2026.02.03 09:50 Son Güncellenme: 2026.02.03 09:55 - BURSA
Bursa'nın Yenişehir ilçesine bağlı Kirazlıyayla Mahallesi'nde faaliyet gösteren kurşun-çinko-bakır madenine ait atık depolama tesisinde meydana gelen çökme sonrası çevre ve halk sağlığına yönelik endişeler büyüyor. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, olayın ardından kamuoyunun aydınlatılması talebiyle ilgili kurumlara ve işletmeci firmaya 19 maddelik kapsamlı bir soru yöneltti.
27 Ocak 2026 tarihinde, Meyra Mühendislik Proje ve Madencilik San. ve Tic. A.Ş. tarafından işletilen Kurşun-Çinko-Bakır Ocağı ve Zenginleştirme Tesisi sahasında bulunan atık depolama alanında yaşanan çökme, bölgede çevresel felaket endişesine yol açtı. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, olayın boyutlarının ortaya konulması ve kamuoyundaki kaygıların giderilmesi amacıyla yazılı açıklama yaptı.
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şubesi'nden yapılan açıklama şöyle:
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şubesi olarak; 27.01.2026 tarihinde Bursa ili, Yenişehir İlçesi, Kirazlıyayla Mahallesinde faaliyet gösteren MEYRA MÜHENDİSLİK PROJE VE MADENCİLİK SAN. VE TİC. A.Ş. tarafından işletilen "İR.200610145 Nolu Kurşun-Çinko-Bakır Ocağı ve Zenginleştirme Tesisi"nde meydana gelen çevre felaketinin çevresel ve halk sağlığı açısından boyutlarının belirlenebilmesi, kamuoyunda oluşan derin kaygının giderilebilmesi adına aşağıdaki sorularımızın ilgili kurum/kuruluş ve firma tarafından şeffaf ve açık bir şekilde cevaplanmasını ve kamuoyunun aydınlatılmasını talep ediyoruz.
Ocak sahası ve çöken atık depolama alanı yer seçimi yapılırken mevsimsel koşullar ve yağış rejimi dikkate alındı mı? Duraylılık analizleri yapıldı mı? Yapıldı ise söz konusu analizi yaparken bölgenin toprak yapısı ve yağış rejimi de hesaba katıldı mı?
Söz konusu çevre kazası yaşanmadan önce açık ocakta ya da saha genelinde toprak kayması veya duraylılık ile ilgili sorunlardan dolayı şirket yetkililerince (önlem amaçlı) ya da resmi kurumlarca herhangi bir faaliyet durdurma yapıldı mı?
ÇED Raporları incelendiğinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen görüşte Ülkemizde yaşanan iklim değişikliğinin etkileri sebebi ile faaliyet alanında beklenmeyen hava olaylarının gelişebileceği ve Lot 1 maden atık depolama tesisinin topoğrafik konumu nedeniyle heyelan riski taşıdığı, bu sebeple Su Yapıları Denetim Firması koordinasyonunda "Su Yapıları Mühendislik Hizmeti" çalışması yaptırılması gerektiği bildirilmiştir. Bu kapsamda ne tür çalışmalar yapılmış ve ne önlemler alınmıştır? ÇED raporunda yer alan, ilgili bakanlık ve firma arasında yapılan yazışmalarda bakanlığın talep etmiş olduğu söz konusu "Su Yapıları Mühendislik Hizmeti" çalışmasını firmanın bakanlığın belirlediği süreler içinde yaptırmadığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda firmaya ne tür yaptırımlar uygulandı? Kontrolsüz ilerleyen faaliyeti durduruldu mu?
Bununla birlikte yine aynı alan için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından kuşaklama kanalları hidrolik hesap raporunun uygunluğu konusunda DSİ Genel Müdürlüğü'nün ilgili birimlerinden görüş alınması istenmiştir. Söz konusu görüş alındı mı?
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen görüşlerde atığın yüksek kil içeriği nedeniyle yeterli sıkıştırmanın mümkün olmayacağı bu sebeple de kuru atık depolama yönteminin uygulanamayacağı söylenmektedir. Mevcut durumda atık, sulu olarak mı yoksa kuru olarak mı depolanıyordu? Bunun atık depolama tesisisin çökmesiyle alakası var mıdır?
Proje kontrol ve inşaat denetimi için görevlendirilen firma Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından belirlenen periyotlarda saha denetimini yapıp raporlarını ilgili bakanlığa sundu mu? Söz konusu denetim firması yaşanan bu kazayı ön görüp ilgili mercilere bilgilendirme yaptı mı? Alınması gereken önlemler konusunda firmayı uyardı mı?
Söz konusu denetim firmalarının, denetim firmalarında görev alan kilit personelin ve kontrol mühendislerinin yeterliliği denetleniyor mu? Denetleniyorsa denetim hangi kurum tarafından yapılıyor ve denetlenme sıklığı nedir?
Yaşanan olayın sebebi projede sunulan ve nihai ÇED raporunda taahhüt edilenden fazla atığın depolanması mıdır?
Atık depolama yapılan alanda, atığın depolanması esnasında palye eğimleri ve yükseklikleri nelerdir? Yapılan uygulama projesinde duraylılık ile ilgili bu husus neye göre belirlenmiştir. Atık depolama alanına atık yüklemesi yapılırken bu hususlar dikkate alınmış mıdır?
Tesiste günlük 898,88 ton atığın (Pb %0,1 ve Zn %0,2) depolandığı ve atık depolama alanının
3.780.000 m3 kapasitesinin olduğu nihai ÇED raporunda beyan edilmektedir. Barajın çökmesi ile birlikte toprağa ve suya karışan maden atığı miktarı nedir?
Nihai ÇED raporunda ruhsat sahası içinde ve çevresinde akar dere bulunmadığı söylenmektedir. Sahada yapılan incelemelerde kuru olarak nitelendirilen ve Yenişehir Havzası'na dökülen Sarıyar Deresi'nin bulunduğu ve söz konusu derede akış olduğu, bununla birlikte çöken atık depolama tesisindeki atıkların söz konusu dereye ve toprağa karıştığı tespit edilmiştir. Dere akışının toprak yığını ile kesilmeye çalışıldığı ancak topraktan süzülen suyun düşük debili de olsa akmaya devam ettiği görülmüştür. Söz konusu alanda kaza sonrası toprağa ve suya karışan ağır metal olup olmadığının tespiti için toprak ve su analizleri yetkili mercilerce yapıldı mı? Hangi alanlardan ne sıklıkla numuneler alındı? Sonuçları kamuoyu ile paylaşılacak mı?
Meyra Mühendislik Proje ve Madencilik San. ve Tic. A. Ş.'nin Kurşun-Çinko-Bakır Zenginleştirme (Flotasyon) Tesisi ve Atık Barajı'nın işletme sırasında ve işletme sonrasındaki etkilerinin belirlenebilmesi için tesis sınırları içerisinde gözlem kuyuları açılacağı ve bu kuyular sayesinde sızıntı suyu ve yeraltısuyu hareketinin ölçülerek gözlemlenebileceği, gözlem programı çerçevesinde de periyodik olarak alınacak numunelerin analizlerinin yapılacağı nihai ÇED raporunda taahhüt edilmektedir. Firmanın verdiği taahhütlere uyup uymadığının takibi yapılıyor mu? Söz konusu analizler yapıldıktan sonra DSİ 1. Bölge'ye sunuluyor mu?
Söz konusu süreçle alakalı olarak DSİ 1. Bölge'nin takip mekanizması mevcut mu?
Nihai ÇED raporunda faaliyet alanının yaklaşık 650 m güneydoğusunda Barçın Köyü içme suyu kaynağı ve yaklaşık 700 m güneydoğusunda ise ishale hattı olduğu belirtilmektedir. Atık depolama tesisi, proje alanının güneyinde kalmakta olup söz konusu toprak kayması ile birlikte depolanan ağır metal içerikli atıkların söz konusu içme suyu kaynağına ve ishale hattına karışıp karışmadığının tespiti için gerekli analizler yapıldı mı? Analiz sonuçları kamuoyu ile paylaşılacak mı? Kaza sonrasında alandan ne kadar sıklıkla numune alındı? Yapılan analizler sonucunda kaza alanına en uzak kaç metre mesafede atık kontaminasyonu tespit edildi?
Yine atık depolama tesisi ÇED olumlu belgesine istinaden hazırlanan nihai ÇED raporunda proje sahası içinde yeraltı suyunun tespit edilmediği belirtilmiş ve yine aynı rapor içerisinde proses su ihtiyacının yeraltı su kaynaklarından ve İznik Gölü'nden sağlanacağı belirtilmiştir. Bunun yanı sıra proses sonucu oluşacak atıksuyun geri kazanılarak proseste tekrar kullanılacağı beyan edilmekte ancak geri kazanım prosesine dair hiçbir teknik bilgi raporda yer almamaktadır. Bu şartlarda ÇED olumlu belgesine istinaden hazırlanan raporun teknik olarak yeterliğinden söz edilebilir mi?
Proses sonucu oluşan atıksu ve depolamadan kaynaklanan sızıntı suyu tekrar proseste kullanılıyor mu? Atıksu geri kazanım tesisine ait bilgi mevcut mu?
Proje için hazırlanan Jeolojik-Hidrojeolojik Etüt Raporu'nda faaliyetin yeraltı ve yerüstü içmesuyu kaynaklarına etkisinin detaylı olarak incelendiği belirtilmekte olup yaşanabilecek çevresel kazalarda depolanan ağır metallerin yeraltı ve yersütü sularına etkilerinden bahsedilmiş midir? Olası Çevre kazalarının yaşanmaması adına bölgenin jeolojik yapısı da dikkate alınarak ne tür önlemler alınması gerektiği belirtilmiş midir? Hazırlanan raporun yeterli olup olmadığı hangi kurum kuruluşlarca denetlenmektedir?
Her ne kadar tesis depoladığı atığın tehlikesiz nitelikte olduğunu ileri sürse de 01.06.2018 tarihli Maden Atıkları Yönetmeliğinin Uygulanmasına İlişkin Açıklamalar dokümanına göre flotasyon tesisinden kaynaklanan maden atıkları, Atık Yönetimi Yönetmeliği Ek-4'e göre tehlikeli atık olarak tanımlanmaktadır. Söz konusu toprağa, yeraltı ve yüzeysel sulara karışan ağır metal içerikli tehlikeli atıkların temizlenmesi için nasıl bir yöntem belirlenmiş ve süreç nasıl, kimler tarafından takip edilmektedir?
Yapılan analizlerde tesiste zenginleştirme sırasında kullanılan kimyasalların herhangi biri yüzey suyu ya da yeraltı suyunda tespit edilmiş midir?
Yukarıdaki sorular ışığında; çevresel felaketlerin önüne geçebilmek ve etkin izleme/denetim çalışmalarında bulunabilmek için yukarıda belirtilen ve sorumluluğu bulunan kurum/kuruluşlara ait mevzuat kapsamında yer alan kanun ve yönetmelikler yeniden gözden geçirilmelidir. Sorumluluk alanları belirlenerek kurumlar arası koordinasyon ve iletişim planlanmalı, yapılan teknik çalışmalar açık ve anlaşılabilir şekilde ortaya konulmalı ve bu çalışmalara TMMOB çatısı altında bulunan teknik meslek odalarının katılımı mutlaka sağlanmalıdır.
Kamuoyunun bilgilendirilmesi ve sorumluların hesap vermesi adına süreci yakından takip edeceğimizi ve gereken adımları atmaktan kaçınmayacağımızı bir kez daha vurguluyoruz."