2026.08.25 11:02 Son Güncellenme: 2026.08.25 20:31 - GÜNDEM
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 414 sanıklı İBB davası, 69. duruşma gününde tutuksuz sanıkların savunmalarıyla devam ediyor. İBB davasının kilit isimlerinden olan ve 7 kez etkin pişmanlık ifadesi veren Ertan Yıldız savunma yapmak için kürsüye geldi. İmamoğlu, Yıldız'a peş peşe soru yöneltti.
Cumhuriyet'ten Engin Deniz İpek'in haberine göre, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında olduğu 53'ü tutuklu 414 sanıklı İBB davasının 69'uncu günü, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'ne inşa edilen yeni duruşma salonunda, tutuksuz sanıkların savunmalarıyla devam ediyor.
Duruşmaya tutuksuz olarak yargılanan etkin pişmanlıkçı eski İBB İştirakler Sorumlusu Ertan Yıldız da katıldı. Verdiği etkin pişmanlık ifadeleri pek çok kişiye tutuklanma sebebi olarak yöneltilen Yıldız, ilk kez savunma yapıyor.
Ertan Yıldız için, dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olan Adalet Bakanı Akın Gürlek, "İBB soruşturmasının dönüm noktası Ertan Yıldız'ın itirafçı olması" diye konuşmuştu.
İşte duruşmada anbean yaşananlar...
İmamoğlu'nun sorularının ardından Aykut Erdoğdu, Yıldız'a soru sormak için söz aldı.
Aradan sonra tutuklular ve avukatlar, Yıldız'a sorularını yöneltmeye başladı.
İlk olarak İmamoğlu'nun danışmanı ve Medya AŞ Y.K Başkanı Murat Ongun söz aldı. Yıldız'ın ifadesinde "Beni aradı, Bebek Otel'de kahvaltıya davet etti. Reklam alanları ihalesi konuşuldu, İlbaklar ile Murat Ongun yüzde 10'da anlaştılar" ifadesini hatırlatarak, "Bu durumda siz de dahil olmak üzere biz ihaleye fesat karıştırmış oluyoruz" dedi. Yıldız ise, "Ben bu konuyla ilgili davet edildiğimi bilmiyordum" yanıtını verdi.
Ongun daha sonra, Yıldız'ın bir ifadesinde "Medya AŞ ve Kültür AŞ kapalı devre yürüyen şirketlerdir" cümlelerini hatırlatarak, "Kapalı devre işler yürür derken kime kapalı? Size mi kapalı? Kime kapalı? Yani nasıl kapalı? Size kapalı. Peki, Kültür ve Medya AŞ; İBB müfettişlerinin, Sayıştay'ın, İçişleri ve Ticaret Bakanlığı müfettişlerinin denetimine açık mı?" diye sordu. Yıldız ise "Açık, diğer iştirak şirketlerinden bir farkı yok" dedi.
Daha sonra, Ongun'un sorduğu sorular ve Yıldız'ın verdiği cevaplar karşısında sık sık güldüğü görülen Ekrem İmamoğlu, soru sormak için söz aldı. İmamoğlu ve Yıldız arasındaki soru cevaptan öne çıkan kısımlar şöyle oldu:
İmamoğlu: Bana bir ziyaretinde ya da buluşmamızda, bana "Firmamda, yani vermiş olduğum firmamla yaptığımız sözleşme gereği ben aynı sektörde iş yapan bir firma kuramam, sözleşmesine madde koydular. Onun için ben böyle bir firma kuramadığım için, aramızdaki o dönem çalışan insanlarla firma kurdum. O firma, şu anda aslında benim. Ama o insanlar çalıştırıyor. Bu firma bana şu anda bize direkt iş yapmıyor ama bize çalışan bir firmaya iş yapıyorlar, bunu bilmeni isterim" diye bir bilgi verdin mi?
Yıldız: Cevap vermek istemiyorum sayın başkanım.
İmamoğlu: Peki, ben aldım cevabımı. Kendisi ifadesinde benim gizlice bir firmanın ortağı olduğumu söylemişti, o nedenle soruyorum.
İmamoğlu: İBB ile ilişkimi 2024 seçiminden sonra kestim dediniz. İstanbul Yönetim A.Ş'deki görevinizden ne zaman ayrıldınız?
Yıldız: Tutuklandığımda İYA Başkanı'ydım.
İmamoğlu: Yani siz İBB ile ilişkinizi hiç kesmediniz. İştiraklerle 15 günde bir icra kurulu toplantıları yapmaz mıydınız?
Yıldız: Yalnızca 2 kez toplantı yaptım. Normal toplantılardı.
İmamoğlu: O zaman tembelmişsiniz.
Bu esnada Yıldız, İmamoğlu'na soru sormak isteyince İmamoğlu, "Sen bana soru soramazsın. Sormak istiyorsan, eğer yapabilirsem savunmama gelip orada sorarsınız. İnşallah uygun bir zamanda savunma yapabiliriz, bilmiyoruz tabi" ifadelerini kullandı.
Mahkeme başkanı, Yıldız'ın İmamoğlu'na soru soramayacağını onaylarken "Savunmanız için süre vereceğiz Ekrem Bey" diye konuştu.
İmamoğlu: Örgüt yöneticisi misiniz?
Yıldız: Ben buna cevap verdim.
İmamoğlu: Evet mi hayır mı?
Yıldız: Değilim.
İmamoğlu: Yandaş medya.. Yeni Şafak, Akit gibi medya kuruluşları size 'Gölge başkan' gibi bir tanımlamada bulundu. Ortada örgüt var mı?
Yıldız: Buna ben değil mahkeme karar verecek ama ben yapı hakkında bildiklerimi az önce anlattım.
İmamoğlu, sorularının son bölümünde Yıldız'ın savunmasında bahsettiği Cebeci'deki kaçak döküm iddiasıyla ilgili CİMER'e giden şikayetin üzerine teftiş başlatanın kendisi olduğunu belirterek, "Beni durumdan haberdar etmenle ilgili yalan söylüyorsun. Görevinin üç yıla yakın döneminde hem iştiraklerden sorumlu Yönetim Kurulu Başkanı, İştiraklerden Sorumlu Başkan Danışmanı, hem KİPTAŞ gibi o iş sektöründeki bir firmanın Yönetim Kurulu Başkanı, hem de icrada varsın. Böyle bir kaçak döküm var diye ben senin ağzından tek bir cümle duymadım. Bu durumun hiçbir şekilde yönetime taşınmaması bir yöneticiye yakışmamıştır" dedi.
Yıldız ise mahkeme başkanına seslenerek "Bana sürekli yalancı diyor. Söylemini düzeltmesini istiyorum" diye konuştu.
Yıldız'ın çapraz sorgusunun ardından duruşmaya bir kez daha ara verildi.
Aranın ardından Ekrem İmamoğlu ve diğer tutuklu sanıkların Yıldız'a soru sorması bekleniyor.
Mahkeme başkanı daha sonra Yıldız'a, iddianamede de ismi sıkça geçen "sistem" kelimesini sordu. İkili arasında şu diyalog yaşandı:
Mahkeme başkanı: İfadenizde de bahsetmiştiniz. Bu "sistem" kelimesi ne demek? Ne anlama geliyor?
Ertan Yıldız: Çok açık aslında. Kaynak yaratmak için kullanılan bir yapı. Birkaç ayağı var Boğaziçi bölgesi, medya aşamaları, Cebeci..
Mahkeme başkanı: Nereye kaynak yaratıyorlar?
Yıldız: Çok açık değil mi?
Mahkeme başkanı: Açıkla o zaman.
Ertan Yıldız: İki şey için. Biri siyasi amaçlar diğeri de kişisel zenginleşme.
Yıldız, "ihalelere müdahale ettiği" iddiasını da reddederken İBB İştirakler Koordinasyonu'nun ihalelerin ticari kararlarını veren bir yapı olmadığını savundu.
Görev yaptığı süre boyunca yüz binlerce ihale yapılmasına rağmen bunların hiçbirine müdahale etmediğini belirten Yıldız, "Yaklaşık maliyet bilgilerinin bana verilmesi dahi suç oluşturur. Benim imzaladığım tek bir ihale yok. Bir tanesine bile müdahalem yoktur. Olduğunu da kimse söyleyemez" dedi.
Capacity AVM'deki otopark için rüşvet iddialarına da değinen Yıldız, şikayetçi iş insanı Seyfi Beyaz'ın kendisini rüşvet almakla suçladığını belirtirken bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını savundu. Yıldız, Muzaffer Beyaz'ın kendisini suçlayan ifadelerinin de aralarındaki husumete dayandığını öne sürdü. Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz'ün, deprem riski bulunduğunu belirttiği Capacity AVM'nin sahipleriyle birlikte yanına geldiğini anlatan Yıldız, Akyüz'ün kendisine, "Sen de şahit ol diye getirdim" dediğini aktardı.
Suçlandığı eylemlere ilişkin savunmasının ardından mahkeme başkanı ve savcının sorularını cevaplayan Yıldız, mahkeme başkanının "Ali Sukas işleri organize edip Fatih Keleş'in organize ettiği sisteme paraları aktarmıştır' demiştiniz, bu sistem içerisinde ihalelerden yüzde 10 aktarıldığını belirtmiştiniz. Bunu doğrudan gördünüz mü?" sorusunu "Görmedim, Ali Sukas'ın konuşmalarından öğrendim" diye yanıtladı.
Yıldız, dosyanın firari isimlerinden olan ve Cebeci Maden Sahası suçlamalarının merkezinde yer alan Murat Gülibrahimoğlu'nun İBB içindeki süreçlere dahil olmasının ardından Ekrem İmamoğlu ile aralarında sorun yaşandığını öne sürdü.
Yıldız, Gülibrahimoğlu'nun da bulunduğu bir toplantıda yaşandığını öne sürdüğü bir anlaşmazlığı ise şu sözlerle açıkladı: "İBB'nin zararına, Gülibrahimoğlu'nun şirketinin yararına olacak bir konu hakkında yaptığımız toplantıda 'Gülibrahimoğlu ne diyorsa o olacak, bu benim talimatımdır' dedi ve genel müdürlerin önünde beni ezdi" diye konuştu.
Yıldız, savunmasının devamında Kuzey-Güney Cebeci sahası ile ilgili iddialarda bulunurken söz konusu projede İSFALT'ın yatırım yapmak zorunda olduğunu, 2020-2021 yıllarında 170 bin ton hafriyat dökülmesi için proje hazırlandığını ve MAPEG'in izin verdiğini söyledi. Yıldız, sonraki süreçte ise 5 yıl içerisinde 185 milyon ton hafriyat döküldüğünü, bu kapsamda günde 5 bin tırın döküm yaptığını öne sürdü.
Yıldız, söz konusu hafriyatın ekonomik değerinin 30-35 milyar TL, dönemin dolar kuruyla yaklaşık 800 milyon dolar olduğunu belirtirken "İSTAÇ bu işlemlerden 400 milyon dolar alacaktı, bu gelirden mahrum kaldı" dedi.
Daha sonra suçlandığı eylemlere geçen Yıldız ilk olarak, hakkındaki örgüt yöneticiliği iddiasına yönelik savunma yaparken İBB'nin yönetim şemasından örnekler verdi. Yıldız "Bu örgüt yöneticiliği suçlaması 20'ye yakın eylemi kapsıyor. Örgüt yöneticisi olmadığım anlaşılırsa bu eylemlerden kurtuluyorum" dedi.
İddianamede suçlandığı eylemlerle ilgili konuşmaya devam eden Yıldız, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu'nun İSTAÇ adına çalışma yürüten bir şirketten 1.2 milyon dolar rüşvet alarak Saraçhane'de İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih KELEŞ'e teslim ettiğine yönelik iddiasının doğru olduğunu söyledi:
"Bu iddiamın tamamen arkasındayım. Ekrem İmamoğlu'nun da bundan haberdar olduğunu söyleyeyim. Hatta Aykut Erdoğdu da buradayken şunu da söyleyim, İmamoğlu bize 'Aykut'a dikkat edin. 2 alır 1.5'unu getirir. Kalanı kendine alır' da demişti."
Duruşma bir buçuk saatlik aranın ardından devam ederken İBB'deki veri sızıntısı iddialarında ismi geçen KOBİL firması çalışanlarından Ayhan Güveli savunmasını tamamladı.
Güveli'nin ardından davanın kilit isimlerinden olan ve 7 kez etkin pişmanlık ifadesi veren Ertan Yıldız savunma yapmak için kürsüye geldi. Eski İBB Meclisi İştirakler ve Bağlı Kuruluşlar Komisyonu Başkanı Yıldız, elinde sırt çantasıyla kürsüye geldi.
İddianamede 6 örgüt yöneticisinden biri olarak geçen ve 27 eylemle yargılanan Ertan Yıldız, etkin pişmanlık ifadelerinin ardından kendisine çok sayıda isim takıldığını ve 'kaçacak' dendiğini belirterek "Kaçmadım, buradayım. Bu anı uzun süredir bekliyordum" dedi.
"Ekrem İmamoğlu ile birbirimizi iyi tanıyoruz ancak yakın arkadaş değiliz" diyen Yıldız, İBB'de iştiraklerden sorumlu olduğu 2019-2023 arası dönemde iştirakler konusunda iyi bir performans gösterdiğini ancak kendisinin ayrılmasından sonra iştiraklerin zarar etmeye başladığını ve vergi borcu artışı olduğunu söyledi.
2023'ten sonra İBB Meclisi üyesi olmak için görevinden ayrıldığını belirten Yıldız, bu noktada İmamoğlu ile arasında bir takım sorunların yaşandığını belirterek "Ben İmamoğlu ile birlikte, içinde bakanlığın da olduğu cumhurbaşkanlığı yolunda sonuna kadar gitmek istiyordum ancak güven konusunda eski noktada değildik. İmamoğlu'nun farklı bir çalışma tekniği olduğunu, kendisine dışarıdan finans kaynakları oluşturduğunu görmeye başladım. Beni de o sistemin içerisine sokmaya çalıştılar ancak reddettim" diye konuştu.
Hasan İmamoğlu'nun avukatlarından Nusret Yılmaz'ın savunmasının ardından duruşmaya ilk ara verildi.
Aradan sonra ilk olarak ilk olarak Ayhan Güveli daha sonra etkin pişmanlıkçı Ertan Yıldız ve kendisi gibi etkin pişmanlıkçı olan şoförü Bayram Yıldırım savunma yapacak.
Hasan İmamoğlu'nun yaptığı kısa savunmanın ardından duruşma savcısı, İmamoğlu'na, İmamoğlu İnşaat sahibi Tuncay Yılmaz'ın kendisinden elden para alıp almadığını sordu. Savcı ve mahkeme başkanı, İmamoğlu'na soruyu istemediği takdirde cevaplamayabileceğini söylerken İmamoğlu'nun avukatları da araya girerek soruya tepki gösterdi.
Hasan İmamoğlu, ilgili soruyu avukatlarının cevaplayacağını söylerken duruşma savcısı bunun üzerine İmamoğlu hakkında, eylem 34 kapsamında "aklama" suçundan suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.
İmamoğlu'nun avukatları, sorgu sürerken suç duyurusunda bulunulmasına tepki gösterdi.
Suç duyurusunun ardından Hasan İmamoğlu'nun salonda bulunan üç avukatı, savunmalarına başladı.
Gönül'ün sorgusunun tamamlanmasının ardından mali müşavir Ömer Güngör savunma yaptı. Güngör, rüşvete aracılık iddiasıyla suçlandığını ancak bu kapsamda yer alan para transferlerinin tamamen ticaret kapsamında yapıldığını söyledi.
Ardından kürsüye, Ekrem İmamoğlu'nun babası Hasan İmamoğlu geldi. Torunu Semih İmamoğlu'nun yardımıyla kürsüye yürüyen Hasan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Herkes gibi ticaret yaptık, nezaketlik yaptık. Daire aldık, sattık ama demek ki benim her daire satan her daire alan burada suçlu oluyor. Maalesef Türkiye'de ticaret yapmanın bazı şeyleri şartları varmış. Ticaret hayatımda dikkat ettiğim iki üç şey var: Bir tanesi haram yememek, birisi de çoluk çocuğa haram yedirmemektir. Ama bazı suçlamaları gördüğüm zaman hakikaten kendime hayret ediyorum. Ya bizi yetiştiremedik ya bizi suçlayanlar yetişmediler. Fakat ne gariptir ki ben şimdi pek sevmem emekli maaşıma dahi el konuldu. Bu mahkeme biraz enteresan. Dede, torun, damat üçü bir arada. Suçlar aynı. Suçların aynılığı ise ticaret yapmak. Keşke bize zamanında ticaret yapmanın kanunsuz bir hareket olduğunu anlatsalardı, yapmazdık."
Akit gazetesinde kendisiyle ilgili yaptığı 'Kaynağı belli olmayan parayı yurtdışına havale yaptı' haberine değinen İmamoğlu, şöyle devam etti: "Paranın hem kaynağı belli değilmiş hem de havale yapmışım. Önce 3,5 milyon dolar diyorlar sonra ine ine 380 bin euroya indi o para. Yani yalanların, iftiraların, itiraf adı altında aklandığı bir dönemde yaşıyoruz."
Ben hiç kirli para kazanmadığım için aklanmaya hiç ihtiyacım olmadı. Her zaman düzgün çalıştık, kanunlu işler yaptık diyen Hasan İmamoğlu, Ekrem İmamoğlu'nun babası olduğu için yargılandığını söyledi:
"Ben casus diye suçlanan o oğlumun, Büyükşehir Belediye Başkanı'nın babası olmaktan dolayı yargılanıyorum. Keşke olmasaydı demeyeceğim çünkü gayret memnunum.
Onu casusluk olayıyla yakıştırdılar. Benim doğduğum köy biraz mazisi bir köy. Rus işgalinde burası Rus karargahıydı. Köyde camiye gidip gelirken yaşlı bir adamın öyle pejmürde şekilde durduğunu görürdüm. Sorardım: "Nedir bu Hakkı dayı, niye böyle?" Derdi ki: "Bu Ruslara casusluk yaptığı için, işte casusluk yapanların sonu budur" diye. Bizim ailede, bizim soyumuzda böyle bir şey çıkmadı. Çünkü gazi bir dedenin yetiştirdiği kişiyim ben. O casusluğun ne olduğunu, vatana ihanetin ne olduğunu bize çok güzel anlatırdı."
Maalesef Türkiye'de yalancılık geçim kaynağı oldu" diyen İmamoğlu, kendisinin de yurtdışı çıkış yasağı olduğunu belirterek kendisinin değil ancak torunu Selim İmamoğlu'nun yurtdışı çıkış yasağının kaldırılmasını talep etti. İmamoğlu, sözlerini şöyle noktaladı:
"Bakıyorum benim aldığım 4 daire suçlanıyor. Ben çok daire aldım, 4 daire değil. Sadece Beyazlar'dan da almadım. Ben Vatan Emniyet'e gittiğim zaman '3 daire aldın' dediler. 'Hayır, 4' diyerek ben düzelttim onu. Daire alıp satmanın yasak olduğunu bilmezdim. Bilseydim öyle bir şeyi almazdık hayat boyu. Kendim de üretiyorum ve evlatlarıma vermiş olduğum, bu fiyata vermiş olduğum daireler yüzünden de yargılanıyorlar.. Bir de kayyım denen bir nesne atandı bizim şirkete. Yani 60 yıllık bir ticaret hayatının bu kadar ayağa düşürülmesine üzülüyorum. Çekin bunları.. Ben biraz daha duracaktım ama keseceğim. Az önce salonda bir vatandaş izledim; bu kadar rahat yalan konuşabilen bir insana ben ilk defa rastlaşıyorum ve onları gayet iyi tanıyorum, ortaklığımız da var. Yani keşke bu iş adamlarının bir sicili olsa da onları izleseniz. Hiç sicili temiz olmayanlar kendilerini öyle güzel aklıyorlar ki her yerde.
Bir tane de Milli Eğitim Bakanı'nın atmış olduğu bir iftira var. FETÖ'yle okul yaptığım söylendi. Ben okul yapmadım FETÖ'yle. Tek başıma yaptım. Başaramadım. Türkiye Milli Kültür Vakfı'na bunu sattım. Onlar da başaramadı, FETÖ'ye sattı. Sonunda devlete kaldı. Yine hizmetimiz hizmettir. Artık bu mahkemelere gidip gele gele oğlumu izlemek bana hoş gelmiyor. Suçlular suçsuz, suçsuzlar suçlu, itiracılar itirafçı. Kendilerini aklayıp aklayıp çıkıyorlar onlar."
Beyaz'ın avukatlarıyla tamamlanan sorgusunun ardından geçmişte İmamoğlu İnşaat'ın projelerinde şantiye şefi olarak görev yapan Baran Gönül, savunma yapmak için kürsüye geldi.
Dilek İmamoğlu'ndan satın aldığı dairelerle ilgili konuşan Gönül, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dilek İmamoğlu'ndan satın aldığım üç daireyle ilgili MASAK tespitine göre bu daireleri toplam 10 milyon lira bedelle satın aldım. MASAK raporunda bu dairelerin yaklaşık 9 milyon liraya satılmış gibi göründüğü ve yaklaşık 900 bin liralık fark bulunduğu belirtiliyor ancak bu hatalı bir tespit. Resmi tapu satış senetlerini dosyaya sundum. Tapu kayıtları incelendiğinde gerçek satış bedellerinin MASAK raporundaki gibi olmadığı ortaya çıkacaktır."
Gönül'ün kısa savunmasının ardından Ekrem İmamoğlu, soru sormak için söz aldı. "Tüm ailemi itham altında bırakan vahşi bir süreçle karşı karşıyayız diyen İmamoğlu, Gönül'e kendisini ve ailesini tanıyıp tanımadığını sordu. Gönül, Dilek İmamoğlu'nu tanımadığını kendisini ise yalnızca şantiyede ayaküstü gördüğünü söyledi. İmamoğlu, Gönül'ün kendi firmalarıyla gayriresmi bir ticarette bulunup bulunmadığını sorarken Gönül, "Hayır başkanım hepsi resmi ve faturalı işlerdi" yanıtını verdi.
Geçen haftaki çapraz sorgulama sırasında Ekrem İmamoğlu'na hakkını helal ettiğini söyleyen Beyaz, bu yanıtının yanlış anlaşıldığını söyledi:
"Hakkımı helal etmiyorum. Ekrem İmamoğlu ile helalleşmeye yönelik laflarım yanlış anlaşılmıştır. Bu helallik, Ekrem İmamoğlu'nun çapraz sorgusu sırasında sorduğu soruya cevaben, çoluk çocuk ailece yenen yemek ve seyahatlere ilişkin hakkını helal ediyor musun sorusuna insani olarak verdiğim bir cevaptır. Bu helallik diğer ticari faaliyetlerle alakası yoktur. Alacaklarım devam etmektedir, hakkımı helal etmiyorum. Şikayetlerim de devam ediyor."
"Ertan Yıldız'ın konuşmalarından da söz konusu para isteme olayından Ekrem İmamoğlu'nun haberi olduğunu anladım" diyen Beyaz, savunmasını tamamladıktan sonra Mehmet Murat Çalık, Beyaz'a soru sormak için söz aldı.
Çalık, Beyaz'a "Hasan İmamoğlu'na daire devretme olayını direkt benim ağzımdan mı duydunuz?" diye sorarken Beyaz, "Hayır, duyduğumu söylemedim. Adem Soytekin'e söylenmiş, onu da bana Oktay Hamzaoğlu söyledi" diye konuştu.
Çalık ise "Şu an Oktay Bey'in ifadeleri elimde ve ifadelerinde böyle bir şey söylemediğini belirtiyor. Bu isnatlardan, bu beyanlardan dolayı; 'o demiş, bu duymuş'larla bir buçuk yıldır tutukluyum. Bana ait geçmiş bir tapu yok. Beyaz'ın anlatımına göre 10 milyon karşılığında 7 dükkan ve 5 daire devredilmişti ancak tapu kayıtlarında 12 değil, 10 gayrimenkul görünüyor. Hasan İmamoğlu'na devredildiği belirtilen 4 daireyi de hesaba kattığımızda sayılar birbiriyle örtüşmüyor" diyerek Beyaz'a karşı çıktı.
Beyaz'ın avukatlarıyla tamamlanan sorgusunun ardından geçmişte İmamoğlu İnşaat'ın projelerinde şantiye şefi olarak görev yapan Baran Gönül, savunma yapmak için kürsüye geldi.