2026.06.28 14:14 Son Güncellenme: 2026.06.28 14:14 - GÜNDEM
Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin'in avukatı Serhat Gökalp, Başkan Yetişkin'in düzenli diyalize bağlanması gerektiğini belirterek, "Başkanın sağlık durumunun gözaltı sürecinde kesintisiz şekilde gözetilmesi ve tedavisinin eksiksiz sürdürülmesi yaşamsal önem taşımaktadır" dedi.
Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında 25 Haziran Perşembe günü gözaltına alınan Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin'in sağlık durumuna ilişkin avukatı Serhat Gökalp tarafından yazılı açıklama yapıldı.
Gökalp, kronik böbrek yetmezliği bulunan Yetişkin'in düzenli diyalize bağlanması gerektiğini, sağlık durumumun tutukluluk ve gözaltı koşullarına uygun olmadığını belirtti.
"SAĞLIK RİSKİ CİDDİ ŞEKİLDE ARTABİLİR"
Başkan İsmail Yetişkin'in gözaltındaki 3. günü tamamladığını, 4. güne girildiğini hatırlatan Gökalp, şunları kaydetti:
"Kendisi haftada 3 gün, yaklaşık 8 saat hemodiyaliz tedavisi alan kronik böbrek yetmezliği hastasıdır. Ayrıca şeker hastası ve daha önce bypass ameliyatı geçirmiştir. Bugün ifadelerin tamamlanmasının ardından adliyeye sevki yapılacak, pazartesi de diyalize girmesi gerekmektedir. Diyaliz tedavisinin aksaması; sıvı ve toksin birikimi, potasyum yükselmesine bağlı ölümcül kalp ritim bozuklukları, akciğer ödemi ve hayati tehlike oluşturabilecek ciddi komplikasyonlara yol açabilir.
Bunun yanında gözaltı koşullarında oluşabilecek stres, uykusuzluk, düzensiz beslenme ve ilaç tedaviye erişimde yaşanabilecek aksaklıklar diyabetin kontrolünü bozabilir, kalp damar sistemi üzerinde ek yük oluşturabilir ve mevcut sağlık risklerini ciddi şekilde artırabilir. Bununla birlikte hürriyetinden kısıtlanan kişinin tedavisi adına izlenecek sevk prosedürleri hastanın yorulmasına, fizyolojik ve psikolojik direncinin kırılmasına sebebiyet verecektir. İstanbul Protokolü ve Mandela kuralları ışığında, diyaliz bağımlısı bir hastanın cezaevi/nezarethane koşullarında tutulması, tıbbi komplikasyon riski ie birlikte insan onurunu ilgilendiren bir sorunudur. AİHS m.3 ve Anayasa m.17 kapsamında düzenlenen kötü muamele yasağı, kişinin tıbbi durumuyla bağdaşmayan infaz/tutuklama koşullarını mutlak olarak yasaklar. AİHS m. 3'ün ihlali, yargılamayı otomatik olarak haksız hale getirmektedir.
"TEDAVİ KESİNTİSİZ SÜRMELİ"
Başkanın sağlık durumunun gözaltı sürecinde kesintisiz şekilde gözetilmesi ve tedavisinin eksiksiz sürdürülmesi yaşamsal önem taşımaktadır. Gecikmesi halinde tedavisi mümkün olmayacak krizlerin neticesi tedbirlerin ölçüsüzlüğünü göstermektedir. Başkan, kronik böbrek yetmezliği nedeniyle haftada üç gün diyalize gitme zorunda olmakla birlikte geçmişte bypass operasyonu geçirmiş ve ileri derece diyabet hastasıdır. Bu doğrultuda devletin, AİHS m. 2 kapsamında 'Yaşam Hakkını' korumaya yönelik pozitif yükümlülüğü devreye girmektedir. Başkanın yaşamını idame ettirebilmesi için steril ve tam teşekküllü bir tıbbi merkeze kesintisiz erişimi, yaşam hakkının zorunlu bir gereği olmakla birlikte başkanın tedavisini gerçekleştiren hastayı tanıyan hekimlerin tedaviyi sürdürmesi gerekmektedir. Nitekim hastanın öyküsünü bilen hekimin olası kötü senaryolarda durumu tahlil edebilmesi daha kolay olacağından tedaviden netice alınması sağlanacaktır."
Kaynak:ANKA