2026.03.18 14:01 Son Güncellenme: 2026.03.18 14:08 - BURSA
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı seçildiği 2019'dan bu yana birçok soruşturmaya muhatap olan, hakkında davalar açılan, siyasi yasak istenen ve diploması iptal edilen Cumhuriyet Halk Partisi'nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu'nun ve çok sayıda ismin gözaltına alındıktan sonra tutuklandığı operasyonların üzerinden bir yıl geçti. 402 kişinin yargılandığı dava Silivri'de devam ediyor. CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş 19 Mart süreciyle yaptığı açıklamada, "Bu süreç, Ekrem İmamoğlu'nu hapse atmayı hedefleyen, CHP'yi durdurmaya yönelik ve özü itibarıyla millete karşı bir duruş anlamı taşıyan bir operasyonlar silsilesidir" ifadelerini kullandı.
CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, 19 Mart'ın 1. yıl dönümünde bir açıklama yaparak, yaşanan süreci "millet iradesini savunma mücadelesi" olarak nitelendirdi.
İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Cumhuriyet Halk Partisi'nin adil ve demokratik bir Türkiye hedefi doğrultusunda mücadele verdiğini belirterek, "Bu mücadele; adaletsizliğe karşı hukuku, yalana karşı gerçeği savunmanın ve seçimlerde yenilmekten korktukları için darbe yapmaya çalışanlara karşı millet iradesini korumanın mücadelesidir" dedi.
Yeşiltaş'ın açıklaması şu şekilde:
"Cumhuriyet Halk Partisi, umudun, azmin, adil ve demokratik bir Türkiye'ye olan inancının partisi olarak büyük bir mücadele vermeye devam etmektedir.
Bu mücadele adaletsizliğe karşı hukuku, yalana karşı gerçeği ve seçimlerde yenilmekten korktukları
için darbe yapmaya çalışanlara karşı millet iradesini savunmanın mücadelesidir.
Cumhuriyet Halk Partisi, 2019 yılında Ankara ve İstanbul dahil olmak üzere ülkemizin birçok büyükşehir belediyesini yönetmeye hak kazanmış, 2024 yerel seçimlerinde bu başarısını katlamış, Türkiye'nin birinci partisi olmuştur.
6 Mayıs 2019'da yine yalan, iftira ve hukuk mühendisliğiyle İstanbul seçimlerini iptal edenler, Cumhuriyet Halk Partisi'nin yürüyüşünü durdurmak için bu tarihten itibaren sürekli yargı tacizleri ve siyasetin emriyle düzenlenen yargı süreçlerini uygulamaya koymuştur.Belediyelerimizin önüne idari ve mali engeller konulmuş, fakat halkçılığın kaleleri haline gelen belediyelerimiz bütün imkanlarıyla millete hizmete koşmuştur. Karalamalar, iftiralar ve kumpaslarla yıpratmaya çalıştıkları CHP belediyeciliği, kötü söze kulak asmamış, milletin gözündeki umuda layık olabilmek için var gücüyle çalışmıştır.
Milletin teveccühüne layık olmak, Türkiye'yi içine düşürüldüğü ekonomik kriz, adaletsizlik ve siyasi
istikrarsızlıktan kurtarmak için iktidara yürüyen partimiz, bu yolda çok önemli bir adım atmış ve "önce CHP'de, sonra Türkiye'de değişim" yolunu açmıştır.
Değişim yolunun ilk zaferi olan 2024 yerel seçimlerinde milletimiz, Cumhuriyet Halk Partisi'ni Türkiye'nin birinci partisi mertebesine yükseltmiş ve iktidara güçlü bir uyarıda bulunmuştur. Fakat ne yazık ki bugün gelinen noktada, milletin uyarılarını dinleyen değil, onları susturmaya çalışan bir yapıyla karşı karşıyayız.
Partimizin ön seçimlerinde 15,5 milyon insanımızın iradesiyle Cumhurbaşkanı adayımız olan Sayın Ekrem İmamoğlu ve beraberindeki birçok seçilmiş belediye başkanımız, partili yol arkadaşlarımız ve çalışma arkadaşlarımız hukuksuzca kurgulanan bir muhalefeti yok etme kumpası sebebiyle bugün cezaevlerindedir.
Milletin yürüyüşünden, CHP'nin mücadelesinden, Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nun halktaki karşılığından çekinenler; başlığı Ekrem İmamoğlu'nu hapse atmak, içeriği CHP'yi durdurmak, özü ise millete karşı baş kaldırmak olan operasyonlar silsilesi ile darbe girişimi niteliğinde bir garabeti Türkiye'ye yaşatmıştır.
Aylar boyunca medyada asılsız iddialarla karalama kampanyaları yapılmış, dava kapsamında tutuklu olan bazı kişiler tehdit ve şantaj ile iftiracı olmaya zorlanmış, "görmüştüm, duymuştum", şeklindeki ifadelerle delilden yoksun bir iddianame oluşturulmuştur. Bu kumpas, yalan ve iftira sürecini yürüten kişiye ödül olarak bu devletin Adalet Bakanlığı makamı verilmiş, adalet ve kamu düzeni yerle bir edilmiştir.
Milletin ve muhalefetin bu hukuksuzluğa dair sorularına ve sorgulamalarına hiçbir iktidar mensubu cevap verememiş, "yaptım, oldu" zihniyetiyle Cumhuriyet'i kuran partiyi durdurabileceklerini zannetmişlerdir.
9 Mart'tan beri devam eden duruşmalarda ise asıl niyetin adil bir yargılama yapmak değil, milletin Cumhurbaşkanlığı görevini tevdi etmek için gün saydığı Sayın Ekrem İmamoğlu'nun gelişini geciktirmek, suyu bulandırmak ve algı oluşturmak olduğunu tüm Türkiye görmüştür.
Türkiye için artık buradan geri dönüş yoktur. Milletten korkanlar kaybedecek, millete koşanlar kazanacaktır.
Biz bugün geldiğimiz noktada, dünden bile daha cesur, daha çalışkan ve daha umutluyuz.
Hukuka aykırı olarak düzenlenen CHP'yi durdurma, muhalefeti yok etme ve Sayın Ekrem İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanlığını engelleme kumpasına karşı canla başla mücadele etmeye devam edeceğiz.
İktidara hazırlığımızı hız kesmeden sürdürecek, milletin dertlerine, devletin ihtiyaçlarına ve geleceğimiz için yapmamız gerekenlere var gücümüzle odaklanarak milletin iktidarının yolunu açacağız.
Durmayacağız, susmayacağız, bir an bile yorulmayacağız!
Yalan ve iftirayla nice vatan evladını ailesinden uzak, özgürlüğünden mahrum bırakanların kumpasına karşı hukukun ve gerçeklerin yanında duracağız. Türkiye'ye sürekli olarak kaos, kriz ve istikrarsızlık yaşatanları durduracağız.Halkın iradesiyle belirlenen iktidarı kuracağız.
Adaleti, demokrasiyi ve bizlere Atatürk'ün emaneti Cumhuriyeti son nefesimizi verene kadar koruyacağız!