2026.10.08 00:25 Son Güncellenme: 2026.10.08 00:25 - GÜNDEM
AK Parti'li Bülent Arınç, Mehmet Murat Çalık ve Mithat Bülent Özmen hakkında "Gördüğüm kadarıyla her ikisi de mükemmel, ahlaklı, temiz, çalışkan ve işini iyi yapan insanlardı. Şimdi bunların ikisi de cezaevinde" ifadelerini kullanırken Tayfun Kahraman hakkında "Ben hukukçuyum. Hukuku ve adaleti önceleyenler, Anayasa Mahkemesi'nin ikinci defa verdiği Tayfun Kahraman kararınını birkez daha okusunlar ve adli yargılama da hak ihlalinin ne olduğunu görsünler" dedi.
AK Parti'li eski TBMM Başkanı Bülent Arınç sosyal medya üzerinden tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, tutuklu Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen ve tutuklu şehir plancısı Tayfun Kahraman'ın tutukluklarını eleştiren bir paylaşım yaptı.
Arınç, Murat Çalık'ı hastanede ziyaret ettiğini ve Mithat Bülent Özmen ile tanışmasını anlatırken AYM'nin verdiği Tayfun Kahraman mesajını "tekrar okusunlar" uyarısında bulundu.
Arınç'ın paylaşımının tamamı şu şekilde:
"Gayretullaha Dokunmasın...
Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık'la ilgili şöyle bir olay yaşamıştım: Bundan yaklaşık iki yıl önce Murat Çalık'ın danışmanı ziyaretime geldi ve "Efendim, başkanım sizinle tanışmak istiyor" dedi. "Ben kendisini tanımıyorum" dedim. O da kendisinden çok iyi bir insan olarak bahsetti, hatta iki tane erkek evladı olduğunu ve onların dini bilgiler alması için özel bir hoca tuttuğunu söyledi. "İyi, buyursun gelsin" dedim. Ankara'da ziyaretime geldi. Çok iyi bir insan, oldukça da güzel konuştu. Kendisini tanıttı ve "Ben sadece Beylikdüzü'ne hizmet etmek istiyorum." dedi. Kendisini uğurladım ama yaklaşık bir yıl sonra hakkında gözaltı ve tutuklama oldu. Çok üzülmüştüm, çünkü aynı zamanda ciddi bir hastalığın pençesindeydi ve her an nüksetme tehlikesi vardı. İzmir'e gittim, Şehir Hastanesi'nde tedavi altındaydı. Başında polisler, jandarmalar, epey bir kalabalık vardı. O zaman dışarıda annesi, eşi ve iki oğlu bekliyorlardı. Onlarla görüştüm. Annesi gözyaşları içindeydi, oğlunun böyle bir şey yapmayacağına inanıyordu, eşi de hâkeza öyle. Ben de onları teselli ettim. "Mutlaka çıkacaktır, merak etmeyin, hak yerini bulacaktır" dedim. Fakat sonra olmadı, bütün talepleri reddedildi ve annesi, hastanedeyken hastane önünde, şimdi Silivri'deyken de her duruşmasına giderek oğlunun bir gün tahliye olacağını bekliyor. Ben kendisini teselli ederken Çayelili olduğunu söylemişlerdi. Dedim ki: "Anneciğim, inşallah oğlunuz tahliye olur, hep beraber seviniriz, siz de bize bir Çayeli fasulyesi yaparsınız." sevincinden ağlamaya başladı bu sefer, gözyaşlarıyla onu bıraktım.
MİTHAT BÜLENT ÖZMEN İLE TANIŞMASI
İkincisi, Eyüp Sultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen... Bir toplantı vesilesiyle tanışmıştık, geldi kendini takdim etti. Daha önce İGDAŞ'ta çalıştığından bahsetti; çok iyi bir eğitim almış, özel sektörde çalışmış, kendini o işlere vakfetmiş. Günün birinde teklif almış: "Seni beğendik, yaptığın işlere baktık, seni Eyüp Sultan Belediye Başkanı yapacağız" demişler. Şaşırmış. "Ben buna hemen karar veremem, bizim evde en dindarımız annemizdir, gece gündüz ibadet eder, ona bir sormam lazım. 'Anneciğim, böyle bir teklif aldım, ne dersin?' deyince beni hemen Eyüp Sultan'a götür dedi" demiş. Eyüp Sultan Hazretleri'ni ziyaret etmişler, saatlerce orada kalmış, gözyaşlarıyla dualar etmiş. Annesi, "Oğlum, Allah nasip ettiyse buraya hizmet etmen mukadderse aday ol" demiş. Onun üzerine "Ben aday oldum" dedi. Şimdi böyle güzel bir insanın günün birinde suçlanacağı, hatta Ankara'daki bir bağlantı sebebiyle suçlanacağı hiç aklıma gelmezdi.
Gördüğüm kadarıyla her ikisi de mükemmel, ahlaklı, temiz, çalışkan ve işini iyi yapan insanlardı. Şimdi bunların ikisi de cezaevinde. Onları tanıdığım için bu misalleri verdim ama bunların dışında da onlarca insan her gün bir şekilde cezaevine giriyor. Aylardır haklarında iddianame yazılmıyor, cezaevinden çıkacakları günü bekliyorlar; anneler ağlıyor, babalar ağlıyor, çocuklar ağlıyor, eşler ağlıyor. Maalesef böyle bir ortam içindeyiz.
AYM KARARI VE TAYFUN KAHRAMAN
Ben hukukçuyum. Hukuku ve adaleti önceleyenler, Anayasa Mahkemesi'nin ikinci defa verdiği Tayfun Kahraman kararınını birkez daha okusunlar ve adli yargılama da hak ihlalinin ne olduğunu görsünler.
Herhangi bir konu hakkında bir suç şüphesi ve kuvvetli delil bulunursa soruşturmalar yapılır, bunlara karşı değiliz. Ama soruşturmalar konusunda da hem Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki usullere riayet edilmeli hem de işin insani, vicdani ve hukuki boyutu hiçbir zaman ihmal edilmemelidir."
Kaynak: BirGün