2026.08.11 11:07 Son Güncellenme: 2026.08.11 11:25 - GÜNDEM
Türkiye genelinde 2012'den bu yana kentsel dönüşüm kapsamına alınan bağımsız bölüm sayısı 2 milyon 737 bine ulaşırken, bunların 368 bininde dönüşüm çalışmaları sürüyor.
Kamuoyunda "Kentsel Dönüşüm Kanunu" olarak bilinen 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 2012 yılında yürürlüğe girmesiyle Türkiye'de kentsel dönüşüm sürecinde yeni bir dönem başladı.
Kanunla birlikte yalnızca alan bazlı değil, bireysel yapıların da dönüşümünün önü açılırken, riskli yapı tespitinden yıkım ve yeniden inşa süreçlerine kadar birçok aşama hız kazandı. Böylece ekonomik ömrünü tamamlayan veya deprem riski taşıyan binaların yenilenmesi daha etkin ve sistematik şekilde yürütülmeye başlandı.
Türkiye genelinde 2012'den itibaren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na bağlı Kentsel Dönüşüm Başkanlığı tarafından toplam 2 milyon 737 bin bağımsız bölüm dönüşüm kapsamına alındı. 2 milyon 369 bin bağımsız bölümün dönüşümü tamamlanırken, 368 bin konut ve iş yerinde dönüşüm devam ediyor.
İstanbul'da dönüşüm kapsamındaki bağımsız bölüm sayısı 1,3 milyona yaklaştı
Kentsel dönüşüm kapsamına alınan bağımsız birim sayısının yaklaşık yüzde 47'sinin İstanbul'da yer aldığı görüldü. 2012'den bu yana megakentte dönüşüm kapsamına alınan bağımsız bölüm sayısı 1 milyon 274 bine yükseldi.
Bunlardan 998 bininin dönüşümü tamamlanırken, 276 bin konut ve iş yerinde dönüşüm devam ediyor. Kentsel Dönüşüm Başkanlığı koordinesinde "Yarısı Bizden" kampanyasından yararlanan bağımsız bölüm sayısı ise 376 bin 212'ye ulaştı.
İstanbul, İzmir ve Ankara dönüşümde öne çıkıyor
Kentsel Dönüşüm ve Şehircilik Vakfı (KENTSEV) Başkanı Haldun Ersen, yaptığı açıklamada, son yıllarda başta Kahramanmaraş merkezli olmak üzere yaşanan depremlerin kentsel dönüşüme ilgiyi artırdığını, sunulan desteklerin de burada önemli rol oynadığını söyledi.
Türkiye genelinde yaklaşık 6 milyon bağımsız bölümün riskli yapı stoku içerisinde bulunduğunun, bunların 2 milyona yakınının acilen dönüştürülmesi gerektiğinin açıklandığını anlatan Ersen, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İstanbul'da ise 1,5 milyon riskli bağımsız birimden acil dönüşüm ihtiyacı olanların sayısı yaklaşık 600 bindi. Bunlardan ne kadarı şu ana kadar dönüşüm kapsamına alındı tam bilmiyoruz. Türkiye genelinde en çok dönüşüm yapılan iller İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya, Konya ve Elazığ olarak sıralanıyor. İstanbul'da Bahçelievler, Küçükçekmece, Kadıköy, Kartal, Maltepe ve son zamanlarda Güngören ile Zeytinburnu ön plana çıkıyor."
Haldun Ersen, kentsel dönüşümün daha çok hızlanması gerektiğine işaret ederek, bazı illerde ve bölgelerde henüz istenilen hızın yakalanamadığını söyledi.
Ersen, "İstanbul, Adana, Bingöl, İzmir ve Yalova gibi illerde kentsel dönüşümü hızlandırmamız gerekiyor. İstanbul özelinde bakacak olursak özellikle Bakırköy, Avcılar, Esenyurt, Büyükçekmece, Beylikdüzü ve Fatih'te kentsel dönüşüme ağırlık verilmesi gerektiğini düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
Vatandaşların dönüşüm talebi arttı
Şehircilik, Kentsel Dönüşüm ve Entegre Tesis Yönetim Derneği Başkanı Hüseyin Kılınçarslan da son yıllarda kentsel dönüşüm hızlansa da rakamların istenilen seviyelerde olmadığını belirterek, "İstanbul başta olmak üzere İzmir, Ankara, Bursa ve Kocaeli gibi illerde dönüşüm ihtiyacı hala oldukça yüksek. Her ilin kendine göre farklı bir sorunu var. Kimi yerde eski yapı stoku, kimi yerde deprem riski, kimi yerde ise hızlı ve plansız yapılaşmanın getirdiği sorunlar karşımıza çıkıyor" dedi.
Vatandaşların dönüşüm talebinin eskiye nazaran daha yüksek olduğunu dile getiren Kılınçarslan, "Özellikle eski yapıların fazla olduğu bölgelerde vatandaş artık binasının durumunu daha fazla sorguluyor. Bunun en önemli nedeni de deprem gerçeği. Çünkü insanlar artık 'bina eski ama bugüne kadar bir şey olmadı' düşüncesinin güvenli olmadığını daha iyi anlıyor" diye konuştu.
"Terk edilmiş yapılar deprem yaşanmadan da tehlike oluşturabiliyor"
Hüseyin Kılınçarslan, kontrol edilmeyen, terk edilmiş ve zamanla yıpranmış yapıların deprem yaşanmadan da ciddi can güvenliği riski oluşturabileceğini, bu yapıların tespit edilip kayıt altına alınması ve teknik olarak incelenmesi gerektiğini söyledi.
Bir binanın tehlike oluşturması için mutlaka büyük bir deprem olması gerekmediğini vurgulayan Kılınçarslan, "En ufak sarsıntıda, hatta sarsıntı olmadan da sıva, beton veya yapı parçalarının kopması ve kısmi çökmeler yaşanabilir. Boş, kullanılmayan veya terk edilmiş yapıları 'hayalet binalar' olarak nitelendiriyorum. Bu yapıların tespit edilmesi, kayıt altına alınması ve gerekiyorsa çevresinde güvenlik önlemlerinin alınması gerekiyor" dedi.
Kentsel dönüşümün yalnızca yeni bina yapmak olmadığını vurgulayan Kılınçarslan, sahada gözden kaçan ve kontrol edilmeyen yapıların da sisteme dahil edilmesi gerektiğini ifade etti.
Kılınçarslan, "Hangi binaların riskli olduğunu, hangilerinin kontrol edilmediğini bilmemiz gerekiyor. Bir binanın yıkılmasını beklemek yerine tehlikeyi önceden tespit edip müdahale etmeliyiz. Özellikle İstanbul ve Marmara Bölgesi için artık zaman kaybetmeden kontrol edilmeyen yapıları da sisteme dahil etmeliyiz." diye konuştu.
Kaynak: AA