2026.04.01 10:46 Son Güncellenme: 2026.04.01 23:43 - GÜNDEM
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 107 kişinin tutuklu yargılandığı, 402 sanıklı İBB davasının ilk duruşması, bugün ilk duruşmanın 14. oturumuyla devam ediyor.
Cumhuriyet'ten Engin Deniz İpek ve Batuhan Serim'in aktardığına göre, Seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 107 kişinin tutuklu yargılandığı, 402 sanıklı İBB davasının ilk duruşması, bugün ilk duruşmanın 14. oturumuyla devam ediyor.
22.40 | DURUŞMA 13 SAATİN ARDINDAN SONA ERDİ
CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 407 sanıklı İBB Davasının 14. günü, 13 saatin ardından sona erdi. Duruşmada yarın da kalan tutuklu sanıkların avukatlarının tahliye talebi alınacak ve ardından ilk ara karar kurulacak.
14. gün, 73. sıradaki Anadolu Yakası Zabıta Müdürü Nazan Başelli'nin avukatlarının tahliye talebi ile sona erdi.
22.00 | TUTANAĞI PAYLAŞTI
İBB Avrupa Yakası Zabıta Müdürü Hakan Aplak'ın avukatı İsmet Barlas, dosyanın şikayetçilerinden Sedat Kapıdağ'ın oğlu Uğurcan Kapıdağ'ın polisleri kendi aracıyla İBB Avrupa Yakası Zabıta Müdürlüğü'ne götürdüğünü, baskın yaptığını ve zabıta memurlarını sorguladığını söyledi. Barlas, baskın sonrası hazırlanan, Kapıdağ'ın da imzasının bulunduğu tutanağı paylaştı.
Barlas, "Şikayetçi Sedat Kapıdağ'a soruşturma noktasında yetki verilmiş, sanki özel vasfı haiz bir savcıymış gibi kendisi yetkilendirilmiş. Halk tabiriyle söyleyeceğim, kendisine bu talimat geldikten sonra 2 polis marifetiyle ki polisleri kendi aracıyla Zabıta Müdürlüğü'ne getirmiş, buna ilişkin kamera kayıtları da var, 2 polis gelmiş, Zabıta Avrupa Müdürlüğü'ne girmiş ve bizim zabıta memurlarımızı polis eşliğinde sorgulamaya başlamış" dedi.
Barlas şunları söyledi:
"Hakim Bey, şöyle; biz iki müdafi olarak buradayız ama bu tahliyeye ilişkin beyanıma geçmeden önce mahkeme kanalıyla suç duyurusunda bulunma talebim var. Şimdi şöyle Sayın Heyet; bir tutanak var elimizde; 2026 yılının Ocak ayına ait. Bildiğiniz üzere aslında müvekkilim Hakan Aplak'ın tutukluluğu bir nebze tevdi raporuna, tevdi raporundan da önce Sedat Kapıdağ'ın şikayetlerine dayanıyor. Bu noktada Sedat Kapıdağ'ın... Şimdi bu aslında bir savcılık talimatı, kolluğa verilmiş; kolluk bir işlem yapmış ve bu işlemleri almış. Özellikle bu işlem de şu -ben kendi hukuk pozisyonum dahilinde anlatayım- işlem şöyle olmuş: Eski esaslı dosya için kurmuş bu talimatı. Şöyle diyor; şikayetçi Sedat Kapıdağ'ın oğlu Uğurcan Kapıdağ, polis marifetiyle müvekkilimin de yetkisinde olan Zabıta Avrupa Müdürlüğü'ne giderek belli bir bilgi toplama işlemi yapmasından bahsediyor.
O yüzden isterseniz bir tutanağa da bakın, ben bir mübaşir aracılığıyla ileteyim. Bu noktada şimdi zaten dediğim gibi; normalde soruşturmada yetkili makam savcılıktır. Ancak burada şikayetçi Sedat Kapıdağ'a soruşturma noktasında yetki verilmiş, sanki özel vasfı haiz bir savcıymış gibi kendisi yetkilendirilmiş. Halk tabiriyle söyleyeceğim; kendisine bu talimat geldikten sonra 2 polis marifetiyle -ki polisleri kendi aracıyla Zabıta Müdürlüğü'ne getirmiş, buna ilişkin kamera kayıtları da var- 2 polis gelmiş, Zabıta Avrupa Müdürlüğü'ne girmiş ve bizim zabıta memurlarımızı polis eşliğinde sorgulamaya başlamış. Bunun üzerine de tutanak tutulmuş ve bu tutanak durumu yansıtıyor."

20.20 | İBB DAVASI'NDA YİNE BİR 'İFADEYİ GERİ ÇEKME' VAKASI
İBB Davası'nda yine bir "ifadeyi geri çekme" vakası
Avukatların tahliye talepleri sürerken iş insanı Vedat Yılmaz'ın avukatı Muhittin Arık, tahliye talebinde müvekkilinin bugüne kadar 4 ifade verdiğini ancak bu ifadelerden yalnızca ilkinin geçerli olduğunu belirterek şunları söyledi:
Burada bugün için söylüyoruz bunu; en samimi verdiği ifadeler emniyette ve savcılıktaki 22 Mayıs tarihli ifadesidir. Daha sonraki ifadeler cezaevindeyken kendisine ziyarete gelen birtakım avukatların; "Şöyle ifade verirsen çıkarsın, senin hakkında şöyle suçlamalar var, buradan çıkamazsın" gibi söylemler... Bunların detayları var, cezaevi kayıtlarından da bunlar çıkacaktır. Bu psikolojiyle, bu baskıyla savcılığa ifade veriliyor. Savcılıkta da savcının odasında; "Senin hakkında şu kişi şöyle konuştu, bu kişi böyle konuştu" denilerek ki biz gizlilik kararının kalkmasından sonra böyle bir suçlamanın olmadığını görüyoruz; müvekkilimin iradesi fesata uğratılarak ifadeler verdirilmesi sağlanmıştır. Biz bugün ifadenin kabul ettiğimiz anlamında emniyette ve savcılıkta verdiğimiz ilk ifadeyi kabul ediyoruz.
İddianamede aleyhine verilen ifadelere gelince; burada ne iş yaptığı ne de cari ilişkisinin olduğu 5 farklı kişinin, ilk aşamada olmayıp daha sonra etkin pişmanlık kapsamında sırf özgürlüklerine kavuşma olsa gerek ifade veren kişilerin müvekkil hakkında beyanları var. Bunlar Taşçıoğlu sahibi Kamil Taşçı; bugün burada değil, tutuklu değil. Bu kişi müvekkilimin 20 yıllık arkadaşı. Bu kişinin avukatı daha sonra müvekkilimin de avukatı oluyor ve aynı kişi müvekkilimi de ifadeye götürerek etkin pişmanlıktan yararlanıp tahliye olma noktasına getirip benimsemediği ifadeleri verdiriyor"
19.30 | CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN İLE GÖRÜNTÜ AYRINTISI
"Bir Cumhurbaşkanı adayıyla görüntü vermek tutuklama sebebi, mevcut Cumhurbaşkanı ile görüntü vermek tahliye sebebi"
Trabzon'da işletmecilik yapan ve İmamoğlu'nun kasası olmak gibi suçlamalar yöneltilen, aynı zamanda İmamoğlu'nun çocukluk arkadaşı olan Seza Büyükçulha'nın avukatı Kaptan Yılmaz da tahliye talebinde bulundu.
Yılmaz, kamuoyunda tartışılan Le Meridien oteldeki görüntülerde de yer alan müvekkilinin, iddianamede bulunan 143 eylemin hiçbirinde adının geçmediğini vurgularken, "Rüşvet verme iddiası var ama bu nereden tutuklama gerekçeleri arasına girdi, halen bilebilmiş değiliz. 10 aydır buna ilişkin tek bir delil yok" dedi.
Avukat Yılmaz, müvekkilinin bir restoranı olduğunu ve açılışının 6 bakan ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapıldığını belirterek, "Şimdi müvekkil, söylemesem rahatsız olacak, söyleyeyim: Müvekkilin restoranı var, açılışını 6 bakan ve Sayın Cumhurbaşkanı yaptı. Bir Cumhurbaşkanı adayıyla görüntü vermek tutuklama sebebi; mevcut Cumhurbaşkanı ile görüntü vermek tahliye sebebi... Şimdi ikisinin arasına sıkışmış bir yargılamayla karşı karşıyayız" diye konuştu.
Devamında, dosyada delil olarak yer alan ancak daha sonra sansürlendiğini öne sürdüğü bir telefon görüşmesine değinen Yılmaz, müvekkilin Trabzon Araklı'daki iş yeri nedeniyle AKP'li bir ilçe başkanıyla konuştuğunu, görüntülerin medyaya yansıması üzerine kendisine "Ne olacak?" diye sorulduğunu ve müvekkilin de "Herhalde beni de alırlar çünkü banka hesaplarıma bloke konulmuş" dediğini aktardı. Yılmaz, ilçe başkanının bu konuşmada müvekkilini "Seni kim alabilir? Senin mekanını Cumhurbaşkanı açtı" şeklinde yanıt verdiğini ancak bu kısmın dosyada sansürlendiğini iddia etti.
19.00 | KAPKİ'NİN AVUKATI KONUŞTU: 'ETKİN PİŞMANLIK SÜRECİNE ANA SAVUNMAMIZDA DEĞİNECEĞİZ'
İBB Davası'na verilen aradan sonra İBB'ye bağlı Kültür AŞ ve reklamlara yönelik iddialarla yargılanan sanıkların avukat taleplerine geçildi.
Soruşturma sürecinde birden fazla kez etkin pişmanlık ifadesi veren ancak dava başlamadan bir hafta önce, verdiği ifadelerin baskı altında ve yönlendirmeyle alındığına yönelik dilekçe sunan iş insanı Murat Kapki'nin avukatı Fikret Aras, tahliye talebi için konuştu.
"Usulüne uygun olmayan etkin pişmanlık ifadesi alma girişimleri var. Ölçüsüz el koyma talepleri var. Bunlara ilişkin süreçlere, savunma kısmımızda daha detaylı değineceğiz"
"30 yıl Cumhuriyet Savcılığı yaptım. İşleyişin nasıl olduğunu biliyorum ama bu davada işleyişin çok farklı olduğunu gördüm. Daha önce bu kadar uzun iddianame yazma kültürü yoktu, Balyoz-Ergenekon'dan sonra başladı. Hizbullah iddianamesi 108 sayfa, İBB iddianamesi 4 bin sayfa. Müvekkilimizin adını aratınca binlerce sayfada çıkıyor"
"Müvekkilimin Murat Ongun'la 1-2 konuşması olmasına rağmen onun altında örgüt üyesi olarak yargılanıyor. İhaleye fesat karıştırma suçlamasıyla yargılanıyor ama bunu kamu görevlileri işleyebilir. Benim müvekkilim kamu çalışanı değil. Dolandırıcılık suçlaması da yöneltilmiş. Bu suç satın almayla oluşur ama müvekkilim kiralama yapıyor. Rüşvet iddiası var, kamu kurumuna para vermekle bu suçlamanın tarafı olamazsınız. Bir de aklama suçlaması var. Dosyada anlatım tamamen magazinsel. Dosyada bu suçlar olsa bir televizyon kanalı davayı tamamen yayınlardı"
"Ergenekon'da da Kuddusi Okkır diye bir iş insanı vardı. Tıpkı müvekkilim gibi örgüt kasası olmakla suçlandı. Vefat edince cenazesini belediye kaldırdı. Bu dosyada reklamcılardan sadece müvekkilim tutuklu, diğer hepsi tahliye oldu"
18.20 | DURUŞMA TEKRAR BAŞLADI
Duruşma aradan sonra tekrar başladı. Avukatların beyanları devam ediyor.
17:00 | DURUŞMAYA ARA VERİLDİ
Seza Büyükçulha'nın avukatı Kaptan Yılmaz'ın tahliye talebinin ardından duruşmaya bir saat ara verildi. İBB Davası, eski İBB Kültür AŞ'nin Genel Müdürü ve iş insanı Serdal Taşkın'ın avukatının savunmasıyla devam edecek.
16:30 | İMAMOĞLU'NUN KAYINBİRADERİ OLMA SUÇU
Tahliye taleplerinde 58.sıra Ekrem İmamoğlu'nun kayınbiraderi, Dilek Kaya İmamoğlu'nun kardeşi Cevat Kaya'nın avukatı Murat Öksüz'e geldi. Kaya'nın isminin yaklaşık 4 bin sayfalık iddianamenin 2 buçuk sayfasında geçtiğini belirten Öksüz, "Bu örgüt olduğu iddia edilen yapı, 143 tane eylem gerçekleştirmiş; müvekkilimin hiçbir eylemin içinde adı dahi geçmiyor. Böyle tembel bir örgüt üyesiyle karşı karşıyayız, bir kere bunu bilelim" diye konuştu.
Kaya'nın gözaltına alınıp tutuklanma gerekçesine ilişkin konuşan Öksüz, "26 Nisan sabahı gözaltına alındığında, aslında müvekkille alakalı savcının elinde en ufak bir delil yokmuş. Demişler ki: "Cevat Kaya... Cevat Kaya kimdir? Ekrem İmamoğlu'nun kayınbiraderidir. Alalım bunu, bakalım; onu da sonunda tutuklarız.' Gerçekten de tutukladılar" ifadelerini kullandı.
İddianamede, Kaya hakkındaki mal varlığı artışı iddialarına da değinen Öksüz, ortada suç teşkil eden bir gelir kaynağına dair tespit bulunmadığını, müvekkilin ne Beylikdüzü Belediyesi ne de İBB ile herhangi bir ticari ilişkisinin olmadığını belirtti. Kaya'nın yaklaşık 40 yıllık iş hayatına sahip, aileden gelen köklü bir tekstil şirketini yöneten ve kamu ile bağlantısı olmayan bir iş insanı olduğunu vurgulayan Öksüz "Başsavcılık gözünden baktığımda aslında müvekkilin bir suçu olduğu kanaatine vardım. Nedir müvekkilimin suçu? Müvekkil bundan yıllar yıllar önce kız kardeşinin evliliğine müsaade ederek Başsavcılık nazarında suç işlemiş. Çünkü müvekkil Ekrem Bey'in kayınbiraderi olmasa, şu anda işinde gücünde hayatına devam eden bir insandı" dedi.
''İSNATLARIN BÜYÜK KISMI YOK''
İBB Genel Sekreter Yardımcısı Arif Gürkan Alpay'ın avukat Ahmet Kemal Kumkumoğlu ise müvekkili Alpay'ın İBB'de 28 yıllık kamu görevlisi olduğunu vurgulayarak, "Müvekkilim neden tutuklandığını, neyle suçlandığını anlamakta zorlanıyor" dedi. Soruşturma sürecinde yöneltilen çok sayıda iddiadan yalnızca birinin iddianamede yer aldığını belirten Kumkumoğlu, "8 gün gözaltı, aylarca tutukluluk yaşandı ama bugün o isnatların büyük kısmı yok" ifadelerini kullandı.
Tutuklama sürecine de dikkat çeken Kumkumoğlu, sevk yazısının yetersizliğini "2,5 satırlık bir gerekçeyle tutuklama olmaz" sözleriyle eleştirdi. Müvekkiline yöneltilen suçlamaların somutlaştırılmadığını belirterek, "Biz hâlâ neye karşı savunma yaptığımızı bilmiyoruz, genel bir isnatla karşı karşıyayız" dedi. Ayrıca iddianamede adı geçmeyen eylemlerle sonradan ilişkilendirildiğini vurgulayan Kumkumoğlu, "100 sayfa anlatımda adı yok, sonra bir anda suçlamanın içine dahil ediliyor" ifadelerini kullandı.
"MASAK raporu var deniyor, BDDK raporu var deniyor ama dosyada bunlar yok" diyen Kumkumoğlu, HTS ve baz kayıtlarının da eksik olduğunu ve savunmanın bu nedenle kısıtlandığını belirtti. Gizli tanık beyanlarına ilişkin için ise "denetlenemez, soyut iddialar" eleştirisinde bulundu.
16.20 | "İKİ MUSTAFA KELEŞ KARIŞTIRILDI" İDDİASI
Tutuklu Fatih Keleş'in oğlu Mustafa Keleş'in avukatı Sadık Ömer Cennetoğlu, dosyada aynı isimli iki kişi bulunduğunu belirterek karışıklık yaşandığını söyledi. Müvekkiline ait talepler ve delillerin diğer Mustafa Keleş'e ilişkin işlemlerde kullanıldığını ifade eden Cennetoğlu, iki ismin birbirini tanımadığını ve aralarında herhangi bir bağlantı bulunmadığını vurguladı.
Cennetoğlu, "Mustafa, beyanlarda yer almadığı gibi, tutukluluğa gerekçe gösterilebilecek somut bir delille de yargılanmıyor. Bu sebeple hangi delilleri karartabileceğini biz bilemiyoruz. Çünkü hakkındaki veriler en fazla SGK kayıtlarıdır; bunları tahrip edemeyeceği ve değiştiremeyeceği, devletimizin bu konuda güçlü olduğu varsayılırsa mümkün gözükmemektedir" dedi.
15:30 - GÜLİBRAHİMOĞLU'NUN ŞİRKET ÇALIŞANLARI VE CEBECİ MADEN BÖLGESİ İLE İLGİLİ İDDİALAR
İBB Davası, verilen aradan sonra avukatların tahliye talepleriyle devam ediyor. Talepler, firari Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketinde çalışanların avukatlarıyla devam ediyor.
107 tutuklu sanıktan 53.sü, Gülibrahimoğlu'nun şirketinde çalışan ve Cebeci Maden Bölgesi'ndeki izinsiz faaliyetlere yönelik iddialarla suçlanan Yağmur Cansu Yeşilyurt'un avukatı Metin Çetintaş da tahliye talebinde bulundu. Savunmasında Cebeci'deki tüm faaliyetlerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve ilgili kamu kurumlarının denetiminde yürütüldüğünü, dolgu ve güvenlik çalışmalarının da yine resmi yazışmalarla yürütüldüğünü belirtti.
"Müvekkilim yalnızca 2004'ten bu yana kadrolu çalışan bir isim. Sanki bir hayali maden soyma şirketi varmış gibi bir örgüt oluşturmuşlar. Bakınız, bütün bu belgeler sayın savcılarımız tarafından niye getirtilmemiş? Niye dosyasına koyulmamış? Bu mevzuatı sayın savcılarımız bilmiyorlar mı? Şimdi bunlar gözden kaçırılıyor. Çünkü bu şahısların, kurumların burada etkili yetkili gösterilen şahısların hiçbirinde ne ifadesi var, ne beyanları var, ne şikayetleri var. Benim müvekkilimle ilgili dosyada hiçbir şikayet yok. Şikayetçi beyanı yok. Sanık ifadesi yok. Tanık ifadesi yok. MASAK raporu yok. Bir HTS kayıtları diye uydurma bir delil uydurmuşlar. Bir ilçe bazında sinyal veriyormuşuz. Hepiniz biliyorsunuz, arkadaşlar da meslektaşlar da söylediler, bu bir delil değil."
İBB BORSASIYLA GÜNDEME GELEN İSMİN AVUKATINDAN GÜLİBRAHİMOĞLU İÇİN DİKKAT ÇEKEN SÖZLER
Daha sonra sıra, İBB Borsası iddialarında ismi geçen avukat Mehmet Yıldırım'ın, kendisini cezaevinde ziyaret ederek Fatih Keleş'in kardeşine sarı zarfta para verdiğini söylemesini istediği öne sürülen Yener Toruner'e geldi. CHP lideri Özgür Özel, söz konusu avukatın, Gülibrahimoğlu'nun şirketinde çalışan Toruner'e "Kızının düğününe kadar çıkabilirsin. Oğlun da İBB'de çalışıyor, o da alınabilir" dediğini öne sürerken avukatı Ahmet Keskin ise savunmasında bu iddialarla ilgili konuşmadı.
Avukat Keskin, Torunler'in örgüt şemasında yer almadığı, üye olarak gösterilmediği halde örgüt üyeliği kapsamında tutuklandığı, sonrasında ise bu suçtan sevk dahi edilmediğini söyleyerek "garanti olsun" diye bu suçlamaya da değineceklerini söyledi.
Torunler'in uzun yıllardır CHP üyesi olmasına rağmen mahalle delegeliği dahil hiçbir parti görevinde bulunmadığı belirten Keskin, "Partiyi ele geçirmeyi hedefleyen bir örgütün üyesi olduğu iddia edilen kişi, partide en basit görevleri dahi almamış. Mahallede delege olmuyor, ilçede yönetici olmuyor, ilde delege olmuyor, kurultayda delege olmuyor. Ya bu nasıl örgüt üyesi?" diye konuştu.
Avukat Keskin, İmamoğlu ve yakın çevresiyle ilgili jet iddialarıyla da gündeme gelen firari Murat Gülibrahimoğlu hakkında şunları söyledi:
"Gülibrahimoğlu zaten çok eskiden beri AKP İl Başkan Yardımcısı olmasından kaynaklı bakanlarla, milletvekilleriyle görüşen; TÜRGEV'den, İHH'dan, TÜGVA'dan aldığı teşekkür belgeleri olan birisi. Dolayısıyla bu siyasetçilerle sürekli oturup kalkan birisi. Müvekkilin, belediye değiştikten sonra Murat Gülibrahimoğlu'nun yeni belediyecilerle kurduğu ilişkiyi bir örgüt olarak tanımlaması mümkün değil. Bu şirket çalışanlarının hiçbirinin bunu örgüt olarak tanımlaması mümkün değil. Eğer bunu örgüt olarak tanımlarlarsa, daha önceki dönemdeki ilişkileri de örgüt olarak tanımlamak zorunda kalırlar."
Torunler'in yine örgütün amaçlarından olduğu iddia edilen maddi zenginleşmeyi de sağlayamadığını ve borçlarını ödemeye devam ettiğini belirten Keskin ayrıca, Torunler'in Cebeci Maden Sahası'nda herhangi bir görev, yetki ya da bilgisi bulunmadığı, yalnızca sınırlı sayıda güvenlik personelinden sorumlu olduğunu söyledi.
14.57 I DURUŞMA YENİDEN BAŞLADI
Duruşma aradan sonra tekrar başladı. Tutuklu Yağmur Cansu Yeşilyurt'un avukatı tahliyeye ilişkin beyanda bulunuyor.
14.10 I "DELİL YOK, SADECE ZAN VAR"
Tutuklu iş insanı Hasan Tahsin Sönmez'in avukatı Halit Bostancı, müvekkiline yöneltilen "paravan şirket" ve sahte fatura suçlamalarının somut delile dayanmadığını savundu. Sönmez'in kendi adıyla faaliyet gösteren bir işletmesi dahil toplam dört şirketi bulunduğunu belirten Bostancı, bu durumda ayrıca bir paravan şirket kurmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ifade etti.
2019'da kurulan söz konusu şirketin Sönmez'e ait olduğuna dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığını vurgulayan Bostancı, şunları söyledi:
"Haliyle bu şartlar altında Hasan Tahsin'e suç isnat edilmesi tamamen senaryoya dayanıyor. Bunun ötesinde bir şey söylemek ne yazık ki mümkün değil. Yani bir delil olacak ki bunu tartışabileceğiz; ortada bir delil yok, sadece bir zan var ve bunu tartışmamız bizden isteniyor; ancak olmadığını söyleyebiliyoruz. Soruşturma makamı bu soruşturmalarda taraf gibi hareket etmiştir."
12.30 | ''SANKİ OLAYIN İÇERİSİNDE O DA VARMIŞ GİBİ İFADE EDİLİYOR''
Avukatların savunmaları, dosyada firari olan Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketinin çalışanlarıyla devam ediyor.
Tutuklu yargılanan Ahmet Güldü'nün avukatı Ahmet Keskin, Güldü'nün şirkette "ofis görevlisi" olarak çalıştığını ve basit işlerden sorumlu olduğunu belirtti. Keskin, Gülibrahimoğlu'nun şirket çalışanlarının süreçlerde sorumlu olmadığını şu sözlerle açıkladı:
"Gülibrahimoğlu, AKP il başkan yardımcılığı da yapmıştır. Dolayısıyla milletvekilleriyle, parti yetkilileriyle görüşmesi, konuşması, siyasetle iç içe olması, diyalog halinde olması çalışanları açısından da sürpriz bir durum değil. Dolayısıyla bu şirketin çalışanlarının belirli bir tarihten sonra "Acaba bizim patron bir örgüte üye mi oldu? Acaba bizim yaptığımız bu işler bu örgüte yardım anlamına mı geliyor?" gibi bir kuşkuya kapılması ve devamında hal ve tavır değiştirmeleri de çok olanaklı değildir"
Ekrem İmamoğlu'nun lise arkadaşı olan ve firari Gülibrahimoğlu ile sosyal ilişkisi olduğu belirtilen tutuklu Hakan Karanis'in avukatı Ahmet Kurtuluş ise müvekkili hakkında somut delil bulunmadığını belirterek tahliye talep etti. İddianamede suç olarak yöneltilen para transferlerinin borç ilişkisi olduğu ve banka kayıtlarıyla paralel olarak geri ödendiğini belirten Kurtuluş, "Cebeci maden sahasıyla alakalı müvekkille ilgili sanki olayın içerisinde o da varmış gibi ifade ediliyor ama müvekkilin orada ne bir talimatı, ne bir bulunması, ne de herhangi bir şirketle bağlantısı veya bir kişiyle ifadesi mevcuttur" diye konuştu.
"MÜVEKKİLİM SADECE TANIK BEYANIYLA 9 AYDIR TUTUKLU"
Tutuklu iş insanı Turgay Tokdemir'in avukatı Serhat Aydoğan, müvekkilinin yaklaşık 9 aydır yalnızca tanık beyanına dayalı olarak tutuklu bulunduğunu belirtti. Aynı iddialarla yargılanan bazı sanıkların gözaltına alınmadığını vurgulayan Aydoğan, bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ifade etti.
Aydoğan, "Sayın Başsavcının daha önce yaptığı açıklamada, 'Bizim elimizde belgeler var, sadece tanık beyanıyla kimseyi tutuklamıyoruz' demesine rağmen, biz huzurdaki dosyada sadece tanık beyanıyla tutukluyuz" diyerek tahliye talep etti.
ATANDIĞI İDDİA EDİLEN AVUKAT'IN 2021'DE SOYTEKİN'İN DURUŞMASINA GİRDİĞİ ORTAYA ÇIKTI
Ekrem İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan, etkin pişman olduktan sonra tahliye olan fakat sonrasında yeniden tutuklanan Adem Soytekin'in beyanları üzerine tutuklandı.
Adem Soytekin ifadesinde "Mehmet Pehlivan bu konuşmasında (YTT hukuk bürosunda katıldığı iddia edilen toplantı) herkese hangi avukatım atandığının belli olduğunu, bana Onur'un atandığını..." söylemişti.
Adem Soytekin'in kendisine atandığını iddia ettiği avukat Onur Büyükhatipoğlu ile avukat müvekkil ilişkisi ve tanışıklıklarının 2014 yılına dayandığı öğrenildi.
Hatta avukat Onur Büyükhatipoğlu'nun 2021 yılında Adem Soytekin'in firması ASOY İnşaat'ın vekili olarak duruşmaya katıldığına dair tutanak dosyaya sunuldu.
Adem Soytekin'in mal varlığına tedbir konulmasına ilişkin Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı bireysel başvuruda da avukatlık görevini halen Onur Büyükhatipoğlu yürütüyor.
İfadelerinin savcılık makamınca bile tartışmalı olduğu belirlenen Adem Soytekin'in Avukat Mehmet Pehlivan'a ilişkin beyanları dosyaya sunulan resmi evrakla çürütülmüş durumda.
DURUŞMAYA ARA VERİLDİ
Savunmaların ardından duruşmaya ara verildi. Mahkeme 14.30'da yeniden bir araya gelecek.
12.00 |"KOPYALA-YAPIŞTIR HATASI" İDDİASI: "SUÇLAMA MADDİ HATAYA DAYANIYOR"
Tutuklu sanık Adem Başer'in avukatı Selcan Akar, iddianamede müvekkiline yöneltilen en ağır suçlamanın "maddi hata"ya dayandığını savundu. Akar, Eylem 59 bölümünde Başer'in 2 milyon doları çekerek "örgüte" aktardığı yönündeki değerlendirmenin dosyada hiçbir beyan ya da delille desteklenmediğini belirtti.
Tanık ifadelerinde de bu yönde bir anlatım bulunmadığını vurgulayan Akar, söz konusu anlatımın başka bir kişiye ait ifadeden "isim hatasıyla" müvekkiline yazıldığını öne sürdü. Bu hatanın, Başer'in "aktif örgüt üyesi" gibi gösterilmesine yol açtığını belirten Akar, iddianamedeki bu değerlendirme ve buna dayanan suçlamanın derhal kaldırılmasını talep etti.
Akar, "Bu hatanın, az önce meslektaşlarımın da bahsettiği gibi bir 'kopyala-yapıştır' hatası olduğu düşünülüyor" dedi.
11.35 | "SUÇLAMANIN GERÇEK NEDENİ, İMAMOĞLU'NUN AVUKATI OLMASIDIR"
Avukat Tora Pekin, tutuklu Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan adına tahliyesine ilişkin beyanda bulundu. İki gündür söz alan tüm avukatların, Pehlivan için tahliye çağrısında bulunduğunu anımsatarak sözlerine başlayan Pekin, "Biz ayrıcalık istemiyoruz. İtirazımız; avukatlığın suç olarak görülmesine, avukatlık meslek faaliyetinin suçlama ve tutuklama nedeni sayılmasına yöneliktir" dedi.
Mehmet Pehlivan'a yöneltilen suçlamanın gerçek nedeninin, Pehlivan'ın Ekrem İmamoğlu'nun avukatı olması olduğunu söyleyen Pekin, "Açıkça ifade edilmese de, isnadın temelinde bu avukatlık faaliyeti bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.
Avukatlık Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca Mehmet Pehlivan hakkında soruşturma izni alınmasının zorunlu olduğunu belirten Pekin, "Ancak bu izin alınmaksızın soruşturma yürütülmüş ve iddianame düzenlenmiştir. İlerleyen aşamada daha ayrıntılı açıklayacağımız üzere, savcılığın isnat edilen suçun niteliğini gerekçe göstererek bu itirazı reddetmesinin hiçbir yasal dayanağı bulunmamaktadır. Soruşturma izninin alınmamış olması, Mehmet Pehlivan yönünden yürütülen soruşturma ve kovuşturmayı temelden sakatlayan ciddi bir usul eksikliğidir. Bu hususun da mahkemenizce değerlendirilmesini talep ediyoruz" şeklinde konuştu.
Pekin, sözlerine şöyle devam etti:
"Tutuklamaya dayanak gösterilen iki sözde delil niteliğindeki beyanı açıklığa kavuşturmak istiyoruz.
Bunlar, Servet Yıldırım ve Adem Soytekin'in itirafçı sıfatıyla verdikleri ifadelerdir. Özellikle vurgulamak isteriz ki, Mehmet Pehlivan'ın tutuklanmasının yegâne dayanağı bu iki kişinin beyanlarıdır."
Pehlivan'ın tutuklanmasına neden olan Adem Soytekin ve Servet Yıldırım'ın ifadelerine değinen Pekin, şunları söyledi:
"Savcılığın işine yaradığı sürece bu beyanlar geçerli sayılmakta, bu beyanlarla insanlar tutuklanmakta; ancak savcılığın işine yaramadığı noktada ise aynı beyanlar güvenilmez ilan edilerek bu kez beyan sahibi tutuklanmaktadır. Bu yaklaşımın hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşması mümkün değildir.
Bizce avukatlık suç değildir ama bu şekilde bir icra edilen savcılık, suçtur. Bu yaklaşımın kabul edilmesi mümkün değildir. Başına 'örgüt' ibaresi eklenmesi, bu faaliyetleri avukatlık mesleğinin dışına çıkarmaz. Bir kez daha açıkça ifade ediyoruz: Avukatlık suç değildir.
Bize göre, bir ceza mahkemesi yargıcı için bir insanın özgürlüğünü elinden almaktan daha önemli hiçbir şey olamaz. Bir ceza mahkemesi yargıcı için bir insanın özgürlüğünü elinden almaktan daha önemli hiçbir şey olamaz. Bir insanın özgürlüğü hakkında karar vermekten daha önemli bir görevleri var mı?
Bunu niye söylüyorum? 12 Aralık 2025'te 106 tutuklu, 31 Mart 2026'da arada bir eklemeyle 107 tutuklu. Sıfır tahliye. Dört ayda tek bir kişiyi dahi bırakmadınız. Dört karar verdiniz. Hiçbirinde gerçek bir gerekçe yok. Hiçbir bireyselleştirme yok. Tutukluluğun devamı nedenleri somut değil, olgusal dayanak yok.
''CTRL+C, CTRL+V İLE YALNIZCA KARAR VERMİYORSUNUZ''
Müvekkillerim dışında kimse adına konuşamam, konuşmayacağım. Ancak bir tahmin olarak, hem de güçlü bir tahmin olarak şunu söyleyebilirim: Bu salonda verdiğiniz kararlar nedeniyle, heyetiniz hakkında bir tek kişinin bile 'Bu yargıçlar, bir insanın özgürlüğünü elinden almaktan daha önemli hiçbir şey olmadığına gerçekten inanıyor' diye düşündüğünü sanmıyorum.
9 Ocak 2026: Altı satırlık sözde bir gerekçe, tutukluluğun devamı.
6 Şubat 2026: Yine aynı. Adeta kopyala-yapıştır; Ctrl+C, Ctrl+V, tutukluluğun devamı.
6 Mart 2026: Bir kez daha Ctrl+C, Ctrl+V, tutukluluğun devamı.
Hatta harflerin böyle denk gelmesi bile ayrı bir ironi oldu. Ctrl+C, Ctrl+V ile yalnızca karar vermiyorsunuz; adeta CV'nizi, yani özgeçmişinizi de bu kararlarla yazıyorsunuz. Üstelik o kadar ki, ilk kararda 'sanıklar' yazmışsınız, ikinci kararda yine 'sanıklar', üçüncü kararda yine 'sanıklar'. 107 kişi için tek bir kelime kullanıyorsunuz; onu da yanlış yazıyorsunuz. Bize sorarsanız, gelin özgeçmişinizi böyle yazmayın.
Gelin, insanlar bu ülkenin kendisine saygısı olan, işini düzgün yapan yurttaşları olarak sizinle ilgili şunu söyleyebilsin: 'Bu yargıçlar için insan özgürlüğünden daha önemli bir şey yoktur.' Bu nedenle, dosyadaki haksız tutukluluk halinin derhal sonlandırılmasını talep ediyoruz."
11:00 | AVUKATLARIN TAHLİYE TALEPLERİ BAŞLADI
İlk sözü alan tutuklu Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz'ün avukatı Faruk Rüştü Şahingöz, Akyüz'ün Eylem 21'deki Capacity AVM'ye ilişkin suçlar nedeniyle 340 gündür tutuklu olduğunu ancak dosyada para transferi, HTS kaydı, teknik takip, kamera görüntüsü ya da mal varlığı artışı gibi maddi delillerin bulunmadığı ifade etti. Suçlamaların çelişkili müşteki ifadeleri, etkin pişmanlık beyanları, kimliği belirsiz gizli tanık ve hukuka aykırı ses kaydına dayandığını belirten Şahingöz, Capacity AVM dosyasında müşteki tarafın daha önce mahkemeye gerçeğe aykırı belge sunduğunun tespit edildiğini de söyleyerek tahliye talep etti.
Tutuklu iş insanı Hüseyin Köksal'ın itirafçı şoförü Servet Yıldırım'ın isminden dolayı kadın sanarak bir YouTube kanalında hakkında çeşitli iddialarda bulunduğu İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu'nun avukatı Nevzat Kaan Karcılıoğlu, "Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen tutuklama kararında gösterilen gerekçe, delil, tanık, hatta eylem, orada ne varsa, bu iddianamede yok" diye konuştu.
Tutuklama kararının, daha önce yanlış beyanlarda bulunduğu ortaya çıkan iki kişinin "duyuma dayalı" beyanlarına dayandırıldığı, bu kişilerin iddianamede tanık olarak dahi yer almadığını ifade eden Karcılıoğlu ayrıca, tutuklama kararında "usulsüzlüğe göz yumma" iddiası yer alırken, iddianamede "ruhsat verilmesi" üzerinden değerlendirme yapıldığına dikkat çekti.
10.40 | SIRRI KÜÇÜK'ÜN EŞİ: "HAZIRLAN YARIN ALACAĞIM SENİ''
Tutuklu sanıklar salona getirildikten sonra 14'üncü oturum başladı. Duruşma Savcısının dün tahliye talep ettiği Sırrı Küçük'ün eşi "hazırlan yarın alacağım seni" diyerek ses yükseltti.
Tutuklu Sanık avukatlarının tahliyeye yönelik beyanları devam ediyor.
DAVADA DÜN NELER OLMUŞTU?
Dünkü oturumda savcı, tutukluluklara ilişkin mütalaasını açıklamıştı.
Savcılık, Özgür Karabat'ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç AŞ çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Evren Şirolu, Ekrem İmamoğlu'nun özel kalem müdürü Kadriye Kasapoğlu, iş insanı Ali Üner, İETT özel halk otobüsü işletmecisi Ebubekir Akın ve İSPER büro personeli Davut Bildik hakkında tahliye talep etti.
"BABASI DEMANS OLDU, KIZINI HATIRLAMADIĞI İÇİN ZİYARET EDEMİYOR"
Duruşma Savcısının tahliye talep ettiği Ekrem İmamoğlu'nun Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu'nun avukatı Mehmet Can Seyhan, dünkü duruşmada söz alan son isim oldu. Kasapoğlu'nun 300 günden fazla süredir tutuklu bulunduğuna dikkat çeken Seyhan, "Müvekkilimi, Ekrem İmamoğlu'nun telefonunu sakladığı iddiasıyla tutuyorsunuz ama telefon Sayın İmamoğlu'nun değil; telefon belediyenin telefonudur. Bahsedilen telefon belediye demirbaşıdır. Sayın İmamoğlu'na ait olduğu iddia edilen bu telefon, aslında özel kalemdeki personel tarafından yanıtlanan ve kullanılan bir telefondur. Şifresizdir. Sayın İmamoğlu'nun bizzat kullandığı bir telefon değildir" dedi.
Kasapoğlu'nun da henüz haberinin olmadığı bir durumdan da bahseden Seyhan, "Kadriye Hanım kusura bakmasın; şimdi söylemeyeceğiz de ne zaman söyleyeceğiz bunu? Sayın Başkan, müvekkilimizin babası kendisi cezaevindeyken demans oldu. Cezaevine gidip geliyordu daha öncesinde ama artık gelemiyor; çünkü babası artık kızını hatırlamıyor. Rahatsızlığı maalesef artmaya devam ediyor. Geçenlerde telefonda "Kim bu arayan?" diye sormuş, "Kadriye, kızın" diye hatırlatmışlar. Belki de vereceğiniz tahliye kararı, bir babanın kızını son bir kez hatırlamasına vesile olacaktır" diye konuştu.
Dün, şu ana kadar savunma yapan 17 kişinin yanında 25 tutuklu sanığın avukatlarının tahliye talepleri alınırken bugün de şu ana kadar savunma yapmayan toplam 65 tutuklu sanığın avukatlarının tahliye talepleri devam ediyor.