2026.03.07 21:19 Son Güncellenme: 2026.03.07 21:19 - GÜNDEM
Urla Belediyesi'nin düzenlediği "Her Kadın Emekçidir" panelinde konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Güldem Atabay, "Yoksulların yüzde 70'inin kadınlardan oluşması rastlantı değil. Kadın yoksulluğunun örtesinde genel yoksulluk, cinsiyet temelli eşitsizlikle başlıyor" dedi. CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, kadın ve çocuk cinayetlerinde gerçeklerin saptırıldığını belirterek, "Sorunları, nereden kaynaklandığını ve çözüm önerilerini de biliyoruz. Bu iktidar, iktidardan gitmedikten sonra çözüm önerilerinin hayata geçirilmesi mümkün değil" ifadelerini kullandı.
Urla Belediyesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında "Her Kadın Emekçidir" paneli düzenlendi. Panele, Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan'ın yanı sıra CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, CHP Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Güldem Atabay ve CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez ile ilçe yönetim kurulu ve vatandaşlar katıldı.
Moderatörlüğünü Eşit Yaşam Derneği Başkanı Saniye Nazik Işık'ın yaptığı panele; Güldem Atabay ve Sibel Suiçmez konuşmacı olarak katıldı.
ATABAY: "LULA'NIN YAPTIKLARI KADININ YOKSULLUĞUYLA MÜCADELE ÖRNEĞİ"
Brezilya örneği üzerinden kadınlara maddi yardım konusuna değinen Atabay, "Kadınlara belirli eğitimlere katılma şartı koşuluyor ve destek sadece kadına veriliyor. Böyle olunca genel olarak kadın yoksulluğunda düşüş kaydediliyor. O dönemin başkanı olan Ekrem Başkanımız ile benzer olarak Lula'yı yolsuzlukla tutuklayıp içeri atıyorlar. İçeriden çıkıyor ve 2021 yılında yeniden başa geliyor. Bu sefer söz kadın bakanlığı kurmak ve eşit işe eşit ücret vermek. İstihdam için tam zamanlı okulları yaygınlaştırmaya başlıyor. Aynı zamanda kreş sayısını artırıyor. Bu bir düşünme biçimi. Lula'nın yaptıkları kadının yoksulluğuyla, kadına şiddetle mücadele için en tepeden yapılan en etkili mücadele örneği."
"YOKSULLARIN YÜZDE 70'İNİN KADINLARDAN OLUŞMASI RASTLANTI DEĞİL"
Kadınların sistematik olarak yoksullaştırıldığının altını çizen Atabay, şu ifadeleri kullandı:
"Yoksulların yüzde 70'inin kadınlardan oluşması rastlantı değil. Kadın yoksulluğunun örtesinde genel yoksulluk, cinsiyet temelli eşitsizlikle başlıyor. Kadınları işe almıyorsunuz, işten çıkıyor eve gidiyor, toplumsal hayata katılmıyor. Eşitsizlik var. Mesela eksik eğitim alıyor kız çocukları. İş hayatında cam tavanla karşılaşıyor. Güvencesiz çalıştırılıyor. Evimize gelen yardımcının, evlerinde çalışan kadınların, yaşlısına ya da çocuğuna bakan kadınların güvencesizliği. Toplam kadınların yüzde 30'u iş hayatında. Çocuk sahibi olduktan sonra bu yüzde 25'e geriliyor. Siz bu kadar iş gücünü piyasadan çektiğinizde toplumsal yoksulluk ortaya çıkıyor.
"Birkaç kuruş para biriktirdiği için öldüresiye dayak yiyen kadınlar var"
Erken yaşta evlendirme... Türkiye'nin trajedisi. Erken yaşta evlendirdiğiniz ve o çocuk erken yaşta anne olduğunda kırılamayan döngü oluşuyor. Ücret eşitsizliği konusu... Kadının tek başına ailesine baktığı yerde yoksulluk ve yoksunluk derinleşiyor. Kadın birkaç işte çalışıp çocuğunu göremiyor. Siz çalışıyorsunuz, eve geliyorsunuz, kocanız sizden geliri alıyor. Birkaç kuruş para biriktirdiği için öldüresiye dayak yiyen kadınlar var bu ülkede.
"POLİTİKALARIMIZ CİNSİYET KÖRÜ"
Yaşlı kadın yoksulluğu var. Bunlar sosyal güvenlik sistemiyle önüne geçilebilecek konular. Yaşlı bakımıyla ilgili ayrı bir sigorta ve güvenlik sisteminin oluşması gerekiyor. Bizim bazı politikalarımız var ülkede. Ama bunlar cinsiyet körü. Aslında sosyal yardımlar herkesi bağımlı kıldığı gibi aksine daha da derinleştirebiliyor. Muhtaç bırakıyor. Kız çocukların daha uzun eğitim alması sosyal yardımlarla olmuyor. Sosyal yardım okulundan mezun olan kadının istihdam edilmesine yardım etmiyor. Bu nedenle sosyal yardım aynı zamanda istihdam odaklı olmalı."
SUİÇMEZ: "KİMSENİN GÜVENDE OLMADIĞI BİR TÜRKİYE'DEYİZ"
Trabzon Milletvekili Suiçmez ise Meclis'te kadın olma üzerine konuştu. Kadınların medeni haklardan önce yaşam hakkı için mücadele ettiğinin altını çizen Su içmez, "Dünyada başka haklar konuşulurken biz Türkiye'de yaşam hakkımızı nasıl savunuruzu düşünüyoruz. Nasıl yaşayacağız diye endişe ediyoruz. Demokrasi amaç değil araç diyen bir zihniyet ve onun geldiği nokta. Bugün geldiğimiz noktada bir günde 6 kadının öldürüldüğü ve kimsenin güvende olmadığı bir Türkiye'deyiz. Dünyada da bize savaşları göz göre göre canlı izletiyorlar. Toplama baktığınızda da sonra suça sürüklenen çocukların cezasının nasıl artırırız diyorlar. Sanki sadece çocuklar kısmında suç artıyormuş gibi bunu bize Meclis'te tartıştırmaya çalışıyorlar" dedi.
"BAKANLIK YETKİLİLERİ DOĞRU OLMAYAN ŞEYLERİ ANLATIYORLAR"
Kadın ve çocuk cinayetlerinde gerçeklerin saptırılmaya çalışıldığını belirten Suiçmez, "Sorunları, neyden kaynaklandığını ve çözüm önerilerini de biliyoruz. Bu iktidar, iktidardan gitmedikten sonra çözüm önerilerinin hayata geçirilmesi mümkün değil. Bakanlık yetkilileri gelip gözümüzü içine baka baka bize doğru olmayan şeyleri anlatıyorlar. İzmir'de 5 çocuk yanarak ölmüş. Sonunda herkesin bildiği, içinde olduğu bir anne ve çocuk öldü. Bundan büyük utanç olabilir mi? Sorsan herkes elinden geleni yapmış ama ortada öldürülen anne ve çocuk var. Yapabilsek çok güzel olacaktı ama elimize yüzümüze bulaştırdık ve ülkenin kurumları için inanılmaz bir sonuç çıktı ortaya. Biz bunları söylediğimizde Alice Harikalar Diyarı'nda durumu yaratıyorlar bize" ifadelerini kullandı.
"CEZASIZLIK ALGISINI YARATAN OLGU DA İNFAZ KANUNU"
Sorunlardan birinin de hüküm giymiş faillerin af yasalarıyla tahliye edilmesi olduğuna dikkat çeken Suiçmez, "Meclis'te kadınlara ve çocuklara yönelik bir sürü önerge veriyoruz. Konuşmalar yapılıyor. AKP milletvekili bir kadın, 'KADES'i öğrenin, sosyal hizmetleri öğrenin' diyor. Devlet kurum ve kuruluşlarının günahı yok ama kadın öğrensin, ulaşsın, feryat etsin ve sonunda da ölsün. Maalesef bu güzellemelerinin çoğunu AKP'nin kadın vekilleri konuşuyor. Biz sadece utanıyoruz. Önemli olan kadın bakış açısına sahip olmak. Suça sürüklenen bir çocuğun 20 dosyası oluyor. 'Bu doyalar bu adar artarken neredeydiniz' dediğimizde cevap yok. Ama cezayı artıralım diyorlar. Cezasızlık var diyoruz ama Türkiye'de yasal anlamda ceza fazla. Cezasızlık algısını yaratan olgu da İnfaz Kanunu. Çıkarılan aflarla ceza almış hükümlü dediğimiz insanları tahliye ediyor" diye konuştu.
"ERKEK MECLİSLERİNDE DURUMUMUZ SANDIĞINIZDAN DAHA ZOR"
Kadınların desteklenmesi ve yerel yönetimler konusuna değinen Suiçmez, şöyle konuştu:
"Melis'te kadın bunların hiç umurunda değil. Bunlar Cumhuriyet'e düşman, kadına düşman. Hedefleri direkt kadınlar. Biliyorlar ki Türkiye'de kadınlar haklarına inatla sahip çıkmaya devam ediyor. O yüzden direncimizi kırmak istiyorlar. Tek bir taviz vermemiz durumunda çok büyük bir gerilemeye yol açacağız. Meclis'te yüzde 19,9 oranında temsildeyiz. Dünya ortalamasında yüzde 27 dolayında, Avrupa'da yüzde 30 oranında. Türkiye'de halkın yarısı kadınken kadın temsili konusunda Meclis'te kadınlarımızın ne kadar yalnız olduğunu görüyoruz. O erkek meclislerinde durumumuz sandığınızdan daha zor. Ama hiçbir zaman umudumuzu yitirmiyoruz. Şimdi mücadele zamanı. Hepimize başka görevler de düşüyor. Kimse bu görevi başkasının üstüne atmasın. Bu görev hepimize ait. Kadınıyla erkeğiyle bu iktidarı göndermekten başka şansımız yok.
"BELEDİYELERİMİZ KADINLARA VE ÇOCUKLARA FIRSAT EŞİTLİĞİ SAĞLIYORLAR"
Belediyelerimize yönelik operasyonlar rastlantı değil. Gördüler ki belediyelerimiz kadınlara ve çocuklara fırsat eşitliği sağlıyorlar. Bunu yapınca cin şişeden çıkıyor. Cin şişeden çıkınca bunu geri döndürmek istediler. Çünkü belediyelerimiz çalıştıkça Türkiye istediğimiz yere gelecek. Tam da onların istemediği yere. Onlar, belediyelerin 'silkeleyin' dedikleri hizmetleri engellemek suretiyle cumhuriyeti ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Bana memlekete gidince ne olacak diye soruyorlar. Ne olacak? Mücadeleye devam edeceğiz."
"MECLİS'TE ORADAKİ KIZ ÇOCUKLARINI KORUYAMAMIŞIZ"
TBMM'deki taciz olayının akıbetine ilişkin de bilgi veren Suiçmez, "Meclis'teki taciz olayı basında patlayınca öğrendik. O günden beri takip ediyoruz. Tahliye kararı verildi. Bu kararı veren kadın hakimdi, erkek savcı itiraz etti ve tekrar tutuklandılar. Orada da ailelerin ve kızlarımızın adı çıkmasın diye şeylerle birileri beyanlarını geri aldı. Biz aileleri cesaretlendirmeye çalışıyoruz. Çocuk haklarına aykırı yapılan bir yargılama vardı. Çocukların tekrar dinlenmemesini talep etti avukatlarımız ama kadın hakim bunu da reddetti. Mesele TBMM'de bile kız çocuklarını taciz etmek. Nasıl olsa üstleriyiz diyorlar. Kız da 'stajım yanar diye sustum' diyor. Vahim olan budur. Mesele şudur ki biz Meclis'te oradaki kız çocuklarını koruyamamışız. Meclis'in, Numan Kurtulmuş'un bu konuda çok duyarlı olmadığını da söyleyeyim" dedi.
Kaynak: ANKA