Bursa
Çok Bulutlu
16.2°
Başka Gazete

Ali Babacan'dan 'fon krizi' uyarısı: 'Bundan sonra kimse yatırım yapmaz'

2026.10.30 13:48 Son Güncellenme: 2026.10.30 13:48 - SİYASET

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sermaye piyasalarında yaşanan 'fon' kriziyle ilgili sorumluların gereken cezaları almamasının yaratacağı risklere dikkat çekti. Babacan, "Bu olayda dolandıranın yanına kalırsa bundan sonra Türkiye'nin sermaye piyasalarına asla yatırım olmaz, kimse gelmez" dedi.

Ali Babacan'dan 'fon krizi' uyarısı: 'Bundan sonra kimse yatırım yapmaz'

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin İzmir İl Başkanlığı'nda düzenlenen basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Sermaye piyasalarında yaşanan 'fon' vurgununa ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, piyasalardaki sorunları 'deprem' benzetmesiyle anlattı.

"EN SAĞLAM ALTYAPI BİLE DAYANMAZ"

Yaşananların doğal bir gelişme olmadığını belirten Babacan, şunları kaydetti:

"Deprem diyoruz ama bu el yapımı, ev yapımı bir hadise, bir doğal hadise değil. Türkiye, Cumhuriyeti tarihinin en büyük piyasa dolandırıcılığıyla karşı karşıya kaldı. Bu piyasa dolandırıcılığı ifadesi, Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesindeki kanuni bir tabirdir. Olan biten tamamen bir dolandırıcılık hadisesidir. Bu kadar büyük miktarda bir dolandırıcılık hadisesinin bu kadar uzun zaman devam ediyor olması da ancak ve ancak siyasi iktidar içinden ve bürokrasiden verilen destekle olur. Yoksa dünyanın en gelişmiş bilgi işlem sistemiyle zamanında donattığımız Borsa İstanbul ve dünyanın en modern hukuki altyapısını oluşturduğumuz sermaye piyasaları, Sermaye Piyasası Kanunu ile Sermaye Piyasası Kuruluyla gerçekten bu tür hadiseler değil, böyle büyük hadiseler, en ufak dolandırıcılığın bile hemen yakalanıp gereğinin yapılmasına izin veren bir altyapıdır. Hukuki altyapıda, bilgi işlem altyapısında değil böyle 16 milyar dolar, yani 800 milyar TL, tek 16 bin liralık bir hadisenin bile anında yakalanıp gereğinin yapılabileceği bir altyapı kurulmuştur. Ama hangi kurum olursa olsun, hangi konu olursa olsun, insan faktörü tabii çok çok önemli. Hem işin ehli, dürüst hem de çalmayan, çaldırmayan insanlardan kadroların oluşması gerekiyor. Eğer kadrolar ahlaki erozyona uğradıysa, eğer kadrolar devlet imkânlarını, kamu imkânlarını maalesef birilerine peşkeş çekmekle meşgulse o zaman en sağlam hukuk altyapısı, en sağlam işlem altyapısı bile insan faktörü karşısında dayanmaz, işlemez. Şu anda ülkemizin karşı karşıya bulunduğu durum da tam da budur."

Babacan, sermaye piyasalarında değer kaybının yatırımcılar üzerindeki etkisine de değindi. Bireysel yatırımcı sayısındaki değişime ve hane halkının etkilenme düzeyine ilişkin şu rakamları paylaştı:

"Bugün bu finansal piyasalardaki dolandırıcılığın 131 fonla ilgili kısmı belki 800 milyar TL, yani 16 milyar dolar mertebesinde olsa da bu olayın getirdiği güvensizlik ve topyekûn karamsarlık sermaye piyasalarımızda çok önemli bir değer kaybına yol açtı. Bu değer kaybı eylülden bu yana 150 milyar doları geçmiş durumda ve sürekli artıyor. Sermaye piyasalarında bireysel yatırımcı sayımız eylül başı itibarıyla 7 milyon kişiydi. 7 milyon bireysel yatırımcının şöyle ya da böyle, az ya da çok hisse senetlerinde yatırımı vardı. Bu sayı belki şu anda 6,5 milyona doğru indi. Bu işlerden belki çekinip hesabını kapatan, çıkanlar oldu. Ama Türkiye'de 27 milyon hane olduğunu düşünürsek 27 milyon hanenin 7 milyonunu doğrudan etkileyen bir hadiseyle karşı karşıyayız."

"PİYASALARDAKİ KÖTÜLEŞME DURMAZ"

Sermaye piyasalarındaki gelişmelerin araştırılması için Türkiye Büyük Millet Meclisinde komisyon kurulması çağrısını yineleyen Babacan, ilgili listenin kamuoyuna açıklanmasını istedi. Sorumluların ortaya çıkarılması ve şeffaflık sağlanması gerektiğini belirten Babacan, iktidara, "İzmir'den tekrar iktidara sesleniyorum. Eğer bu listeyi açıklamazsanız, eğer Türkiye Büyük Millet Meclisinde komisyon kurmazsanız, bunun üstünü örtme eğilimine devam ederseniz bu piyasalarda kötüleşme durmaz. Daha kötüye, daha kötüye gider. Kimse, sorumluların acilen ortaya çıkarılması lazım. Suçluların hak ettikleri en ağır cezayla karşı karşıya kalmaları lazım. Kimsenin çaldığı yanına kâr kalmaması lazım" diye çağrı yaptı.

Babacan sözlerinin devamında konuyla ilgili şu sözlerle de uyarı yaptı:

"Eğer bu olayda çalanın yanına kalırsa, dolandıranın yanına kalırsa bundan sonra Türkiye'nin sermaye piyasalarına asla yatırım olmaz, kimse gelmez. Bizim insanımız da yatırım yapmaz. Uluslararası yatırımcılar da yatırım yapmaz. Çünkü dolandırana, çalana hak ettiği cezayı vermezseniz bu piyasalarda her zaman dolandırıcılığın, hırsızlığın önünü açık tutmuş olursunuz. Teşvik etmiş olursunuz. 'Fırsat varsa arkadaş, çalın, çırpın, dolandırın, kaçın. Nasılsa başınıza bir şey gelmiyor' mesajı verilmiş olur. Bu mesajın verildiği bir piyasaya artık yatırım gelmez. Bu olay açıklığa kavuşturulmadığı sürece, suçlulara en ağır cezalar verilmediği sürece sermaye piyasalarındaki erime devam eder."

'BÜTÇE' ELEŞTİRİSİ: EN BÜYÜK ÖDENEK FAİZE

2027 yılı bütçesini de eleştiren Babacan, faiz ödemeleri için ayrılan kaynağın büyüklüğüne dikkat çekti. Yüksek faiz ödemelerini ekonomik yönetime duyulan güven eksikliğiyle ilişkilendiren Babacan, şu ifadeleri kullandı:

"2027 bütçesine baktığımız zaman gerçekten en büyük harcama kaleminin, en büyük ödeneğin artık faize ayrıldığını görüyoruz. Tam 3.975.000.000 TL faiz. Adı dört olmasın diye üç dokuz yüz yetmişler. Muhtemelen bu yıl olduğu gibi gelecek yıl da bunu tekrar yükseltmek zorunda kalacaklar. Bu yıl bütçede daha küçük bir rakamla başladılar. Şimdi 2.800'ün üzerine gidiyor. Gelecek yılın bütçesinde dört demeye utandıkları için herhâlde 3.975 demişler. Hani fiyat etiketlerinde yazarlar ya 9 lira 95 kuruş falan diye, 10 dememek için. Bu da böyle bir şey. 4 trilyonluk bir faiz ödeneğinden bahsediyoruz. Şu anda Türkiye Cumhuriyeti'nin bütçesine baktığımızda en büyük bakanlık olmuş faiz bakanlığı. Bu 4 trilyonu gelecek senenin ortalama kuruyla hesap ettiğinizde 70 milyar dolar ediyor. 70 milyar dolarlık faiz ödemesi var devletin. Bunun tek sebebi kötü yönetim. Çünkü güven olmazsa, riskler yüksek olursa faizler yüksek olur. Faizlerin düşmesinin yolu güvendir. Ülkenin risklerini düşürmektir. Bunlar olmadığı sürece yüksek faizle ülke maalesef mecbur kalır. Bu kadar büyük bir kaynağın her sene, her sene faize gidiyor olması ülkemiz adına büyük bir yazık. Bu faizi hepimiz ödüyoruz."