Bursa
Çok Bulutlu
18.1°
Başka Gazete

Özgür Özel'den Başkan Bozbey'in gözaltına alınmasına tepki: Bozbey'in suçu AK Parti'ye katılmamak

2026.03.31 16:03 Son Güncellenme: 2026.03.31 17:15 - SİYASET

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in gözaltına alınmasının ardından basın açıklaması düzenledi. Özel açıklamasında, "Suçu ne biliyor musunuz? Suçu şu. Aylardır, yıllardır yazdırıyorlar, çizdiriyorlar AK Parti'ye katılacak. Katılmam diyor. Ya AK Parti'ye katıl ya hapse atıla. Vallahi hapse göze alırım ama Bursa'dan aldığım emaneti vermem diyor. Arkadaşlar Mustafa Bozbey Bursa gibi yerde iki kişiden birinin oyunu almış. AK Parti'nin görevdeki belediye başkanına Yeşil Bursa Yeşil Bursa diyorlar. O Yeşil Bursa'nın yeşilliği, dağlarının yeşilliği, Uludağ'ın yeşilliği. Bir de kendilerine mal ediyorlar mübarek yeşili. Yönettiniz. Gördüler nasıl yönettiğinizi. Neler yaptığınızı gördüler. Neler fışkırıyor gördüler. Belediyenin parasıyla bütün ittifak ortaklarınıza 0.4 puanlık oyu olan adamın kongresinden bilmem neyine karşıladığınızı gördüler. Bursa nasıl bir çamur içinde olduğunu, nasıl yolsuzluklar olduğunu gördü, duydu, bildi." dedi.

Özgür Özel'den Başkan Bozbey'in gözaltına alınmasına tepki: Bozbey'in suçu AK Parti'ye katılmamak

Özel'in konuşmasının satır başları şöyle:

"Milli takımımıza destek vermek ve bir gururu hep birlikte yaşamak üzere Priştine'ye gitmeyi planlamıştık. Ancak bugün maalesef yine karanlık, kötü, kasvetli, can sıkıcı bir güne uyandık. Bugün 31 Mart 2026. 31 Mart 2024 seçimlerinin yıl dönümü. Cumhuriyet Halk Partisi'nin 47 yıl sonra 1. parti olduğu ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinin bir partiye nasip olan en büyük yerel seçim zaferini yaşadığı günün ikinci yıl dönümü. Büyük zaferimizin Cumhuriyet Halk Partisi olarak yıl dönümü ve dün akşam uyurken şu duayla uyudum.

Şu temenniyle gözlerimi yummuştum. İnşallah yarın 31 Mart milli takıma Türkiye'ye uğurlu gelsin. 47 yıllık hasreti biz bitirdik. Bize uğurlu gelmişti. 24 yıllık hasret bitsin inşallah.

Yarın gidelim. Hep birlikte bu maçı kazanalım. Bizim 2 yıl önceki yerel seçim zaferimizin bu sefer milli bir zaferle aynı güne denk gelmesini, 31 Mart'ın bir kez daha bir zafer günü olmasını umarak, buna dua ederek uyumuştum. Ama sabahın erken saatlerinde Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne yapılan bir operasyonla uyandım.

Birazdan Bursa'da yaşananlara nasıl değerlendirdiğimize, bundan sonra ne düşündüğümüze dair bir şeyler söyleyeceğim. Ama önce kısaca hatırlamakta fayda var.

Bizim bu başarı hikayemiz 2023 yılının Kasım'ına dayanıyor. Aslında 2023 yılının Mayıs'ında, 14 ile 28 Mayıs'ında Türkiye'de en çok gençlerin ama yoksulların, kadınların, çiftçilerin, emekçilerin iktidar değişim umuduna inandıkları ve bizim başaramadığımız bir seçim yaşadık. Kaybettik ve bu kayıp herhangi bir seçim kaybı gibi etki yaratmadı. Benim tanımlamamla bir duygusal kopuş yaşadı muhalif seçmen ve bir travma durumu ortaya çıktı. Hepinizin takip ettiği, izlediği gibi. Ve o travma bizi büyük bir felakete sürüklüyordu. Anketler de öyle gösteriyordu. Kararsızlar dağıtılmadan partinin oyu kiminde 13,5, kiminde 14. Seçime katılmayla ilgili çok yüksek oranlarda oy kullanmayacağım cevapları, tepki, protesto oyları ve burada Cumhuriyet Halk Partisi'nde ağırlığını gençlerin oluşturduğu, kadınların oluşturduğu bir ekip bir özeleştiriye ihtiyaç olduğunu söyledi. Bir değişime ihtiyaç olduğunu söyledi. Türkiye, Cumhuriyet Halk Partisi değişirse Türkiye değişecek dedi. Bunu söylerken inanıyorduk ve görüyorduk. Öğretmenevlerine gitmeyi bırakan emekli öğretmenleri, yolda yere bakarak yürüdüğü için birbirini görmeden yan yana geçen partilileri, gençlerin umutsuzluklarını görüyorduk. Ve bir yola çıktık.

"ATATÜRK GELSE BU DELEGEYLE SEÇİM KAZANAMAZ DENİLEN DELEGEMİZİ GENÇLER, KADINLAR, ANNELER İKNA ETTİ"

Buna önce çok az kişi inandık. Sonra imkansız dedikleri üzerine bahislere girdikleri, meslek hayatlarını koydukları bir şey oldu ve o delegemizi lafın kendisi Muharrem İnce'ye ait. Laf çok ağırdı ve o ağırlığın altından kalktı parti. Atatürk gelse bu delegeyle seçim kazanamaz denilen delegemizi biz değil, gençler ikna etti, kadınlar ikna etti, anneler ikna etti. Git ve şu gençlere bir şans ver dediler. Hayatında belki asansörde ilk kez 4. kata birlikte çıktığı 5. katta oturan genç bizim delegeyi asansörde ikna etti. Berberler tıraş yaparken delegeleri ikna ettiler. Torunlar dedeleri ikna ettiler.

Babalar evlatları ikna ettiler ve olmaz denilen oldu ve bir değişimim oldu partide. Değişimim olduktan sonra döndük ve dedik ki o değişimin sözünde şunu demiştik. Nasıl Bülent Ecevit başardıysa ikisi yerel, ikisi genel girdiği dört seçimden de partiyi birinci parti çıkardı. Biz de öyle yapacağız. Yapamazsak bırakacağız demiştik. İlk sınav 4 ay sonraydı ve 4 ay boyunca mümkün olan en çok kadını adaylaştırmaya en genç kadrolarla adaylaşmaya, mümkün olduğu kadar insanlara değişim şehrinize de geliyor demeye çalıştık.

Hatta bir gün asansörde sağ olsun bir arkadaş sordu. Mahir Bey'di herhalde. Değişimi nerede göreceğiz deyince İzmir'in listesinde görürsünüz demiştim. 31 belediye başkan adayından 28'i yeniydi. 6 tane kadın seçilmiş Cumhuriyet tarihi boyunca tüm partilerden 9 kadın aday vardı. 8'i seçildi. 14 gencin 13'ü seçildi. Bu parti ilk kez seçim günü kötü haberler maksatlıdır, görev yerini terk etme, ıslak imzayı bırakma yerine sandıklar açılırken sandık görevlilerine Birazdan Türkiye'nin dört bir yanından çok güzel haberler alacaksın. Sevinip de dağılma. Islak imzalı tutanağı bırakma diye mesaj attı bu parti. Sandıklar açılmadan biliyorduk anketlerden. Açılınca gördük ki CHP'nin değişimini Türkiye özeleştiriye saydı.

Dedi ki bu bir özeleştiri ve bir şans veriyorum onlara dedi. Öyle böyle bir şans vermedi. 47 yıl sonra birincilik verdi. Nüfusun %65'ini, ekonominin %85'ini verdi. Dedi ki buralarda sen yönet bir görelim. Sen yönet ve bunu sana Türkiye'nin değişim umudu için önemli bir kredi olarak veriyorum. Ya bu ya bu kürsü ya bir benzeri bilmiyorum. 600 kişilik salonda aşağıda sizin karşınıza çıktığımda basın mensuplarının karşısına sonra da önce akşam erken saatlerde sonra da bahçede otobüsün üstüne çıktığımda şunu anlattım. Bu seçimin kazananı millettir, kaybedeni yoktur dedim. CHP'lilere dedim ki yeterince sevindik. Şimdi gidelim yatalım. Yarın erken kalkalım. İşimiz var dedim.

Şuna göre kullanın o anahtarları dedim. Hepsinin gözünün içine baka baka. Ve o seçimin devamında başıma gelecekleri de bile bile dedim ki madem ki millet 1. parti olma görevi vermiştir, biz 1. parti olmanın sorumluluğuyla davranacağız. 1. parti bayramda diğer partilerin genel başkanlarını aramamazlık yapamaz. Millet iktidar olma yetkisini sana vermiş. Tacı senin başına koymuş ki akıllansın o baş diye. Eğilmek eli uzatmak bundan sonra bize düşer. İlk bayramda da o güne kadar bizi hiç aramayan birisi dahil bütün genel başkanları aradım.

"BEN YEREL SEN GENEL İKTİDARDAN SORUMLUSUN DEDİM"

Beni kutlamayan başarımızı küçük gören ondan sonra da Türkiye'nin 1. partisi olarak kendi yüzüne söylediğim kişiye şehit cenazesinde tokalaşmayan liderler bu ülkeye yakışmıyor dedim. 1. parti ile 2. partinin tokalaşmaması, görüşmemesi, selamlaşmaması olmaz dedim. Senin Manisa Şehzadeler Hacıhaliller eski kasabası köyünde benim mahalle temsilcimle senin mahalle temsilcin düğünü bir yapıyor, cenazeyi bir kaldırıyor. Biz millet böyleyken böyle olamayız dedim. Sen iktidarda sorumlusun. Ben muhalefette sorumluydum. Bugün ben yerel iktidarda sorumluyum. Sen genel iktidarda sorumlusun. Bu sorumluluğu yerine getireceğiz dedim.

"KÜFÜR YİYECEĞİMİ BİLE BİLE KARŞILADIM, UĞURLADIM"

Ve gittim ziyaret ettim. Davet ettim. Bu binada ağırladım. Küfür yiyeceğimi bile bile o kadar zulmü yapmış olduğunu da bile bile kapıda karşıladım, kapıda uğurladım. Şu kadar kendimle ilgili bir şey söylemedim. Geçen gün yanağı delik olup da çorbası akan komutan geçen gün vefat etti. Ailesi defnetti. Gezi tutuklularına zulüm etmesinler artık diye söyledim. Emekli sürünmesin. El ele verelim. Bu ülkede bu insanlara biz yerelde, siz genelde hizmet edin. Ülkenin milli menfaatlerini dışarıda birlikte savunalım. F-35'i söküp alalım. Eurofighter'ları bu ülkeye kazandıralım dedim. Kayseri'de millet birbirinin cenazesine gidiyorsa burada iyi günde, kötü günde Ankara'da da böyle olalım dedim. Bugün olsa tekrar o noktaya gelsem tekrar aynısını yaparım. Çünkü bana millet o görevi verdi o gün.

"NORMALLEŞME BİTSİN DİYE DAMARIMIZA BASTILAR"

"Ben kavga istemiyorum, hizmet istiyorum, diyalog istiyorum, düşman değiliz" dedi. Sonra bu bütün Türkiye'ye iyi geldi. Açın bakın bütün anketler duruyor. O süreci destekleme oranını. Vallahi sürece o yumuşama dedi. Ben normali budur dedim. Normalleşme dedim. Tarih kapanan süreçlerle ismi kimin taktığıyla çok ilgilenir. Kimse yumuşama demiyor o döneme. Normalleşme diyor. Çünkü millet normalinin bu olduğuna inanıyor.

Sonra anketlerde CHP'ye emanet görülen oyların kalıcılaşmasıyla Cumhuriyet Halk Partisi'nin başlatmış olduğu tüm süreçler, tüm diyaloglar AK Parti seçmeninde dahi yüzde 46'larda destek bulmasıyla CHP'ye oy verebilirim diyenler yüzde 25'lerden yüzde 63'lere çıkmasıyla dürttüler bunu. Bu iş onlara yarıyor diye. Bu iş millete yarıyordu millete. Ben defolup gidebilirdim. Yeter ki bu millet istediği gibi yönetilsin, hak ettiği gibi yönetilsin. Keşke demokrasiyi vurmak yerine her şeyi göze aldı, bizi ortadan kaldırsaymış. Normalleşmeyi bitirme, bitirt.

Bitirmenin de maliyeti var. Millet sevdi. Sever tabii millet. Çünkü o iki kardeşten biri AK Partili, biri MHP'li, biri CHP'li oluyor Anadolu'da. Kayınpederle damat bir evladı birlikte seviyorlar. Biri baba, biri eş olarak ama biri AK Partili, biri CHP'li olabiliyor. Bu kavgayı bu stresi, bu zulmü ve hep gerginlik üzerinden bir siyaseti istemiyor millet. Hak etmiyor da. Enva çeşit numara, enva çeşit saldırı. Sabırla durduk. Hepsini birebir yaşadınız.

Yani günahsız değirmenlerin böyle karşısında selamı çakmış tek mili vermiş ilk kez kara, hava, deniz birincilikle üç kadın mezun olmuş. Tören bittikten sonra Mustafa Kemal'in askeriyiz diye bir ritüeli tekrarlamışlara 8 gün sonra savaş ilan ettiler.

Neden normalleşme bitsin diye memlekette. Nasırımıza bastılar. Damarımıza bastılar. Neler neler yaptılar. Öyle olmadı böyle olmadı. Döndüler, dolaştılar. Ya olacak şey değil. Anayasayı yazan bir ruhu var onun. Bir savcı, bir hakim siyasete girerse oraya geri dönemez kardeşim. Siyasete girmeye bakan yardımcılığını yazmamış.

Çünkü o anayasa yazılırken yok. Sen uydurdun o bakan yardımcılığını sonra. Ama sen anlattın teşkilatına bakan yardımcısı bakanlar teknik, bunlar siyasidir diye. Örgütümle bakanlık arasında bağı bunlar kuracak diye. Demirtaş'tan Süreyya Önder'e, Canan Kaftancıoğlu'ndan aklına neyi toplumsal dava gelirse hepsine adaleti katlettirdiğini bakan yardımcısı yapmıştı. Onu aldı. İstanbul'a başsavcı yaptı. O gün bugün, o gün bugün İstanbul'un huzuru yoktur. Türkiye'nin huzuru yoktur. Normalleşme diye bir şey yoktur.

"CHP'DEN ÇOK AK PARTİLİLERDEN ALKIŞ ALDIM, AĞRINA GİTMİŞ!"

Normal normal dururken bu millet bu işi sevdi, kavgasıydı, hizmeti sevdi diye bakın o güne kadar Esenyurt Belediyesi'ne ilk kayyum atadıkları güne kadar ne benim, ne Erdoğan'ın birbirimize tek bir hakaret davamız yok. Bir kelime hakaret yok. Eleştiri var. Türlü çeşit miting yapmışım. 105 tane yerel yönetim mitingi akıl almaz. 20'den fazla tematik miting. Memleketine gidip çay mitingi yapmışım. Çay mitingi yaparken memleketinde yakışıyor mu Rizelilere bu taban fiyat demişim.

CHP'den çok çeperdeki AK Partililerden alkış almışım. O gitmiş ağrına. Gaziantep'te fıstık mitingi de yapmışım. Atanamayan öğretmen mitingi de ama bir kötü söz söylememişim.

"MİLLETİN SEÇTİĞİ 1. PARTİYE BALTA ÇEKTİLER"

Uzman Çavuş için konuşmuşum. İnfaz Koruma memuru için konuşmuşum. Atanamayan öğretmen için konuşmuşum. Fındık için konuşmuşum. Üzüm için konuşmuşum. Isparta'da gül üreticisi için konuşmuşum. Sonuç sonuç balta çektiler bize. Milletin seçtiği 1. partiye balta çektiler. Kendi yol yürüdüğü yol anlata anlata övünüp de bitiremediği yolda yürüyen Ekrem İmamoğlu'nu düşman bellediler. Millet birinden soğursa millet birini istemezse o kişinin başına gelenden kendi sorumludur. Ama millet bir şey istiyor da sen devleti milletin karşısına dikiyorsan millet o kişiye yaptıklarından dolayı millete karşı sen sorumlusun.

"MİLLET NERELERİ SİZDEN ALDI DA BİZE VERDİ ONA BAKIN ÖNCE!"

Artık o milletin adamı. Milletin adayı, milletin başkanı. Kendine gel. Beyoğlu'nu Eyüp Sultan'ı vermiş adam CHP'ye. Sen daha Milliyetçi Muhafazakar Partisi'sin değil mi? Oralarda neler yaptıysan Kasımpaşa'yı almış senden vermiş başkasına. Bilmiyor mu neler olduğunu. Bilmiyor mu neler yaptığınızı. AK Parti belediyeciliği kirlendi lafı bana mı ait? Biz rant belediyeciliği falan diyoruz. Arınmayı bulmuşlar kendileri. Kirlendik lafı kime ait arkadaşlar? AK Parti belediyeciliği kime ait? Hangi nereleri millet sizden aldı da bize verdi bir bakın önce. Bunun muhasebesini yaptın mı sen? Millete bunun hesabını verdin de.

Yok. Ne yaptın? Hadi bakalım git. Orada bir sistem var. Bakın partinin genel başkanıyım. Bugüne kadar bu partide sistem diye bir laf duymadım. Duyan varsa, söyleyen varsa söylesin ben öğreneyim. Sistem var orada. Git bul. Kasa var orada git bul. Para var orada git bul. Nereden biliyorsun sen bunları? Kişi kendinden bilir işi. Bakarsan Erdoğan yargılanırken iddianamede bir sistem yazıyor. Albayrakların kurduğu bir sistemle oradan geçmeden buraya gelinmez. Herkes parayı verecek. Ondan sonra iş olacak. Bizde yok ben sistem diye bir laf duymadım. Ama var. Kimse kasa görmedi. Arayın bulun. Şundan eminim bir vakit bir kuyuda kasası varmış bunların. Bizim hepsinin babalarının kuyularında kasa aradılar yaz boyu. Para gömmüşler bir yere. Köstebek gibi kazdılar her tarafı bir şey bulamadılar. Yaz boyunca kendilerinde geçmişte ne varsa onu söylediler. Bulunacak, bulundu fotoğrafı olacak, şusu olacak. İddianameyi bir ayda yazılacak, 3 ayda yazılacak iddianameyi bir yılda zor yazdılar. İçine hiçbir şey koyamadılar. Peki ne oldu biliyor musunuz? Ne oldu? Yüzde 60 memnuniyet vardı. Ben yüzde 59 memnuniyet vardı biz ölçtürdüğümüzde CHP'li belediyelerden o operasyonlar başlayana kadar AK Parti'de 61 ölçtürmüştü.

Bugün itibariyle dün daha sunumunu aldık. Yüzde 60 CHP'ye yapılanlar siyasi operasyondur yolsuzlukla ilgisi yoktur diyor anketler. Aç bak. Şirketin adı Area. Nerede yapmış? Nasıl yapmış? Kontrolünü nasıl yapmış? Bilmem ne hepsini döküyor ortaya. Bir yıl boyunca her türlü haysiyet cellatlığı, her türlü saldırı karşısında o zaman dedim 2,5 kanal var. Birinden birini hep kapıyorlar diye sonra biri kapandı. 1,5 kanal var. Hep birisi kapalı diye onu bile çarpıttılar. Kanalın birine laf mı ediyor bilmem ne mi diye. Birinden biri kapalı. 2 kanalla sözümüzle, örgütümüzle meydanla kalabalıkla milletle kafa kafaya çarpışıyoruz. Karşıda Atatürk'ün kurduğu Anadolu Ajansı'nın bütün imkanları, koskoca TRT ve Merkez medya, havuz medya. Ha ne dedim havuz. Nereden çıktı bu havuz lafı? Havuz medyada çalışan arkadaşlara soruyorum. Nereden çıktı bu havuz lafı? Binali Yıldırım Ulaştırma Bakanı iken çalıştığınız televizyonlar, gazeteler TMSF'de iken onlar alınsın diye devlete en çok iş yapan müteahhitlerden para toplanıp da havuz oluşturuldu mu oluşturulmadı mı? Orada satın alınan şirketlere havuz mu deniliyor? Havuz medyası mı deniliyor denmiyor mu? Binali Yıldırım bu başarıdan dolayı geriniyor muydu, gerinmiyor muydu AK Parti meydanlarında? Hırsızlık yapan kardeşimim olsa kolunu keserim diyen kişiyi başbakanın kafasını kesip yerine Binali denirken buradaki maharetleri övgüyle anlatılmıyor muydu? Binali Bey'in organizasyon yeteneği yüksek diye. Bir tarafta siyasi etik yasası çıkarayım diyen başbakanı parti içi darbeyle gönderip yerine havuz işini bilen Binali Bey'i bindirmediniz mi? Günü gelince de İnali deyip başbakanlığı lav etmediniz mi? Bütün yetkileri partili bir cumhurbaşkanına vermediniz mi?

Hepsinden mücadele ediyoruz ve yüzde 60 onlara inanan yüzde 25 , yüzde 15'te fikrim yok diyor. Çıkmış yapmadığı tehdit kalmamış. Şantaj kalmamış bilmem ne kalmamış. Bugün yazdırtıyor.

BAHÇELİ'NİN 'DOKUNULMAZLIK' ÇIKIŞINA YANIT

Özgür Özel'in dokunulmazlığı kalkabilir. Yok bilmem ne olabilir. Kardeşim daha ne şantaj yapacaksınız? Daha ne tehdit edeceksiniz? Biz bunlara kanacak, sinecek, duracak olsak Atatürk'ün koltuğuna mı talip olurdum. Kendim için siyaset yapıyor olsam doğru yer burası olabilir mi ya? Burası millet işi siyasetin kalesidir kalesi. Burası idam fermanı boynunda yola çıkanlar yeri burası. İşgal kuvvetlerine halı serenlerin değil. Bunu anlayın önce. Dokunulmazlığı kaldırırmış da bir. Kimse dokunulmaz değil. O da oradan arktan küçük. Okudum. Aldım mesajı.

"BAK DAHA NELER OLACAK! DİRENMEYE DEVAM EDECEĞİZ!"

Ne bugüne kadar yapılan ahlaksız tekliflere teslim oldu bu parti. Ne bundan sonrası için ortaya koyacağınız tehdide şantaja. Ona teslim olunca zaten parti otomatikman ortadan kalkmış oluyor. Bu direnişin partisi işgale. Kuruluşun partisi bu. Ne bahsediyorsunuz siz? Dokunulmazlıkla korkutacağım, şeyle korkutacağım, kayyumla korkutacağım, butlanla korkutacağım seni. Görünüyor ki biz korkutuyoruz seni. Aha da teslim olursam ne olsun? Aha da teslim edersek ne olsun? Bu kadar açığız, bu kadar netiz, bu kadar kararlıyız. Ama bak daha neler olacak. 377 gün oldu. 1377 gün olsun direnmeye devam edeceğiz milletle birlikte.

101 eylem yapmışız. Ölene kadar gücümüzün son damlasına kadar devam edeceğiz. İlk günden başlamış. Akıl üstüne akıl veriyorlar. Ankara'ya dön. Partinin başında otur. Ankara'ya dönerek, mücadele bırakarak, arkadaşa sırt çevrilerek parti başında oturuluyorsa o parti olsa olsa sizinkilerin şeker partisi olur, pudra partisi olur. Cumhuriyet Halk Partisi olmaz o. Bu partinin başına geçtiğin gün bu partinin başında durduğun gün bir daha bu partiye seçim kaybettirmemek üzere çocuğunun üstüne yemin ediyorsun sen. Bu parti öyle bir parti. O yemine edemiyorsan kazanamıyorsun zaten. Onu göze almazsan olmuyor. Herkes aklını başına alacak.

Bu sabah ya benim kedimin adı Zafer ya. 2 sene önce bugün doğmuş ya. Ve ben bugünü, bugünü Zafer bu seferde milli zafer olsun diye dua edip yatmışım. Sabah kalkmışım tam 31 Mart günü zaferin yıl dönümünde 47 yıl sonra kazandığımız Bursa'yı seçimle kaybettikleri günün yıl dönümünde 30 Mart torbaya girdi 1 Nisan şaka olurdu çünkü. 31 Mart günü yargı operasyonuyla almaya çalışıyor adam ya. Ya millete söylüyorum amcalara, teyzelere, kardeşlere, evlatlara. Ya görüyorsunuz mu ne yapıyorlar?

"MAFYA MISINIZ SİZ?"

Mafya mısınız siz? 31 Mart'ın tam yıl dönümünde Bursa'ya operasyon. Çünkü belediye meclis çoğunluğunun AK Parti'de olduğu tek büyük şehir orası. Bursa'yı geri alacak. 31 Mart günü yapıyor bunu ya. Mafya mısınız siz? Bu millete böyle bir diklenme nedir? Bu millet askere istersin evladını yollar. Tabutta gelir Vatan sağ olsun der. Ne istiyorsan yapar. Devletini sever ama devleti milletin karşısına diktin mi o karşısına diktiğin devleti perişan eder. FETÖ'cüler denedi. O gece beraberdik. Sıraya giriyordunuz önümde. Tutumunuzdan dolayı teşekkür ederiz Özgür Bey. Ne yapacaktım ya? Kurduğum parlamentoyu FETÖ'cülere mi bırakacaktım? Sana saldırıyorlar diye seçilmişi mi yalnız bırakacaktım? Ben saldırılan Tayyip Erdoğan da olsa millet seçtiyse sahip çıkarım kardeşim. Şimdi yaptığımda ondan ibarettir.

Saldıran Tayyip Erdoğan da olsa milletin seçtiğine sahip çıkıyoruz biz. Ne konuşuyorsunuz siz? Ne anlatıyorsunuz siz bize? Bu millete ne anlatabilirsin sen. Kazanamadığın Bursa'yı sabahın köründe gidip sandıkta alamadığın şeyi hakim tokmağıyla savcı cübbesiyle alacağım diye yola çıkana yol verir mi bu millet? Meselenin özü burada. Bunu anlayın önce. Önce bunu anlayın. O yüzden diyorum ölmeyi göze aldık diye. O yüzden diyorum. Bu mesele bir belediyeden fazlası bu mesele. İçeride dimdik yatıyor benim arkadaşlarım.

Eğilmeden bükülmeden. Eğileni büküleni toplayıp bana layıksın deyip götürüyorsun zaten. Sana layık onlar. Bugün 7 yıl önce görevi yapmış o dönemde suçlanmış, gelmiş, araştırılmış, kovul soruşturma izni yok denmiş. Soruşturma izni verilmiş. Aklanmış. Üstüne 5 yıl boş durmuş. Kazanmış 2 yıl büyükşehir yapmış. Bir tane bu dönemle ilgili isnat, iftira bile yok burada. 7 yıl önce yapılan bir yaşanan bir süreç, bir vakıf, bir bilmem neyle ilgili icat çıkarıp bugün gelip belediyeyi elimizden almaya çalışan mesele. Suçu ne biliyor musunuz? Suçu şu.

"SUÇU AK PARTİ'YE KATILMAMAK"

Aylardır, yıllardır yazdırıyorlar, çizdiriyorlar AK Parti'ye katılacak. Katılmam diyor. Ya AK Parti'ye katıl ya hapse atıla. Vallahi hapse göze alırım ama Bursa'dan aldığım emaneti vermem diyor. Arkadaşlar Mustafa Bozbey Bursa gibi yerde iki kişiden birinin oyunu almış. AK Parti'nin görevdeki belediye başkanına Yeşil Bursa Yeşil Bursa diyorlar. O Yeşil Bursa'nın yeşilliği, dağlarının yeşilliği, Uludağ'ın yeşilliği. Bir de kendilerine mal ediyorlar mübarek yeşili. Yönettiniz. Gördüler nasıl yönettiğinizi. Neler yaptığınızı gördüler. Neler fışkırıyor gördüler. Belediyenin parasıyla bütün ittifak ortaklarınıza 0.4 puanlık oyu olan adamın kongresinden bilmem neyine karşıladığınızı gördüler. Bursa nasıl bir çarşur içinde olduğunu, nasıl yolsuzluklar olduğunu gördü, duydu, bildi.

"GÖRMÜYOR MU BUNU TÜRKİYE"

Bozbey de gördü, biliyor bildiği adam. Rekor üstüne rekorlar kırdığı Nilüfer'den büyük şehre aday oldu. Kaybetti. 5 yıl bekledi. İki kişiden biri seçti. 112 puan fark attı size. Şimdi bugün yapmaya çalıştıkları iş AK Partili milletvekillerinin hırsız dediği topuklu Efeyi topuklayan Efe olup yanlarına koymak. CHP'ye oy veren yerlerdeki hizmeti durdurup AK Parti'ye oy veren yerlere hizmet ettirmek. Faturayı ödetirmiş kadın suç örgütü liderine dışarıda gezdiriyorsunuz ya bizimkilere iftira attı diye. Bizde bir fatura koyamıyorsun ortaya. Faturaları ödetirmiş Aziz İhsan Aktaş'a rozeti taktılar kol kola girdiler. İsmail Güler Gaziantep Şehitkamil AK Parti ilçe başkanı. CHP'den seçilen Umut Yılmaz hakkında sayısız suç duyurusu, o, bu belediyeyi soydu soğana çevirdi, yolsuzun önde gideni ağzına geleni söyledi. Geçen gün birlikte esnaf geziyorlar. Bu lafın sahibiyle muhatabı. Dava açılmıştı. AK Parti'ye kaçtı. AK Parti'ye gidince davayı ayırdılar. Gidenler iki kişi geri kalan burada. Burada dava devam bunlara takipsizlik. Sebep AK Parti'ye intikal. Görmüyor mu bunu Gaziantep. Görmüyor mu bunu Türkiye?

"SAYIN BAHÇELİ, SATIR ARASINDAN SÖYLEMİYORUM"

Bayrampaşa'da Sayın Bahçeli satır arasından söylemiyorum. Açık söylüyorum Sayın Bahçeli. Bayrampaşa'da belediye başkanı bana verdi. Ben size verdim isimleri. Bayrampaşa belediye başkanına 1 milyon lira verdim de serbest kal dediler. Yalandan korkarım diye oğlumla beni Silivri'ye getirdiler diyordu. Oğlu MHP ilçe yöneticisiydi. İçeride yattılar. Size ben duyurdum. Bir ilgilenin ya dedim. Gittiniz bir tek kendinle ilgilenip onu bıraktırdınız. Bizimkini içeride bıraktınız.

Sayın Bahçeli adam diyor ki iftira atsam girmeyecektim. Devlet Bey sesimi duysun. Sen gittin onu bir tek kurtardın oradan. Bizimki duruyor. Çünkü iftira atanlar oldu. Atmam diyeni MHP'li de olsa içeri attılar. Bir şekilde onu sen çıkardın. İftira yiyen orada Bayrampaşa Belediyesi'nde alt belediye AK Parti'ye geçti bir farkla. Hileli oylamalarla.

Gaziosmanpaşa sırf çoğunluk sizde diye geldiniz. Belediye Başkanı koydunuz. Aylardır iddianame yok. Kasadan TRT paraları gösteriyordu. Mühür çıktı. Paralar stok görüntü çıktı. Yalan görüntüymüş. Kardeşim nasıl oluyor da, nasıl oluyor da oruç tutarken namaz kılarak secdeye varınca başını koyunca Gaziosmanpaşa'ya bunu yapıp da halen daha bu duaların kabulünü istiyorsun ya bu ibadetin nasıl oluyor bu? Bunu soruyoruz sana. O çocuğun günahı sadece sevilen Gaziosmanpaşalı bir figür senin adayı yendi. Belediye meclis sende. Daha iddianame yok. İddianame. Yalan çıktı bütün söyledikleriniz. Şimdi milletin içine gireceksiniz. Konuşacaksınız, konuşacaksınız. Bugün Türkiye'de 30 belediye milletin seçmedikleri tarafından yönetiliyor. 28 bu 30 12 belediye kayyumla yönetiliyor. 18 belediyeyi de AK Parti yargı kolları tarafından esir alınmış durumda.

Nasıl olacak bu iş? Yargıya güven yüzde 18'e düşmüş. O 30 belediyenin toplam nüfusu 28 milyon. 28 milyon insanın son sandık iradesini sakatladınız. Dış dünyada demokrasinin olmadığı, adaletin olmadığı riskli muhaliflerin içeri tıkıldığı bir ülke olarak algılanıyorsunuz. Bunu Avrupa'da görüyor eleştiren kanatlar eleştiriyor. Öbürünün mecali yok. Trump da görüyor. Trump'ın adamı şöyle diyor.

Ekrem İmamoğlu'nun tutukluğu üzerine sorulan soruya "3. dünya ülkeleri böyledir. Muhalifleri içeri tıkarsın ondan kurulur, kurtulur yoluna bakarsın. Erdoğan da öyle yaptı" diyor.

Türkiye'ye 3. dünya ülkesi diyor. Yapılan işleme muhalefeti içeri tıkma ve ondan kurtulma diye görüyor. Ama buna prim veriyor. Çünkü diyor ki Suriye'de rejimi değiştiririm. Kimi koyarsam o yönetir dedi ya. Sevdim onu. Beni hiç mahcup etmedi. İran'ı vururum deviririm benim uygun gördüğüm biri yönetir. Venezüella'yı kimi diyorsam o yönetir.

"30 YIL ÖNCE DEMOKRATI OYNAYIP SONUNDA OTOKRATA DÖNÜŞME GERÇEĞİ ORTADAN KALDIRMIYOR"

Türkiye'de de rejimi değiştiririm. Cumhuriyet rejimini kimi diyorsam o yönetir. Recep Tayyip Erdoğan. Buraya geldik şimdi.

Aktörün 30 sene önce demokrat rolü oynaması sahnenin sonunda otokrata dönüşme gerçeğini ortadan kaldırmıyor işte. Türkiye'de demokrasiyi kaldıracaksın rakipleri içeri atacaksın seni yenecek partiye geleceğin iktidar partisine darbe yapacaksın. Sonra da her şey normalmiş gibi buradaki kravata göre medeniyet nutukları atacaksın. Medeni adam seçimi kazandığı gece değil kaybettiği gece belli olur. Kazandığı gece demokrasi nutuğu atandan bir şey olmaz. Kaybettiği gece atacak onu İsmet Paşa gibi. Bugün yapılan buradan açıkça söylüyorum. Yaşadıklarımız bir CHP meselesi değildir. Bu darbe milletin seçme ve seçilme hakkına indirilmiş bir darbedir.

Çok partili demokratik sistem, hukukun üstünlüğü ve Atatürk'ten emanet olan Cumhuriyet'in en önemli kazanımı sandık tehlikededir. Yerel seçimde zapt edilmiştir. Genel seçimle ilgili uygun atmosfer olursa konulacaktır. Olmazsa belki de ondan da cayılacaktır. Türkiye'de Trump desteğiyle Cumhuriyet rejimi ortadan kaldırılmaya yerine Trump kimi istiyorsa onun yönettiği bir rejim dayatılmaya çalışmaktadır. Mevzu Venezüella kadar net, Suriye'ye kadar berrak ama Trump açısından İran kadar da papucun pahalı olduğu bir yerdedir. Hedef bugün CHP. Çünkü müesses nizama itirazın cisimleştiği yer burası. O yüzden hiç beklenmedik bir şekilde meydanlar dolmaya taşmaya millet doludan kardan yılmamaya bayılmadan önce meydanı terk etmemeye kararlıdır. CHP'ye açılmadan kapatma davası tehdit gördüğümüz herkese açılan davadır.

"KAZANACAĞI GÖRÜRSE İÇERİ ATMAKTADIR, TALİMAT YİNE AMERİKA'NINDIR"

Rejimin dili budur. Cumhurbaşkanı adayı olursan yerin Silivri'yi boylamaktır. Kazanacak değil kaybedecek adaylar aranmaktadır. Kazanacağı görürse içeri atmaktadır. Mevzu bundan ibarettir. Başka bir şeyden ibaret değildir. Bugün Mecliste Hatay halkının seçip gönderdiği bir milletvekili Silivri'de olduğu için görev yapamamaktadır. Hatay'a Hatay. Hatırlatırım. Hatay Misakı Milli sınırlarındadır. Ancak Kurtuluş Savaşı sonucunda Türkiye toprağı değildir. Sonradan özel statü ve devlettir. Hatay bu ülkeye nasıl katılmıştır? Sandıkla, sandıkla. Sandık koydular oy attılar. Cumhurbaşkanı Hatay'ı Türkiye'ye katan kendini Cumhurbaşkanından alan oylamada oy attı. Allah gani gani rahmet eylesin. Türkiye'ye sandıkla katılmış ilin sandıkta belirlediği milletvekili hapistedir.

Rejimin bizi getirdiği nokta burasıdır. Bugün yapılan iktidarın CHP'nin başına çorap ördüğünü söyleyenlere söylüyorum. Milletin başına çuval geçiriyor. Kuzey Irak'ta nasıl Amerika Türk askerin başına çuval geçirip hepimize bir mesaj verdiyse bugün biz Cumhuriyet iktidarını sürdürüp biz Cumhuriyet rejimini sürdüreceğiz. Seçilenin iktidarda kalmasını savunuyoruz diyen Cumhuriyet Halk Partisi'nin başına örülen çorap milletin kafasına geçirilen çuvaldır. Talimat yine Amerika'dandır. Amerika olur verdiği için yapılabilmektedir bunların hepsi. Her darbenin arkasından çıktıkları gibi bu darbenin de arkasındadırlar.

"GELEN GELSİN ALABİLEN ALSIN, DOKUNULMAZLIĞIMI KALDIRAN KALDIRSIN!"

15 Temmuz'da olduğu gibi. 12 Eylül'de bizim çocuklar yaptığı gibi onların çocuklar şimdi de bundan sonraki Cumhuriyet hükümetine darbe girişimindedirler. Ben bu somut tanı ve bu iddiayla burada duruyorum.

Gelen gelsin. Alabilen alsın. Dokunulmazlığımı kaldıran kaldırsın. Yazmış bugün. Aslında muhaliflere ilişmemek centilmenlik gereğiymiş. Özgür Özel hakaretlerini sürdürüyormuş. Bir elim gitti yapma bunu dedim.

"ERDOĞAN'IN BAHÇELİ'YE YAPTIĞI HAKARETLERİ SIRALAYACAKTIM, BEN KİMSEYE O LAFLARI ETMEDİM"

Yapma bunu Özgür. Recep Tayyip Erdoğan'ın Sayın Bahçeli'ye yaptığı hakaretleri sıralayacaktım ve aldığı cevapları bir de bana küfür dedikleri lafları. Ben kimseye o lafları etmedim.

Edilen lafa cevap vermedim. Benim dediğim şu. Son açtığı dava yine küfür dediği. Seçilmiş bir başbakan ve cumhurbaşkanı olarak tarihe böyle geçebilirdin. Aday olup kaybetsen de kazansan da şerefli bir sonuçtu. Ama sen tarihe cuntanın başı olarak geçmeyi tercih ettin. Buymuş küfür. Yaptığın ne? Çıktığın her şeyi borçlu olduğunu sandığa bir bak. Bugün o sandığın sonucuna senin itirazın. Bilmiyorlar mıydı?

Yani demek ki bu yol meşruysa. Sen İBB başkanı iken yargılanırken çok mu zordu o dönemin hakimlerine, o dönemin iktidarlarının bir tutuklama kararı çıkartması. Bitmiştin o zaman ya. Yoktun. Hiç AK Parti iktidarı olamamıştı o zaman. Öyle mi? Değil. Onu da yapsalardı bu millet bir yolunu bulur istediğini başa getirirdi. O yüzden benim bugünlerde bu millete inancım. Anlıyor musun? Ama sen keşke beni o günlerde tutuklasalarmış. O zamanlar beni tutuklasalar kurtulurlardı benden diyorsun. Çünkü 3 aylık  haksız hapsin yarattığı mağduriyeti görüyorsun. Ama burada aynı işi milletin kararına rağmen böyle yapıyorsun.

"SEN İLÇE SEÇİM MÜDÜRÜNE SALDIRMIŞ ADAMSIN"

Sen o zaman dört kere üst üste seçilmiş biri değildin. Milletvekili seçimini girmiş kaybetmiş. Beyoğlu belediye başkanı olamamış. Kaybettiği seçimde ilçe seçim müdürüne saldırmış. Böyle bir adamsın sen. Sonra 28 Şubat'ın mağduriyetini hem hocaya ve dava arkadaşlarına biz o gömleği çıkardık deyip askere göz kırparak Amerika'dan icazet alarak... .... sözünü vererek acil bir erken seçimle bütün partiler baraj altı bırakılarak siyasi mühendislikten gelmiş buralara kadar gitmiş.

"ULU ÇINAR YANARSA ORMAN YANAR"

Şimdi bu millete bunu yapan birisisin sen. O yüzden o yüzden milletin başına çuval geçirir Amerika, geçirtir askerin başına ama bu millet, bu millet bunun hesabını eninde sonunda görür. O yüzden Cumhuriyet Halk Partisi'nin evinde yangın çıkıyor diye bakanlara şunu söyleyeyim. Bizim ev yanarsa apartman yanar. Bizim ev yanarsa apartman yanar. Bu ulu çınar yanarsa orman yanar. O yüzden herkes kimin ateşle oynadığına, kimin elde tiner çakmak çaktığına dikkat etsin. Biz yangınlardan çıkmış bu ülkeyi küllerinden doğurmuş partiyiz. O yüzden herkes nerede durduğuna, kime ne yaptığına, kimle paslaştığına, kimi tehdit ettiğine doğru karar versin.

O tehditlerden yılacak birini arıyorsanız onu bu partinin ne başında ne onun yanı başında bulamazsınız. Buradan sonra ne yapacağız? Mücadeleye devam!"

NE OLMUŞTU?

Savcılık kararıyla hakkında gözaltı işlemi başlatılan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in evinde de arama yapılmıştı. Soruşturma kapsamında Bursa, İstanbul, Balıkesir ve Diyarbakır'da eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 59 kişi hakkında işlem yapılmıştı. Bu kişilerden 55'i gözaltına alınırken, 4 kişi için yakalama çalışmalarının sürdüğü açıklanmıştı.