2026.10.28 13:37 Son Güncellenme: 2026.10.28 13:38 - DÜNYA
İklim krizinin etkilerini azaltmaya yönelik yeni adımlar atan Avrupa'da, yüksek karbon ayak izine sahip ürünlerin reklamları da hedefe girdi. Amsterdam, kamusal alanlarda et ve fosil yakıt reklamlarını yasaklayan dünyadaki ilk başkent olurken benzer kısıtlamalar başka Avrupa kentlerinde de yayılıyor.
Avrupa'da iklim politikalarının kapsamı giderek genişliyor. Enerji ve ulaşım sektörlerinin ardından bu kez gıda tüketimini etkileyen reklamlar mercek altına alındı.
Euronews'ün aktardığına göre Amsterdam, billboardlar ve kamusal reklam alanlarında et ve fosil yakıt reklamlarını yasaklayan dünyadaki ilk başkent oldu.
Yaklaşık beş yıl önce gündeme gelen uygulama, 1 Mayıs itibarıyla yürürlüğe girdi.
AMSTERDAM'IN HEDEFİ ET TÜKETİMİNİ YARIYA İNDİRMEK
Hollanda'nın başkenti, 2050 yılına kadar karbon nötr olmayı ve kentteki et tüketimini yarı yarıya azaltmayı hedefliyor.
Et ve yüksek karbon ayak izine sahip ürünlere yönelik reklam kısıtlamaları yalnızca Amsterdam'la sınırlı değil.
Utrecht, Lahey, Zwolle, Delft ve Nijmegen'de de benzer uygulamalar bulunuyor. Helsinki, Stockholm ve Bristol gibi kentler ise fosil yakıt veya çevreye zarar veren faaliyetlerin reklamlarına yönelik çeşitli sınırlamalar getirmiş durumda.
Ancak bu kentlerdeki yasakların tamamı et ürünlerini kapsamıyor.
ET NEDEN HEDEFTE?
Gıda ve tarım sektörü, küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık üçte birinden sorumlu tutuluyor.
Bu emisyonların önemli bölümünün hayvancılık faaliyetlerinden kaynaklandığı belirtiliyor.
Euronews tarafından derlenen verilere göre hayvansal gıdalar insanların kalori ihtiyacının yaklaşık yüzde 21'ini, protein ihtiyacının ise yüzde 64'ünü karşılarken Avrupa Birliği'nde gıda üretiminden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının yüzde 81 ila yüzde 86'sıyla ilişkilendiriliyor.
Bu nedenle uzmanlar, özellikle gelişmiş ülkelerde et tüketiminin azaltılmasının iklim değişikliğiyle mücadelede etkili olabileceğini savunuyor.
REKLAMLAR TÜKETİM TERCİHLERİNİ ETKİLİYOR MU?
Et reklamlarının yasaklanmasıyla ilgili tartışmaların bir diğer ayağını tüketici davranışları oluşturuyor.
İklim Psikolojisi Birliği yönetim kurulu üyesi Linda Aspey, reklamların etkisinin çoğu zaman doğrudan fark edilmediğine dikkat çekiyor.
Aspey, bir araştırmada et görsellerine, özellikle hamburger görüntülerine maruz kalmanın insanların et yeme isteğini artırdığının görüldüğünü belirtti.
Reklamların yalnızca satın alma kararlarını değil, toplumda neyin "normal" ve "yaygın" kabul edildiğine ilişkin algıyı da etkileyebileceğini ifade etti.
YASAK TÜKETİMİ AZALTIR MI?
Amsterdam'daki uygulamanın et tüketimi üzerindeki etkisine ilişkin henüz sonuç paylaşılmış değil.
Ancak başka gıda reklamlarına yönelik kısıtlamalardan elde edilen veriler bulunuyor.
Londra'nın toplu taşıma işletmesi Transport for London'ın reklam alanlarından yüksek yağ, tuz ve şeker içeren ürünlerin tanıtımlarını kaldırmasının ardından bu tür ürünlerin hane halkı tarafından haftalık satın alımının yaklaşık yüzde 7 azaldığı tahmin edilmişti.
Şekerleme alımlarındaki düşüşün ise yaklaşık yüzde 20 olduğu belirtilmişti.
"TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL"
Uzmanlara göre reklam yasaklarının tek başına beslenme alışkanlıklarını kökten değiştirmesi beklenmiyor.
Yeme tercihleri; damak tadı, kültürel alışkanlıklar, gelir düzeyi ve kişisel tercihler gibi birçok etkene bağlı.
Bu nedenle reklam kısıtlamalarının, iklim ve gıda politikalarındaki diğer düzenlemelerle birlikte uygulanması gerektiği savunuluyor.
AB BİR YANDAN YASAKLIYOR, BİR YANDAN SÜBVANSİYON VERİYOR
Et reklamlarına yönelik kısıtlamalar yaygınlaşırken Avrupa Birliği'nin tarım destekleri ise tartışma yaratıyor.
Foodrise verilerine göre 2020 yılında AB Ortak Tarım Politikası kapsamında sağlanan desteklerin yaklaşık yüzde 77'si, yani 39 milyar Euro'luk bölümü hayvansal gıda üretimine ayrıldı.
Araştırmada sığır ve kuzu eti üretiminin, fasulye ve mercimek gibi baklagillere kıyasla yaklaşık 580 kat daha fazla destek aldığı belirtildi.
Bu tablo nedeniyle uzmanlar, yalnızca reklamları sınırlandırmanın yeterli olmayacağını, gıda üretimi ve teşvik sistemlerinin de iklim hedefleri doğrultusunda yeniden ele alınması gerektiğini savunuyor.