2026.05.26 17:33 Son Güncellenme: 2026.05.26 17:36 - BURSA
CHP Bursa İl Başkanlığı bayramlaşma töreni Merinos AKKM Fuaye Alanı'nda gerçekleştirildi. Törende konuşan CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, mutlak butlan kararıyla göreve geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu'nun tepki göstererek, "80 yaşındayken, bir koltuk için 16 yaşındaki halkçı liseli çocuğa plastik mermi sıktıranlar ahlaktan söz edemez" dedi. Yeşiltaş, "Zalime ve onun aparatlarına karşı sonuna kadar mücadele edeceğiz" ifadelerini kullandı.
CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş'ın konuşmasının tamamı şöyle:
"Değerli arkadaşlar,
İnsan sadece aynı anadan, aynı babadan olan kişilere kardeşim demiyor. Eğer inandığın yolda sana omuz veren, seninle birlikte yürüyen, senin soluğunu rüzgar eden biri varsa, inanın o gerçek kardeşinizden bile daha değerli oluyor.
Onun için ben bugün burada siz yoldaşlarımı görünce, inanın yüreğimin en derininden hepinize kardeşlerim diye seslenmek istiyorum!
Canım kardeşlerim,
Atatürk'ün Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi'nin onurlu evlatları!
Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz kardeşlerim, hepiniz hoş geldiniz, omuz verdiniz, güç verdiniz!
Elbette bugün klasik bir bayram konuşması yapmayacağım.
Çünkü senelerdir bu ülkenin insanlarına her bayramı zehir edenler, bu bayram bize daha kötü duyguları yaşatıyorlar.
Değerli arkadaşlar, her şey 2023 seçimlerinin yenilgisiyle başladı. Yenilgi toplumda öyle büyük bir yıkım yaratmış ki, ülkenin ve partinin geleceği tehlike altına girmişti. Kaybedilen sadece bir seçim değil, insanların partiye güveniydi. Partiden kitlesel ve duygusal kopuşların olduğu, partinin adım adım erimeye başladığı ve AKP'nin, CHP üzerindeki planlarının işlediği bir dönemde, AKP'nin tüm planlarını bozan, asla ihtimal vermediği bir şey oldu ve Cumhuriyet Halk Partisi 38. Büyük Kurultayı'nda genel başkanını değiştirdi.
Değişimle birlikte partimiz toplum ile tekrar bağ kurup ülke insanına yeniden umut oldu ve girdiği ilk seçimde 47 yıl sonra Türkiye'nin birinci partisi oldu.
Kardeşlerim, işte partinin başına ne geldiyse tam da bu noktada gelmeye başladı.
Yani iktidarın, Cumhuriyet Halk Partisi ile uğraşması kurultay sonrası değil, Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin birinci partisi olduğu gün başladı.
Eğer biz önceki seçimler gibi ikinci olup kaybetseydik ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybedecek bir durumda olsaydık, emin olun bugün yaşadığımız hiçbir şeyi yaşamayacaktık.
Halkta bir karşılığı kalmadığı için memleketi baskıyla yönetmeye çalışanlar, sandıktan umudunu kesenler, muhalefetsiz ve seçimsiz bir Türkiye hayaliyle yanıp tutuşanlar, yerel seçim sonrası düğmeye bastı ve ülkenin kurucu partisini esir alıp siyasi ömrünü uzatmak istedi.
Toplumdaki değişim isteğinin büyüdüğü ve AKP'nin hızla eridiği bu dönemde, AKP'nin temel hedefi muhalefeti kontrol etmek ve etkisiz hale getirmekti.
Bu rejim defalarca partiyi açıkça tehdit ederek, genel başkanımız Sayın Özgür Özel'e "İmamoğlu'nu unut, Ankara merkezli siyaset yap, iktidarı ve Cumhurbaşkanlığını bize bırak, rahat et" dedi. Ancak genel başkanımız kukla muhalefet olmayı reddetti.
Ancak kukla muhalefet olmayı kabul edenler, halkın değil kendi rövanşının derdine düşenler vardı.
Bu kişiler; parti onca saldırı altındayken tek bir laf etmeyip, bizzat bu saldırının en büyük destekçisi oldular. Üç kuruş değeri olmayan bu kişiler, AKP'nin lağım medyasında gezerek partiye her türlü iftirayı atıp maaş aldılar.
CHP'liler kendi arasında kavga ediyor ve yargı gereğini yapıyor diye pazarlanan bu aşağılık sürecin koçbaşı oldular.
Bunların desteğiyle; seçim iptallerini, diploma iptallerini, mahpushaneleri, kayyımları, belediyeye çökmeleri ve nihayetinde parti işgalini gördük.
Genel Başkanlığı döneminde "AKP yargıyı ele geçirdi" diyenler, o yargı kendilerine yol verince hiç tereddüt etmeden bu rezilliğin içerisine girdiler ve sonunda saray eliyle partiye atandılar.
Butlancıların ilk sözü, "Cumhuriyet Halk Partisi'ni ahlaksızlardan arındıracağız" oldu.
Lafı hiç uzatmaya gerek yok. Kirli sularda yüzüp arınmadan ve ahlaktan bahsedenlere karşı söylenecek tek bir söz var:
* 80 yaşındayken, bir koltuk için 16 yaşındaki halkçı liseli çocuğa plastik mermi sıktıranlar ahlaktan söz edemez!
* Sıvası dökülmüş 2+1 evde kirada oturan belediye başkanlarımıza ahlaksız diyen ama saraylarda oturanların önünde el pençe divan duranlar ahlaktan söz edemez!
* Cumhurbaşkanı adayı olduğu için ve sırf seçimi kazanacağı için 2500 yılla yargılanan birinin yanında durmayıp AKP'nin yanında duranlar,
* Ekrem İmamoğlu'nu hayatının sonuna kadar 12 metrekarelik bir hücreye mahkum etme hesabı yapanlar ahlaktan söz edemez!Kardeşlerim,
Aslında bu butlan kararını hukukla açıklamaya hiç gerek yok. Zaten bugün yaşananların siyasi olduğunu ve hukukla hiçbir ilgisinin olmadığını en iyi bilenler, bizzat bu pisliğin içinde olan AKP'nin kullanışlı aparatlardır.
AKP yargısının göreve getirdiği bu kişilerin amacı açıktır. Partiye çöküp partiyi saraya teslim etmek ve kendilerini oraya atayan kişiyi bir kez daha cumhurbaşkanı yapmak.
Dolayısıyla öncelikli olarak şu gerçeği açıkça ortaya koymakta yarar var:
Saray ile işbirliği yapan, kişisel menfaatini halkın çıkarından ve Türkiye'nin geleceğinden önemli gören bu kişilerin muhalifliği artık bitmiştir. Bunlar bundan sonra bizim mücadele arkadaşımız değil, bizzat mücadele edeceğimiz kişilerdir.
Kardeşlerim,
Ancak bizim birkaç tane satılmışla uğraşıp tüm mücadele gücümüzü bu alanda tüketme gibi bir lüksümüz yok.
Bizler artık mevcut durumu net bir şekilde analiz etmeli ve yeni bir mücadele kulvarı açmalıyız.
Çünkü Türkiye açık bir yol ayrımındadır.
Sayın Ekrem İmamoğlu'nun dediği gibi mesele sadece Cumhuriyet Halk Partisi meselesi değildir.
Mesele Türkiye meselesidir.
Mesele anayasal düzen meselesidir.
Mesele demokratik Türkiye meselesidir.
Ve partiler üstüdür.
Tek adam rejiminin kalıcılaşması için Cumhuriyet Halk Partisi'nin ele geçirilmesi gerekiyordu ve şu an için maalesef bunu başarmış görünüyorlar.
1980 darbesinden beri adım adım Türkiye'yi bir sömürge devleti yapma planı uygulayan Amerika, Cumhuriyet devrimlerinin tamamen imhası için kalıcı bir darbe indirmek istemektedir.
Atadıkları bölge valisi "Bu bölge için en iyi yönetim şekli monarşidir" diyerek açıkça cumhuriyetin kendilerine ayak bağı olduğunu söylemekte ve kukla iktidarlar aracılığıyla bu ülkeyi bitirmek istediğini itiraf etmektedir.
Meseleye buradan bakmadan yapılan tüm hesaplar, zalimi sevindirecektir.
Yemin olsun bizler bundan sonra zalimi bir gün bile sevindirmeyeceğiz!
Zalime ve onun aparatlarına karşı sonuna kadar mücadele edeceğiz!
Unutmayın, bu parti savaş meydanlarında kurulan partidir.
Bu parti Kuvayı Milliye'nin partisidir.
Bu parti tam bağımsız bir ülke için canını ortaya koyan Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün partisidir.
Bizler birleşeceğiz.
Ve Amerika'sını, işbirlikçilerini, butlan çetesini, satılıkları, aparatları, çerini çöpünü bu memleketin bağrından sökeceğiz!
Atanmış genel başkanlar sizin olsun. Bize kim yeter biliyor musunuz?
"Bu rejim 30 sene bana bu koltukta oturmayı vadediyor. Ama ben bunu reddediyorum. Çünkü bu ülkenin 80 yaşına kadar muhalefet koltuğunda oturan bir genel başkana değil, halkın iktidarını kuracak bir genel başkana ihtiyacı var" diyen Özgür Özel bize yeter.
* Binalar sizin olsun, sokaklar bize yeter!
* Koltuklar sizin olsun, halkın bağrı bize yeter!
* Yoldaşlık bize yeter!
* İnanç bize yeter!
* İnananlar bize yeter!Herkes bilsin!
Bizim genel başkanımız Özgür Özel'dir.
Cumhurbaşkanı adayımız da Ekrem İmamoğlu'dur.
Yoldaşlarım,
Kardeşlerim,
Hiç kimse umutsuz olmasın!
Artık toplumsal muhalefet kenetlenmiştir.
Bursa kenetlenmiştir.
Türkiye kenetlenmiştir.
Ve tek başına iktidar yolu açılmıştır!
Bugüne kadar halk ne derse onu yaptık, bundan sonra da halk ne derse onu yapacağız!
Emin olun; bizlerin ve halkın birleşik gücü, oynanan tüm oyunları, tüm satılmışları ve tüm aparatları yenecek!
Ve göreceksiniz, bu ülkede hürriyetin rüzgârı yeniden esecek. Eşit, adil, sömürüsüz ve tam bağımsız bir Türkiye'yi; kadınlarla, gençlerle, emekçilerle birlikte, omuz omuza kuracağız.
Türkiye'nin aydınlık yarınlarına selam olsun!
Yolumuz açık olsun!
Sağ olun! Var olun!"