2026.04.15 12:28 Son Güncellenme: 2026.04.15 16:33 - SİYASET
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şahsıma ve ülkemize dil uzatan bebek katillerine bazı gerçekleri tekrar hatırlatıyorum: Türkiye Cumhuriyeti devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye'ye ve Türkiye Cumhurbaşkanı'na parmak sallayamaz" ifadelerini kullandı.
İşte Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları...
"Aziz milletim, değerli milletvekili arkadaşlarım, hepinizi en kalbi duygularımla saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Şanlıurfa'da yaşanan olayla ilgili 1 kişi gözaltına alınmış, 4 yönetici görevden uzaklaştırılmıştır. Olayda ihmali ve kusuru olanlardan mutlaka hesabı sorulacaktır. 9 yaralımızın tedavisi devam etmektedir. Siverekli kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Ülkemizin ufkunu aydınlatacak vizyon projelerini hayata geçiriyoruz. Bölgemizdeki savaşlara rağmen enerjiye erişimde eğer bugün sanayicimiz, üreticimiz, çiftçimiz hiçbir endişe taşımıyorsa bunun gerisinde 23 yıllık bir çaba, mücadele ve emek vardır.
Hidroelektrik, rüzgar, nükleer gibi başlıklarda yaptığımız yeni yatırımlarla enerjide ülkemizi bir üst lige çıkardık. En büyük devrimi ise arama ve sondaj çalışmalarında gerçekleştirdik.
Şu an 4 milyon hanenin ihtiyacını Karadeniz gazından karşılıyoruz. 2028'de 16-17 milyon hanenin doğal gazını kendi kaynaklarımızdan karşılar hale geleceğiz. 2026 yılında bu rakamı 8 milyon haneye çıkaracağız. 2028'de 16-17 milyon hanenin doğal gazını kendi kaynaklarımızdan karşılar hale geleceğiz.
Cuma günü Somali'de hepimizin göğsünü kabartan bir tören gerçekleşti. Derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, Somali açıklarındaki Curat-1 kuyusunda hidrokarbon aramalarına başlamak üzere bu ülkeye ulaştı. Oruç Reis gemimizle 7 ay boyunca yaklaşık 4 bin 500 kilometrekarelik alanda sismik araştırmalar yürütmüş, umut verici bulgulara ulaşmıştık. Şimdi Çağrı Bey'le 'Ya nasip' diyor, inşallah ilk sondajımızı başlatıyoruz.
Türkiye kısa sürede tarih, destan yazan bir seviyeye ulaştı. Ülkemizde bazıları başarılara gözlerini kapatıp bunu göremeseler de dostlarımız ve kardeşlerimiz çok net görüyor.
2011 yılında kimse yokken Somali'nin yanına koştuysak inşallah bundan sonra da Somali halkının kalkınma mücadelesini omuz vermeye devam edeceğiz.
Oldukça yoğun günlerden geçiyoruz. 'Gün olur asra bedel' ifadesinin ete kemiğe büründüğü döneme şahitlik ediyoruz. Küresel sistem, ekonomik siyasi boyutlarla çatırdarken yerine neyin geleceği belirsizliğini koruyor. İnsanlığın barış, istikrar, güvenlik ve bir parça huzur özlemi, dinamitleniyor. Savaşı kimin istediği kimlerin menfaat devşirdiği ortaya çıkmıştır. Siyonist lobi tespitimiz haklıydı.
"BÖLGEMİZDE BARIŞ OLACAKSA BU SİYONİST REJİME RAĞMEN OLACAK"
Çatışmaların 40. gününde 15 günlük ateşkes ilan edildi. Fakat İsrail hükümetinin Lübnan'a saldırılarını devam ettirdi.
Hürmüz Boğazı'nda tekrar gerilimin yükseldiğini görüyoruz. Sıkılı yumruklarla müzakere olmaz. Söz yerine tekrar silahların konuşmasına izin verilmemelidir. Bilhassa ateşkesten hiç hoşnut olmadığı bilinen İsrail'in süreci kundaklamasına izin verilmemelidir. Bölgemizde barış olacaksa bu siyonist rejime rağmen olacak.
Ne yaparlarsa yapsınlar cesur yürekleri susturamayacaklar.
"İSPANYA BAŞBAKANI'NI KUTLUYORUM"
Buradan Gazze kasabı Netanyahu'nun karşısında dik duruş sergileyen İspanya Başbakanı anchez'i canı gönülden tebrik ediyorum. Zalime zalim, hayduta haydut, katile katil demeye devam edeceğiz. Filistinli annelerin feryadına kulak vermeye devam edeceğiz.
"HİÇ KİMSE TÜRKİYE'YE PARMAK SALLAYAMAZ"
Şahsıma ve ülkemize dil uzatan bebek katillerine bazı gerçekleri tekrar hatırlatıyorum: Türkiye Cumhuriyeti devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye'ye ve Türkiye Cumhurbaşkanı'na parmak sallayamaz. Yumuşak başlı olmamızı, sağduyulu olmamızı uysal koyun olduğumuz şeklinde kimse yorumlamasın; kimse böyle bir vehme kapılmasın. Biz toprağın üstüne haysiyetsizce yaşamaktansa gerekirse toprağın altında şereflice yatmayı onurların en büyüğü olarak görürüz. Tayyip Erdoğan olarak, şahsım ve tüm dava arkadaşlarım; hepimiz İstiklal Marşı 'Korkma' nidasıyla başlayan kahraman bir milletin evlatlarıyız. 'Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım, hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım...' Bu millete zincir vuracağını zanneden gafiller; gerektiğinde dağları yırtacak kudret, kuvvet ve kararlılığa sahip olduğumuzu hiçbir zaman unutmasınlar.
İran ile ABD arasındaki müzakereden tüm sıkıntılara rağmen umudumuzu kaybetmiş değiliz. Zorluklar olabilir. Ama barışın nimetlerine odaklanıldığında bunların önemli bir kısmı hal yoluna koyulacaktır. Barışın sesi olmaya, barış çalışmalarına öncülük etmeye her zaman hazırız.
"Türkiye'nin maalesef bu vizyonla uyumlu bir ana muhalefet partisi bulunmuyor."
Tabii bu süreçte ülkemizin şu gerçeğini de aklımızdan çıkarmıyoruz: Yurt dışında büyük bir atılım içinde olan Türkiye'nin maalesef bu vizyonla uyumlu bir ana muhalefet partisi bulunmuyor. Batı karşısında kompleksli muhalefet, uluslararası toplantılarda ülkemizi mahcup ederken iç politikada ise milletimizi beceriksizliğe mahkum ediyor. Küresel siyasette adeta bir şahlanış döneminde olan Türkiye, ne yazık ki içeride ana muhalefetin yönettiği belediyelerde kelimenin tam anlamıyla bir "fetret devri" yaşıyor.
"2026 senesi "Ziya Gökalp'i Anma Yılı" olarak ilan edildi"
Bu yıl milletimizin yetiştirdiği seçkin münevverlerden biri olan merhum Ziya Gökalp'in doğumunun 150. sene-i devriyesidir. Rahmetli Gökalp'in entelektüel mirasının doğru bir şekilde anlaşılması için Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) nezdinde girişimlerde bulunduk. Ülkemizin teklifi ve Türksoy Daimi Konseyi'nin oy birliğiyle aldığı karar neticesinde 2026 senesi "Ziya Gökalp'i Anma Yılı" olarak ilan edildi.
Yahya Kemal'in tarifiyle kafasının içinde fosforlu bir beyin ve idrak taşıyan Ziya Gökalp, fikrin çilesini çekmiş bir şahsiyetti. Yazılarıyla, eserleriyle, fikirleriyle günümüz meselelerine de ışık tutan merhum Gökalp'in bundan 104 yıl önce Küçük Mecmua'da yazdığı şu satırları burada sizlerle paylaşmak arzusundayım:
"Haçlı Seferleri sırasında Türkler ve Kürtlerin ehl-i salibe karşı birlikte omuz omuza cihat ettiklerini" anlatan Ziya Gökalp, ikisi arasındaki kardeşliği, daha önemlisi kaderdaşlığı bakınız nasıl tarif ediyor: "Türkler ve Kürtler, bin senelik müşterek din, müşterek tarih, müşterek bir coğrafyanın neticesi olarak hem maddi hem de manevi bir surette birleşmişlerdir. Bugün ise müşterek düşmanlar, müşterek tehlikeler karşısında bulunuyorlar. Bu tehlikelerden ancak müşterek bir azim ile kurtulabilirler."
Evet, bir asır önce kaleme alınan bu veciz ifadeler, geçerliliğini hem de çok canlı biçimde halen muhafaza ediyor. Bu topraklarda bin yıldır olduğu gibi bugün de Türkler ve Kürtlerin hasımları ortaktır; karşılaştıkları tehdit ve tehlikeler müşterektir. Bölgemizde oynanan oyunlara, kurulan tuzaklara baktığımızda bunu çok net görebiliyoruz. Türk'ün de, Kürt'ün de, Arap'ın da düşmanlarının aynı olduğunu; meselenin etnik kökenlerimizden ziyade inancımız, imanımız, bin yıllık kardeşliğimiz olduğunu her yeni gelişmeyle yeniden müşahede ediyoruz.
Terörsüz Türkiye süreci
Değerli kardeşlerim; kirli niyetlerin tek tek deşifre olduğu bu dönemde milletçe en sağlam direniş hattımız, 18. ayına giren "Terörsüz Türkiye" sürecimiz olmuştur. Sürecin ülkemiz için stratejik değeri bugünlerde daha net anlaşılmaktadır. Öyle ki Türkiye'nin 40 yıllık terör musibetinden kurtulmasını istemeyen odaklar, artık süreçten rahatsızlıklarını gizleme gereği dahi duymuyorlar. Ellerine ve yüzlerine yapışmış 73 bin Gazzeli'nin kanına bakmadan çıkıp bir de utanmadan Kürt kardeşlerimiz üzerinden ülkemize iftira atıyorlar.
Değerli kardeşlerim; biz bu tuzağa düşmeyeceğiz. Cumhur İttifakı olarak ülkemizin ve bölgemizin aydınlık yarınlarını karartmayacağız. Ve şunu bir defa herkes bilmeli: Allah'ın izniyle bizler kararlı bir şekilde geleceğe yürüyeceğiz. Bundan kimsenin endişesi olmasın, hiç kimse tereddüt etmesin. Bin yıllık kardeşliğimizin rehberliğinde makul ve meşru zeminde hareket edildiği müddetçe çözümsüz hiçbir meselemizin olmadığı kanaatindeyiz. Bununla birlikte hiçbirimiz kendi enerjimizi hem de milletimizin vaktini faydasız gündemlerle heba etme lüksüne de sahip değiliz.
Sizleri bu anlamlı buluşmada en kalbi duygularla selamlıyor ve bu hafta sonu Antalya Diplomasi Forumu'nda beraber olmak ümidiyle en kalbi duygularla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.