasının bir önemi yok" dedi.

Şikayetçi taraf avukatı "İddianamenin genişletilmesi talebimiz var. Ortada yaralama var. Şikâyetimiz devam ediyor" dedi.

23 Haziran'a ertelendi

Aranın ardından mahkeme, müştekinin davaya katılma talebini kabul etti. Müştekinin elinde kalıcı işlev kaybı bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla adli rapor alınmasına karar verildi. Ayrıca olay anına ilişkin görüntülerin bilirkişiye gönderilerek incelenmesine hükmedildi. Dosyadaki eksiklerin tamamlanmasına karar veren mahkeme, davayı 23 Haziran saat 11.40'a erteledi.