2026.08.17 11:31 Son Güncellenme: 2026.08.17 11:33 - GÜNDEM
İBB Davasında tutuksuz sanıkların savunma yapacağı ikinci celse bugün başlıyor. Duruşmalara, Silivri'ye yargılama başlamadan önce inşa edilen yeni duruşma salonunda devam edilecek. Yaklaşık dört ay süren ilk celsede etkin pişmanlık ifadelerinden geri dönüşler ile savcılık ifadesi sırasındaki baskı ve yönlendirme iddiaları damga vurdu. İmamoğlu ise ilk celseyi savunmasını yapamadan tamamladı.
Ekrem İmamoğlu, Resul Emrah Şahan, Mehmet Murat Çalık, Necati Özkan, Murat Ongun ve Mehmet Pehlivan gibi isimlerin de aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı davada ikinci celse bugün başlıyor.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince görülen davada duruşmanın saat 10.00'da başlaması bekleniyordu. Ancak duruşma henüz başlamadı.
Tutuksuz isimlerin savunmalarına, Silivri'de yargılama başlamadan önce inşa edilen yeni duruşma salonunda devam edilecek.
Edinilen bilgiye göre bu celsenin daha kısa sürede, yaklaşık iki aylık bir periyotta tamamlanması öngörülüyor.
İlk celsede yaşanan süre kısıtlaması tartışmaları nedeniyle savunma yapamayan Ekrem İmamoğlu'nun savunma talebinin olup olmayacağı ve mahkeme başkanının buna izin verip vermeyeceği bugün belli olacak.
DURUŞMA SALONUNA GİRİŞLER BAŞLADI
Silivri'de duruşma salonuna girişler, uzun bekleyişin ardından başladı. Sanıklar, avukatlar, basın mensupları ve izleyiciler duruşma salonundaki yerlerini alıyor.
ÖZGÜR ÖZEL SİLİVRİ'DE
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Vekili Nuri Aslan, Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu ve milletvekilleri, duruşma salonuna giriş yaptı.
İzleyiciler alkışla karşılayarak, "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz" şeklinde slogan attı.
İLK CELSEDE NELER YAŞANDI?
İBB Davasında 9 Mart'ta başlayan ve tutuklu isimlerin savunmalarını yaptığı ilk celse 8 Temmuz'da tamamlandı. Yargılama 107'si tutuklu 402 sanıkla başlarken, Beyoğlu dosyasının ana davayla birleştirilmesiyle tutuklu sayısı 110'a, toplam sanık ise 414'e yükseldi. İlk celse boyunca verilen tahliye kararlarıyla tutuklu sanık sayısı 53'e düştü.
İlk celsenin en dikkat çeken başlıklarından biri, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık ifadesi veren 4 sanığın mahkeme huzurunda bu beyanlarından geri dönmesi oldu. Sanıklar, tahliye vaadiyle yönlendirildiğini, baskı altında kaldığını ve iradelerinin sakatlandığını öne sürerek etkin pişmanlık kapsamındaki beyanlarını geri çekti.
SAVCILIKTA "BASKI" İDDİALARI
Sanıkların savunmalarında anlattığı ve soruşturma aşamasındaki ifade alma işlemleri de tartışma konusu oldu. Bazı sanıklar, savcılıkta baskı ve zorlama gördüklerini, yönlendirici sorularla karşılaştıklarını ve belirli kişiler hakkında ifade vermeye zorlandıklarını öne sürdü.
Duruşmalarda, cezaevindeki bazı tutuklulara aracılar veya avukatlar üzerinden ifade vermeleri karşılığında tahliye edilebilecekleri yönünde teklifler götürüldüğü de öne sürüldü. Aile bireylerinin gözaltına alınması da bazı sanıklar ve avukatları tarafından, etkin pişmanlık süreciyle bağlantılı bir baskı yöntemi olarak nitelendirildi.
ÇIPLAK ARAMA İDDİASI VE CEZAEVİ KOŞULLARI GÜNDEME GELDİ
İlk celsede gözaltı ve cezaevi koşullarına ilişkin anlatımlar da duruşma tutanaklarına yansıdı. Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, gözaltında çıplak aramaya maruz bırakıldığını, savcılık sürecinde baskı gördüğünü öne sürdü. Türker'in iddialarının ardından İçişleri Bakanlığı konu hakkında soruşturma başlatıldığını açıkladı. Çok sayıda tutuklu sanık da savunmalarında cezaevindeki fiziki ve psikolojik koşulları, uzun tutukluluğun kendileri ve aileleri üzerindeki etkilerini anlattı.
SAVUNMALARA SÜRE KISITLAMASI
İlk celsenin son günlerinde ise savunma hakkına yönelik süre kısıtlaması tartışma yarattı. Mahkeme başkanı, Murat Ongun'un avukatlarının savunmalarını belirlenen takvim içinde tamamlamasını istedi. Ongun'un avukatı Rahşan Sertkaya Daniş, müvekkilinin iddianamede 64 ayrı eylemden sorumlu tutulduğunu belirterek savunmasının kısa tutulmasının istenmesine itiraz etti.
Benzer şekilde Fatih Keleş'in avukatlarının savunmalarına da süre sınırı getirildi. İmamoğlu ise süre sınırlamasına tepki göstererek hem diğer sanıkların savunma hakkının kısıtlandığını hem de kendi savunmasının iki günde tamamlanamayacağını söyledi. Tartışmanın büyümesi üzerine İmamoğlu, CMK'nin 203. maddesi uyarınca duruşma salonundan çıkarıldı.
Murat Ongun ve Fatih Keleş'in eksik kalan avukat savunmalarının tamamlanmasının ardından savunma sırası İmamoğlu'na geldi. Süre kısıtı tartışmaları devam ederken hakim, İmamoğlu'nu bir kez daha duruşma salonundan çıkarma kararı verdi. Mahkeme tutanağına ise İmamoğlu'nun "susma hakkını kullandığı" yönünde kayıt düşüldü. Böylece İmamoğlu ilk celseyi savunmasını yapamadan kapattı.
İKİNCİ CELSE ÖNCESİ TAHLİYE ÇIKMADI
İkinci celse öncesindeki son tutukluluk incelemesi ise 6 Ağustos'ta yapıldı. Mahkeme; 53 tutuklu sanığın tamamının tutukluluk halinin devamına karar verdi. Böylece ikinci celse öncesinde hiçbir sanık hakkında tahliye kararı çıkmadı. Mahkemenin ara kararında tutukluluğun devamına ilişkin gerekçe göstermemesi de dikkat çekti.
DAVA SÜRERKEN İMAMOĞLU HAKKINDA ÜÇ SORUŞTURMA
İBB davasının ilk celsesinin devam ettiği yaklaşık dört aylık dönemde, Ekrem İmamoğlu hakkında duruşmalarda kullandığı sözler nedeniyle üç ayrı soruşturma başlatıldı.
İlk soruşturma, İmamoğlu'nun 30 Mart'ta bilirkişi davasındaki savunmasında kullandığı ifadeler nedeniyle "kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret" suçlarından açıldı.
İBB davasının 6 Nisan'daki duruşmasında, "Bu dosyada tek suç örgütü var, o da iddia makamıdır" sözlerinin ardından İmamoğlu hakkında "kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret" suçundan ikinci soruşturma başlatıldı.
İlk celsenin tamamlandığı 8 Temmuz'da ise İmamoğlu'nun, "Ben savunma yapmam, ben yargılayacağım, yargılayacağım merak etmeyin, ben iddianameyi yapanları yargılayacağım" sözleri üzerine "kamu görevlisini tehdit" suçundan üçüncü kez soruşturma başlatıldı.
Üç soruşturma da Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen başlatıldı.
MAHKEMENİN ADI DA DEĞİŞTİ
Dört aya yayılan ilk celse sürerken davaya bakan mahkemenin adı da değişti. Yargılama 9 Mart'ta İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesinde başladı. Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun 30 Haziran tarihli kararnamesinin ardından 40. Ağır Ceza Mahkemesi kapatıldı. Aynı başkan ve heyet, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi olarak davaya bakmayı sürdürdü. Mahkemeye bir üye daha eklenirken üye hâkim sayısı üçten dörde çıktı.