2026.10.11 23:23 Son Güncellenme: 2026.10.11 23:34 - BURSA
Bursa Barosu, Ankara 2 No.lu Baro Başkanı'nın iki yıllık görev süresinde 70 baro üyesinin hâkim ve savcı olduğunu, bu kişiler için referans olduklarını ve Adalet Bakanlığının kendilerine ayrıcalık tanıdığını yönündeki açıklamasına tepki gösterdi. Baro, çoklu baro düzenlemesinin kaldırılması çağrısını yineledi.
Bursa Barosu, Ankara 2 No.lu Baro Başkanı'nın hâkim ve savcı atamalarına ilişkin açıklamalarına tepki göstererek yazılı bir basın açıklaması yayımladı.
Açıklamada, iki yıllık çalışma döneminde 70 baro üyesinin hâkim ve savcı olduğunu belirten ve bu kişiler için referans olduklarını ifade eden baro başkanının sözleri eleştirildi.
Açıklamanın tamamı şu şekilde:
"Ankara 2 No.lu Baro Başkanının, iki yıllık çalışma dönemlerinde 70 baro üyesini hâkim ve savcı yaptıklarını, bu kişiler için referans olduklarını ve Bakanlığın kendilerine "ayrıcalık tanıdığını" belirten açıklamasını Bursa Barosu olarak şiddetle kınıyoruz.
Bu açıklama, 2020 yılında çoklu baro düzenlemesine karşı yürüttüğümüz mücadelenin gerekçelerini bir kez daha ortaya koymaktadır. O gün karşı çıktığımız; savunmanın bölünmesi, baroların siyasi yakınlıklara göre ayrıştırılması ve bağımsız meslek örgütlerinin iktidarla ilişkileri üzerinden güç ve ayrıcalık elde eden yapılara dönüştürülmesi ve Baroların siyasallaşarak bağımsızlıklarını yitirme tehlikesiydi. Bugün bir baro başkanının Bakanlığın tanıdığı ayrıcalığı övünerek anlatması, bu tehlikenin ulaştığı boyutu göstermektedir.
Savunmayı bölmenin, barolar arasında siyasi yakınlığa dayalı ayrıcalıklar yaratmanın ve kamu gücüyle makbul meslek örgütleri oluşturmanın bedelini, bütün hukuk düzeni ve yurttaşların adalete duyduğu güven ödemektedir.
Bu sözler, yargıya duyulan güveni temelinden sarsacak ağırlıktadır. Hâkimlik ve savcılığa kabul süreçlerinde bir baroya ayrıcalık tanındığının, üstelik bir başarı gibi sunulmasının kabul edilebilir hiçbir yanı yoktur. Kamu gücünü kullanacak kişilerin belirlenmesinde esas alınması gereken; bilgi, liyakat, mesleki yeterlilik ve eşit koşullarda değerlendirmedir. Bakanlık nezdindeki ilişkilerin ve kurumsal referansların bu süreci belirlediği yönündeki her iddia, hukuk devleti bakımından ciddi bir hesap verme yükümlülüğü doğurur.
Gece gündüz çalışarak sınavlara hazırlanan, emeğine ve bilgisine güvenen binlerce hukukçuya bu açıklamayla ne söylenmektedir? Başarı için çalışmanın yanında ayrıcalık tanınan bir baroya üye olmak ve etkili bir referans bulmak mı gerekmektedir? Baro üyeliği, hâkimlik ve savcılığa girişte bir tercih ve kayırma ölçütüne mi dönüştürülmektedir? Hiçbir kamu makamı bu soruları yanıtsız bırakamaz.
Bir baro başkanının görevi, meslektaşlarının geleceğini Bakanlıkla kurduğu ilişkilerin karşılığı olarak sunmak değildir. Baroların sorumluluğu; her meslektaşın hakkını eşit biçimde savunmak, hukukun üstünlüğünü korumak ve yürütme karşısında bağımsız savunmayı temsil etmektir. Baro üyeliğinin kamu görevine girişte avantaj sağlayan bir araca dönüştürülmesini, meslektaşlarımızın geleceklerinin kurumsal ve siyasi nüfuz ilişkilerine bağlanmasını reddediyoruz.
Çoklu baro düzenlemesine karşı çıkarken savunduğumuz bağımsızlık, tam da bu ilişkiler karşısında anlam kazanmaktadır. Yürütmenin tanıdığı ayrıcalıklarla övünen bir anlayış, yürütme karşısında savunmanın bağımsızlığını nasıl koruyacaktır? Meslektaşlarının hakkını eşitlik temelinde savunmak yerine Bakanlığın lütfunu başarı olarak sunan bir yaklaşım, baroların varlık nedenine aykırıdır.
Bu söylem, hâkimlik ve savcılığa kendi emeği ve yeterliliğiyle kabul edilen meslektaşlarımızı da zan altında bırakmaktadır. Bir baro başkanının kişilerin mesleki başarılarını kendisine ve Bakanlığın tanıdığı ileri sürülen ayrıcalığa mal etmesi, onların emeğine ve yargının saygınlığına zarar vermektedir.
Adalet Bakanlığı kamuoyuna açık ve denetlenebilir bir açıklama yapmak zorundadır: Sözü edilen ayrıcalık nedir? Kim tarafından, hangi yetkiye dayanılarak tanınmıştır? Referansların değerlendirme süreçlerinde bir etkisi olmuş mudur? Adayların kayıtlı oldukları barolar herhangi bir aşamada tercih sebebi yapılmış mıdır? Bütün adayların aynı ölçütlerle değerlendirildiği nasıl güvence altına alınmıştır?
Yetkili kurumları, bu beyanlarda dile getirilen iddiaları bütün yönleriyle araştırmaya; hâkimlik ve savcılığa kabul süreçlerinin nesnel ölçütlere uygunluğunu denetlemeye ve varsa hukuka aykırılıkların sorumluları hakkında gerekli işlemleri yapmaya çağırıyoruz. Türkiye Barolar Birliğini de baroların bağımsızlığına ve avukatlık mesleğinin saygınlığına zarar veren bu anlayış karşısında açık tutum almaya davet ediyoruz.
2020 yılında savunmanın bölünmesine karşı yükselttiğimiz itirazın arkasındayız. Çoklu baro düzenlemesinin kaldırılması ve savunmanın bağımsızlığını, mesleğin ortaklığını ve meslektaşların eşitliğini esas alan bir yapının yeniden tesis edilmesi talebimizi yineliyoruz.
Yurttaşın adalet aradığı makamda, o makama kabulü sağlayan bir referansın gölgesi bulunamaz. Yargıya güven; ayrıcalıkla, kayırmacılıkla ve siyasi yakınlıkla kurulamaz.
Bursa Barosu olarak, meslektaşlarımızın emeğini değersizleştiren, eşitlik ilkesini aşındıran ve yargıyı nüfuz ilişkilerine açık gösteren bu anlayışın karşısındayız. Dün savunmanın bölünmesine karşı nasıl mücadele ettiysek bugün de bu bölünmenin yarattığı ayrıcalık düzenine karşı aynı kararlılıkla mücadele edeceğiz.
Savunmanın bağımsızlığı, meslektaşlarımızın emeğini ve geleceğini ayrıcalık ilişkilerine teslim etmemek için kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
BURSA BAROSU BAŞKANLIĞI"