2025.03.27 10:07 Son Güncellenme: 2025.03.27 15:41 - BURSA
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 'Mart Ayı Değerlendirme Toplantısı'nda Büyükşehir Belediyesi ve iştirakleri tarafından gerçekleştirilen faaliyetleri, hayata geçirilen hizmetler ile gündeme dair konuları değerlendirdi.
Başka Gazete / Haber Merkezi
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursa Büyükşehir Belediyesi'nde düzenlenen değerlendirme toplantısında konuştu.
🎥 CANLI | Başkan Mustafa Bozbey açıklamalarda bulunuyor https://t.co/TQzbLUqge2
-- Bursa Büyükşehir Belediyesi (@bursabuyuksehir) March 27, 2025
Başkan Bozbey'in konuşmasından satır başları şöyle:
"(Uludağ'daki otel yangını) O 12 kişinin neden orada kaldığını, araştırma konusu tadilat dolayısıyla mı, ancak orada otelin en azından kayak şubesini yöneten ve orada sorumlu olan aile, anne, baba, çocuk, maalesef kafeteryanın hemen üstündeki katta kaldıkları ve yangından direkt etkilenmeleri sonucu, maalesef babanın ve çocuğun milli kayakçımızın, üstelik belirteyim ki aramızda aradığı haberi birimizi derinden üzdü. Bizler geçen yıl da yine oteller bölgesinde yaptığımız denetimler vardı. Yine Kartalkaya yangınından sonra arkadaşlarımız sahaya çıktılar. Bu otellerde daha önce tespitleri yapılmış olmalarına rağmen eksikler var mı ya da yangın yönetmeliğine uygunsuzluklar var mı, bu konularda denetim yaptılar ve denetim sonuçlarını bugüne kadar yapılan tüm denetim sonuçlarını valiliğimiz olmak üzere bakanlığa ve alan başkanlığına iletiyorlar. O raporların bir kısmı da bende mevcut zaten.
SEZONUN KAPANMIŞ OLMASI FACİAYI ÖNLEDİ
Özellikle sezon kapandıktan sonra böyle bir olayın olması, aslında bu bir facianın da önlenmiş olduğunu bize hatırlatması gerekiyor. Düşün, o otelde çalışanlarla birlikte yaklaşık 400 kişinin olduğunu düşünün; 310 kişilik bir yatak kapasitesi var. Öyle bir anda bu yangın bir facia olurdu.
İşletmelerden özellikle isteğimiz, yangın yönetmeliğine harfiyen uyulmasıdır. Bu da yetmiyor; bir talebimiz var: Bakanlıktan, ilgili liderlerden, çalışan toplu yerlerde çalışan, hatta çalışanların tümünden, bu yapı ile ilgili dahi yangınla, depremle ve afetle ilgili konularda eğitim verilmesi ve sertifikaya tabi tutulması gerekmektedir.

Bu otelde kafeterya üçüncü katta, yangının üçüncü katta çıktığı bilgisi var. Hemen üst katta da odalar var; zaten vefat edenler de dördüncü katta kalıyor. Bina sekiz katlı, artı çatı katı da var. Böyle bir yapıdan bahsediyoruz. Burada mutlak ve mutlak personelin yangın eğitimi almasını ve doğru biçimde yangına müdahale bilincini kazanmasını sağlamalıyız. Yangına anlık müdahale önemlidir çünkü itfaiye 3 dakikada ulaşıyor. Bir avantajımız daha var; biz Büyükşehir Belediyesi olarak geçen yıl Uludağ'daki itfaiye grubumuzu üç kat artırdık, hem personel olarak hem de araç olarak. Tek araç vardı, altı personel vardı. Ancak riski gördük, geçen yıl dedik ki; yani o bölgede orman yangını olabilir, otellerde olabilir. Bunu görerek hemen gelirken daha bir planlama yaptık ve oradaki itfaiye sayımızı 18'e, araç sayımızı da üç kata çıkardık.
Kışın yeni araçlarımız gelecek, daha önce bilgisini verdik. yedi araç aldık, şimdi sekiz araç daha alıyoruz; onun ihalesi yapılıyor. 4-4 olarak bu araçlarla birlikte toplam 15-16 civarında itfaiye grubumuza katılmış olacak.
İtfaiye için 50 personelimiz bakanlıktan istedik. Aslında daha fazla sayı istemiştik ama 50 yeterlidir dediler. Biz 50 personelimizi aldık, şu anda onları da eğitiyoruz.
Yangına ilk müdahale çok önemli. Bakın, arkadaşlarımızın müdahalesi ile birlikte yangın hem kontrol altına alındı hem de kısa sürede, aynı zamanda orada arkadaşlarımız tek tek odaları kontrol ederek, acaba burada biri var mı ya da orada maruz kalan biri var mı diye tek tek odaları gezdi.

Büyük geçmiş olsun, tekrar ediyorum. Artık bu yangın konularına tabii vatandaşlarımız da çok duyarlı, basınımız da çok duyarlı, halkımız da çok duyarlı. Hem bizim turizm gelirlerimizi etkileyecek, turizm anlamında da bize negatif etki yapacak bir durum söz konusu. Onun için otellerin konaklama alanlarının ya da diğer alanların mutlaka itfaiye raporlarına ve yönetmeliklerine uygun yapı yapma zorunluluğu vardır. Bunu özellikle istiyoruz. Bundan sonra da denetimlerimiz artarak devam edecek. Valiliğimizle bu tür yapılarla ilgili kapatma kararlarını aldığını biliyorum, onların da gerçekleştiğini biliyoruz. Ancak dediğimiz gibi, bu süreçlerin belirli aralıklarla sürekli olarak denetlenmesi son derece önemli. Eksiklikleri giderilmeyen yerlerde de tam kapatmanın, yani kapıya kilidi vuracaksınız, içeriye kimseyi almayacaksınız. Belki bir bekçi olabilir, içeride kimsenin kalmaması lazım. Bu önemli, hakikaten hepimize tekrar geçmiş olsun. Sabah böyle uyandık, inşallah bundan sonra bu tür olaylarla karşılaşmayız. Bu arada tabii geçmiş kade gecenizi de kutluyorum. Birkaç gün sonra da Ramazan Bayramımız, şimdiden daha iyi bayramlar diliyorum hepinize. Bizler Büyükşehir Belediyesi olarak hep söylüyorum, şeffaf bir anlayışa sahibiz. Her türlü bilgiyi paylaşmak konusunda hassasiyetimiz var ve nasıl hesap veriyorsak, hesap vermeye de kendimizde bir zorunluluk görüyorsak, hesap sormayı da mutlaka kendimizde görüyoruz ve bu tür hesap soruları da zaman zaman yapacağız, yapıyoruz da.
Bugün ana konumuz aslında BUSKİ sizlere daha önce de paylaşmıştım biz her ay bir konuyu gündeme getirip sizlerin nezdinde hem buraları bilgilendirelim bilinçlendirelim hem de sizlerde okurum da yapı ile ilgili bilgi sahibi olun istiyorum.
EKREM İMAMOĞLU'NUN TUTUKLANMASI
Hukuksuz bir şekilde evinden alınıp yargılanması akabinde tutuklanması, tabii ki biz kent yöneticileri açısından son derece duyarlı olmamız gereken bir konu. Bugün hiçbir belediye başkanı, büyükşehir belediye başkanları, ilçe belediye başkanları ya da belde belediye başkanları, hiç kimse, bir savcı çağırdığı zaman asla bir yere kaçmaz. Savcı davet ettiği zaman koşa koşa gideriz, biz hep gittik. Ne gerekiyorsa biz doğruları onlarla paylaşırız. Ancak böyle bir şekilde gözaltına alınması, insanlarımız açısından bu açıdan baktığımızda doğru bir uygulama olmadığını hepimiz biliyoruz. Hepimiz insanız, hepimizin ailesi var, hepimizin sevdiği, saydığı insanlar var. Bunları düşündüğümüzde, hakikaten bizlerin sorumluluğu çok fazla. Bunu biliyoruz, bu sorumluluğumuzu yerine getirmek için de en hassas olan kesimlerden birileriyiz. Bu durum doğru değil; bu durum bizim demokratik yapımızı sorgulattırıyor, hukukun üstünlüğünü sorgulattırıyor, adaleti sorgulattırıyor. Bize kimse şunu dememeli: Bu ülkede özgürlüklerle ilgili, demokrasi ile ilgili kötü sözler söylememeli. 86 milyon kişi bu ülkede, hiçbirimiz bunu hak etmiyoruz. Hiçbirimiz ne hukuksuzluk sözcüğünü, ne adaletsizlik sözcüğünü, ne de demokrasiye inanmıyor sözcüğünü hak ediyoruz. Biz bu ülkede birinci sınıf vatandaşız, bu ülkenin bireyiyiz. Hepimiz birliği ve beraberliği için el ele, kol kola olmalıyız. Bu konunun hassasiyetine bir kez daha değinmek istiyorum; gerçekten yapılanlar kabul edilebilir değil. Kimdir, nedir bu? Bu tabii ki siyasal iklimin getirdiği bir ortamda tartışılır, ancak insani olarak baktığımızda, insan olarak bizler hiçbirimiz bunu hak etmiyoruz.
İnsan olarak bakmak lazım hukuka çünkü hepimize lazım, hepimize lazım. Devletin dini nedir? Adalettir. Bakın, adaleti tesis etmek zorundayız. Geçen hafta, şu 3-4 gündeki ekonomik kayıplarımızı değerlendirdiğimizde hepimiz %30 civarında fakirleştik.

"ADİL ŞEKİLDE YARGILANALIM"
Çok iyi analiz yapmamız lazım. Biz ülkemizi seviyoruz, 86 milyonun da sevdiğine inanıyorum. Onun için bu olayların bir daha olmamasını diliyorum. Adil bir şekilde yargılanalım, herkese adil yargılansın. Zaten adil yargılanma haktır.
Farklı fikirlerin aslında karşındakine o konu hakkında bir kez daha değerlendirmesini sağladığı gibi, aynı zamanda ters açıdan da baktığında gerçekten doğruya daha yakın bir şekilde ulaşabilir duruma gelir. Bunu yaşadık, gördük. Onun için eleştiri her zaman için insanları doğruya yöneltir. Bu anlamda ben umuyorum ki, içerideki tutuklu bulunan belediye başkanlarımızın bir an önce hakim karşısına çıkarılıp orada salıverilebilmelerini arzu ediyoruz ve işlerinin başına dönüp gerçekten hizmetle ilgili projelerini ortaya koymaları en büyük arzumuz, en büyük dileğimizdir. Yargılayın, suç varsa atın içeri ama önce suçlu gömleğini giydirip sonra kendini savunmasını yargılama, böyle bir şey değil.
İŞ ADAMLARI YURT DIŞINA YATIRIM YAPIYOR
Bursa olarak bakın, bir de kasabaya gidin; kaç tane fabrika çalışıyor, kaç tanesi kapanmış? Nereye gitti bu arkadaşlarımız, bu iş insanları? Nereye gitti, neden kapattılar? Depo olarak kiraya veriyorlar. Makineler nerede? Bir düşünün hele, birçok insan iş insanı şu anda Avrupa'da çoluk çocuğunun geleceği için oralardan oralara yatırım yapıyor ve iş insanları paralarını oralara aktarıyor. Az buçuk değil, inanın bana, az değil; milyar dolardan bahsediyoruz. Sadece bizim iş insanımızın, bizim arkadaşlarımızın gidip yurt dışında yatırdığı paralardan bahsediyoruz. Kendi ülkemiz varken, sonra burada işsizlik hakim. Evet, işsizlik hakim. Ben 15 günde bir, biliyorsunuz, ilçeleri geziyorum; tüm daire başkanları orada, şirketlerin yetkilileri orada oluyor. Sizi samimiyetle bir şey söyleyeyim: Bir yıldır yapıyoruz, her geçen gün iş ve aş talebi yükseliyor. Biliyor musunuz, son olarak %90'lara geldi. Her 100 kişiyle görüştüğümde 95'i iş istiyor. Ülkenin durumu bu. Biz neden o iş insanlarını kaçıralım? Adaleti iyi tesis edersek, siyaset adaletin üzerini çekerse, adalet yasalara göre, Anayasa'ya göre, vicdanlı tabii önemli karar verdiği müddetçe, o zaman bu ülkede herkes yatırım yapar. O zaman işsizlik azalır, bu kadar insan başvurmaz, daha az insan başvurur iş için. İnanın, böyle bakın. Ben çok samimi duygularımla söylüyorum, üzülüyorum da bir kent yöneticisi olarak yaşananlara. Ülkem adına üzülüyorum çünkü ben biliyorum ki benim ülkem dünyanın en güzel ülkesi; konum itibarıyla da, coğrafyası itibarıyla da, kültürü itibarıyla da, tarihi itibarıyla da en değerli, en güzel ülkedeyiz arkadaşlar. Üç tarafımız denizlerle kaplı, dağımız var, ovamız var...

En güzel kente sahibiz ama üzüntülüyüm dediğim gibi ülkemin bu tür konulardan dolayı yara alması insanların güvensiz olması ve güvensiz olan insanların dışarıdaki iş insanlarının Türkiye'de yatırım yapmaktan vazgeçmesi bizi çok üzüyor.
Farklı düşünebiliriz, farklı inançlara sahip olabiliriz, farklı kimliklerimiz olabilir, farklı siyasi inançlarımız olabilir ama tüm bu farklılıklarımız var ya, aslında bizim en büyük zenginliğimiz. Tek tip değiliz, en büyük zenginlik budur; güven ortamını oluşturmak zorundayız.
İnşallah en kısa süre içerisinde Ekrem Başkanımız olmak üzere biliyorsunuz güven seçimi yapıldı, 15 milyon insan, hatta 15 milyonu aşkın ama 15 milyon diyelim. O gün Bursa'da yaklaşık 400.000'e yakın insan sandığa gitti. Bursa'da düşünün, artık Cumhuriyet Halk Partisi'nin cumhurbaşkanı adayıdır . Yine hukuka güvenmeye, adalete güvenmeye devam edeceğiz, arkadaşlar. Devam edeceğiz, adalet mekanizması tam olarak işleyecektir ve Ekrem başkanımız başta olmak üzere tüm belediye başkanlarımız kısa süre içerisinde inşallah görevlerinin başına döneceklerdir. Dönmesi gerekiyordur diye düşünüyorum.

BUSKİ'NİN FAALİYETLERİ
Bursa 3.300.000 nüfusa sahip. 1061 mahallemiz var. Buski'nin bone sayısı 1.554.380, çalışan 2410 personelle birlikte 17 ilçemizde hizmet veriyoruz. İnegöl ve Çınarcık, ishale hatları ile birlikte Harmancık'taki projelerimizi tamamlamış bulunuyoruz. Temiz suya erişim, insanların en temel hakkıdır. Bu nedenle su altyapımızı güçlendirmek için yoğun bir şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Tabii bu arada kanalizasyon ve yağmur suyu hatlarımızda çalışmalarımız devam ediyor. 113 km kanalizasyon hattı ve 34 km yağmur suyu hattını şu ana kadar yapmış durumdayız. Artan kent nüfusunun ihtiyacına göre de tedbirlerimizi şimdiden alıyoruz çünkü kent nüfusu arttıkça altyapı hizmetleri, su, kanalizasyon ve yağmur suyu tesislerinde mutlaka iyileştirmeler yapmamız gerekiyor. Mustafakemalpaşa, İnegöl ve Gemlik'te yapılan çalışmalarla altyapı sorunlarına kalıcı çözümler ürettik. İçme suyu arıtma tesisleri devam ediyor; iki adet arıtma tesisi tamamlanmış durumda ve tamamlanan projeden 53.000 metreküp günlük olarak suyu arıtmış bulunuyoruz. Bu da Osmangazi Demirtaş arıtma tesisi ve Mustafakemalpaşa'da bulunan içme suyu arıtma tesisi olarak da söyleyebiliriz. Kestel'de atıksu arıtma tesisimiz 1850 metreküp günlük arıtma kapasitesine sahip.
Doğaya karşı yapmış olduğumuz su kaynaklarını koruma konusundaki duyarlılığımız devam ediyor. Kendimizde tabii, özellikle şunu belirtmek istiyorum: birçok köyümüzden, özellikle kırsaldan gölet talepleri geliyor. Yaptıklarımız var, planladıklarımız var; ancak bizim şöyle bir beklentimiz de var: İklim değişikliğinin getirdiği sonuç olarak baktığımızda, şu an itibarıyla geçen yılın barajlarımızda bulunan su miktarı, geçen yılın yarısından az. Yani metrekareye yeterli miktarda yağmur yağmadığını görüyoruz. Onun için iklim değişikliğinde de çok önemli etkilenen kentlerden bir tanesiyiz. Halen daha hava kirliliği devam ediyor, bu da bir etken. Küresel ısınmadan dolayı bunları yaşıyoruz ve yeraltı su seviyemiz 250 metre indi. Bu tedbirleri almak, bazı konuları tarımda da düşünmek zorundayız. Daha fazla suya ihtiyaç duyan bir ürün değil, daha az suya ihtiyaç duyan ürünlere dönüşmek ve değişim göstermek zorundayız.
Az suya ihtiyaç duyan, verimi yüksek olan Bursa'da ürünler yetiştirme sorumluluğuna sahip olmamız gerekiyor. Bunları yapacak bilgi birikimi elbette ki var. Dediğim gibi, şu anda dört adet sulama var; bunlar 360.000 metreküp kapasiteli ve bunları tamamlamış durumdayız. Yine devam eden talepler var, ancak bazı yerlerde bunları biz havuzlarda da çözmeye çalışıyoruz. Daha az suyuyla daha yüksek verim almak maksadıyla, biliyorsunuz, Mustafakemalpaşa'da orada kurmuş olduğumuz fabrikada yaklaşık 4 milyon civarında yassı boru ürettik. Ona yakın bir zamanda yuvarlak boru ürettik. Şimdi bayramdan sonra inşallah onları çiftçilerimize buluşturacağız. Damlama sistemini özellikle yapmamız gerekiyor. Damlama sistemiyle daha az suyu kullanıp daha fazla ürün elde edebileceğimizi biliyoruz. Bu konuda hassasiyetimizi de sürdürüyoruz.

Sulama tesislerinin tabii ilaçlama havuzlarımız var, aynı zamanda onları da yapıyoruz ve köylülerimize teslim ediyoruz. Onlara sekiz tane yeraltı su kuyusu yaptık ve dere ıslahlarına devam ediyoruz. 25 tane su kuyusu ihale ettik, bunların on beşini devreye aldık, kalanları da tamamlanmasına geliyor. Son bir yılda yapılan kuyulardan 15 tanesini devreye aldık. Dere temizliklerine önem veriyoruz. Diğer taraftan, yaptığımız işlerin özellikle İnegöl'den çok şikayet var; ancak oradaki işleri büyük ölçüde tamamladık. Tabii burada vatandaşımızın da bilmediği, ama onlar sordukça cevapladığımız bir konu var. Bu, tamamı bitmeden test yapma imkanı olmadığı anlamına geliyor. Tamamı bitecek ki test yapacaksınız. Kaçak varsa, hiç olmazsa asfalt yapılmadan oraya müdahale edip tekrar tamirat yapma imkanınız var. O yüzden asfalt gecikiyor. Gecikmek zorunda; işte o zaman doğru bir iş yapmış oluyoruz. Onun için de bu şikayetleri alıyoruz. Dediğim gibi, bunları kısa sürede çözdüğümüzü de belirtmek istiyorum. Güneş enerjisi sistemlerinden faydalanıyoruz. Belediyemizin 28.000 kW saatlik bir üretimi var. Güneş hidrolik hidroelektrik santrali 167.000.000 kW saat bizim kullandığımız enerji var BUSKİ olarak. Bunun ancak ve ancak %16.60'ını geri alabiliyoruz. Bu dönemin sonuna kadar hedefimiz %30 sonra tabi ki bunu %100 karşılama gibi bir hedefimiz var ama dönemin sonuna kadar minimum %30'a kadar çıkarmayı hedefliyoruz.
BARAJLARDAN GÜNEŞ ENERJİSİ PROJESİ
Barajların üzerinde güneş enerji sistemini gerçekleştirebilir miyiz? Yapılanlar var dünyada, onu biliyoruz. Bu konuda girişimlerimiz oldu; ancak DSİ, güneş enerji sistemlerinin kurulu bulunan tesislerinde kimyasal yıkama olduğundan dolayı müsaade etmediklerini bildirdiler bize. Ancak ve ancak göletlerde bu tesisleri yapabilirsiniz dediler, çünkü bunu tamamen yüzer bir tesisten bahsediyorum. Çünkü alanlar müsait, tamamına yakını güneş alıyor. Yani orada bizim hesaplamalarımıza göre çok yüksek rakamlarda güneş enerjisiyle elde edebileceğimizi hesapladık. O yüzden talebimizi yaptık; ancak konuşmalarımız, görüşmelerimiz devam ediyor. Bu örneklerde nelere dikkat etmişler, onları ele alacağız. Ancak göletlerle ilgili, sulama barajları ile ilgili Kayapa, Hasanağa gibi yerlerde de şu anda hazırlıklarımızı yapıyoruz. Orada güzel bir şekilde güneş enerjisi sistemlerini kurup hem maliyetlerimize destek olacak, hem de en önemlisi çevreye duyarlı bir enerji üretmiş olacağız. Kazancımız bu olacak. Her yerde bunu düşünmemiz lazım. Diğer taraftan devam ettiğimiz yapılarda atık su yönetimi ve çamur bertarafını da gerçekleştiriyoruz. Buski olarak toplum sağlığını koruma sorumluluğumuzla 2024 yılında 132 atıksu arıtma tesisi ile birlikte 147 milyon metreküpten daha fazlasını biz mevzuata uygun şekilde deşarj ettik. Arıtma süreçlerinde oluşan 717.000 ton aktif çamuru da biz yakılarak bertaraf ettik.
Bursa'da her on kişiden dokuzunun atık suyu çevreyi koruyan modern yöntemlerle de arıtıldığını çok net olarak ifade edebiliyoruz. Bursamızın su ihtiyacı son derece önemli; gerçekten Bursa, iklim değişikliğinden en fazla etkilenen kentlerden bir tanesi.
TEMİZ SU KAYIP KAÇAK ORANLARI
Geldiğimiz noktada, Doğancı ve Nilüfer barajlarından %55'i, %15'i Uludağ pınar kaynaklarından elde ediliyor, %30'u 155 tane derin su kuyusundan karşılanıyor. Yani ovada zaten fabrikalar çekiyor, tarımla ilgili sulama ile ilgili çekiliyor, biz de çekiyoruz, yine vermek maksatlı.
BUSKİ olarak Bursa il merkezinde %19.25'lik bir kayıp kaçak oranımız var. Arkadaşlar, bakın merkezde %19.25, ilçelere doğru gittiğimizde inanılmaz bir kayıp kaçak oranı var. Örneğin, İnegöl'de %55 oranında kayıp kaçak var. Yani her 100 metreküp suyun 55 metreküpü toprağa ya da bir yere gidiyor, 45 metreküpü kullanılabiliyor. Bunun sebebi, daha önceki yıllarda yapılmış olan İnegöl için dersek asbestli borular. Ben orada şantiyeye gittiğimde bir kıza şahit oldum; kızı da gördüm ki aşağıdaki içme suyu, bakın, içme suyu şebekesi daha kazarken parçalandı. Daha kepçe vurmadan. Onun için biz de İnegöl'ün tümünde içme suyu hatlarının tamamını yeniliyoruz, asbestli borudan kurtarıyoruz ki bu boruların kanserojen etkisi olduğunu biliyoruz. İnegöl'leri bundan kurtarıyoruz ve ilave isale hattını da yaparak İnegöl'ün su sorununu ortadan kaldırıyoruz.
SU TASARRUFU ÇAĞRISI
Bursamızın %85 oranında Doğancı Barajı'nda karşıladık ama bir şey daha yapıyoruz; özellikle su eğitimi ile ilgili, suyun tüketimi eğitimi ile ilgili de okullarda önemli bir çalışma yürütüyoruz ve bunu sürdürülebilirlik içinde yapmaya çalışıyoruz. Çünkü birçoğumuz maalesef traş olurken çeşmeyi açıyoruz, bırakıyoruz aksın ya da diş fırçalarken çeşmeyi açıyoruz, bırakıyoruz aksın. Bunları önleyerek su tasarrufunu da sağlamak zorundayız. Çünkü bunu yaparsak ancak biz sürekliliğini sağlayabiliriz. Bursa'nın 450 bin metreküp günlük ihtiyacı var.
Bu ihtiyaç yaza geldiğimizde 550.000 metreküpe çıkıyor. Neden? Bağ bahçe sulamaları devreye giriyor. Bu defa ondan dolayı da bir su tüketimi artıyor. O yüzden eğitim şart; anaokulundan ilkokula kadar öğrencilerimize su tasarrufu bilinci ve kültürü konusunda eğitim veriliyor. Son derece önemli, bir kez daha altını çizmek istiyorum. Hepimizin uyması gereken, hepimizin suyuyla ilgili nasıl tüketmemiz gerektiğini bilmemiz gereken bir konu. Çünkü her geçen gün maalesef doğadaki varlığı azalıyor. Onun için suyumuzu korumak ve tasarruflu kullanmak zorundayız.
Sadece İnegöl'de değil, diğer ilçelerimizde de kayıp kaçak oranı fazla. Ortalamaya baktığımızda, merkez dışında merkezde %19.25, merkez dışındaki ilçelerimizde bazıları %30, %40, %55'e kadar giden kayıp kaçak oranları var. Bunları da işte biz BUSKİ'nin öz kaynaklarından olmak üzere kredili kaynaklardan da yararlanarak, bu kayıp kaçak oranlarını düşürerek suyumuzu korumaya çalışıyoruz ve temiz suyu Bursalılara ulaştırmaya çalışıyoruz.
Çınarcık barajı projemizi biliyorsunuz, yapıldı ancak Bursa içme suyu ihtiyacımızı karşılayan Doğancı ve Nilüfer barajlarımıza ek olarak da Çınarcık barajının suyunun kentimize ulaştırılması yönünde bir projeyi hayata getirdiğimizi daha önce paylaşmıştık. Aslında, daha önceki dönemin projesi 130 milyon Euro artı KDV ile ve parça parça yapılan bir ihale. Bunu daha önce eleştiri konusu olarak gündeme getirmiştim çünkü 2011'de başlayan DSİ'nin yapması gereken bir proje, ancak yapmamış; BUSKİ sonradan üstlenmiş.
Yapılan tesis doğru tesis, ancak stat gibi düşünün; bütün statları bakanlık yaptı, bizim statı kendi cebimizden yaptık. 170 milyon dolar civarında, Euro civarında bir paraya mal oldu, daha da bitmedi. Biz göreve geldikten sonra, yaklaşık yanlış hatırlamıyorsam, 20 milyon civarında bir para daha harcadık çünkü içinde bazı şeyler kopmuş, parçalanmış, onları tamamladık. Halen de UEFA kriterlerine tam uyan bir stat değil. Oraya girmeyeceğim, ama şunu demek istiyorum: Bakanlık yapıyorsa yapsın, zaten onun parasını alıyor. Nasıl alıyor? Örneğin, bu barajda isale hattını yapmış olsaydı, bu 130 milyon artı KDV bakanlık harcayacaktı ya öz kaynaklarından ya kredi ile bize devredecekti. TL bazlı üzerinden su gelirleri üzerinden bizden pay alacaktı. Ben sözleşmeyi gördüğüm için söylüyorum. Sonradan belediye demiş ki, "Biz yapalım." 2018'de falan böyle bir gündeme geliyor, ihalesi yapılıyor. Doğru proje, evet, doğru proje yapılması gereken çünkü buradaki istatistiklere göre hesaplandığında mevcut, aslında o dönem hesaplanmış ama o günkü iklim şartları dikkate alınarak hesaplandığı için 2060 yılına kadar Bursa'nın sorunu kalmayacak. Ama bugüne baktığımızda, bu ısınmayla bu iklim değişimi ile birlikte ben bu sürenin daha da aşağıya düşeceğine inanıyorum. Halen daha doluluk oranlarında farklılıklar var.
Bir taraftan hatları yapıyoruz; 68 km bir isale hattıdır bu. Aslında 2026'nın Mayıs-Haziran ayına kadar sürecek bir proje, ancak biz bir an önce bitirin dedik. Hiç olmazsa biz Dobruca tesislerine su aktaralım dedik çünkü önümüzdeki yılın programını şimdiden yapmak zorundayız. Yani bu yıl, bu yazdan bahsediyorum. Müteahhit hızlı bir şekilde devam ediyor. Müteahhit devam ederken biz oradan mevcut suyu vereceğiz, o isale hattına bu suyuyla bypass yapıp Dur Burcu tesislerine arıtma tesislerini aktaracağız. Oradan kente su vereceğiz, yaklaşık 100 milyon maliyeti var, kendi öz kaynaklarımızdan karşılayacağız. Aksi takdirde yazın ortalarında, Ağustos'ta, Eylül'de susuzluk çekebiliriz diye tedbirini şimdiden aldık.
Yine hatta değişiklikler yapıldı, burada maliyetler yükseldi çünkü Hasanağa organize sanayinin içinden geçemedik, dışından farklı bir yoldan geçtik. 1,5 km civarında bir artış oldu; hatta bize maliyeti yaklaşık olarak 150 milyonluk bir maliyeti var. İlave olarak, dediğim gibi, yine de bu testlerin mutlaka yapılmış olması gerekiyor. Ancak biz bu bypass hattıyla oraya bağladığımız zaman önemli bir hizmeti yapmış oluyoruz. Bursa'da da arkadaşlarımız titizlikle çalışıp bunu mümkün olduğunu ortaya koydular.
Buski olarak hem bugünü düşünüyoruz hem yarını düşünüyoruz, iklim değişikliklerinin getireceği sonuçları tümüyle düşünerek tüm projeleri yapıyoruz.
Atıksu projelerini yaptık, altı tane. Hem Büyükorhan'da hem Orhangazi'de, aynı şekilde Karacabey'de ve Uludağ'da devam ediyor. Bir taraftan da tesislerimiz, altı tane, bunlar tamamlandı, açılış aşamasına geldi. Orhaneli'nde ve doğu arıtma tesisi dediğimiz tesisler. Bir grubu 2025'te açılacak. Bunlar sonuçlandı, Uludağ'daki 2026'da bitirmeyi planlıyoruz. Karacabey'deki şu an işletmeye alınmış durumda. Önümüzdeki süreçte bunların hepsinin açılışlarını gerçekleştireceğiz. Yeni içme suyu deposu ve depo kapasitelerini de güçlendiriyoruz, 11 tane yapıyoruz bunlardan.
İznik Kırıklı'daki sulama tesisini tamamladık, 500 hektarda sulama hizmeti verecek bir gölet olacak. Şimdi onun da aşağı yukarı tamamlandı.
Dört farklı sulama yatırımına daha devam ediyoruz. Diğer taraftan, bizim bu tesisleri bir de kontrol etmemiz lazım; güvenli bir şekilde kontrol etmemiz lazım, anlık kontrol etmemiz lazım. 1092 kamerayla ve 172 güvenlik görevlimizle bu tesisleri kontrol ediyoruz. Anlık ve 24 saat boyunca bunlar izleniyor, takip ediliyor. Herhangi bir problemde anlık müdahale ediliyor. 2025 yılı içerisinde hedeflediğimiz çalışmalarımız var. Yine Görükle'deki tesisimiz kapasite artışlarına ihtiyaç duyuyor. Arıtma tesislerimiz olsun, diğer tesislerimiz nüfus arttıkça, talep arttıkça alan yanına mutlaka ilave yapmamız gerekiyor. Bunlarla ilgili çalışmaların hızlı bir şekilde yürütüyoruz.
Katı atık sularla ilgili, biliyorsunuz, müsilaj konusunda da dile getirmiştim. Buralarda ben Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğümüze huzurlarınıza teşekkür etmek istiyorum. O eleştirilerden sonra valiliğimiz koordinasyonunda bir araya gelinip ekipler kuruldu. Nilüfer Çayı'nda sağ ve sol olmak üzere başlangıcından sonuna kadar bir inceleme yapıldı. Yani kaçak deşarjlar nerelerde, 155 alanda kaçak deşarj tespit edildi. Şimdi derelere girilecek, derelere ne kadar var, onların da üzerine gidilecek.
Kirli suyu arıtma tesisine götürmeyen fabrikalar açılmamalı, kapatılacaksa kapatılacak.
BUSKİ'NİN KİRLİ SUYU YILLARCA NİLÜFER ÇAYI'NA AKMIŞ
Buski'de maalesef birçok yerde yapmadığı hizmetlerden dolayı, projelerden dolayı kirli suların da dereye akmasını sağlamışız. Bunları şimdi tespit ettik. Arkadaşlar, biz örneğin, çöp depo sahasının sızıntı suyu yıllardır Nilüfer'e akıyor. Müsilaj toplantısında söyledik, Nilüfer'deki Nilüfer Çayı'ndaki suyun dördüncü seviyeye geldiğini, bırakın elinizi yıkamayı, arazide asla kullanılmayacak su olduğunu açık açık söyledik. Hocalar raporladılar ama üzgünüm ki hala oradan meyve sebze sulanıyor. Bursalılar bunu hak etmiyor, hiç kimse hak etmiyor. Şimdi bunlara müdahale ediyoruz, edeceğiz de.
Bizim sorumluluğumuz Bursa'da dereleri de temiz yapacağız, havayı da temiz yapacağız. Emin olun, sizlerin desteğiyle, Bursalıların desteğiyle yapacağız. Bu net çünkü hastalıkların önemli kısmının havadan kaynaklı olduğunu biliyoruz.
Nilüfer Çayı üzerinde elektronik bir sistem kurmayı hedefliyoruz. Arkadaşlarımız hazırlık yapıyorlar. Belli aralıklarla direkt bizim sistemimize oraya suyun kalitesini kirlendiği zaman uyarı verecek bir sistem kuracağız. Arkadaşlarımız oraya gidecekler, oradaki nereden geliyor, artık onu tespit edecekler. Tabi Nilüfer Çayı'nın temiz akması neyi etkileyecek? Marmara'yı etkileyecek. Marmara Denizi'nde ben müsilaj etkisinin olabileceği etkisini taşıyoruz. Bunun da olma ihtimalinin çok güçlü olduğunu bilim insanları söylüyor. Eğer biz verilerimizi kirletmezsek, eğer tam olarak aratırsak, bunların sonucunda bizler temiz bir denize kavuşacağız; balıkların çoğaldığı, eksilmediği bir denize ve denizde bize uzun yıllar hizmet edecek. Aksi takdirde şu an 15 yıl içerisinde bu şekilde giderse, ölü bir deniz haline, canlıların olmadığı bir deniz haline dönüşme ihtimali çok kuvvetli.
Arıtma tesislerinde, özellikle doğu arıtma da çalışma yapılıyor. Kapasite artırma, birçok tesiste şu anda kapasite artırımı yapmak zorundayız. Ayrıca yeni ilave tesisleri de yapmak zorundayız. İhtiyacımız ne biliyor musunuz? Yaklaşık olarak 250 milyon Euro civarında bir ihtiyaç var. Bunların yapılabilmesi için zaten Buski önemli bir borca sahip. Onun için bu yatırımı karşılayacak sistemi, mekanizmayı oluşturmak zorundayız. Tabii ki kademeli olarak, ancak acele etmemiz gerekiyor çünkü Marmara Denizi her geçen gün daha çok kirleniyor.
Su faturaları çok konuşuluyor, çok tartışılıyor. Biz 30 Büyükşehir Belediyesi içerisinde şu anda toplandığında su fiyatı olarak değerlendirdiğimiz zaman 22. sıradayız. Ancak biraz önce söyledim, en çok etkilenen kentlerden bir tanesi ve söz konusu yatırımları da yapmak gibi bir sorumluluğumuz var. Üstelik kredi ile bile yapsak, bu kredileri ödeme gibi de bir sorumluluğumuz var. Onun için bütçe açısından baktığımızda Buski'nin kendi ayakları üzerinde durması gerekiyor. Hatırlarsınız, Erdoğan Bey zamanında Buski'den para transferi yapardı. Rahmetli Hikmet Şahin döneminde de yasa değişti, orada daha da rahat oldu. Buski'nin parasını Büyükşehir kullanırdı. Şimdi Büyükşehir'in aslında Buski'ye katkı sağlayacak bir döneme geldik. Buski mevcut maliyetlerinin yüksek olduğunu görüyoruz. Sadece 100 km için 3 milyon bütçeden ek ödeyeceğiz.
Vatandaşlarımızın da duyarlı olmasını öneriyoruz. Su tüketimi önemli. Tüm Bursalılar, bu tüketim konusundaki hassasiyetlerini belirtmek istiyorum. Beklediğimi bahçe sulamaları ile ilgili belki bu yıl başka bir yöntem bulun diyeceğiz çünkü mevcut içme suyumuzu bahçelerde kullanmamız gerekiyor. Bunun için de hazırlıklarımız var, meclisimiz de bunları değerlendireceğiz.
BUSKİ VE ŞİRKETLERİN BORCU
Büyükşehir'in, BUSKİ'nin ve şirketlerin toplam borçları 29.5 milyar TL. Toplam borç üzerinden baktığımızda 2 milyar 300 milyon TL civarında borcu azalttık. Ancak BUSKİ'nin borcu artıyor. Nisan ayında 11 milyar 554 milyon TL olan borç Şubat ayında 16 milyar 464 milyon TL'ye yükseldi. Son yaşanan olumsuzluklardan dolayı kur 2 TL arttı.
Her bir lira artışta BUSKİ'nin borcu 350 milyon TL civarında artıyor. 2 TL artınca 700 milyon TL BUSKİ'nin borcu yükseldi. Yüzde 75'i dövizli borç. Konsolide borçlara baktığımızda Nisan ayında 986 milyon dolardı, Şubat ayında 811 milyon dolara indirdik.

Bunları tasarrufla, iyi bir mali disiplin uygulayarak, verimliliği artırarak başardık. BUSKİ'nin iç borcu 1 milyardan 896 milyon TL'ye düşerken, dış borcu 8 milyar 156 milyondan 13 milyar 488 milyona yükseldi.
RAMAZAN AYI
Ramazan ayı biliyorsunuz dayanışmanın ayı. Büyükşehir Belediyesi olarak Ramazan ayında gerçekten dayanışmayı, paylaşmayı manevi anlamda en yükseğe çıkması konusunda yaşıyoruz. Hep beraber destek olduk ve kendimizde biliyorsunuz ki sabit noktalar kurduk. İftarla ilgili bugüne kadar yaklaşık 98.000 civarında vatandaşımıza hizmet etmişiz. Yine 17 ilçemizde her akşam bir mahalledeydik. Mahallelerimizde iftar sofraları kurduk, buralarda da 81.000 civarında vatandaşımıza ulaştık. Bunun yanında iftara yetişemeyen vatandaşlarımıza iftariyelik ve çorba dağıtımı gerçekleştirdik. Bu rakamlarda 117.000 civarında, 63.000 bardak çorba da ikramımız oldu. Vatandaşlarımıza 924 mahallemizde 962 farklı noktada tatlı ikramları gerçekleştirdik. Bugüne kadar yaptığımız işlerde şimdiden bayramınızı, tüm Bursalıların bayramını kutluyorum. Sağlık ve huzur içerisinde bir bayram geçirmenizi diliyorum. Bayram tatili dokuz güne çıktı, iyi mi kötü mü tartışılır ama diğer taraftan tabii bu kadar gün kaybı da yaşanmış olacak.
Tarım Peyzaj AŞ şirketimizde çok önemli bir ekipmanın tanıtımını yaptık. 244 personelimizle birlikte 396 ekipman ve aracımızı yeniledik, sahaya sürdük. İnanın bu sene daha farklı olacak çünkü bu araçların özellikle dört yılda bir değişmesi gerekirken 9-10 yıldır değişmediğini gördük. Tümünü yeniledik, hizmeti aldık.
Kentsel dönüşüm projesine Arabayatağı'nda başladık, devamı da gelecek. Trafikte artık küçük dokunuşlar demeyelim; bilimsel anlamda veriye dayalı ölçerek farklı uygulamaları gündeme getiriyoruz.
Nilüfer tarafında yine bir kavşakta orada çalışma yürüyor, son aşamaya geldi. Özellikle Durmazlar karşısında, bilirsiniz, orada çok büyük sıkıntı vardı; orasını çözüyoruz. Şu anda tam olarak çözülecek, tam işler vaziyete gelecek. Diğer taraflarda da yeni yol açılımları, kavşaklar ihale aşamasına geldi. Yeni bulvarlar yapıyoruz; Balkan Mahallesi'nde örnek bir bulvar yapıyoruz. Naim Süleyman Bulvarı, daha önce Nilüfer'den de bunlar üzerinde çalışıyorduk. Buralardaki bisiklet, yaya yolu, otoparklar, bunların tümünü düşünerek aydınlatma, aynı zamanda ağaçlandırma gibi.
Uluslararası spor festivali önemli bir başvuru olduğu için başvuranların hepsine teşekkür ediyorum. Bursa, 17 ilçeyi de alan bir spor festivali olacak; binlerce insan katılacak. Bursa'ya yakışan bir festival olacak, finalini de stadyumda yapacağız inşallah, 19 Mayıs'ta hedefimiz o."
BURSA'DAKİ PROTESTOLARDA GÖZALTINA ALINANLAR HAKKINDA SON DURUM NE?
Başkan Bozbey, Başka Gazete Genel Yayın Yönetmeni Yaman Kaya'nın, "Buski'den kayıp kaçakla ilgili bahsettiniz. Alinur Aktaş'ın Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde senelerce süren hukuksuz işlemlerle yapılmış milyonlarca liralık bir vurgun ortaya çıkmıştı. Bununla ilgili yarın bir yargı süreci başlayacak. Siz göreve geldikten sonra bu konuyla çok yakından ilgilendiğiniz, özellikle üzerinde durduğunuz ve titizlikle incelediğiniz yanılmıyorsam yaklaşık 10 milyon civarında bir para geri alındı. Bununla ilgili bir yargı süreci ile ilgili düşüncelerinizi öğrenmek istiyorum. İkinci sorum, Bursa'da yapılan eylemleri takip ediyoruz. Gözaltına alınan Bursalılar var; onların durumunu yakından takip ettiğinizi biliyoruz. O süreçle ilgili şu anda son durum nedir, bir bilgiye sahip misiniz? Ayrıca sağduyu anlamında yaptığınız önemli çağrılar vardı. Genel olarak Bursa'daki eylemleri ve protestoları nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorularını ise şöyle yanıtladı:
"Son sorudan başlayayım. Ben yasal anayasal hak olan bir tepkiyi dile getirmek istiyorum. Anayasanın ilgili maddesinde diyor ki, silahsız ve saldırısız bir yerde toplanıp tepkinizi, protesto hakkınızı kullanabilirsiniz. Bu anayasal hak, bunu kent meydanında yine il başkanımızın daveti üzerine bizlerin de duyuruları üzerine böyle bir toplantı yapıldı ve son derece kapsamlı ve etkili olduğunu düşünüyoruz. Ancak gördük ki, maalesef içeride provokasyona tetikleyen unsurların da olduğu ortaya çıktı. Biz bunları hiçbir zaman tasvip etmedik, çok net söyleyeyim. Tepkimizi dile getirelim, protesto edeceksek edelim; ancak polisle karşı karşıya gelmek doğru değil. Polis de bizim insanımız, bizim güvendiğimiz için orada. Eğer orada bir hat oluşturuyorsa, aslında dışarıdan topluluğuna bir saldırı olmasın diye orada bunu biliyoruz, biz hepimiz. Ama toplantı sonucunda maalesef istemediğimiz bazı durumlar oldu, gözaltına alınanlar oldu. Tabii gözaltı süreleri biliyorsunuz, dört gün devam ediyor. Arkadaşlarımız, kardeşlerimiz belki heyecana kapıldılar. Delikanlı diyoruz oraya gelenlere, bakıyorsunuz bazıları, biz farklı bir biçimde geldik, tepkimizi dile getirelim, anayasal hakkımızı kullanarak yapalım, bunu demokratik hakkımızı kullanarak kullanalım. Doğrusu budur ve gayet de iyi oldu. Şimdi bu konuda zannediyorum yarın mahkemeye çıkacaklar, sonucu hep beraber göreceğiz. Bu konuda Bursa halkı çok duyarlı davrandı, pazar günü oy sandığına gittiler, bu da bir tepkidir. 400.000 kişi sandığa gitti, bunun partili olanları 40.000 civarında, herhalde öyle tahmin ediyorum. Diğerleri vatandaş, tamamen belki de bugüne kadar CHP'ye hiç oy vermemiş insanlar çoğunluktadır. Belki de onun için bu tepkiyi genel idarenin de görmesi lazım. Normalleşmemiz lazım, bu ülke hepimizin, hepimizin.
"HAK YERİNİ BULACAK"
Buski'deki seçim öncesinde ortaya çıkan ve seçime kadar üstüne yatılan, maalesef duyarsız kalınan yolsuzluk olayı ile ilgili göreve gelirken daha bu olayın üzerine gittik. Neticede çözülebileceğini gördük, bu konuda hukukçularla görüştük ve adımları başlattık. Yaklaşık 600 civarında insandan bahsediyoruz; bu işin içine karışan ve farklı kentlerde, Bursa'dan da değil, Antep'ten var, Samsun'dan var, başka yerlerden, çok farklı kentlerden insanlar var. Hukukçular o kentlere gidip oralarda da suç duyurusunda bulundular, ilgili kişilerle ilgili. Şimdi yarın çok kapsamlı, aslında Bursa'nın son yıllardaki en kapsamlı davası olacak gibi görünüyor. Sonuçta hak yerini bulacak. Bursalılar, hakkı olan o kör kuruşlar, hepsi tek tek Bursa Buski'nin kasasına, bugünün paralarıyla faiziyle birlikte geri dönecek. Ne olursa olsun, bunu takipçisiyiz. Kişiler hakkında zaten biliyorsunuz, cezaevinde olanlar var ama bunun yanında bu işe gözyumanlar da var; onlarla da ilgili gerekeni yapıyoruz, hiç merak etmeyin."