Bursa
Hafif Sağanak Yağışlı
11.3°
Başka Gazete

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: İran'a da bölge ülkelerine de tavsiyemiz, İsrail'in oyununa düşmemeleri

2026.03.27 23:34 Son Güncellenme: 2026.03.27 23:35 - SİYASET

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş hakkında konuşan Bakan Fidan, "Bizim Türkiye olarak buradaki fitnenin ortaya çıkmasını sağlamamız lazım. İran'a da bölge ülkelerine de tavsiyemiz buradaki oyunu görmeleri" dedi. Hürmüz Boğazı'nın durumu hakkında değerlendirmelerde bulunan Bakan Fidan, "Savaşta İran Hürmüz Boğazını kapatarak stratejik bir avantaj elde etti. Yapılabilecek bir harekat da olabilir. Bu savaşın doğasında olan bir şey. Kalıcı etkiler olmadan müzakerelerde bir yere varalım istiyoruz. Bu hareketlerin masaya olan etkisi de çok fazla. Hürmüz Boğazı'nda bir engel olmamalı" diye konuştu. Bakan Fidan, "Türkiye hava sahasına giren füzelerle ilgili nasıl bir diplomasi yürütüldü?" sorusunu yanıtsız bıraktı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: İran'a da bölge ülkelerine de tavsiyemiz, İsrail'in oyununa düşmemeleri

T24'ün aktardığı habere göre, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, A Haber ekranlarında gündeme ilişkin Haktan Uysal ve Banu El'in sorularını yanıtladı.

Bakan Fidan, Hürmüz Boğazı, İran ve ABD-İsrail savaşı hakkında açıklamalarda bulundu. 

Bakan Fidan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

"İran'a savaş açılırken İsrail yayılmacılığı vardı"

"ABD-İsrail savaşı hukuka aykırı bir şekilde başlattı. Bir numaralı hedefimiz savaşın durması. Müzakerelerde bir aşamaya gelindi. En azından müzakereler başladı. Pakistan üzerinden mesaj aktarımı var. Amerikalılarla bu konuda görüşüyoruz. Tarafların hangi türden beklentiler içerisinde olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Savaş öncesi olan süreçle günümüzdeki süreç tabii ki çok farklı. Ümidimizi kaybetmeden çalışmaya devam ediyoruz.

Bazı taleplerin yukarıdan tutulması alışılmadık bir durum değil. Gerçekten iki tarafta da bir niyet varsa bunlar orta noktada buluşturulabilir. Burada müzakerelerin sürmesi gerekiyor. Burada bizim taraflarla yoğum temasımız var. Bir noktaya gelmesi için canla başla çalışıyoruz. Mısırlı arkadaşımla günde 4-5 defa konuşuyoruz. Avrupalılar çok fazla arıyorlar. Gazze savaşında olduğu gibi herkes bu savaşın bitmesini istiyor. Adım adım İsrail'in yazdığı bir oyunun içine çekilmekte. Özellikle Lübnan'ı işin içine çekeceğini deklare etmişti. Geldiğimiz noktada İran'a savaş açılırken İsrail yayılmacılığı vardı. Bizim Türkiye olarak buradaki fitnenin ortaya çıkmasını sağlamamız lazım.

İran'a da bölge ülkelerine de tavsiyemiz buradaki oyunu görmeleri. Giderek daha şahinleşen İran'a çok yardım eden ülkeler de bu noktaya gelmiş durumda. Bizim dışımızda bunu hatırlatan pek olmuyor. Halklarına yönelik hesap vermekte zorlanıyor İsrail. Riyad'daki toplantı tek gündemle toplandı. Bu da kendilerine yapılan saldırıydı. Kendilerine yönelik saldırının boşluk içinde olmadığı belirtildi.

"Zaman zaman sivil hedeflerin vurulduğunu da görüyoruz okulda olduğu gibi"

Şimdi tabii bizim üzüldüğümüz nokta maalesef bölge adım adım İsrail'in senaryosunu yazdığı bir oyunun içine çekilmekte. Özellikle bir hatırlayacak olursak 7 Ekim'den hemen sonra biliyorsunuz İsrail'in ilk zamanlarda dillendirdiği sonra vazgeçtiği bir politikası vardı. Özellikle Lübnan'ı, Suriye'yi, arkasından İran'ı ve Irak'ı hedef alan eylemler yapacağını Gazze meselesini hallettikten sonra bunu bir müddet deklare etmişti. Sonra o tarafta sessizliğe gitti ve birebir bunları uygulamaya başladı. 

Geldiğimiz noktada aslında İran'a savaş açılırken İsrail yayılmacılığı üzerinden bölgede çok kalıcı, bölgedeki Müslümanların artık bir daha bir araya gelmesini neredeyse çok zor hale getirecek bir fitne tohumunun da maalesef atıldığını görüyoruz. Yani bizim Türkiye olarak bir numaralı hedefimiz bir defa bu fitnenin ortaya çıkmasını önlemek. Onun için en başta İran'a bizim telkinimiz de o olmuştu. 12 Gün Savaşı'nda saldırıya uğradığında Körfez ülkelerine ve etraftaki ülkelere bir şey yapmamıştı, burada da hedefi orasıydı.

Ben bölgeye gittiğim zaman tabii gördüğüm şu oldu; bölge ülkelerden biz çok farkında değiliz, biz şu anda tabii ağırlıklı noktamız Amerika ve İsrail'in İran'a yaptığı saldırı ve askeri tesislerindeki, kritik tesislerindeki yıkım. Zaman zaman sivil hedeflerin vurulduğunu da görüyoruz okulda olduğu gibi. Ama Körfez'deki o altı-yedi ülke açıkçası bunlar kendi yıkımlarıyla baş başalar. Yani şu ana kadar bana dedikleri herkesinkini topladığımız zaman; Katar, Suudi Arabistan, Bahreyn, Kuveyt, BAE 8 bin civarında füze ve SİHA atılmış durumda o ülkelere. Yani hem de Ramazan ayında. Tıpkı nasıl Amerikalılar ve İsrailliler İran'a atıyorsa, onların tepesine de bu füzeler yağıyor.

"Burada sadece konu İran değil aslında Gazze'nin de geleceği belirlenecek"

Bu mücadele devam eden bir mücadele sistem içerisinde. Burada sadece konu İran değil aslında Gazze'nin de geleceği belirlenecek diyebiliriz. Bizim aslında getirdiğimiz teklifin can alıcı kısmı ateşkesin nasıl yapılacağı yönünde. Bu teklifimiz hayata geçseydi netice alınabilir diye düşünüyordum.

Bölgedeki Kürt kardeşlerimizin bu oyuna alet edilmesini tabii ki de görmek istemeyiz. MİT burada MOSSAD tarafından temaslar olduğunu görüyor. Bu konuda her zaman Kürt kardeşlerimizin durumuyla ilgili perspektifimiz belli. Oradaki insanların ezilmesine müsaade etmeyiz. Daha sonra burada daha büyük sıkıntılara yol açılması bölgesel istikrarsızlığa yol açabilecek bir husus. Bu konudaki İsrail temaslarını saklamadan devam ettiriyor.

ABD'nin kara harekatına ilişkin raporlar var onları görüyoruz. Savaşta İran Hürmüz Boğazını kapatarak stratejik bir avantaj elde etti. Yapılabilecek bir harekat da olabilir. Bu savaşın doğasında olan bir şey. Kalıcı etkiler olmadan müzakerelerde bir yere varalım istiyoruz. Bu hareketlerin masaya olan etkisi de çok fazla. Hürmüz Boğazı'nda bir engel olmamalı."

Bakan Fidan "Türkiye hava sahasına giren füzeler" sorusunu yanıtsız bıraktı

Moderatörlerden gazeteci Banu El'in "Türkiye hava sahasına füzeler geliyordu ama bir süredir gelmiyor. Arka planda nasıl bir bürokrasi işledi de artık füzeler gelmiyor" sorusuna Fidan, "Cevap vermek zorunda mıyım?" diyerek soruyu yanıtsız bıraktı. 

Fidan sözlerine şöyle devam etti:

"Eğer Türkiye'nin olayları kendi lehine eğip büktüğü, mezhep ya da etnik savaşları kışkırttığı veya suistimaller peşinde koştuğu düşünülseydi, bu politikaların hiçbiri karşılık bulmazdı. Türkiye'nin yıllardır sürdürdüğü bu tutarlı çizgi, "sözü neyse ameli de odur" ilkesinin bir sonucudur. Bu yaklaşım, bugün uluslararası ilişkiler literatüründe üzerine tezler yazılan özgün bir model hâline gelmiştir."